Avukatın vekalet görevinin kötüye kullanılması, ehliyetsizlik ve hile iddialarıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında davanın reddi.
Özet: Davacı, önceden avukatı olan davalının, güvenini ve deneyimsizliğini kötüye kullanarak, eşinin ehliyetsizliğinden faydalanıp genel satış vekaletnamesi ile taşınmazlarını değerinin altında bedelle üçüncü bir kişiye devrettiğini iddia ederek tapu iptali ve tescil istemiştir. Mahkemeler, Adli Tıp Kurumu raporlarıyla davacının eşinin vekalet tarihinde fiil ehliyetine sahip olduğunu, davacının yazılı talimat ve ibra belgelerindeki imzaların kendisine ait olduğunu, devrin davacı ve eşinin bilgisi dahilinde gerçekleştiğini ve vekalet görevinin kötüye kullanılmadığı sonucuna vararak davayı reddetmiş, bu karar Bölge Adliye Mahkemesince de onanmıştır.
1. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Dava, ehliyetsizlik, hata, hile, gabin, muvazaa ve vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebeplerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı; önceden vekilliklerini yapan davalı Avukat ...'a evlatlıkları ... 'un mirastan feragat etmesi için ivaz olarak Kadıköy ilçesindeki 5 ve 6 nolu bağımsız bölümlerin hibe edilmesi için vekâlet vermek istediklerini, ancak vekilleri olan avukatın sağladığı güven ve hilesi sonucunda genel satış vekâletnamesi verdiği, davalı avukatın önce mirastan feragat etmesi karşılığında evlatlıkları ... 'a Kadıköy'deki dava dışı taşınmazları hibe ettiğini, ancak sonrasında davacının bilgi ve talimatı olmaksızın vekâlet görevini kötüye kullanarak İstanbul ili, Beşiktaş ilçesi, ... Mahallesi 14 58... parsel (imar uygulaması sonucu 14 58... parsel) sayılı taşınmazda davacı ve muris eşi ... adına kayıtlı 1, 2 ve 4 nolu bağımsız bölümlerin çıplak mülkiyetini davalı ...'a değerinin oldukça altında bedelle sattığını, davacı ve eşine bedel ödenmediğini, vekâletnamenin tanzim tarihinde eşi olan murisin ehliyetsiz olduğunu, kendisinin de yaşlılığından, avukatına duyduğu güvenden ve deneyimsizliğinden yararlanıldığını, taşınmazların halen davacı tarafından kullanıldığını, vekâletnameyi düzenleyen davalı ...'ın da sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek davalı ... adına tapu kaydının iptali ile eşinin tek mirasçısı olması sebebiyle kendisi adına tescilini istemiştir.
Davalı ...'e vekâleten kendi adına asaleten Av. ...; zamanaşımının dolduğunu, davacı ve eşinin önceden evlatlıkları dava dışı ... 'u mirasçı atadıklarını, sonra Kadıköy'deki iki daire karşılığında mirastan ivazlı olarak feragat ettirdiklerini ve davalı ...'i mirasçı olarak atadıklarını, muris ...'in vasiyeti uyarınca tek mirasçısının davalı ... olduğunu, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davacının vasiyetlerin iptali için açtığı davanın reddedildiğini, dava konusu vekâletname ve dayanak sağlık raporunun geçerli olduğunu, muris ...'in ehliyetli olduğunu, dava konusu vekâlete istinaden yapılan hibe ve satış işlemlerinin davacı ve eşinin yazılı talimatı sonucu yapıldığını ve vekil davalının da yazılı şekilde ibra edildiğini, davacı ve eşinin hile ile kandırılmadığını, işlemleri bilinçli olarak yaptıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı ..., eşinin mirasçısı olmayan davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, dava konusu vekâletnamenin geçerli olduğunu, usul ve yasaya aykırı bir işlem yapılmadığını, noterlikte yaptıkları tüm işlemlerin davacı ve eşine ait sağlık raporları ve istekleri üzerine yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuş, davalı noterin istemi üzerine davanın ihbar edildiği sigorta şirketi vekili, sorumluluklarının sigorta poliçesindeki teminatlar ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; Adli Tıp Kurumu raporları ile davalıların savunmasına dayanak 21.10.2009 tarihli ibraname ve 01.10.2009 tarihli yazılı satış talimatı başlıklı belgelerdeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun ve dava konusu vekâletnamenin tanzim tarihinde davacının eşinin fiil ehliyetini haiz olduğunun bildirildiği, davacının kısıtlanması talebiyle Gebze Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ Esasına kayden açılan davada da Adli Tıp Kurumu raporuyla davacının fiil ehliyetini haiz olduğunun tespit edildiği, zira davacının vekâlet tarihinde yalnızca eşinin ehliyetsiz olduğunu iddia ettiği, vekâletnamenin usulüne uygun düzenlendiği, davacı ve eşinin vasiyetnameler ile davalı ...'i mirasçı olarak atadıkları, evlatlıkları ... 'un Kadıköy'deki iki adet daire karşılığında mirastan ivazlı şekilde feragat ettiği, davacı ve murisin yazılı talimatı üzerine dava konusu taşınmazların çıplak mülkiyetinin davalı vekil tarafından davalı ...'e satıldığı ve imzası davacıya ait olduğu tespit edilen ibraname ile vekil davalının ibra edildiği, davacı ve eşinin davalı ... ile Almanya'dan beri tanışık olup ortak banka hesapları açtıkları, işlemin vekâlet görevinin kötüye kullanılması, hata ve hile sonucu gerçekleştirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; aynı vekâletnameye istinaden davalı vekil tarafından davalı ...'e devredilen Yalova ... köy'deki taşınmaz hakkında vekâlet görevinin kötüye kullanılması sebebine dayalı açılan tapu iptali ve tescil davasının da davalıların sunduğu yazılı talimat ve ibranamedeki imzaların davacının eli ürünü olduğu gerekçesiyle reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının eşinin davalı ... lehine yaptığı vasiyetname tarihlerinde ehliyetli olduğunun Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildiği, davacının dava konusu vekâletname tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğu, irade fesadı ve gabin iddiası bakımından işlem tarihinden itibaren davanın 1 yıl içinde açılmadığı gibi, davacı ve eşinin zor durumda olma olgusunun da ispatlanamadığı, vekâletnamenin geçerli olduğu, vekâlet görevinin kötüye kullanılması bakımından davalı tarafça sunulan satış talimatı ve ibranamedeki imzaların davacıya ait olduğunun tespit edildiği, davalı vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığının ispatlanamadığı, muvazaa iddiası bakımından davalı ...'in davacının eşi tarafından mirasçı olarak atanması, satış talimatları ve vekil ile davalı ... arasında danışıklı işlem yapıldığının ispatlanamadığı, Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ E. sayılı dosyasının da kesin delil teşkil ettiği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.02.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 462,15 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!