Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi tarafından incelenen, davacıların tefecilikle borçlandırıldığı iddiasıyla senet iptali ve borçlu olmadığının tespiti talepli menfi tespit davası.
Özet: Davacılar, davalıdan aldıkları 12.000 TL borca karşılık tefecilik faiziyle usulsüzce şişirilen ve ceza mahkemesi kararı ile vergi denetim raporuyla da tefecilik faaliyetleri sabit görülen birden fazla senet düzenlemek zorunda bırakıldıklarını, bu senetler nedeniyle aleyhlerine icra takipleri başlatılarak mallarına haciz konulduğunu ve ortaklığın giderilmesi davaları açıldığını belirterek, davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ile haksız icralara konu olan senetlerin iptalini talep ederken; davalı, davanın görevli mahkemede açılmadığı ve derdestlik itirazında bulunmuştur.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Antalya 3.Asliye Ticaret Mahkemesi
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: █████/2026
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili; müvekkillerinin davalı ... ile aralarında imzalamış oldukları senetlerin alacakları olmadıkları halde icraya koyulduğunu ve müvekkillerinin zor duruma düşürüldüğünü, davalı ...'ın müvekkillerinin dükkanına gelerek müvekkillerine faiz karşılığı para verdiğini, alınan bu para karşılığında çek keşide edildiğini, bu işlemlerden sonra sürekli ...'a çek kestirdiklerini ve çek bedelini faize saydırdığını, ayrıca ana paranın ödenmediğini söyleyerek daha sonra ...'dan vekalet alınarak ev alındığını, bunun üzerine müvekkillerinin davalılardan şikayetçi olduklarını, bunun üzerine Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin █████/2016 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararında davalılar hakkında tefecilik yapmak suçundan ceza verildiğini, bu dosyada alınan Vergi Denetmen raporuna göre müvekkillerinin ...'dan Eylül 2010 da 12.000,00-TL borç aldıklarını bunun karşılığında senet düzenlediklerini, müvekkillerinin 5.000,00-TL ödeme yaptığını, kalan 7.000,00-TL için Eylül 2010 da toplam (9.500+9.500+6750) 25.750,00-TL'lik senet düzenlendiğini daha sonra müvekkillerinin 4.000,00-TL ödemede bulunduklarını, kalan borç için tekrar Mart 2011 de toplam 23.000,00-TL senet düzenlendiğini, müvekkillerinin başlangıçta almış oldukları 12.000,00-TL borç için ...'a toplam 57.750,00-TL ödemek zorunda bırakıldıklarını, müvekkillerine 12.000,00-TL için toplam 45.750,00-TL faiz taahhuk ettirildiğini, davalıların birden fazla kez davacı müvekkillerine borç para verdiklerini ancak para verdiklerinde faiz geliri elde ettiklerini, müvekkillerinden çek- senet alındığını, çek-senet bedeli üzerindeki yazılan miktarın daha altında parayı müvekkillerine teslim ettiklerini, bu şekilde gelir elde ettiklerini ayrıca zaman zaman müvekkillerinin borçlarını ödemedikleri iddiası üzerine senetleri yenilediklerini ve senetleri başkaları üzerine ciro ederek tahsili yoluna başvurduklarını, müvekkillerinin bu sebeple borçlu olmadıkları halde defalarca davalılara fazladan ödeme yaptıklarını, Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu'nun ... hakkında hazırlamış olduğu █████/2015 suç duyurusuna ilişkin raporunda davalının vergi müfettişi tarafından incelenen vergilerinde kanuna aykırı fiillerin işlendiğinin tespit edildiğini, müvekkillerinden ..., ... ve ...'ın ortak olarak taşımacılık yapmakta iken ...'dan faiz karşılığında birden fazla kez borç para aldıklarını ve bunun 12.000-TL karşılığı olarak kendilerine %12 faiz tutarlı bir senet düzenleyip verdiklerini, müvekkillerinin ...'a 5.000,00-TL ödemede bulunduklarını, fakat borcun kalanını ödeyemediklerini, ...'