Tapusuz dere yatağı niteliğindeki taşınmazın zilyetlikle tescili istemi davasında, Yargıtayın uzman bilirkişi raporu ve taraf teşkili eksikliği gerekçeli bozma kararları sonrası verilen tescil hükmü.
Özet: Dava, kadastroda dere yatağı ve yol boşluğu olarak tescil harici bırakılan, davacının kayınpederinden intikal eden ve kendi parseliyle bütünleşik, duvarla çevrili bir taşınmaz parçasının, nizasız ve fasılasız yirmi yılı aşkın süreli zilyetlik yoluyla adına tescili istemine dayanmaktadır; yerel mahkeme, davacının zilyetlikle iktisap şartlarını sağladığı gerekçesiyle tescil talebini kısmen kabul etse de, üst mahkeme kararı önce taşınmazın dere yatağı vasfının uzman bilirkişiyle yeterince incelenmemesi, ardından ise Büyükşehir Belediyesinin yasal hasım olarak davaya dahil edilmemesi eksiklikleri nedeniyle iki kez bozmuştur; son olarak, bozma gerekçeleri yerine getirilen yargılama neticesinde, davacının zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu kabul edilerek çekişmeli taşınmazın belirli bir bölümünün davacı adına tesciline hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.Konya ili, Doğanhisar ilçesi, ... Mahallesinde bulunan dava konusu taşınmaz bölümü 2006 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında dere yatağı ve yol boşluğu niteliğiyle tescil harici bırakılmıştırDavacı vekili; 1 30... parsel sayılı taşınmazın adına kayıtlı olduğunu, bu taşınmazın kayınpederi tarafından bakım karşılığı olarak kendisine bağışlandığını, kayınpederine de taşınmazın kendi murislerinden kaldığını, taşınmazın sınırları belirgin şekilde duvarla çevrili olmasına rağmen kadastro çalışmaları sırasında 1 30... parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde olan bir kısım taşınmaz bölümünün tescil harici bırakıldığını öğrendiğini, oysa bu bölümlerin de parsel sınırlarını belirleyen duvar içerisinde kaldığını ileri sürerek eksik ölçülen nizalı taşınmaz bölümlerinin adına tescilini istemiştir. Davalı Hazine, davaya cevap vermemiştir.Doğanhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.06.2013 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; dava dışı 1 30... parsel sayılı taşınmaz ile nizalı taşınmaz bölümünün davacının eşinin murislerinden geldiği, taşınmazın davacıya kayınpederi tarafından sağlığında bakımı karşılığında bağışlandığı, davacının eklemeli şekilde nizasız fasılasız 20 yıldan fazla süredir zilyetliği olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, teknik bilirkişinin 23.05.2013 tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen 895,99 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz bölümünün bağ vasfıyla aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tesciline karar verilmiş, kararın davalı Hazine temsilcisi tarafından temyizi üzerine hüküm Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.11.2013 tarihli ve ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamıyla; “Davacının adına tescilini talep ettiği taşınmaz bölümü dere yatağına komşu olduğu halde uzman jeolog bilirkişisinden rapor alınmaması nedeniyle Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunmadığı belirtilerek doğru sonuca ulaşılabilmesi için uzman fen bilirkişisi, jeolog ve ziraat mühendisi bilirkişinden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, taşınmazın öncesinin dere yatağı olup olmadığı, özel mülke konu edilip edilemeyeceği hususunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, TMK’nın 713/4 ve 5. fıkraları uyarınca gerekli ilanların yapılması, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmek suretiyle karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; 18.06.2015 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararla; nizalı taşınmaz bölümünün davacının kayınpederi ... tarafından davacıya bırakıldığı, taşınmazın önce ..., daha sonra davacı tarafından nizasız ve fasılasız şekilde kullanıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, teknik bilirkişinin 23.05.2014 tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen 736,38 metrekare ve (B) harfi ile gösterilen 159,61 metrekare olmak üzere toplam 895,99 metrekarelik taşınmaz bölümünün aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tesciline karar verilmiş, kararın davalı Hazine temsilcisi ve dahili davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 14.11.2018 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; “davanın, TMK'nın 713/1., 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkin olduğu, TMK'nın 713/3. maddesi uyarınca bu nitelikteki davalarda Hazine ve İlçe Belediye Başkanlığı ile birlikte Büyükşehir Belediye Başkanlığına da (yasal hasım olarak) husumet yöneltilmesi gerektiği, her ne kadar yargılama sırasında ... davaya dahil edilmiş ise de ... Belediye Başkanlığının davada taraf olmadığı, taraf teşkili dava şartlarından olup bu şart sağlanmadan davanın esasına girilemeyeceği belirtilerek ... Belediye Başkanlığını davaya dahil etmesi için davacı tarafa süre verilmesi, taraf teşkili sağlandıktan sonra tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması” gereğine değinilmek suretiyle sair yönler incelenmeksizin bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; 19.12.2019 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararla; nizalı taşınmaz bölümünün davacının kayınpederi ... tarafından davacıya bırakıldığı, taşınmazın önce ..., daha sonra davacı tarafından nizasız ve fasılasız şekilde kullanıldığı, taşınmazda davacı lehine zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, teknik bilirkişinin 23.05.2014 tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen 736,38 metrekare ve (B) harfi ile gösterilen 159,61 metrekare olmak üzere toplam 895,99 metrekarelik taşınmaz bölümünün 1 30... parsel sayılı taşınmaz ile tevhid edilmek suretiyle davacı adına tesciline karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine hüküm, Dairenin 29.03.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemelerin hüküm kurmaya yeterli olmadığı, mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile ziraat bilirkişi raporları ve jeoloji bilirkişi raporları çeliştiği halde bu çelişkiler giderilmeksizin nizalı taşınmaz üzerinde imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı ve taşınmazın tarım arazisi olarak ne zaman kullanılmaya başlandığı, taşınmazın hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümünün dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, dere yatağının etkisi altında olup olmadığı hususları duraksamasız şekilde belirlenmeden ve bu hususta yapılan incelemede hava fotoğraflarından da yararlanılmaksızın hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararda; dava konusu yerin davacıya kayınpederi ...'dan kaldığı, ...'nın ölümüne kadar taşınmazı kullandığı ve davasız aralıksız zilyetliğini devam ettirdiği, ölümünden sonra davacının da aynı şekilde taşınmazı kullanmaya devam ettiği, taşınmazın sınırlarının değişmediği, davacının eklemeli olarak 20 yılı aşkın bir süredir davasız ve aralıksız olarak zilyet olduğu, kadastro öncesi ve sonrasında zilyetliğin kesintiye uğramadığı, taşınmazın davacı adına kayıtlı 1 30... parsel ile bütünlük arz ettiği, TMK'nın 713. maddesinde belirtilen zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60'ar TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ... ve ... Belediye Başkanlığından ayrı ayrı alınmasına, davalı Hazine 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Doğanhisar Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.