Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, virüslü domates tohumu ve fidesinden kaynaklanan sera üretim kaybı, hijyen ve kazanç zararlarının tazminatı talepli ticari alacak davası kararı.
Özet: Bu dava, davacı şirketin davalılardan temin ettiği domates tohumlarından üretilen fidelerde tohum kaynaklı veya fide yetiştirme esnasında bulaştığı iddia edilen Tomato Brown Rugose Fruit Virus (ToBRFV) tespiti sonucunda seralarındaki tüm ürünlerin sökülmek zorunda kalması, sterilizasyon, aşırı verim ve kazanç kaybı gibi önemli zararlara uğraması nedeniyle, bu zararların tazmini için açtığı ve arabuluculuk yoluyla çözüme kavuşturulamayan ticari alacak talebini ele almaktadır.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11.HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: Antalya 1.Asliye Ticaret MahkemesiKARAR TARİHİ: █████/2022DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: █████/2026İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili şirketin davalılardan .... ….A.Ş’den lot no:.... Batch no:.... domates tohumu alındığını, alınan domates tohumlarının ..…A.Ş. ile ortakları aynı olan ve aralarında organik bağ olan diğer davalı Antalya ….A.Ş. tarafından fide haline getirilerek müvekkili şirketin Kozaklı Nevşehir ve Boğazlıyan Yozgat’taki seralarına sevk edildiğini, tohumların fide haline getirildikten sonra Boğazlıyan’da bulunan seraya 02.12.2019 tarihinde Kozaklı’da bulunan seraya da 28.12.2019 tarihinde dikildiğini, davacı şirkete sevk edilen fidelerde üretim aşamasında ilk etapta küçük bir alanda hastalıklı bitki gözlendiğini ve bu bitki ile ilgili olarak ....Gıda ve Zirai laboratuvarında analiz yaptırıldığını ve analiz sonucunda alınan rapor ile Tobarnovirüs grubunun bir üyesi olan Tobacco Mosaic Virus (TMV, ToMv=domates Mosaiv Virus) tespit edildiğini ve durumun derhal davalılara bildirildiğini, uluslararası yayınlarda da belirtildiği gibi ToMV(TMV) için kullanılan ELISA testinin domates kahverengi meyve buruşukluk virüsü ( TBRFV) için de pozitif sonucu verdiğini, dava konusu domates çeşidinin TMV hastalığına dayanıklı olduğu ve ToMV/TMV hastalık etmeninin domateste hastalık yapamayacağı bilindiğinden Laben analizlerinde tespit edilen virüsün aslında yakın akraba olan domates kahverengi meyve buruşukluk virüsü olduğunu, hastalığın çok agresif olması ve hızlıca seralarda yayılması sebebiyle davacı şirketin uzman ve mühendislerin görüşü üzerine Hollanda’da bulunan .... laboratuvarında analiz yaptırıldığını ve analiz sonucunda ....Virus olduğunun tespit edildiğini, analiz sonucunun davalılara e-mail ve telefon ile derhal bildirildiğini, tespit edilen virüsün davalıdan alınarak davacı şirkete ait Boğazlıyan ve Kozaklı seralarında yetiştirilen fidelerde büyük bir hızla ve seraların farklı farklı yerlerinden yayılmaya başladığını bunun üzerine Kozaklı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ....Değişik İş sayılı dosyası ile 27.06.2019 tarihi ve Boğazlıyan Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyası ile 27.06.2019 tarihinde mahallinde tespit yaptırıldığını, tespit dosyalarından uzman bilirkişiler marifetiyle alınan bilirkişi raporlarında da ...’de yapılan analiz sonrasında ürünlerdeki virüsün Tobamovirus grubunun bir başka üyesi Tomato Brown Ragose Frint virüs olduğunun tespit edildiğini, tespit edilen virüs ile ilgili olarak Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Fitopatoloji Ana bilim dalından Prof. Dr. ....’dan alınan uzman görüş raporunda ise ayrıntılı inceleme ve açıklama yapıldıktan sonra söz konusu virüsün tohum kaynaklı veya fide yetiştirme esnasında bulaşmış fidelerin kullanımıyla mümkün olabileceğinin