ın söz konusu senedi iptal edip kalan borca karşılık olarak 9500-TL, 9500-TL ve 6750-TL olmak üzere 3 adet senet aldığını, bunun üzerine müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatılarak araçlarının yakalandığını, bu icraların kaldırılması ve durdurulması için yasal faizi ile birlikte 3.000,00-TL olmak üzere 8 adet senet imzaladıklarını, bu senetlerin hepsinin ...'da olduğunu, müvekkillerinin davalı ...'a toplamda 10.020-TL ödemede bulunduklarını, Antalya 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı, Antalya 3.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı, Antalya 14.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı, Antalya 16. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyalarının müvekkillerinin borçlu olduğu iddiası ile söz konusu senetler dayanak gösterilerek açılmış icra takipleri olduğunu, Antalya 3.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı ve Antalya 3.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalının düzenlemiş olduğu senetler dayanak gösterilerek dosyada konulan hacizler sonucunda müvekkillerinin adına kayıtlı Antalya İli, .... İlçesi, ... Köyü .. , .. ve ... Parsel kayıtlı taşınmazların satılması için Antalya 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esası ile ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, davalılar tarafından müvekkilleri aleyhine girişilen bu haksız ve hukuka açıkça aykırı fiil ve davranışların men edilerek müvekkillerinin daha fazla zarara uğramasının engellenmesi için bu davayı açma zaruretinin hâsıl olduğunu, bu sebeplerle müvekkillerinin davalıya borcu bulunmadığının tespiti ile, bizzat davalı tarafından icraya konulan senetlerin iptalini talep ve dava etmiştir.
DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı ... vekili; uyuşmazlığın çözümünde davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacılar tarafından Antalya 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla açılmış bulunan konusu ve tarafları aynı mükerrer nitelikte menfi tespit davası bulunduğunu, bu nedenlerle derdestlik itirazında bulunduklarını, davacı tarafın işbu davayı 19.000,00-TL bedel üzerinden açıp bu oranda harç yatırdığını, dava dilekçesinin sonuç kısmında hangi icra dosyaları ve senetler yönünden menfi tespit isteminde bulunduğunu açıkça zikretmeyen davacıya dava dilekçesinin açıklattırılması, akabinde harcı tamamlamak üzere süre verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinin içeriğinde bahsi geçen icra dosyalarına konu senet miktarlarının toplam 48.750,00.-TL tutarlı olduğunu, harcın kalan bakiye tutar üzerinden ikmal edilmesi gerektiğini, davacılar tarafından dava dilekçesi içeriğinde belirtilen senetlerin her birinin keşidecisi, lehtarı ve cirantasının farklı kişiler olduğunu, Antalya 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalarında borçluların ..., ... ve ..., alacaklısının ... olduğunu, davacı tarafın bu iki dosya yönünden menfi tespit isteminde bulunmuş ise davacılardan ...'ın ve davalılardan ...'ün söz konusu senetlerin tarafı olmaması sebebiyle davanın reddi gerekeceğini, davacı tarafın salt kesinleşmemiş ceza hükmüne dayanarak borçlu olmadıklarının tespitini istediklerini, müvekkilinin aldığı senetlerin yapılan alım-satımlara ilişkin olarak alındığının sunulacak yazılı deliller ile sabit olduğunu, davacıların iddialarını kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinden bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı ...; hakkında açılan davayı kabul etmediğini, davacılarla kendisinin hiçbir ilgisinin olmadığını, davalı ...'a daire sattığını, karşılığında kendisine çek verdiğini, çekin karşılığı olmadığı için icraya koyduğunu, çeki tahsil edemeyince davalı ... .. dan daire satışı karşılığı alacağı olan parayı aldığını, davacılar ile diğer davalılar arasındaki ilişkiyi bilmediğini, davanın reddine karar verilerek yargılama giderlerinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir
