Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin trafik kazası sonrası sigorta şirketinin araç sürücüsüne yönelttiği rücu talebine ilişkin menfi tespit davası gerekçeli kararı.
Özet: Bu menfi tespit davasında, trafik kazasında sürücü olan davacı, davalı sigorta şirketinin, kusurun karşı tarafta olduğunu ve kendisinin kasta veya ağır kusura dayanmayan bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek, hakkında başlattığı rücu talepli icra takibi nedeniyle borçlu olmadığını iddia etmekte; davalı sigorta şirketi ise ödediği hasar bedeli neticesinde sigortalısının haklarına halef olduğunu ve haksız fiilden kaynaklanan rücu hakkının davacı sürücüye karşı geçerli olduğunu savunarak takibin haklı olduğunu ileri sürmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/
KARAR NO : 2026/
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı sigorta şirketi 25.08.2025 tarihinde ... 2. Genel İcra Müdürlüğü 2025/... E. sayılı icra dosyasında davacı müvekkile ve takip borçlusu müvekkilin işvereni ...'a 231.650,00 asıl alacak 69.970,99 TL işlemiş faiziyle birlikte toplam 301.620,99 (takipte kesinleşen miktar) ... icra takibi başlattığını,söz konusu icra takibine diğer takip borçlusu itiraz etmiş olup, icra takibi müvekkili yönünden kesinleşmiş ve haciz işlemleri yapıldığını, başlatılan icra takibi haksız ve kötü niyetli olup müvekkilinin davalı sigorta şirketine borcu bulunmadığını, 06.04.2024 tarihinde müvekkil ... plakalı çekici aracının sürücüsü olarak görevini ifa ederken karşı araç sürücüsünün dikkatsizliği sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. 17.04.2024 tarihli ekspertiz raporuna göre : "...06.04.2024 tarihinde saat 15:45 sıralarında ... İli ... İlçesinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracıyla seyir halindeyken karşısındaki ... plakalı aracı fark etmeden sol arka köşe tarafına çarpması sonucu..." kazanın oluştuğu tespit edilerek kusurun diğer araç sürücüsünde olduğu görülmektedir. Müvekkil, kaza tarihinde dava dışı takip borçlusu ...'a ait çekici aracında sigortalı çalışan olduğunu, davalı sigorta şirketi, sigortalı ... plakalı ... tescilli aracın 06.04.2024 tarihinde müvekkilinin araç sürücüsü olduğu kazada zarar gören ... plakalı araç sahibine ödenen sigorta tazminatını müvekkiline karşı rücu talebinde bulunduğunu, Ancak müvekkilinin anılan borçtan sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili poliçe tarafı değil yalnızca araç sürücüsü olduğunu, kaldı ki ZMSS Genel Şartları ve KTK gereği sigortacının sürücüye rücu edebilmesi için kasıt, ağır kusur, alkol, ehliyetsizlik gibi hallerden birinin bulunması gerektiğini, emsal ... kararlarından da görüleceği üzere davalı sigorta şirketinin rücu talebini kendi sigortalısına yöneltmesi gerektiğini, sigortacının sigorta ettirene Genel Şartların 4/a bendine dayalı olarak rücu edilebilmesi için kasıt veya ağır kusur halinin varlığı gerekli olduğunu, müvekkili kaza sırasında ehliyetsiz ve alkollü olmadığından kanunda sayılan ağır kusurun varlığından söz edilemeyeceğini, davalı sigorta şirketi rücu talebini müvekkiline karşı yöneltemeyeceğinden müvekkilinin borçtan sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinin yargılamanın ilerleyen aşamalarında hak kaybına uğramaması adına dava dışı takip borçlusu ... HMK Md.61 gereği davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini, açıklanan ve Sayın Mahkemece re’sen tespit edilecek sebeplerle; davanın kabulüne, ... 2. Genel İcra Müdürlüğü 2025/... E. Sayılı icra takibinde müvekkilin borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline, icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasına, aksi halde Sayın Mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında durdurulmasına ve icra dosyasındaki hacizlerin kaldırılmasına, davalı sigorta şirketinin kötü niyetli icra takibi sebebi ile alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı sigorta şirketine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: işbu davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olup davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini, hasar tazminatını ödeyen müvekkili şirket TTK md.1472 gereğince sigortalısının haklarına halef olmakta, sigortalının yerine geçtiğini, meydana gelen trafik kazasında taraflar arasındaki hukuki ilişki ticari bir ilişki olmadığından görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu husus ... kararıyla da sabit olduğunu, Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından yayımlanan "Sigorta Hukukunda Uzman Arabuluculuk" isimli kaynağın 229. sayfasında, TTK md.1472'den kaynaklı uyuşmazlıkların ticari arabuluculuk yoluna tabi olduğu belirtildiğini, davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen cevap dilekçesinde; davacının kusurlu olmadığı, müvekkilinin davacıya rücu hakkının bulunmadığı iddia edilmiş olup işbu iddialar gerçeği yansıtmadığını, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4 maddesinde sigortacının sigortalıya rücu sebepleri sayıldığını, davacının iddiasının aksine davacı aleyhine başlatılan ... 