Danıştay, ByLock davasında HTS kayıtlarının yasal saklama süresini aşarak muhafaza edilmesi ve ceza mahkemesine ibrazı sonucu uğranılan manevi zararın tazmini istemini değerlendiriyor.
Özet: Bir vatandaş, hakkında yürütülen ceza yargılamasında HTS kayıtlarının yasal süresinden fazla tutulduğu ve mahkeme kararı olmaksızın idarece ceza mahkemesine sunulduğu iddiasıyla manevi tazminat talep etmiş; ilk derece ve bölge idare mahkemeleri, bu tür kayıtların adli soruşturma ve kovuşturmalarda Cumhuriyet Başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından talep edilmesi halinde idarece saklanmasının ve sunulmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, bu nedenle idarenin kusurundan ve manevi zarardan bahsedilemeyeceğini belirterek davayı reddetmiş, temyiz incelemesi sırasında yüksek mahkeme, davacının ByLock kullanımına ilişkin HTS kayıtlarının bir ağır ceza mahkemesince talep edildiği maddi olayını incelemeye almıştır.

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No:████████Karar No:█████████TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ:Dava konusu istem: HTS kayıtlarının tutulması gereken süreden fazla tutulduğu ve ceza mahkemesine bu kayıtların sunulduğu, idarenin kayıtların süresinden fazla saklanmasında ve mahkemeye sunulmasında kusurunun bulunduğu ve manevi zarara uğradığı iddiasıyla 300.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden (█████/2018) itibaren işleyecek yasal faiziyle tazmini istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; idarenin hukuki sorumluluğundan söz edilebilmesi için ortada bir zararın bulunması ve bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, başka bir deyişle zararla idari faaliyet arasında uygun illiyet bağının bulunması gerektiği, ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zararın idari eylem veya işlemle ilgisi bulunmuyorsa, idari faaliyet zararın gerçek nedenini, illiyetini teşkil etmiyorsa idarenin sorumluluğunun ortadan kalktığı; Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişime ait verilerin adli soruşturma ve kovuşturmalarda Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Mahkemeler tarafından istenilmesi halinde davalı idare tarafından bu taleplerin yerine getirilebilmesi için saklanmasının yasal zorunluluk olduğu; bu durumda, yasaların uygulanmasından kaynaklanan dava konusu olayda herhangi bir manevi zararın varlığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılmıştır.Belirtilen gerekçelerle manevi tazminat talebiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135. maddesinin göre alınmış bir mahkeme kararı olmaksızın idare tarafından iletişimin tespitinin yapıldığı ve başka mercilerle paylaşıldığı, 5651 sayılı Kanun'un 6/1-b maddesinin atıfta bulunduğu İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8/1-b maddesine göre trafik bilgileri en fazla bir yıl saklanabilecekken davalı idarece süresinden fazla saklandığı ve halen saklanmaya devam edildiği, 5651 sayılı Kanun'un 6/1-b maddesine göre trafik bilgilerinde bulunması gereken bilgiler ile bu verilerin doğruluğu ve tamlığının ilgili operatörlerce sağlanmadığı ve davalı idarenin denetim görevini ihmal ettiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, mevzuatta yer alan düzenlemelerin değerlendirilmesinden Kurumun telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişime ait her türlü veriyi mevzuatta belirlenen süreyle sınırlı olmaksızın saklayabileceği, işletmeciler tarafından ise Kurumun denetleme faaliyeti kapsamında ya da yargı mercileri tarafından soruşturma, kovuşturma, inceleme veya uyuşmazlıkla ilgili durumların bildirilmesi halinde 5809 sayılı Kanunda belirtilen "işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilmesi " ilkesi gereği telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişime ait her türlü verinin 2 yıllık süre ile bağlı kalınmaksızın saklanabileceği, Kurumun mahkemeye gönderdiği bilgi ve belgelerin mevzuat gereği gönderilmesi zorunlu olan bilgi ve belgeler olduğu, davacının iddia ettiği yükümlülüklerin de erişim sağlayıcı ve yer sağlayıcının uymak zorunda olduğu yükümlülükler olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davacının hakkındaki ceza yargılamasına ilişkin Anayasa Mahkemesine başvuru yapıtığı anlaşıldığından, söz konusu başvuruya ilişkin verilecek kararın beklenmesi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE :MADDİ OLAY : Davacının ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında yargılandığı