Davalı ...; dava konusu olan ve alacaklı olarak göründüğü icra dosyası ile ilgili olarak herhangi bir alacağının kalmadığını, dosya harçlarının davacılar tarafından yatırılıp takibe konu evrağın alınacağı konusunda borcu ödedikleri sırada anlaştıklarını, anlaşmadan sonra davaya konu icra takibinde herhangi bir işlem yapılmadığını ve dosyanın takipsizlikle düştüğünü, davacıların tarafına dava açmalarında hukuki yararının olmadığını bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece; "... Davacıların dava konusu senetler nedeniyle yapmış oldukları şikayet üzerine yürütülen soruşturma sonucunda davalı ... ve dava dışı ... hakkında Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında tefecilik yapmak suçundan dolayı kamu davası açılmış ve yapılan yargılama sonunda sanıkların tefecilik yapmak suçundan mahkumiyetlerine karar verilmiş ve karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Ceza dosyasında davacılar davalı ...’dan 16.000,00.-TL borç aldıklarını belirtmişler, davalı ... da davacıların kendisine 20.000,00.-TL ödeme yaptıklarını kabul etmiştir. Ceza yargılaması sonucunda kesinleşen eylemleri nedeniyle davacılar ... ve ...’ın davalı ...’dan 16.000,00.-TL borç aldıkları ve borç karşılığında kendisine 20.000,00.-TL ödeme yaptıkları, dolayısıyla borç alınan ana paranın tamamının davalıya ödenmesi nedeniyle davacıların davalıya ana para borcunun kalmadığı, senetlerin 3. kişiler üzerine ciro edilerek tahsili yoluna başvurulduğu ceza yargılamasında subut bulan olayın ve eylemin mahkememiz açısından bağlayıcı olduğu, kesinleşen subut karşısında davacıların davalıya takip ve dava konusu senetler nedeniyle borçlu olmadığı, davalının bunu bilerek haksız ve kötü niyetle davacılar aleyhine takibe giriştiği anlaşılmakla davanın kabulü ile, davacıların Antalya 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas, ... Esas sayılı icra takip dosyaları ve dayanak bonolardan dolayı davalılar ... ve ...’a; Antalya 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında ise dayanak bonodan dolayı davalı ...’a borçlu olmadığının tespitine, davalı ... tarafından haksız ve kötüniyetli takip yapıldığından takip konusu asıl alacak tutarı olan 19.000,00.-TL'nin takdiren %20 si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine; Davacı ... tarafından davalılar aleyhine açılan dava yönünden yapılan değerlendirmede; Davacı ...’ın takibe dayanak teşkil eden senetlerde isim ve imzasının bulunmadığı gibi dava konusu icra takip dosyalarında aleyhine başlatılan icra takibinin bulunmadığı anlaşılmakla adı geçen davacı tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine; Davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede; Davalı ...’ün takibe dayanak teşkil eden senetlerde isim ve imzasının bulunmadığı gibi dava konusu icra takip dosyalarında borçlu/alacaklı sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla adı geçen davalı yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı, davacılar ile davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece ... yönünden aktif husumet bulunmadığı belirtilerek ilgili davacılar için davanın reddine karar verildiğini, verilen bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin █████/2016 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararında davalılar hakkında tefecilik yapmak suçundan ceza verildiğini, davalıların birden fazla kez davacı müvekkillerine borç para verdiğini ancak para verdiğinde faiz geliri elde ettiğini, müvekkillerinden çek-senet aldığını, çek-senet bedeli üzerindeki yazılan miktarın daha altında parayı müvekkillerine teslim ettiğini, bu şekilde gelir elde ettiğini ayrıca zaman zaman müvekkillerinin borçlarını ödemediği iddiası üzerine senetleri yenilediğini ve senetlerin başkaları üzerine ciro ederek tahsili yoluna başvurduğunu, Antalya 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı, Antalya 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı, Antalya 14. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı, Antalya 16. