**Vakıflar Kanunu 17. maddesine dayalı gaiplik, tapu iptali ve tescil davasında, malikin mirasçı araştırmasının yetersizliği ve eski yazı belgelerin çevrilmemesi nedeniyle eksik inceleme.**
Özet: Yüksek mahkeme, 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 17. maddesine dayalı gaiplik ve vakıf adına tapu tescili talebine ilişkin bir davada, alt mahkemelerin mülkiyeti vakıftan icareli taşınmazın kayıp malikinin mirasçı durumunu ve gerçekten gaip olup olmadığını yeterince araştırmadığına, özellikle tapu kayıtlarına dayanak eski belgelerin çevirisinin yapılmadığına hükmederek, gerekli incelemenin tamamlanmadığı gerekçesiyle daha kapsamlı bir tahkikat yapılması gerektiğine işaret etmiştir.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, 5737 sayılı Vakiflar Kanunu 17. maddesine dayalı gaiplik, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili; dava konusu 16 23... parsel sayılı sayılı taşınmazın ... Vakfından icareli olup ... oğlu ... adına 04.01.1951 tarihli kadastro tespiti ile tespit edildiğini, tapu maliki ve mirasçılarının uzun süredir bulunamaması nedeni ile mahkeme kararı ile ... Defterdarı'nın kayyım olarak atandığını, on yıllık sürenin dolduğunu, taşınmazın evveliyatının vakfa ait olduğunu, Vakıflar Kanunu 17. maddesindeki yasal koşulların oluştuğunu ileri sürerek tapu malikinin gaipliğine ve tapu kaydının iptali ile ... Vakfı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı kayyım vekili; taşınmazda vakıf şerhi bulunması nedeni ile on yıllık süre dolduktan sonra durumun Vakıflar Bölge Müdürlüğüne bildirildiğini, davalının yasal hasım olduğunu, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını belirterek davalı aleyhine yargılama giderlerinin hükmedilmemesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmaz maliki ... oğlu ...'nın gaip olup taşınmazın ... Vakfından icareli bulunduğu, 5737 sayılı Kanun'un 17. maddesinin şartlarının gerçekleştiği ve taşınmazın vakıf mülkü olduğu, taşınmazın vakfı adına tescili için aranan başkaca bir koşula yasal düzenlemede yer verilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Vakıflar Kanunu'nun 17. maddesindeki koşulların oluştuğu, davalı kayyımın Hazine’yi değil, gaip olan tapu malikini temsil ettiği, yargılama gideri ve ücreti vekaletten sorumlu olduğu gerekçesiyle kararda isabetsizlik bulunmadığından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 16 23... parsel sayılı 80, 50... miktarlı ahşap ev nitelikli taşınmazın tamamının 04.01.1951 tarihli tesis kadastrosu ile ... oğlu ... adına tescil edildiği, kadastro tespit tutanağının nevi hanesinde ... vakfından icareli şerhi bulunduğu, malik bilgilerinde ...’nın Türk vatandaşı olup Polatlı’da ikamet ettiğinin belirtildiği, tespitin 18 T. evvel 9 26... sıra (muamele:2801), C:90, S:26 nolu tapu kaydına istinaden yapıldığı, dayanak kayıtta ... oğlu ...’in uhdesinde iken ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği, mirasçıların şoför esnafından ... efendi bin müteveffa ... ağa adına satışından tescil edildiği, dayanak kayıt ve geldisinde de vakıf şerhinin (Evkafa mülhak ... vakfından icareli bir bab hane) yer aldığı, taşınmaz malikine Beyoğlu 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 10.04.2009 tarihli ████████E., ████████K. sayılı kararı ile hak ve menfaatlerinin korunması için İstanbul Defterdarının kayyım tayin edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 5737 sayılı Kanun’un 17. maddesinde “Tasarruf edenlerin veya maliklerin mirasçı bırakmadan ölümleri, kaybolmaları, terk veya mübadil gibi durumlara düşmeleri halinde icareteynli ve mukataalı taşınmaz malların mülkiyeti vakfı adına tescil edilir.” hükmüne yer verilmiş olup anılan yasal düzenleme uyarınca taşınmazın vakfı adına tesciline karar verilebilmesi için kayıt maliklerinin gaip olup olmadıkları, mirasçı bırakmadan ölüp ölmediklerinin saptanması gerektiği kuşkusuzdur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 33. maddesi ise; "Mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne göre yapılan ilânla çağırır. Bu süre, ilk ilânın yapıldığı günden başlayarak en az 6 aydır." hükmünü içermektedir. Bu hüküm uyarınca, gaip kişiler için yapılan ikinci ilânın ilk ilândan başlayarak en az 6 ay sonra yapılması gerekeceği açıktır.
Somut olaya gelince; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Şöyle ki; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığı 19.07.2022 tarihli yazı ekinde kayıt maliki adına tescile ilişkin T. Evvel 1926 tarihli 33(muamele:2801) sıra numaralı kayda ait 3 adet eski yazı evraklar gönderilmesine rağmen bu kayıtların çevirisi yapılmak suretiyle dosya arasına alınmamış, kayıt maliklerinin mirasçılarının bulunup bulunmadığı, gaip kişilerden olup olmadığı konusunda yeterli araştırma yapılmamış, kayyım tayini dosyası dosya arasına alınmamış ve vakfın isminin dosya arasına alınan evraka farklı şekillerde(.../... (...) Vakfı veya ... veya Evkafa mülhak... vakfı) yer almasına rağmen aynı vakıflar olup olmadığı, taşınmazın hangi vakfa ait olduğu ve tam ismi tespit edilmeden sonuca gidilmiştir.
Öte yandan; gaiplik kararına ilişkin ilk ilan 06.01.2022 tarihinde, ikinci ilan 11.05.2022 tarihinde yapılmış olup iki ilan arasında yasal 6 aydan kısa süre bulunmaktadır.
Hal böyle olunca; TKGM Arşiv Dairesi Başkanlığından gönderilen eski yazı evraklar bilirkişi marifetiyle tercüme ettirilmesi, ayrıca kayıt malikleri ya da mirasçılarının kimliğinin tespitine ilişkin başkaca bilgi ve belge bulunup bulunmadığının sorulması, kayyım tayini dosyasının dosya arasına alınması, getirtilecek belgelerdeki verilerden de yararlanmak suretiyle kayıt maliklerinin nüfus kaydının ve mirasçıları bulunup bulunmadığının İlçe Nüfus Müdürlüğünden ve Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden sorularak tereddütte yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulması, gaiplik ilanının usulüne uygun şekilde yapılması, vakıf şerhine ilişkin çelişkinin Vakıflar Genel Müdürlüğünden sorularak açıklığa kavuşturulması suretiyle 5737 sayılı Kanun'un 17. maddesindeki koşullarının oluşup-oluşmadığı değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı kayyım vekilinin değinilen yönlerden temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!