sırada, Mahkemenin █████/2017 tarihli ara kararı ile davacıya ait hat ve IMEI numarası ile █████/2014-█████/2016 tarihleri arasında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün gizli haberleşme programı BYLOCK için ... adlı firmadan kiralandığı anlaşılan, kararda IP numaraları belirtilen sunuculara bağlandığı ve bağlı kaldığı sürelere ilişkin internet HTS kayıtlarının tespitinin yapılması ve gerekli açıklamalarıyla birlikte Mahkemeye gönderilmesinin istenildiği, davalı idarece Mahkeme kararıyla talep edilen bilgilerin sunulduğu, yapılan yargılama sonucunda davacının ...tarih ve... sayılı kararla 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı, söz konusu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... kararıyla reddedildiği, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay .... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile temyiz talebinin esastan reddine, kararın yargılama giderleri yönünden düzeltilerek onanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.Davacı tarafından █████/2018 tarihinde HTS kayıtlarının mevzuata ve uluslararası sözleşmelere aykırı olarak tutulması gereken süreden fazla tutulduğu ve ceza mahkemesine bu kayıtların sunulduğu, idarenin kayıtların süresinden fazla saklanmasında ve mahkemeye sunulmasında kusurunun bulunduğu iddiasıyla davalı idareye yapılan başvuruya cevap verilmemesi üzerine 300.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle bakılan dava açılmıştır.İLGİLİ MEVZUAT: 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun "Kurumun görev ve yetkileri" başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının c bendinde, "Abone, kullanıcı, tüketici ve son kullanıcıların hakları ile kişisel bilgilerin işlenmesi ve gizliliğinin korunmasına ilişkin gerekli düzenlemeleri ve denetlemeleri yapmak."; ş bendinde, " Elektronik haberleşme sektörüne yönelik olarak, milli güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi amacıyla mevzuatın öngördüğü tedbirleri almak."; "İşletmecilerin hak ve yükümlülükleri" başlıklı 12. maddesinin 5. fıkrasında, "İşletmeciler, elektronik haberleşme sistemleri üzerinden millî güvenlikle ve 5397 ve 5651 sayılı kanunlar ve ilgili diğer kanunlarda getirilen düzenlemelerle ilgili taleplerin karşılanmasına yönelik teknik alt yapıyı, elektronik haberleşme sistemini hizmete sunmadan önce kurmakla yükümlüdür. Halen elektronik haberleşme hizmeti sunan işletmeciler de; söz konusu teknik alt yapıyı, Kurum tarafından belirlenecek süre içerisinde aynı şartlarla ve tüm harcamaları kendilerine ait olmak üzere kurmakla yükümlüdürler."; "Kişisel verilerin işlenmesi ve gizliliğin korunması" başlıklı 51. maddesinin 1. fıkrasında, "Kişisel verilerin işlenmesinde; hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olması, doğru ve gerektiğinde güncel olması, belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenmesi, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması ile işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilmesi ilkelerine uyulur."; 2. fıkrasında, "Elektronik haberleşmenin ve ilgili trafik verisinin gizliliği esas olup, ilgili mevzuatın ve yargı kararlarının öngördüğü durumlar haricinde, haberleşmeye taraf olanların tamamının rızası olmaksızın haberleşmenin dinlenmesi, kaydedilmesi, saklanması, kesilmesi ve takip edilmesi yasaktır."; 10. fıkrasında, "(10) Bu Kanun kapsamında sunulan hizmetlere ilişkin olarak; a) Soruşturma, inceleme, denetleme veya uzlaşmazlığa konu olan kişisel veriler ilgili süreç tamamlanıncaya kadar, b) Kişisel verilere ve ilişkili diğer sistemlere yapılan erişimlere ilişkin işlem kayıtları iki yıl, c) Kişisel verilerin işlenmesine yönelik abonelerin/kullanıcıların rızalarını gösteren kayıtlar asgari olarak abonelik süresince, saklanır. Veri kategorileri ile haberleşmenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıldan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere verilerin saklanma süreleri yönetmelikle belirlenir."; "Denetim" başlıklı 59. maddesinin 1. fıkrasında, "Kurum re’sen veya kendisine intikal eden ihbar veya şikayet üzerine, bu Kanunda belirlenen görevleri ile ilgili olarak elektronik haberleşme sektöründe yer alan gerçek ve tüzel kişileri denetleyebilir, denetlettirebilir. Kurum, bu Kanunun kendisine verdiği görevleri yerine getirirken gerekli gördüğü hallerde, mahallinde de inceleme ve denetim yapabilir ve/veya yaptırabilir..." kurallarına yer verilmiştir.