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyalarının müvekkillerinin borçlu olduğu iddiası ile söz konusu senetlere dayanak gösterilerek açılmış icra takipleri olduğunu, davacı müvekkillerinin borçlu sıfatıyla davalının usulsüz icraları neticesinde borçlu konumuna düşmüş olmasına rağmen Yerel Mahkemenin davacı ... yönünden hukuka aykırı karar verdiğini, ...'ın davalıların takibe koymuş olduğu senetlerde borçlu sıfatına sahip olduğunu, diğer müvekkilleri ... ve ... ile beraber bu borçları ödemek zorunda kaldığını, bu hususun dava dosyasında yer alan belgeler ışığında sabit olduğunu, davalı ...'ün cevap dilekçesinde "Dava konusu olan ve alacaklı olarak göründüğü icra dosyası ile ilgili olarak herhangi bir alacağının kalmadığını, dosya harçlarının davacılar tarafından yatırılıp takibe konu evrağın alınacağı konusunda, borcu ödedikleri sırada anlaştıklarını, anlaşmadan sonra davaya konu icra takibinde herhangi bir işlem yapılmadığını ve dosyanın takipsizlikle düştüğünü..." yönünde beyanlarda bulunduğunu, müvekkillerini maddi zarara uğrattığını, bu sebeplerle davalının dava dosyası açısından pasif husumetinin bulunduğunu, Yerel Mahkemenin vermiş olduğu kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece davacılar ... ve ..yönünden kabul kararı verilerek ceza mahkemesi kararının bağlayıcı olduğu hususunda gerekçe sunulduğunu, ceza dosyasının da kesinleştiğinin belirtildiğini ancak müvekkili ... hakkında Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasıyla yapılan yargılama ile her ne kadar tefecilik suçundan mahkumiyet hükmü verilmişse de ceza dosyasının kesinleşmesinin akabinde Antalya 1. Vergi Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Esas sayılı dosyaları ile davanın açıldığını ve Konya Bölge İdare Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Esas sayılı dosyaları ile “borcun revize edildiği, dolayısıyla aynı yıl içinde aynı kişiye birden fazla borç verdiğinin düşünülemeyeceği, devamlılık hususunun bulunmaması dolayısıyla tefecilik iddiasının yersiz olduğu ve kesilen vergi tarhiyatlarının hukuka uygunluğunun bulunmadığı” yönünde karar verildiğini, işbu ilam ile de müvekkili ...‘ın tefecilik gibi bir fiilinin olmadığı tespit edildiğinden Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yargılamanın yenilenmesi hususunda başvuru yapıldığını, Mahkeme tarafından yalnızca ceza dosyasından verilen kararın dikkate alındığını, dayanmış olduğu delillerin dahi toplanmadığını, Vergi Mahkemesince de eylemin tefecilik suçunu oluşturmayacağı hususunda karar verildiğini, işbu kararın Konya Bölge İdare Mahkemesince de onandığını, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesinin Cemil ve ... yönünden vermiş olduğu kabul kararının bozulması gerektiğini, ... yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmişse de kararda müvekkili lehine vekalet ücretine de hükmedilmekten kaçınılarak hatalı karar tesis edildiğini, ...'ın tazminat ödemesine karar verilerek son derece hatalı karar tesis edildiğini, kötüniyet tazminatı için şahısların kötüniyeti hususunda Mahkemenin araştırma yapması gerektiğini, müvekkili ile dava dışı ... arasında ... plaka sayılı 2002 model tır vasfındaki aracın satışı hususunda adi yazılı araç satış sözleşmesi tanzim olunduğunu ve müvekkilinin aracı ...’ dan 53.000,00 TL bedel ile satın aldığını, bedelini ödediğini ancak müvekkilinin ticari iş ilişkileri sebebiyle o dönem aleyhine açılan icra dosyaları nedeniyle tırın devrini kendi üzerine gerçekleştiremediğini, davacıların tır satın almak istediğini beyan etmesi üzerine halihazırda bedelini ödediği ancak devrini alamadığı ...plaka sayılı tırın satışı hususunda davacılar ile anlaştığını, tırın devir işleminin ... üzerinden davacı ... adına gerçekleştirildiğini, işbu satış işleminin Antalya 14. Noterliği'nde gerçekleşmiş olduğundan satış sözleşmesinin ilgili noterden celbi talep edilmesine karşın Yerel Mahkeme tarafından delil toplamaktan imtina edildiğini, bu satış işlemi karşılığında davacı ... tarafından müvekkiline 20.000,00 TL peşin satış bedeli ödendiğini, kalan miktar karşılığında ise senet düzenlendiğini, senetleri vadesinde ödeyemeyen ... ve ...'