Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinden, 93.000 Euro ön avans alacağı, sözleşmenin niteliği (satım/eser) ve mücbir sebep iddiası ile zamanaşımı itirazlarını inceleyen istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, ilk derece mahkemesinin bir lastik kaplama tesisi için ödenen 93.000 Euro ön avansın iadesine ilişkin davayı, sözleşmeyi eser sözleşmesi olarak nitelendirip beş yıllık zamanaşımı süresinin dolması gerekçesiyle reddetmesi üzerine yapılan istinaf başvurusunu incelemektedir. Davacı, Suudi Arabistandaki yasal güncellemeler nedeniyle ekipmanın gümrük iznini alamadığını ve bunun mücbir sebep olduğunu belirtirken, sözleşmenin uluslararası bir satım sözleşmesi olduğunu ve on yıllık zamanaşımı süresine tabi olması gerektiğini savunmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşmenin hukuki niteliğinin belirlenmesi, dolayısıyla uygulanacak zamanaşımı süresi ve davacının alacak hakkının kapsamı noktasında toplandığını değerlendirmekte ve incelemesini bu yönde sürdürmektedir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - ████████
T.C.A N K A R AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : █████████ ( KABUL KALDIRMA)KARAR NO : ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2025ESAS-KARAR NO : ████████ E ████████ KDAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : █████/2026YAZILDIĞI TARİH : █████/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜİDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili, müvekkilinin Suudi Arabistan'da mukim lastik kaplama tesisleri için gerekli ekipmanın üretilmesi ve nakledilmesi adına davalı şirket ile anlaşma yaptığını, █████/2016 tarihli satış sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin davalı şirkete ön ödeme yaptığını, Suudi Arabistan'da sözleşmenin imza tarihinden sonra değişen yasal güncellemeler sebebiyle gümrük işlemleri kapsamında hükümetten izin alamadığını, bu durumu mail yoluyla davalı tarafa ilettiklerini, müvekkili nezdinde kendi kusurundan kaynaklanmayan mücbir sebeplerin giderilememesi neticesinde ilgili ekipman satışının başka bir müşteri ile gerçekleştirildiğini, davalının mahkeme izni olmaksızın ticari malların satımını başka bir müşteriye gerçekleştirilmiş olması, söz konusu ticari ilişki nezdinde depo masrafları harici herhangi bir zarar da doğmadığını, buna rağmen müvekkilinin ödemiş olduğu ön avans ödemesi olan 93.000 Euro'nun uğranılan zararları karşıladığı gerekçesiyle geri ödemeyeceğini ifade ettiğini belirterek taraflar arasında karşılıklı olarak imzalanan satım sözleşmesinden kaynaklı ön avans ödemesinin şimdilik 100 Euro'sunun ödeme tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının Euro ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranı ile fiili ödeme tarihindeki döviz kuru hesabı uyarınca tahsil edilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili, eser sözleşmesinden doğan alacakların 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, davacı tarafın ürünlerin teslimatı için gerekli işbirliği ve hazırlıkları sağlamayarak ürünleri teslim almayarak temerrüde düştüğünü, müvekkilli ile iletişimi keserek ürünleri teslim almaktan imtina ederek sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini, davacı tarafça ileri sürülen mücbir sebep iddiasını kabul etmediklerini, müvekkilinin ifa imkansızlığı halleri kapsamında eserin tamamlanan haline ilişkin ücrete hak kazandığının sabit olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİMahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu satım sözleşmesinin █████/2016 tarihinde imzalandığını, TBK'nın 147/6. maddesinde belirtildiği üzere eser sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklarda zaman aşımı süresinin 5 yıl olarak belirlendiği, 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolması sonrasında iş bu davanın açıldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİİstinaf eden- davacı vekili tarafından;Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin niteliğinin hatalı olarak belirlendiği, taraflar arasında uluslararası bir satış sözleşmesi bulunduğu ve bu sözleşme kapsamında TBK hükümlerinin uygulanması gerektiği, satım sözleşmesindne kaynaklanan alacağa ilişkin davalarda zamanaşımı süresinin ise 10 yıl olduğu bildirilerek başvurulmuştur.UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLARUyuşmazlık taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği, sözleşme kapsamında davacının talep edilebilir alacağının bulunup bulunmadığı ve var ise kapsamı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, taraflar arasında imzalanan █████/2016 tarihli sözleşmeye istinaden davacı şirketin davalı şirkete ödediği 93.000 Euro ön avansın tahsili istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.