belirtildiğini, konuya ilişkin bilimsel literatürde de adı geçen virüsün tohum kaynaklı olduğu tohumla taşınan bir virüs olduğunun belirtildiğini, hastalıklı olarak davacı şirkete satılan tohum ve fidelerden dolayı verim almanın olanaksız olması sebebiyle Kozaklı serasındakilerin tamamının 2019 yılı Eylül ayında sökülmek zorunda kalındığını, Boğazlıyan serasında ise verim düşmesine rağmen zararın artmasına engel olmak amacıyla üretime bir süre daha devam edildiği ve 2019 yılı Aralık ayı sonunda Boğazlıyan serasındaki fidelerde sökülmek zorunda kalındığını, fidelerin sökülmek zorunda kalınması nedeniyle seranın virüsten arındırılması amacıyla yapılan sterilizasyon ve söz konusu virüs hastalığının her iki serada ortaya çıkmasından dolayı bu seralardaki üretimin sadece kalan az sayıdaki sağlıklı bitkilerle ve çok daha kısa süre devam ettirebilmesi ve de üretimin sonlandırılmak zorunda kalınması sebepleriyle aşırı verim kaybının ortaya çıkması ve olması gerekenden çok daha az ve kalitesiz ürün elde edilmesiyle uğranılan kazanç kaybı v.s. nedenleriyle uğranılan zararın tanzimi talebi ile ...Agro …A.Ş. ve …A.Ş’ye ihtarname keşide edildiğini, davalıların müvekillinin zararını gidermediklerini, bunun üzerine taraflar arasındaki uyuşmazlığın her iki tarafın da tacir olması nedeniyle arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşılamadığını, arabuluculuk sürecinde davalı şirket tarafından davacı şirkete satılan tohumların tüm dünyada faaliyet gösteren ve yabancı şirket olan ....firmasının Türkiye’deki şirketi olan ...Gıda ….Ltd. Şti’den alındığının bildirilmesi üzerine bu firmanın da dahil edildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Kozaklı ilçesindeki serada 60.003,00 TL hijyen gideri, Boğazlıyan ilçesinde sera da ise 59.267,07 TL hijyen gideri olduğunu bunun dışında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla fidelerin hasat ortasında sökülmek zorunda kalınması ve yetiştirilen domateslerin kalitesinin düşük olması sebebiyle düşük fiyat satılmak zorunda kalınması nedeniyle seralarda toplam 12.000.000,00 TL kar kaybı yaşandığını, iddia ederek, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları ile bilirkişi raporu ile belirtilecek miktara göre talep sonuçlarını artırma hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 119.270,07 TL fiili zarar ile 12.000,000,00 TL mahrum kalınan kazanç kaybından kaynaklanan müvekkili şirket zararının ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama masrafları ile ücreti vekaletin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ...Gıda ve Tarım Tic. Ltd. Şti vekili, müvekkilinin Türkiye’de 1997 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini ...Grubu’nun Türkiye’deki iştiraki olduğunu, müvekkilinin kurulduğu günden bu yana Tohumculuk Kanunu ve sair mevzuat kurallarına uygun şekilde faaliyetlerini sürdürmeyi ilke edindiğini, davacının dava dilekçesinde, dava konusu bitkilerin yetiştirildiği ve davalı tarafından ithal edildiği iddia edilen tohumların lot numarasının .... olarak diğer davalıların cevap dilekçesinde ise lot numarasının .... olarak belirtildiğini, ne var ki davalı tarafından diğer Davalı ... Agro’ya satılan Altess domates tohumu çeşidinin lot numarası her iki dilekçede belirtilenden farklı olarak ... olduğunu, davacının dava dosyasından anladıkları kadarıyla dava konusu fidelerin dikildiği seraların bulunduğu yer mahkemeleri olan Boğazlıyan Sulh Hukuk Mahkemesi’nden ve Kozaklı Sulh Hukuk Mahkemesi’nden delil tespiti talebinde bulunduğunu ve bu doğrultuda bilirkişi raporları tanzim edildiğini, öncelikle her iki delil tespitinde de davalının karşı taraf olarak gözükmediği gibi delil