ın müvekkiline giderek borcu revize ettiğini, vade tarihlerini değiştirmek suretiyle iki adet 9.500,00 TL bedelli ve bir adet 6.750,00 TL bedelli senedin davacılar tarafından müvekkiline teslim edildiğini, aynı zamanda senetlerin teminatı olarak da satışı yapılan tırın kaydına müvekkili lehine rehin işlemi gerçekleştirildiğini, diğer davalı ...' tan ev satın alan ancak borçlu bulunduğu icra dosyaları nedeniyle tapusunu oğlu ... üzerine yaptığını, ev nedeniyle borcuna mahsuben iki adet 9.500,00 TL bedelli senedin ...’a ciro edilerek teslim edildiğini, senetlerin ... tarafından Antalya 3. İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... Esas sayılı dosyalarıyla müvekkili ve davacılar aleyhine takibe konulduğunu, haciz işlemini bertaraf edebilmek adına müvekkilinin oğlu ... ile ... arasında protokol yapılarak borç tasfiyesi hususunda anlaşıldığını ve ... ' a icra dosyalarının temlik verilmesi karşılığında müvekkilinin ...'a olan borcunun ... tarafından ödendiğini, 6.750,00 TL bedelli senedi ise kendisine boya işleri yapmış olması sebebiyle borcuna mahsuben ...’e ciro ettiğini, işbu senedin de Antalya 14. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla takibe konulduğunu ve müvekkili tarafından icra dosyası borcuna mahsuben alacaklı vekiline 3.000,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkili ile borçlular arasında herhangi bir borç para alımının söz konusu olmadığını, davacılar tarafından müvekkili ile aralarında ticari ilişki olmadığı söylense de 6. Asliye Ceza Mahkemesi önünde oto alım-satım ilişkisi bulunduğunun ikrar edildiğini, işbu alım satıma ilişkin yazılı sözleşme ve ikrar ifadelerini içeren duruşma zabıtlarının mevcut olduğunu, müvekkilinin o dönem borç para vermesi imkanının bulunmadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; tüm deliller toplanmadan eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yanlış karar verildiğini, davalı ...'ın eşi ... adına kayıtlı "Antalya İli, ... İlçesi, ... Mah. ... ada ... parsel” de bulunan D ... (.. ) no'lu bağımsız bölümün 24.09.2009 tarihinde diğer davalı ...’a satıldığını, davalı ...'ın tefecilik ile suçlanan diğer davalı ...'ı sadece eşine ait dairenin satışı nedeniyle tanıdığını, ... hakkında herhangi bir mahkumiyet kararı olmadığı gibi herhangi bir ceza davası da açılmadığını, ...'ın dairenin satışı için ... ın kendisine vekaletname vermesini istediğini, bakiye 19.000,00 TL satış bedeli için de keşidecisi ve kefili davacılar olan bonoları verebileceğini, bonoların sağlam olduğunu söylediğini, ...'ın, ...'ın eşi .. tan aldığı bu vekaletnameye dayanarak bir gün sonra 24.09.2009 tarihinde ...'ın oğlu olduğunu tahmin ettikleri ..a tapuyu devrettiğini, ...'ın alacağını eşinin dairesini satın alan ve kendisine borçlu olan ...'dan icra takibinden çok sonra tahsil ettiğini, davalı ...'ın davacılar ve davalı ...'ü tanımadığını, davalı ...'ı da daire satışı nedeniyle tanıdığını, senedin keşidecileri ile ciranta arasındaki ilişkiyi de bilmediğini, ...'ın yargılanmadığını, mahkum olmadığını, ceza dosyasının incelenmesinden anlaşılacağı gibi olayla ilgili olarak kendisinin tanık olarak dinlendiğini, ...'ın kötü niyetli olmadığı ve kötü niyetli olduğu ispat edilmediği halde %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, icra takibi yapmakta haklı olan ve davacı borçlular ile davalı ciranta ... arasındaki ilişkileri bilmeyen ve bilmesi de mümkün olmayan davalı ...'