Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil talebinin hak düşürücü süreden reddinde terditli talepte yargılama giderleri ve vekalet ücreti sorumluluğu.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının kadastro öncesi nedene dayalı olarak eski eşi adına kayıtlı taşınmazın tapu iptali ve tescili talebinin, Kadastro Kanunundaki 10 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddedilmesi üzerine, terditli olarak ileri sürülen değer artış payı ve katılma alacağı istemleri de dikkate alınarak, reddedilen asıl talebe ilişkin vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin HMKnın ilgili maddeleri çerçevesinde nasıl belirlenmesi gerektiği konusunda yapılan temyiz incelemesi sonucunda, alt mahkemelerin bu konudaki hatalı veya eksik değerlendirmelerini irdelemektedir.

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Gümüşhane Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-Dava, kadastro öncesi nedene dayalı ve tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dava konusu 2 63... parsel sayılı taşınmazın 2007 yılında yapılan kadastro tespitinde senetsizden "tarla" vasfıyla davalı ... adına tespit edildiği ve tespitin itiraz edilmeksizin 19.07.2007 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.Davacı; davalı ile boşandıklarını, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların davalı adına tescil edildiğini, davalının bir kısım taşınmazları kendisine devrettiğini ancak birini devretmediğini, taşınmazların babasından kaldığını, kişisel mal olması nedeniyle tasfiyeye tabi tutulmayacağını ileri sürerek 2 63... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmazsa katılma alacağının HMK 107. maddesi gereğince belirlendikten sonra tarafınca belirli hale getirilmek üzere şimdilik değer artış payı 500,00 TL ve katılma alacağı 500,00 TL olmak üzere 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; tapu iptali ve tescil isteği Mahkemenin (Aile Mahkemesi sıfatıyla) ████████ Esas sayılı dosyasında tefrik edilerek eldeki esasa kaydedilmiştir.Davalı, davacının tazminat ve katılma alacağı davası da açtığını, dava sebebinin ne olduğunun anlaşılmadığını, davanın süresinde açılmadığını, katılma alacağına ilişkin iddialarının yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 2 63... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 19.07.2007 tarihinde kesinleştiği, davanın Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 20.02.2023 tarihinde açıldığı, Mahkemenin ████████ Esas sayılı dosyasındaki terditli mal rejiminin tasfiyesi ve alacak istemi yönünden verilecek kararda yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden değerlendirme yapılacak olması nedeniyle terditli taleplerin ilki olan tapu iptali ve tescil talebi yönünden ayrıca yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilmeyerek davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadastro öncesi nedenlere dayalı davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olmasına rağmen harç, yargılama giderleri ve vekalet ücreti konusunda hüküm kurmamasının hatalı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın hak düşürücü süreden usulden reddine karar verilmiştir.Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının istinaf konusu yapılmadığı anlaşılmakla, istinaf edilmeyen hususun temyiz konusu da yapılamayacağı gözetilerek davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazına gelince; Davada, aslilik - ferilik ilişkisi kurulmak suretiyle tapu iptali ve tescil isteğinin mümkün olmaması halinde değer artış payı ve katılma alacağı isteğinde bulunulmuş, bir başka ifade ile katılma alacağı ve değer artış payı terditli olarak talep edilmiş, Mahkemece tapu iptali ve tescil isteği yönünde davanın tefriki ile eldeki esasa kaydedilmesi ile tapu iptal ve tescil talebi reddedildiğinden davacı aleyhine olacak şekilde vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmiştir. Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 111. maddesinin 2. fıkrasında “Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz." ve 326. maddesinin 1. fıkrasında “Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.” düzenlemeleri mevcut olup terditli davada asıl talebin reddi, fer'i talebin kabulü halinde dava kısmen reddedilmiş olmaz, tam aksine tamamen kabul edilmiş olur. Böyle bir durumda yargılama giderlerinin tamamından davalı taraf sorumlu olur. Somut olayda; terditli değer artış payı ve katılma alacağı isteği yönünden tefrik öncesi dosyanın halen derdest olduğu, terditli talep yönünden bir karar verilmediği, o halde eldeki davada asıl talep yönünden de terditli talep değerlendirilmeden vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilemeyeceği, tefrik edilen davada değer artış payı-katılma alacağı talebinin reddi halinde asıl davadaki tapu iptali ve tescil talebi de dikkate alınarak vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin hüküm tesisi doğru değildir. Ne var ki anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin değinen yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının "B-)" harfli hüküm kısmının (3) ve (4) numaralı bentlerinin hükümden çıkarılması suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.