tespiti kararı ve alınan bilirkişi raporlarının Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 403 uyarınca davalıya tebliğ edilmediğini, sayın Mahkemenin de malumunda olduğu üzere, davalının yokluğunda yapılan ve davalıya tebliğ edilmeyen bilirkişi raporlarının huzurdaki davaya dayanak teşkil etmesinin mümkün olmadığını, Tohumculuk Kanunu m. 11/2, uyarınca ayıp durumunda tazminat davası zarara uğrayanın zarara uğradığını tespit etmesinden itibaren altı ay içinde, her hâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabileceğini, huzurdaki olayda ise davacının davayı altı aylık hak düşürücü geçtikten sonra açtığını, davacının en geç ilk laboratuvar analiz tarihi olan 02.05.2019 tarihinde zarara uğradığını tespit edebilecek durumda olduğunu, oysaki huzurdaki davanın 10.03.2020 tarihinde açıldığını, dolayısıyla davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, davacının zararını tespit edebilecek durumda olduğu tarihi, en geç ikinci laboratuvar analizi tarihi olan 07 Haziran 2019 olarak kabul edildiğinde dahi davanın altı aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığının açık olduğunu, bu durumda davanın Tohumculuk Kanunu m. 11/2 uyarınca öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra ikame edildiğinden usulen reddinin gerektiğini, davacının davalıya ait domates türünden başka bir tür domates ekmiş olabileceği düşünüldüğünde en öncelikli olarak tespit edilmesi gereken hususun davaya konu ürünün gerçekten de davalıya ait tohumdan elde edilip edilmediğinin tespiti olduğunu, tohumun satılan çeşide ait olup olmadığı, dışarıdan gözlemlenebilecek bir özellik olmayıp, laboratuvarda DNA analizini zorunlu kılmakta olduğunu, bununla birlikte dava konusu tohumlara ilişkin fatura ve sevk irsaliyelerinin de tohumun çeşidi hakkında kesin kanaat oluşturmayacağını, zira davacının serasına birçok ürün ektiğini ve dava konusu edilen ve laboratuvar analizine tabi tutulan bitkilerin gerçekten de davalı tarafından ithal edilen çeşide ait olup olmadığının ortaya konulması gerektiğini, davacının diğer davalı ...’dan tohum satın aldığını ve daha sonra bu tohumların diğer davalı ... tarafından fide olarak yetiştirilerek davacıya teslim edildiğini, görüldüğü üzere fidenin davacının eline ulaşmadan önce birçok aşamadan geçtiğini, bu sebeple huzurdaki tazminat talebi konusu fidelerin gerçekten de müvekkili tarafından ithal edilerek pazara sürülen tohumlardan yetiştiğinin kanıtlanması gerektiğini ve kanıtlayamadığı halde davanın müvekkili açısından reddi gerektiğini, davacının tazminini talep ettiği domates tohumlarının gerçekten müvekkili tarafından üretilen tohumlar olup olmadığı dahi belirlenmemişken, davacının zararını müvekkilden tazmin etmesini beklemesinin kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu tohumlar üzerinde, piyasaya sürülmeden önce ToBRFV virüsünü de içeren Tobamo virüs grubu için test gerçekleştirildiğini ve tohumların bu hastalıktan ari olduğunun tespit edildiğini, diğer davalıların da 25.06.2020 tarihli cevap dilekçelerinin ekinde söz konusu kalite sertifikasını sunmuş olduklarını, davacının ise bu sertifikaya, sertifikanın 13.09. 