ın kötü niyetli sayılarak kötü niyet tazminatına mahkum edilmesinin ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, davacıların davalı müvekkilinin kötü niyetli olduğunu ileri sürmediğini, böyle bir iddiada bulunup usulüne uygun olarak ispat etmediğini, davalı müvekkilinin dava konusu emre yazılı bonoları ciro yoluyla devraldığı gözetildiğinde davacı borçlular ile diğer davalı ve senet lehtarı ve ciranta olan ... arasındaki temel borç ilişkisinin kötü niyetli olmadığı sürece davalı ...'a karşı ileri sürülemeyeceğini, eş bir anlatımla davacılar ile diğer davalı ... arasındaki ilişkinin kötü niyetli olmayan davalı ...'ı bağlamadığını, istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, kambiyo senedine dayalı icra takiplerinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davacı ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacılar ... ve ... tarafından davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Antalya 3. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlular ..., ... ve ... aleyhine 9.500,00-TL asıl alacak, 37,48-TL işlemiş faiz, 175,00-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 48,55-TL ihtiyati haciz gideri olmak üzere toplam 9.761,03.-TL alacak üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapıldığı, takip dayanağının █████/2010 düzenleme, █████/2011 ödeme tarihli, 9.500,00-TL bedelli, keşidecisi ..., kefili ..., lehtarı ... olan bono olduğu;
Antalya 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlular ..., ... ve ... aleyhine 9.500,00.-TL asıl alacak ve 515,34-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.015,34-TL alacak üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapıldığı, takip dayanağının █████/2010 düzenleme, █████/2011 ödeme tarihli, 9.500,00-TL bedelli, keşidecisi ..., kefili ..., lehtarı ... olan bono olduğu;
Antalya 14. İcra Müdürlüğü'nün ....Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı ...tarafından borçlular ..., ..., ... aleyhine 6.750,00 TL bedelli bono, 512,63-TL işlemiş faiz, 20,25-TL komisyon olmak üzere toplam 7.282,88-TL alacağın tahsili için kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının █████/2010 düzenleme, █████/2011 ödeme tarihli, 6.750,00-TL bedelli, keşidecisi ..., kefili ..., lehtarı ... olan bono olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacılar dava dilekçesinde icra takip dosyaları yönünden borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini talep etmiş olup, dava değerini 19.000,00-TL olarak göstermişlerdir. Mahkemece bono bedelleri üzerinden eksik harcın yatırılmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuş ise de davacılar icra takibinden dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep ettiğinden dava değerinin toplam icra takip çıkış miktarı üzerinden belirlenmesi gerekmekte olup, İlk Derece Mahkemesince eksik harç tamamlatılmaksızın davaya devam olunduğu görülmüştür.
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca davacı, dava harçlarını ödemek zorundadır. Anılan kanun maddelerinde, harcın ödenmemesi halinde yargılamaya devam olunamayacağı ve müteakip işlemlerin yapılamayacağı öngörülmüştür. Dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken harcın eksik ödenmesi halinde, eksik harcın ne şekilde tamamlatılacağı 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre; dava harçlarının eksik ödendiğinin yargılama sırasında anlaşılması halinde, yalnızca o celseye devam olunur ve davacı tarafa eksik harcı tamamlaması için uygun bir mehil verilir. Harç tamamlanmadıkça yargılamaya devam olunmaz. Mahkemece verilecek süre içinde eksik harcın tamamlanmaması halinde, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar vermek gerekir. Bu doğrultuda, harç eksikliğinin verilecek süre içinde giderilmemesi durumunda dava dosyası hakkında öncelikle işlemden kaldırma kararı verilmesi, işlemden kaldırma tarihinden itibaren üç ay içinde harç tamamlanarak dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir.