2. Genel İcra Dairesi 2025/... E. sayılı icra takibi, Kasko Sigorta Poliçesinden kaynaklanmakta olup rücu sebebi haksız fiil olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin araç sürücüsüne karşı rücu imkanı bulunduğunu, kusura ilişkin yapılan tespitin aksi ispat edilinceye kadar geçerli olacağı ... ve Danıştay kararlarıyla da sabit olup yapılan değerlendirmede herhangi bir hukuksuzluk söz konusu olmadığını, mezkur kaza nedeniyle sigortalı aracın rayiç bedeli 970.000,00 TL hesaplanmış, 538.350,00 TL sovtaj belirlenmiş, karşı aracın ZMMS poliçesi kapsamında 200.000,00 TL tahsil edildiğini, bu durumda rücu tutarı 231.650,00 TL olduğunu, hasar tazminatını ödeyen müvekkili şirket TTK md.1472 gereğince sigortalısının hukukuna halef olduğundan bu kanuni halefiyete dayanarak, muhatap aleyhine ... 2. Genel İcra Dairesi 2025/... E. sayılı icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket, sigortalı ... plakalı aracın onarımı için ödediği tazminat tutarının davacı yandan tahsilini talep etmekte haklı olup TTK md.1472 gereği rücu imkanı bulunduğundan, davanın usulden ve esastan reddine, davacı yanın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı yandan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, icra dosyası, tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:
Dava, ilgili icra dosyasına dayalı olarak borçlu olmadığının tespitine karar verilmesine ilişkindir. ... 2. Genel İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, alacaklının ... Sigorta Şirketi, borçlunun ... olduğu, ... plakalı araç ile █████/2024 tarihinde vuku bulan kazada zarar gören ... plakalı araç sahibi ...'e ödenen sigorta tazminatının TTK 1472 gereği rücu edilmesi amacıyla 231.650,00 TL asıl alacak, 69.970,99 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 301.620,99 TL üzerinden takip başlatıldığı anlaşılmıştır.Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği █████/2012 tarihinden sonra, █████/2025 tarihinde açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. ... 22.03.1944 Tarih E. ... K. ... sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticarî dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur"hususu yer almaktadır. Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde açılan dava, davacının, davalı sigorta şirketi tarafından başlatılan icra takibine dayalı olarak davalı sigorta şirketine borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesine ilişkindir.Davalı sigorta şirketinin ilgili icra takibini kendi sigortalısının halefi olarak başlattığı, TTK'nın 1472. Maddesinde düzenlenen halefiyetin, yasal, sınırlı ve cüz'i halefiyet niteliğinde olduğu, sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer.Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanuni halefi olacağı, ilke olarak █████/1954 gün ve 1953/ E - 1954/ K. sayılı ... ...'nda da belirtilmiştir.Davacı ve davalı sigorta şirketi arasında sigorta ilişkisi bulunmadığı tespit edilmekle birlikte, davacının ... sistemi üzerinden yapılan kontrollerde vergi kaydının gayrimenkul kira ve işletilmesine yönelik olduğu( davacının tacir olmadığı)davacının araç maliki olmadığı, araç sürücüsü olduğu, uyuşmazlığın temelinin haksız fiilden kaynaklandığı, davanın mahiyeti gereği mutlak ya da nispi ticari davalardan olmadığı kanaatine varılarak davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, ... Asliye Hukuk Mahkemeleri’nin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,
1-Davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, ... Asliye Hukuk Mahkemeleri’nin görevli olduğuna,
2-HMK’nın 20. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, talep olmadığı takdirde dosya üzerinden davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesine,
3-HMK'nın 331. Maddesine göre yargılamanın görevli mahkemede devam etmesi halinde yargılama giderlerin görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesince takdirine, yargılamanın görevli mahkemede devam etmediği takdirde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden yargılama giderlerinin tespiti ve hükmedilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine ... açık olmak üzere karar verildi.█████/2026
Katip
¸E-imzalıdır.
Hakim
¸E-imzalıdır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!