2019 tarihli olduğu ve dava konusu tohumlardan üretilen fidelerin kendilerine 2018 yılının Aralık ayında teslim edildiği ve bu sebeple de sertifikaya konu tohumların aynı tohumlar olmadığı iddiasıyla itiraz edildiğini, tohumların Tobamo Virüs grubu için test edildiğini gösterir bu sertifikaya konu laboratuvar testlerinin sertifikada da açıkça yazdığı üzere 09.04.2018 tarihinde yapıldığını, 19.09.2019 tarihinin ise laboratuvar sonucunun ilgili makamlara ve kişilere ibrazı için alınmış olan yetkili imzanın tarihi olduğunu, dolayısıyla, davacının bu yöndeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, dava konusu bitkilerdeki virüsün tohum ile taşındığına ilişkin hiçbir inceleme veya bilimsel delil bulunmadığını, dava konusu bitkilere ToBRFV hastalığının çevresel etkenler sebebiyle bulaşmış olma ihtimalinin yüksek olduğunu, davacı tarafından ileri sürülen virüsün tohum ile taşındığı iddiasının dayanaktan yoksun olduğunu, zira dosyaya davacı tarafından sunulmuş olan hiçbir laboratuvar analizi hastalığın tohumdan gelip gelmediğini incelemediğini, dava konusu bitkilerin gerçekten de davalı tarafından ithal edilen Altess çeşidinin ....lot ve ....parti numaralı tohumlarından yetiştiyse dahi, bu tohumların davacı dışında birçok firmaya daha satıldığını, ne var ki bu firmaların hiçbirinden şikâyet gelmediğini, diğer davalıların da belirttiği üzere, aynı fidelerin birçok farklı firmaya satıldığını, hiçbiri tarafından ToBRFV’ye rastlanıldığına dair bir bildirim yapılmadığını, müvekkili tarafından ithal edilen başka çeşide ait tohumlardan yetişen bitkilerde idari kurumlar tarafından ToBRFV’nin tespit edilmiş olması hususunun huzurdaki davayla hiçbir ilgisi bulunmadığını, ayrıca huzurdaki iddianın konusunun .... lot ve .... parti numaralı Altess tohumlarının 2018 yılında Peru’da üretildiğini Peru’da üretim tarihi itibariyle ToBRFV’ye ilişkin hiçbir vakaya rastlanılmadığını, ToBRFV virüsünün mekanik yolla bulaşan bir hastalık olduğu, davalı tarafından ithal edilen tohumların ithalat öncesinde ToBRFV testlerine tabi tutulup negatif sonuç verdiği ve davacı tarafından hastalığın tohumdan kaynaklandığına ilişkin hiçbir delil veya bilimsel veri sunamadığı düşünüldüğünde, bitkilerde ToBRFV tespit edilmişse bile, bu virüsün Türkiye sınırları içerisinde ve davalı zilyetliğinde değilken çevresel faktörlerden bulaşmış olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, talep konusu zarar miktarının fahiş bir tutar olduğunu, nitekim Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 189. maddesi uyarınca davacının zararını ispatla yükümlü olmasına rağmen, talep konusu zarar miktarına dayanak olarak hiçbir belge sunamadığı, iddiasını somutlaştıramadığı ve talep ettiği zararı ortaya koyamadığını, davacının zararına ilişkin olarak sunabildiği tek belgenin toplam 119.270,07 TL tutarındaki temizlik giderlerine ilişkin olduğunu, geriye kalan 12 milyon Türk Lirası zararın neye göre hesap edildiğinin belli olmadığını, davacının tamamen kendi beyanıyla yapmış olduğu bu tazminat hesabının kabulünün mümkün olmadığını, davanın reddi gerektiğini gerektiğini savunmuştur. Davalılar ....…. A.Ş. ve ...…A.Ş. vekili; davacı tarafın iddialarının haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğundan davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının tazminat taleplerinin hak düşürücü süre geçtikten sonra öne sürüldüğünü, domates fidelerinin davacı şirkete 05.12.2018 ve 28.12.2018 tarihlerinde teslim edildiği, söz konusu fidelerde bir an için virüsün bulaşık halde olduğu düşünülse bile gözle yapılacak muayene ile bu durumun tespit edilebileceğini, virüs bulaşık bitkilerde yapraklarda bozulmalar olacağından sağlıklı bitkilerden kolaylıkla ayrılabileceğini, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılma imkanı bulunmadığını, davacının delil ve dayanakları gözetildiğinde dava değerini belirlemek için gerekli bütün enstrümana sahip olduğu basiretli davranma yükümlülüğüne sahip bir tacir olarak dava değerini kolaylıkla belirleyebileceğini, davacı tarafın virüsün sonradan ortaya çıktığı iddiasında bulunsa da Boğazlıyan Sulh hukuk Mahkemesi'nin ....Değişik İş tespit dosyasına sunulan dava dilekçesinde 