Bu durumda; Mahkemece dava değeri 27.059,25-TL üzerinden harç hesaplanmak suretiyle alınması gerekli karar ve ilam harcının 1/4'ü oranında peşin harcın yatırılması için davacılara uygun bir süre verilerek harcın tamamlanmasının istenilmesi, harç ikmal edilmediği taktirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi, işlemden kaldırma tarihinden itibaren üç ay içinde harç tamamlanarak dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, harç tamamlanır ise yargılamaya devam olunarak oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin eksik harç tamamlatılmadan yargılamaya devam edilerek karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yine Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ...Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; katılanların ... Bakanlığı ... Hazinesi ve ... olduğu, sanıklar ... ve ...'ün tefecilik yapmak suçundan yargılandıkları, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanık ...’ın katılanlar ... ve ...’a birden fazla kez borç para verdiği, para verdiğinde faiz geliri elde ettiği, katılanlardan çek, senet aldığı, zaman zaman katılanların borçlarının ödenmemesi üzerine senetleri yeniledikleri ve senetleri başkaları üzerine ciro ederek tahsili yoluna başvurduğu ve bu eylemi birden fazla kez gerçekleştirdiği, bu şekilde üzerine atılı tefecilik suçunu işlediği belirtilerek sanıkların cezalandırılmalarına karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek █████/2021 tarihinde kesinleştiği, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedildiği, davalılardan ...'ın anılan ceza dosyasında tanık olarak beyanının alındığı anlaşılmıştır.
Senedin bedelsizliğine dair kişisel def’inin sonraki hamillere ileri sürülmesi, ancak TTK’nın 687. maddesi gereğince hamillerin, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatıyla mümkündür (Bono bakımından TTK’nın 778. maddesi atfıyla m. 687). Kambiyo senetlerinde kişisel def’îlerin sonraki hamillere karşı ileri sürülememesinin bir istisnası olan "bile bile borçlunun zararına hareket etme" kavramı, TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralı ile ilişkilidir. İyiniyetin var olup olmadığının her somut olayın özelliğine göre belirlenmesi gerektiğinden bu kavramın içeriği uyuşmazlıklardaki oluşa göre farklılaşabilecektir. İspat konusunda ise; niteliği gereği bile bile borçlu zararına hareketin varlığının senetle ispatı aranmaz. Yani, borçlu, hamil olan davalıya karşı kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini, kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu bilebilecek durumda olduğunu tanık dâhil her türlü delille ispat edebilir. Bununla birlikte, ispat yükü senet borçlusunun üzerinde olup, borçlu tarafından hem def’îlerin varlığı, hem de bunların senedi iktisap ederken hamil tarafından bilindiğinin ispatlanması gerekmektedir. Bu kapsamda kişisel def’îlerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin keşideci ile lehtar arasındaki ilişkiyi bilmesi yeterli olmayıp sırf borçluyu zarara uğratmak maksadıyla hareket etmiş, başka bir deyişle bu amaçla senet lehtarıyla gizli anlaşma içerisine girmiş olması da gerekir ( Aynı yönde Yargıtay HGK'nın ███████-698 Esas █████████ Karar sayılı kararı).
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; bedelsizlik defi'nin lehtara karşı, senede karşı senetle ispat kuralı gereği ispat edildikten sonra hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin lehtarla keşideci arasındaki bedelsizliği bile bile, başka bir deyişle keşidecinin borçlu olmadığını bildiği halde kötü niyetle temlik aldığının ispatına bağlıdır. Mahkemece anılan ilkeler çerçevesinde davalı ...'ın cevap dilekçesindeki savunmaları ele alınarak ve ayrıca dosyaya ibraz edilen davalı ... ile ...'ın oğlu olduğu bildirilen ...arasında █████/2012 tarihinde imzalanan alacağın temliki sözleşmesi aslı getirtilerek,taraflardan sorulması, gerçek bir temlikin söz konusu olup olmadığının değerlendirilmesi, işbu temlikin icra dosyalarına bildirilip bildirilmediği de değerlendirilmek suretiyle ... yönünden hem husumet hem de kötüniyet araştırması hususunda taraf delilleri toplanarak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de; davacı ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karar yönünden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2 maddesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, vekalet ücretine hükmedilmemesi isabetsizdir.
Sonuç olarak; yukarıda açıklanana gerekçelerle davalı ... ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının esastan kabulü ile, kaldırma sebepleri nazara alınarak davacıların ve davalı ...'ın sair istinaf sebepleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... ve davalı ... vekillerinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurularının ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddeleri gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih ve ... Esas ...Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddeleri gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davacılar vekilinin istinaf nedenlerinin, davalı ... vekilinin sair istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,
5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde taraflara İADESİNE,
6-Davacılar ile davalı ... ve davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacılar ile davalı ... ve davalı ... lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesi'nce ilgiliye İADESİNE,
9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.█████/2026
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!