Öncelikle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin nitelendirmesinin yapılması gerekmektedir.Dava tarihinde yürürlükte olan ve uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470. maddesinde eser sözleşmesi;“Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır.Satım sözleşmesi ise TBK’nın 207. maddesinin birinci fıkrasında;"Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır.Bir sözleşme ilişkisinin kurulabilmesi için sözleşme yapmaya ehil (ehliyet) olanlar arasında, öneri ve kabulün gerçekleşmesi, yani tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları (tarafların anlaşması), sözleşme içeriği ve amacının kanunda kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi tutulmamış yani yasaklanmamış (meşru içerik) ve sözleşmenin kanunda öngörülen biçimi varsa buna uyularak (şekil) yapılması sözleşmenin genel unsurlarıdır.Sözleşmeye ilişkin bu temel unsurlar yanında her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikle sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi (bedel) üstlenmektedir.Eser sözleşmesinde tarafların edimleri birbirinin karşılığını oluşturmakta olduğundan tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Ayrıca niteliği itibariyle sürekli bir sözleşme olmayıp ani edimli bir sözleşmedir. Bu sözleşmenin unsuru olan meydana getirilecek eser, aynı zamanda sözleşmenin konusunu oluşturur. Ayırt edici diğer bir temel unsuru ise bedeldir. Meydana getirilecek bir sonuç bulunmasına rağmen bedel ödenmeyeceği kararlaştırılmış ise eser sözleşmesinin varlığından söz edilemez. Bedel, eser sözleşmesinin unsuru ise de tarafların anlaşırken bedeli kararlaştırmamış olmaları sözleşmenin kurulmasına etki etmez. Taraflar kararlaştırmamış olsa da bedel ödeneceğini taraflar biliyor veya bilmesi gerekiyor ise eser sözleşmesinin bulunduğu yine kabul edilecektir.Eser sözleşmesinin konusu, meydana getirilmesi istenen sonuçtur. İstenen sonuç, bir şeyin yapılmasına ilişkin olabileceği gibi, ortadan kaldırılmasına, iyileştirilmesine veya montajına ilişkin de olabilecektir. Diğer bir ifadeyle baştan yeni bir eser meydana getirilmesine ilişkin olabileceği gibi mevcut bir eserde yapılacak değişiklik veya ilavelerle farklı bir hâle getirilmesine de ilişkin olabilir.Eser sözleşmesi tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları ile kurulur ve sözleşmenin geçerliliği kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir. Bir sözleşme ilişkisinin eser sözleşmesi mi yoksa satım sözleşmesi mi olduğunun belirlenmesine gelince, satım sözleşmesinde sözleşme konusu mal hazırdır veya tüm özellikleri önceden belirlenmiş veya bilinen bir mal satışa arz edilmektedir. Eser sözleşmesinde ise özellikleri önceden belli olmayan bir mal, iş sahibinin istediği özelliklere göre imal edilir ve tüm özellikleri de eser ortaya çıktıktan sonra tam olarak bilinebilir hâle gelir. Eser sözleşmesi özellikleri belirleme, satım sözleşmesi ise önceden belirlenmiş özellikleri beğenme esasına göre kurulmaktadır. Eser sözleşmesinde sözleşmenin konusu, iş sahibinin belirlediği özelliklere göre yapılacak eser iken, satım sözleşmesinde alıcı özelliklerini beğendiği bir malı satın alır. Bu nedenle eser sözleşmesinde kişiye özel üretim yapılırken, satım sözleşmesinde kişiye özel üretim söz konusu değildir.Satım sözleşmesine konu mal, çoğu zaman toplumsal ihtiyaçlara göre belirlenmiş ölçü ve standartlar esas alınarak üretilmiştir. Eser sözleşmesinde ise ölçü ve standartlar işin tekniği nedeniyle gerekli olabilir ise de asıl olan iş sahibinin istediği ölçü ve isteklere göre eserin meydana getirilecek olmasıdır.Satım sözleşmesinde satıcı, sözleşmenin yapıldığı sırada bir malın mülkiyetini devretmeyi üstlenirken, eser sözleşmesinde ise yüklenici iş sahibinin istemi üzerine kural olarak bir şey meydana getirmeyi ve bedel karşılığında teslim etmeyi üstlenmektedir.Sözleşmede beceriye dayalı sonuç unsuru yerine mal teslimi üstün ise eser sözleşmesi değil, satım sözleşmesi söz konusu olacaktır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, taraflar arasındaki █████/2016 tarihli sözleşmenin tüm unsurları dikkate alındığında nitelikli satım sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu kabul edilerek eser sözleşmesi hükümlerine göre inceleme ve değerlendirme yapılmış ise de satım sözleşmesi ile eser sözleşmesindeki hükümlerin farklılık arz etmesi sebebiyle tarafların hukuki durumunun ve sorumluluklarının satım sözleşmesi hükümleri kapsamında incelenerek değerlendirilmesi gerektiği, bu bağlamda satım sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar bakımından 10 yıllık zamanaşımı süresinin bulunduğu somut olayda dava tarihi itibariyle zamanışımı süresinin dolmadığı anlaşılmış olup, mahkemece işin esasına girilerek davacının alacağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar ve █████/2025 tarihli kararının KALDIRILMASINA,2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davacıya İADESİNE,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkane-imzalıdır Üye e-imzalıdırÜye e-imzalıdırKatip e-imzalıdırNOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."