2019 Nisan ayında seralarda küçük bir alanda hastalıklı bitki tespit edildiğini beyan ettiğini, kanunun aradığı zarara uğradığının tespit edilmesi şartının 2019 Nisan ayında gerçekleştiğini davacının ... gıda firmasından aldığı raporun 02.05.2019,... isimli Hollanda firmasında aldığı raporun 07.06.2019 tarihi olduğunu, davacının altı aylık hak düşürücü süreden sonra 10.03.2020 tarihinde dava açtığından Yerleşik Yargıtay kararlarının işaret ettiği üzere davanın öncelikle bu yönden reddini gerektiğini, davacı tarafından Kozaklı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş ve Boğazlıyan Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .... Değişik İş dosyaları ile davalı şirkete herhangi bir tebligat yapılmadan haber verilmeden tespit yapılmış olduğunu bu dosyalardan hazırlanan bilirkişi raporuna ve yapılan işlemlere itiraz edildiğini, kanuna aykırı yapılan tespitlerin taraflarınca kabul edilmediğini, davacının domates bitkilerinde bulaşık olan Tomato Brown Rugose Fruit virüsü’nün tohum veya fide kaynaklı olduğunu iddia ettiğini, gösterilen deliller arasında söz konusu virüsün davalı şirketlerin faaliyetleri eylemleri nedeniyle bulaştığına dair herhangi bir kanıt bulunmadığını, ToBRF virüsünün il olarak 2014 yılında Ürdün ve İsrail’de görüldüğünü daha sonra tüm dünyaya yayıldığını, virüsün temas kaynaklı bulaştığının bilindiğini, hastalığın tohum ve fide dışında başkaca faktörlerle de geçebilmesi mümkün olduğundan hastalığın sebebinin salt tohum ve fide olarak sınırlamanın mümkün olmadığını, davacı tarafın beyan ettiği üzere hastalığın serada ilk olarak 2019 Nisan ayında ortaya çıktığını nisan ayı itibariyle Türkiye’de henüz söz konusu virüs görülmediğinden virüsün davalılar eliyle bulaşmasının söz konusu olmadığını, davalı ... A.Ş’nin tohumları ithalatçı olan diğer davalı ... Gıda Ltd. Şti’den satın aldığını, diğer davalı tarafından ithal edilen tohumların ilgili makamlarca denetlenmekte olduğunu, gerekli testler ve karantinalar uygulanmadan ithal edilen ülkeden çıkışı veya ülkemize girişinin mümkün olmadığını, ayrıca ... imzalı 10.07.2019 tarihli İngilizce belgede Altess cini domates tohumlarına ToBRFV testi uygulandığı ve negatif sonuç alındığının belirtildiğini, yine ... imzalı 13.09.2019 tarihli İngilizce belgede dava konusu tohumlar ile aynı lot ve batch numaralı Altess cini domates tohumlarına ToBRFV testi uygulandığı ve negatif sonuç alındığının belirtildiğini, davalının aynı tohumdan sattığı müşterilerinden ürün ile ilgili herhangi bir şikayet almadığını, tohum satılan şirketlerin bağlı bulundukları Ankara, Antalya ve Afyon İl Tarım Müdürlüklerine müzekkere yazılarak bölgelerinde ToBRFV virüsünün tespit edilip edilmediğinin sorulmasını talep ettiklerini, davacı şirket tarafından diğer davalı Monsanto Gıda şirketinin Bandita F1 cinsi tohumlarında ToBRFV virüsü tespit edildiği ve tohumlara el konulduğunu iddia etmiş ise de söz konusu tohumların dava konusu tohumlar olmadığının açık olduğunu, söz konusu virüsün domates fidelerinin yapraklarında doku nekrozuna neden olduğu, simptomların bulaşmadan itibaren ilk bir ay içerisinde gözlemlendiğinin bilimsel bir gerçek olduğunu, virüsün tohum veya fideden gelmiş olsa idi bitkinin fide döneminde gözle görünür bir şekilde yapraklarında hastalığa dair belirtilerin ortaya çıkacağını ve hatta fidenin ölümüne sebebiyet vereceğinin açıkça ortada olduğunu, bu itibarla 2018 yılı Aralık ayında teslim edilen fidelerde 2019 yılı nisan ayında hastalık görülmesinin hastalığın serada bulaştığının başlıca göstergesi olduğunu, hijyen kurallarına uyulmaması aynı tarım aletlerinin dezenfekte edilmeden kullanılması halinde virüsün hızla yayılmasının son derece olağan olduğunu, davalı ... periyodik olarak ilçe tarım müdürlüğünce denetlenmekte olduğunu üretim alanlarında virüse rastlanmadığının kurum kayıtlarıyla sabit olduğunu, davalı ....A.