Zilyetliğe dayalı tapusuz taşınmazın tescili isteminde, kadastroca yol olarak bırakılan kısım için yerel mahkeme kararında imar planı kapsamı yeterince araştırılmadığından temyiz incelemesi.
Özet: Kadastro çalışmaları sırasında yol olarak tescil harici bırakılan ve davacı tarafından yirmi yılı aşkın süredir zilyetliğinde olduğu iddia edilen taşınmaz bölümünün tescili istemiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi önceki bozma ilamına uyarak davacının tapu iptali ve tescil talebini kabul etmiş; ancak Yargıtay, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin imar planı kapsamında kalıp kalmadığı gibi hususların yeterince araştırılmadığını belirterek verilen hükmün kurulması için yapılan araştırma ve uygulamanın yetersiz olduğuna karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ███████ K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalılar ..., ... Genel Müdürlüğü ve ... Belediyesi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -KARAR-Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.Konya ili, Güneysınır ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda dava konusu taşınmaz paftasında yol olarak tescil harici bırakılmıştır.Davacı vekili; davacının Güneysınır ilçesi, ... köyünde bulunan 1 23... parselin sahibi olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında alanının 60 47... olarak tespit ve davacı adına tescil edildiğini, ancak söz konusu taşınmazın evveliyatının 19.09.1996 tarihli 204 yevmiye numaralı 71 06... tapu kaydına dayandığını, böylece davacının 10 59... alanının eksik olarak tespit ve tescil edildiğini, bu alanın yol olarak tescil harici bırakıldığını ileri sürerek eksik ölçülen nizalı taşınmaz bölümlerinin davacıya ait 97 parsel sayılı taşınmaza eklenmesini istemiştir. Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili; davacının her türlü dava ve talep hakkı yönünden hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresinin geçtiğini, Mahkemenin yer ve yetki yönünden görevli olmadığını, davanın adli yargının görev alanında bulunmadığını ve idari yargının görev alınına girdiğini savunmuştur.Davalı ... vekili; davacının açmış olduğu davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın ... Genel Müdürlüğü aleyhinde açıldığını, bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.Davalı ... vekili; davacının taşınmazın mülkiyetini zamanaşımı nedeniyle kazanabilmesi için taşınmazın tapu kütüğüne kayıtlı olmaması, özel mülkiyete elverişli olması ve taşınmaza malik sıfatıyla davasız ve aralıksız 20 yıl süreyle zilyet olunması ayrıca mahallinde keşif yapılarak dava konusu taşınmazın imar ve ihya yoluyla kazanılması mümkün taşınmazlardan olup olmadığının teknik olarak tespit edilmesi gerektiğini, davalının davada yasal hasım gösterilmesinin doğru olmadığını savunmuştur.Çumra Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.01.20 16... /295 Esas, ███████ Karar sayılı kararıyla; dava konusu Konya ili, Güneysınır ilçesi, ... Mahallesi 1 23... parsel sayılı kargir dükkan ve tarla vasfındaki taşınmazın Konya Kadastro Müdürlüğünden istenilen planda da yol olarak belirlendiği, bu kapsamda davacının Tapu Müdürlüğüne karşı dava açması gerekirken Karayolları Genel Müdürlüğüne husumet yöneltmesinin HMK 114/1-d hükmüne aykırılık teşkil ettiğinden davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.05.2019 tarihli █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla; dava, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak açılan TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkin olup TMK'nın 713. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "tescil davasının, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine karşı açılması gerektiğine" ilişkin düzenleme karşısında mahkemenin gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Ne var ki, her ne kadar davacı tarafından ilgili kamu tüzel kişiliği olarak yalnızca .... Genel Müdürlüğü doğru olarak yasal hasım gösterilmiş ise de anılan düzenlemeye göre Hazinenin ve karar tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun gereğince ... ve ... Belediyesinin de yasal hasım olması gerektiğine değinilmek suretiyle bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının dava konusu taşınmazda kadastro tespitinden öncesinde 20 yılı geçkin zilyetliğinin bulunduğu, buna göre davacının zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil talebine ilişkin şartları yerine getirdiği, 11.12.