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması" başlıklı 135. maddesinin 6. fıkrasında, "Şüpheli ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılır. Kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu ve tedbirin süresi belirtilir. (Ek cümleler: █████/2016-███████ md.) Cumhuriyet savcısı kararını yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde kayıtlar derhâl imha edilir.(7) Bu madde hükümlerine göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir süresince gizli tutulur. ..."; "Kararların yerine getirilmesi, iletişim içeriklerinin yok edilmesi" başlıklı 137. maddesinin 1. fıkrasında, "135 inci maddeye göre verilecek karar gereğince Cumhuriyet savcısı veya görevlendireceği adlî kolluk görevlisi, telekomünikasyon hizmeti veren kurum ve kuruluşların yetkililerinden iletişimin tespiti, dinlenmesi veya kayda alınması işlemlerinin yapılmasını ve bu amaçla cihazların yerleştirilmesini yazılı olarak istediğinde, bu istem derhâl yerine getirilir; yerine getirilmemesi hâlinde zor kullanılabilir. İşlemin başladığı ve bitirildiği tarih ve saat ile işlemi yapanın kimliği bir tutanakla saptanır." kuralları yer almaktadır.HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacının ileri sürdüğü manevi zararın temelinde, davalı idarenin tesis ettiği bir idari işlem veya eylem değil, ceza yargılaması kapsamında toplanan delillerin değerlendirilmesi sonucunda verilen mahkumiyet hükmü bulunmaktadır. Ceza yargılamasında hangi delilin hükme esas alınacağı, bu delillerin hukuka uygunluğu ve ispat gücünün takdiri tamamen yargı mercilerinin değerlendirme yetkisi kapsamında olup, bu yetkinin kullanılması neticesinde verilen mahkumiyet kararının sonuçlarının idareye atfedilmesi hukuken mümkün değildir.Öte yandan, davalı idare tarafından mahkeme kararı doğrultusunda ceza dosyasına sunulan HTS kayıtları, yargısal bir kararının yerine getirilmesi kapsamında temin edilerek iletilmiş olup, bu aşamada idarenin tek başına davacının manevi zararına yol açan bağımsız bir işlem veya eyleminden söz edilemez. Anılan kayıtların ceza yargılamasında delil olarak kabul edilmesi, değerlendirilmesi ve nihai hükme esas alınıp alınmaması hususları idarenin sorumluluk alanına girmemektedir. Delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi mahkemelerin takdirindedir.Bu itibarla, davacının iddia ettiği manevi zarar ile davalı idareye atfedilebilecek bir hizmet kusuru arasında doğrudan ve uygun illiyet bağının kurulamadığı, ileri sürülen zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik ilişkisi bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Mahkumiyet kararının hukuki sonuçlarından kaynaklandığı ileri sürülen manevi zararın, ceza yargılamasında verilen kesinleşmiş hükmün doğal sonucu olduğu dikkate alındığında, bu zararın idareye yüklenmesi suretiyle tazminine hukuken olanak bulunmamaktadır.Davacı tarafından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. maddesinin 6. fıkrası uyarınca alınmış bir hakim kararı bulunmaksızın davalı idarece iletişimin tespitinin yapıldığı ve bu verilerin başka mercilerle paylaşıldığı ileri sürülmekte ise de, dosya kapsamı ve mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden, HTS kayıtlarının, anılan fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında mahkeme kararına göre alınacağı hükmüne istinaden mahkemece verilen açık ve belirli ara kararları doğrultusunda talep edildiği, davalı idarenin ise anılan kararlar kapsamında, mevzuatla kendisine yüklenen yükümlülük ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 137. maddesindeki emredici hükümler gereği istenilen bilgi ve belgeleri ilgili yargı merciine sunduğu görülmektedir.Bu itibarla, davalı idarenin mahkeme kararı olmaksızın iletişimin tespitini yaptığı veya elde edilen verileri hukuka aykırı biçimde başka mercilerle paylaştığı yönündeki iddianın, hukuki bir temele dayanmadığı sonucuna varılmıştır. Yargı kararının gereği olarak gerçekleştirilen veri sunumunun, idareye atfedilebilecek bir hukuka aykırılık ya da hizmet kusuru oluşturmadığı açık olup, bu iddia yönünden de davanın reddi gerektiği anlaşıldığından, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun reddine yönelik Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin reddine,2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin...arih ve E:..., K:... sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,3. Temyiz posta giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın.... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.