Ş. 2018 aralık ayı içerisinde yaklaşık 1.000.000 adetten fazla fide yetiştirerek satışını yaptığını, bu fidelerin büyük bölümünün ...’ya satıldığını ayrıca aynı lot ve türde Altess domates fidesinin ... Süt. …..Ltd., ... A.Ş, ... A.Ş’ye 20.12.2018 tarihinde satıldığını, satılan fidelerle ilgili herhangi bir problem yaşanmadığını, virüsün davalılar tarafından bulaştığına dair somut delil bulunmamakla birlikte iddia edilen zararın davacının kendisinden kaynaklanan dikkatsizlik ve özensizlik nedeniyle ortaya çıktığının kuvvetle muhtemel olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin tamamlanmış olduğunu ve davalıların edimlerini layıkıyla yerine getirdiğini, savunarak, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından usulden reddine, haksız ve dayanaksız davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "...Somut olayda; davacının davaya konu her iki seradaki ürünlerde baş gösteren virüsün niteliğini Kozaklı Sulh Hukuk Mahkemesi ile Boğazlıyan Sulh Hukuk Mahkemesi'nce yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporu ile belirleyebildiği, daha önce kendi imkanları ile yaptırdığı laboratuvar tahlillerinde başka bir virüsün belirlendiği, virüsün serada hızlıca yayılması üzerine davacı tarafından delil tespiti için yukarıda belirtilen Mahkemelere başvurulduğu, virüsün niteliğinin Tomato Brown Rugose Friut Virüs(ToBRFV) olduğunun, dolayısı ile hastalığın ne olduğunun ve zirai mücadele ile önlenip önlenemeyeceğinin ancak bu şekilde belirlenebildiği görülmekle, davanın yasada belirlenen 6 aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı kabul edilmiştir.Kanun amir hükmünce davacının tazminat talep etme hakkı, ancak tohum ve fidelerin kusurlu olduğunun ispatlanması halinde mümkündür.Davalı yanın davacı dışında tohum ve fide sattıkları şirket temsilcilerinin tanık sıfatıyla alınan beyanları, yukarıda belirtilen kurum ve kuruluşlara yazılan müzekkere cevapları ile tüm dosya mündericatına göre; (ToBRFV) olarak tanımlanan virüsün 2019 tarihi itibariyle ve Ülke genelinde ilk defa Antalya'da tespit edildiği, Monsanto firmasının aynı lottan ithal ettiği tohumların satıldığı ve fideye dönüştürüldüğü başka yerlerde virüsün tespit edilmediği (Davalı ….A.Ş’nin davalı ...Gıda ve Tarım Tic. Ltd. Şti’den .... lot nolu, .... Batch nolu 561 paket almış olduğu domates tohumlarından 296 paketini davacı şirkete kalan paketleri de. ….Ltd. Şti, ....Seracılık …Ltd. Şti, ....Tarım ….A.Ş, ...Tarım ….Ltd. Şti, ... Tar. ……Ltd. Şti ve ...Tarım ….Ltd. Şti. firmalarında satmış olduğu bilirkişi raporu ile belirlenmiştir) ancak daha sonra virüsün ülke geneline hızla yayıldığı, virüsün fideye hangi tarihte bulaşmış olduğunun belirlenmesinin bilimsel olarak mümkün olmadığı gibi, bu virüs konusunda uzman tanığın beyanından normal virüsler vektör böceklerle bulaş yaparken bu virüsün böcek vektörünün olmadığı, böcek vektör haricindeki her türlü materyal ile bulaşabileceği, örneğin, seraya giren herhangi bir kişinin üzerindeki elbisede bile 60 saat yaşayabildiğinden bu elbisenin fidelerden birine değmesinin bulaşın başlamasına yeterli olduğu gibi her türlü yüzeyden de bulaşabildiği, kasadan, hortumdan, sera naylonundan ve dölleme için kullanılan Bombus arılarından da bulaşın başlayabileceği ve bulaş başladığında virüsün hızla yayıldığı belirlenmiştir.