Danıştay Üçüncü Dairenin, şirketten ayrılan ortağın, ortaklık süresi dışında kalan vergi borçlarından sorumlu tutulamayacağı yönündeki ödeme emri iptali kararı.
Özet: Davacı adına, şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davada, Bölge İdare Mahkemesi, davacının ortaklık süresinin kamu alacağına konu verginin dönemini tamamen içermemesi nedeniyle, davacının sorumlu olmadığı döneme ait kamu alacaklarına ilişkin ödeme emrinin bir kısmını hukuka ve hakkaniyete aykırı bularak iptal etmiş, diğer kısımlara yönelik istinaf başvurusunu ise reddetmiştir.
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : █████████
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) ...
VEKİLİ: Av. ...
2- (DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, ... Petrol Taşımacılık İnşaat Otomotiv Gıda Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nden alınamayan 2011 ila 2015 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ila ... takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emirlerinin dayanağı şirket adına düzenlenen ... tarih ve ...; ... tarih ve ...; ... tarih ve ...; ... tarih ...; ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emirlerinin, █████/2019, █████/2019, █████/2020 tarihlerinde şirkete usulüne uygun tebliğ edildiği ve yapılan mal varlığı araştırılması sonucu amme alacağının tahsili imkânı bulunmadığı anlaşıldığından, borçların ilgili olduğu dönemde ortaklık sıfatına haiz davacının hisseleri oranında takibinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:
Vergi Mahkemesi kararının; dava konusu ... ve ... takip numaralı ödeme emirleri ile ... takip numaralı ödeme emrinin 1, 2, 37 ila 41. sıra numarası haricindeki kamu alacağına ilişkin kısmına dair hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusu değinilen hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Dava konusu ... takip numaralı ödeme emrinin 1, 2, 37 ila 41. sıra numarasında yer alan kamu alacağının, 2011 yılının Ekim ila Aralık dönemine ait gecikme faizi ve vergi ziyaı cezası, aynı yıla ait vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile ferisi ile özel usulsüzlük cezasından oluştuğu, davacının ise sözü edilen şirkette █████/2011 ila █████/2015 tarihleri aralığında %37,5 hisseyle ortaklığının bulunduğu dikkate alındığında, davacının şirketteki ortaklık süresinin kamu alacağına konu verginin döneminin tamamını içermemesi, kısmen sorumlu olduğu tarihleri, kısmen de sorumlu olmadığı tarihleri içermesi, bu kamu alacaklarına ilişkin olarak vergiyi doğuran olaya ait fiilin şirket ortağı olduğu tarih aralığından önce ve sonra meydana geldiği, dönem ve vade tarihleri itibariyle şirket ortağı olmadığından sorumlu tutulamayacağı ve bu durumun kabulü hukuka ve hakkaniyete uygun düşeceği gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının ... takip ödeme emrinin belirtilen kısmı yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusu kabul edilerek değinilen hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra ödeme emri, değinilen kısım yönünden iptal edilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı idare tarafından, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen amme alacağının tahsili için ortak sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık görülmediği ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
Davacı tarafından, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilmediği ve söz konusu alacaklardan sorumluluğunun bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Davacı idare temyiz isteminin reddi, davacı temyiz isteminin ise kısmen reddi kısmen kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının, █████/2015 tarihinde hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, asıl borçlu şirketin 2013 ve 2014 yıllarına ait defter ve belgelerinin ibrazına ilişkin ... tarih ve ... sayılı yazının, şirket kanuni temsilcisine █████/2018 tarihinde tebliğ edildiği, temsilci tarafından, defterlerin ... Asliye Ticaret Mahkemesinde olduğu bu nedenle ibrazının sağlanamayacağının bildirilmesi üzerine, temsilciden ilgili defterlerin Mahkemeye teslim edildiğine dair Mahkemeden alınan teslim ibraz tutanağı ve alındı belgesinin istenildiği ancak istenilen belgelerin sunulmadığı öte yandan idarece defter ve belgelerin gönderilmesi yahut uygun bir ortam oluşturularak defter ve belgeler üzerinde inceleme yapmalarına imkan sağlanması yönünde Mahkemeden yazı ile talepte bulunulduğu, █████/2018 tarihli cevabı yazı ve eki bilirkişi yemin ve teslim tutanağından, ihtilaf konusu defterlerin Mahkemelerinde bulunmadığı, bilirkişi incelemesi yapıldıktan sonra 2010, 2015 ve 2016 yıllarına ait defterlerin █████/2016 tarihli tutanakla iade edildiğinin bildirilmesi üzerine düzenlenen vergi inceleme raporları uyarınca yapılan katma değer vergisi tarhiyatının şirkete tebliğ edildiği, söz konusu borcun ödenmemesi üzerine de gerçekleştirilen mal varlığı araştırılması sonucunda borcun şirketten tahsil edilmeyeceğinin anlaşıldığından bahisle adına hissesi oranında ortak sıfatıyla 2013 ila 2015 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla dava konusu ... takip numaralı ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları kurala bağlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun limited şirketlere ilişkin "Bilgi alma ve inceleme hakkı" başlıklı 614. maddesinin 1. fıkrasında, her ortağın, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilecekleri ve belirli konularda inceleme yapabilecekleri belirtilmiş, 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nun 548. maddesinde de benzer hükümlere yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyiz istemlerine konu Vergi Dava Dairesi kararının, ... takip numaralı ödeme emrinin 1, 2, 37 ila 41. sıra numarasında yer alan kamu alacağı yönünden iptaline ilişkin hüküm fıkrası ile ... takip numaralı ödeme emri ve ... takip numaralı ödeme emrinin 1, 2, 37 ila 41. sıra numarası haricindeki kamu alacağına ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur.
Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde gerekli kaynağın elde edilmesi amacıyla vergi ve diğer kamu alacaklarının takip ve tahsili için hukuki düzenlemeler ve ayrıcalıklı yetkilerle kolaylık ve hızlılık sağlanmasının doğal olduğu kabul edilmekle birlikte bu konuda bireylerin hakları ve hukukun genel ilkelerinin de göz önünde bulundurulması hukuk devletinin bir gereğidir. Kamu hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli düzenlemeler yapılırken elde edilmek istenen kamu yararıyla bireysel haklar arasında bir dengenin kurulması gerekir. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni olması ve kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunması yeterli olmayıp ayrıca müdahalenin ölçülü olması da şarttır. Hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ölçülülük ilkesi uyarınca mülkiyet hakkının sınırlandırılması suretiyle elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin sağlanması zorunludur.
Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
Limited şirket ortaklarını, şirketten tahsiline olanak bulunmayan kamu alacaklarının ödenmesinden doğrudan doğruya ve payları oranında sorumlu tutan 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi karşısında, tahsili gereken kamu alacağını yaratan vergilendirmenin ait olduğu dönemde şirketin paylarına sahip ortakların, ortaklık sıfatının sürdüğü dönemlere ilişkin ortaklık sıfatından doğan ve bu dönemlere dair yapılacak bir inceleme sonrası salınacak vergi ve kesilecek cezalardan sorumlu tutulabilecekleri açıktır.
Ancak, ortakların takibi aşamasında, kusursuz sorumlu olduklarından bahisle kendilerine orantısız bir külfet yüklenmemesi gerekmektedir.
Limited şirketin bütün hesap ve işlemlerine yönelik olarak denetim ve gözetim yetkisi bulunan ortakların, şirket faaliyetlerini ve temsile yetkili kişilerin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini denetleme, inceleme ve bu konularda bilgi alma hakları bulunmaktadır.
Buna göre, sadece ortaklık sıfatının devam ettiği dönemlerde şirket işlemleri hakkındaki her türlü bilgiye erişme imkanı olan ortakların, paylarını devrettikten, başka bir ifadeyle şirketle bağlarının ortadan kalkmasından sonra ortaklıkları döneminde gerçekleşmeyen fiiller sonucunda ortaya çıkan kamu alacağından, salt vergilendirme dönemlerinde payları bulunduğundan bahisle sorumlu tutulmaları düşünülemez.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağını oluşturan vergi ve cezalara ilişkin re’sen tarh nedenini, davacının ortaklık sıfatının sona erdiği tarihten sonra şirkete ait defter ve belgelerin ibraz edilememesi oluşturmaktadır.
Söz konusu eylem, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesi gereğince gizleme olarak nitelendirilmekte ve tüm katma değer vergisi indirimlerinin reddi üzerine tarhiyat yapılması ve üç kat vergi ziyaı cezası kesilmesi sonucunu doğurmaktadır.
Bu durumda, █████/2015 tarihinde hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılan ve şirketle hukuki ve fiili bağlantısının kalmaması nedeniyle ortaklık sıfatının kazandırdığı ibraz etmeme fiiline yönelik olarak bilgi alma ve inceleme hakkı olmayan dolayısıyla herhangi bir müdahale imkanı bulunmayan davacının, takip edilen kamu alacağına ilişkin vergilendirme dönemi ortaklık sıfatının bulunduğu döneme ilişkin olmakla birlikte yukarıda belirtildiği üzere pay devrinden sonra gerçekleşen ibraz ödevinin yerine getirilmemesi sebebiyle salınan vergi ve kesilen cezalardan sorumlu tutulmasının, ortaklık sıfatından kaynaklanan kusursuz sorumluluğu aşan mahiyette ölçüsüz bir müdahale olduğu ve kendisine orantısız bir külfet yüklediği dikkate alındığında, sözü edilen ödeme emrinde hukuka uygunluk görülmemiş olup Vergi Dava Dairesi kararının, ... takip numaralı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı temyiz isteminin reddine, davacı temyiz istemin ise kısmen reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu ... takip numaralı ödeme emrinin 1, 2, 37 ila 41. sıra numarasında yer alan kamu alacağına ilişkin hüküm fıkrası ile ... takip numaralı ödeme emri ve ... takip numaralı ödeme emrinin 1, 2, 37 ila 41. sıra numarası haricindeki kamu alacağına ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. Davacı temyiz isteminin kısmen kabulüne,
4. Kararın; dava konusu ... takip numaralı ödeme emrinine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA,
5. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca ...-TL maktu harç alınmasına, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar Vergi Dava Dairesi kararının; ... takip numaralı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, değinilen hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, davacı temyiz isteminin reddi gerektiği oyuyla karara bu yönden katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!