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazda yol olarak belirlenen kısmın kadimden beri yol olmadığı, kadimden bugüne davacı tarafından kullanıldığının tespit edildiği, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın 11.12.2023 tarihli fen bilirkişi raporunda hava fotoğraflarına göre sınırları (A) harfi ile kırmızı renkle gösterilen kamulaştırılacak alan olarak belirtilen 1.059, 43... 'lik kısmının kadimden beri davacının zilyetliğinde olduğu kanaati ile davacının kamulaştırılacak alan olarak belirtilen 1 23... parselde bulunan (3 02... parselden ifraz edilerek güncel tapu bilgilerine göre) 1.059, 43... 'lik kısmının tapu kaydının iptali ve kendi taşınmazına eklenmesine ilişkin talebi yönünden davasının kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne hükmedilmiş ise de yapılan araştırma ve uygulamanın hüküm kurmak için yeterli olduğundan söz etmek mümkün değildir.Şöyle ki; çekişmeli taşınmaz bölümlerinin imar planı kapsamında kalıp kalmadığı hususunun araştırılmadığı, davacının aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden edindiği taşınmaz bulunup bulunmadığı ilgili tapu ve kadastro müdürlükleri ile Adliye Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulmadığı, yine dava konusu tescil harici bölüm yönünden keşif sonucu bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ve krokisine göre gerekli ilanların yöntemine uygun şekilde yapılması gerektiği halde yasal ilanların da yapılmadığı görülmektedir.Öte yandan; Mahkemece hükme esas alınan raporda koordinat değerlerine, iptal-tescile hükmedilen alan ölçülerine dair belirtme ya da hesaplama bulunmadığı, bu haliyle hükmün infaz kabiliyeti olmadığı, hükümde ifrazen geldiği belirtilen 3 02... parsel sayılı taşınmaz ile 3 02... parsel sayılı taşınmazların nereden geldiklerinin belli olmadığı görülmektedir.Hâl böyle olunca; öncelikle, çekişmeli taşınmaz bölümünün ilk olarak hangi tarihte imar planı kapsamına alındığı ve imar planının hangi tarihte onaylandığı ilgili ilçe ve il belediye başkanlıklarından sorularak çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölüme ilişkin onaylı imar planı örneği dosyaya getirtilmeli; davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde kadastro sırasında belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup-bulunmadığı Adliye Yazı İşleri Müdürlüğü, Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden (senetsiz defteri) sorularak varsa bu taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının kesinleşip kesinleşmediklerini gösterir şekilde onaylı örnekleri getirtilmeli; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddeleri göz önüne alınmak suretiyle çekişmeli taşınmazın ihdasen tapuya tescil edilen bölümü yönünden tapu kaydının oluştuğu tarihten önce, tescil harici bölüm yönünden dava tarihinden önce, imar planı kapsamında kalan bölümler için ise imar planına alınma tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; tapu iptali ve tescile hükmedilen taşınmazlardaki alan ve miktarlar belirli olup bu kısımlara ilişkin kroki, alan hesabı ve koordinat değerlerini gösterir ek rapor alınmak suretiyle hüküm infaza elverişli hale getirilmeli; bundan sonra, tescil harici kısım yönünden TMK’nın 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli ilanlar yöntemine uygun bir biçimde yapılmalı, yasal 3 aylık sürenin dolması beklenilmeli ve ilanın yapıldığı gazete ve ilan tutanakları dosya arasına konulmalı ve tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, belirtilen yönler göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.Kabule göre ise dava konusu taşınmazın tapusuz yerlerden olduğu, eldeki davanın da tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkin olduğu, tescil harici bırakılan taşınmazlar tapuda kayıtlı olmadıkları gibi haklarında kadastro tespiti yapılmadığı ve tapu siciline kayıtlı olmadıkları halde, hüküm yerinde taşınmazın tapu kaydının iptaline dair karar verilmiş olması da isabetsizdir.Davalılar ..., ... Genel Müdürlüğü ve ... vekillerinin açıklanan nedenden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davalı ... ve ... Genel Müdürlüğü harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalı ... Belediyesine iadesine, Dosyanın Çumra 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.