( Dosyaya sunulan diğer uzman görüşlerinde de virüsün bulaş şekli hakkında-tohum ve fidede virüs bulunmadığı hallerde- benzer kanaatte oldukları görülmektedir.)Dosyaya davacı yanca HMK 293.madde kapsamında sunulan uzman görüşünde; AB bitki sağlığı sisteminde PERU ülkesinde (davaya konu tohumların orjini olan ülke) virüsün Mayıs 2020 yılında Hollanda tarafından ithal edilen 1 adet domates tohumu paritesinde tespit edildiği, 2019 yılında ülkemizdekine benzer salgının Hollanda da yaşandığı, yapılan çalışmalar neticesinde tüm dünyada hızlı şekilde sorun olan dava konusu virüsün önemli domates tohumu üretimi yapan ülkelerden biri olan PERU'dan resmi olarak raporlanmadığı, ancak Mayıs 2020 de Hollanda tarafından resmi olarak raporlandığı, bitkisel ürün ihracatçısı ülkelerin karantina etmenlerinin varlığını raporlamakta genel olarak ticari kaygılarla yavaş hareket ettikleri, ithalatçı ülkelerin ise daha fazla risk almamak adına daha hızlı bildirimlerde bulundukları, dünyada yeni olan bu hastalığın 2018 yılında dünyaca kabul görmüş bir analiz, sertifikasyon prosedürü olmadığından tohum ve fide üreticileri ve dağıtıcıları için de yönetilmesi zor bir sürecin yaşandığı, virüsün 2018 yılında ithal edilen tohumlardan dikilen fidelerden çıkmasının tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tohum kökenli bir bulaş olduğuna işaret ettiği, hastalığın sera içerisine yayılması, belirti ve yaygınlaşma süreçlerinin bulaşanın kaynağının üretim materyali olduğunu gösterdiği, sera içinde yayılmada üretim sürecinde yapılan bakım beslenme ve hasat faaliyetlerinin etkisi olduğu, hastalığın bulundu bölgeden başka bir bölgeye taşınması ve yeni girdiği bölgede dağılmasının tohum ve fide ile olduğu, dava konusu seraların tohum ticaretinin olduğu yada fide üretiminin olduğu alana 600 km den daha fazla uzakta olduğundan bu mesafede bir mekanik bulaşıdan bahsedilemeyeceği, sonuç olarak ToBRFV'nin ülkemizde varlığının bilinmediği, özel karantina ve klinik uygulamalarının yapılmadığı bir dönemde davacı seralarında ortaya çıkmasının ancak tohum ve fide üretim materyali ile olabileceği ve girdiği sera içinde yayılmasının ise kültürel işlemlerle arttığı değerlendirilmiş ise de; davalı ..A.Ş. ile ...A.Ş. firmalarının 2018-2019 yılı ticari defterlerinin mali müşavir bilirkişi ve ziraat mühendisi bilirkişi aracılığı ile incelenerek bu davalının delil listesinde sunmuş olduğu firmalara aynı lot domates fideleri satılıp satılmadığı ve yine bu lot domatesten bu firmalar haricindeki firmalara satış yapılıp yapılmadığı hususunda rapor alınmış ve yukarıda belirtildiği gibi aynı lot domates fidesi satın alan diğer üreticilerde bahsedilen virüsün çıkmadığı gibi diğer tohum ve fidelerden satın alan üreticilerde de sorun yaşanmadığı belirlenmiştir. Bu hususta uzman görüşünde yapılan bir değerlendirme olmadığı, tanık ... ın ise aynı lottan ithal edilen tohumların satıldığı ve fideye dönüştürüldüğü bir çok yerde önce veya sonra belirli aralıklarla hastalığın çıkmasının beklendiği yönde görüş bildirdiği tespit edilmiştir. Bunun yanında ülkedeki domates tarımında; yetiştiriciliğin tamamının davacı firmada olduğu gibi ileri profesyonel seviyede olmadığı da göz önünde bulundurulursa, söz konusu virüsün ülkeye tam olarak hangi tarihte ve hangi şekilde girdiğinin belirlenmesinin ayrıca mümkün değildir. Resmi verilere göre de PERU ülkesinden ithal edilen tohumlarda virüsün ilk tespit edildiği tarih Mayıs 2020 olup, davaya konu tohumlar ise 2018 tarihinde ithal edilmiştir.Talimat yoluyla her iki serada keşif yapılmak suretiyle ayrı ayrı düzenlenen bilirkişi heyeti raporlarında da, seralardaki virüs bulaşının tohum ve fide kaynaklı olmadığı kanaati bildirilmiştir.Neticeten; davacıya ait seralardaki bitkilerde ortaya çıkan Domates Kahverengi Meyve Buruşukluk Virüsünün (ToBRFV) davalılardan satın alınan tohum ve fidelerden kaynaklandığının ispat edilemediği kabul edilmiş ve davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sertifalı tohum üreten bir firmada tohumdan tohuma, sürekli yüzey dezenfeksiyonu ve termoterapi kullanılması sebebiyle, bulaş olmasının mümkün olmadığının belirtildiği. bu durumda aynı lotta satılan tüm paketlerde benzer şekilde hastalık olması gerekmediği, davalıların aynı lottan tohum sattığı firmaların analiz yaptırmadığı için bu firmalara satılan tohumlarda virüsün olmadığının söylenemeyeceğini, bilirkişi raporunda “keşif günü Kozaklı Seralarının etrafında ve çok yakınında hayvancılık yapıldığı, önceki yetiştiricilikte kullanılan ve işi biten paketli (slab) toptaksız ortam materyallerinin bekletildiği, avluya giden araçların dezenfeksiyon sıvısı ile muamele edilmeden girdiği” şeklinde hijyen koşullarının yeterli olmadığına ilişkin tespitlerde bulunulmuş ise de, keşif zaptında bilirkişiler yada mahkeme tarafından bu yönde bir tespit bulunmadığı gibi Ziraat Mühendisi bilirkişi ....tarafından " ...girişte dezenfektan havadan ve yerden hijyen sistemi bulunduğu görüldü...” şeklindeki tespitini keşif zaptına yazdırdığını, müvekkili şirketin yakınında veya uzağında virüs bulaştırabilecek başkaca bir sera bulunmadığını, ayrıca davalı Monsanto şirketinin başka bir domates cinsine ait tohumlarında dava konusu virüse rastlanmadığını, her üç davalı şirkete karşı 2019 ve 2020 yılı içerisinde Türkiye'de açılan davaların uyap vasıtası ile sorgusunun yaptırılarak, mahkeme dosya ve dava bilgilerinin celbi sağlanması gerektiğini, dosyaya sunulan uzman görüşü raporlarının mahkemece dikkate alınmadığını, bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde rapor alınmadığını, Doç. Dr. ... ın .... Birliğinin danışmanı olarak bakanlık toplantısına katıldığını, davalı şirketeler ile araşında menfaat ilişkisi bulunduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, Davacı şirketin Kozaklı-Nevşehir ve Boğazlayan Yozgat'ta bulunan seralarında dikmek üzere davalı ... A.Ş 'den satın aldığı, diğer davalı ....Fide ... A.Ş. tarafından fideye dönüştürülen ... lot numaralı ve .... parti numaralı tohumların fide haliyle seralara dikilmesinden sonra seradaki bu bitkilerde Domates Kahverengi Meyve Buruşukluk Virüsünün (ToBRFV) bulunduğunun tespit edildiği, ToBRFV virüsünün ülkeye girişi ve yayılması alınında uzman Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Doç Dr. ... ın 09.07.2021 tarihinde mahkeme huzurunda; " virüsün ülkeler arası yayılması tohum ile olmaktadır, ancak ülke içindeki yayılması biraz önce izah ettiğim gibi canlı cansız materyaller ile olmaktadır, seraya bir hastalıklı tohum girdiğinde bir ay içinde tüm serayı enfekte etmektedir ve şu an dünyadaki tüm bilimsel çalışmalara göre virüsün enfekte zamanını belirlememize imkan yok, aynı lottan satılan tüm paketlerde benzer şekilde hastalık olması gerekir, tek bir üreticide çıkıp diğerlerinde çıkmama ihtimali yoktur." şeklinde açıklama yaptığı, mahkemece dinlenen tanıkların davalılardan alınan tohum ve fidelerde virüs olduğuna dair beyanda bulunmadığı, tohumların ülkeye girişi esnasında BATEM'den alınan 07.07.2019 tarihli raporda virüs testinin negatif çıktığı, BATEM'in 02.07.2019 tarihli raporunda virüs testi pozitif çıkan ve Antalya 1. İdare Mahkemesi'nin ....Esas sayılı davasında uyuşmazlık konusu yapılan tohumların lot ve cinsinin farklı olduğu, davacının serasında meydana gelen yayılımın tohum veya fide üretiminden kaynaklandığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmış olmakla; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.█████/2026...