İflas sürecinde muvazaa ve hileli işbirliği iddialarıyla açılan, sıra cetvelindeki alacağın terkinini hedefleyen ticaret mahkemesi davası.
Özet: Bu dava, davacının, iflas idaresince hazırlanan sıra cetvelinde yer alan davalıya ait alacağın, iflas eden şirket ile davalı arasında protestosuz senetlere dayalı icra takibine itiraz edilmeyerek kesinleşen ve 1.150.000 USD tutarındaki muvazaalı iş birliği neticesinde hileli bir şekilde kaydedildiğini ileri sürerek terkinini talep ettiği, davalının ise davacının aktif husumet ehliyeti olmadığını ve muvazaa iddiasının mesnetsiz olduğunu savunduğu, mahkemenin ise iflas ve icra dosyaları ile ticari kayıtları inceleyip hukukçu ve mali müşavir bilirkişi heyetinden raporlar alarak yargılamayı sürdürdüğü ve davacının kendi alacak kaydının temyiz incelemesi sonucunda kesinleşerek kabul edildiği bir sıra cetveline itiraz davasıdır.

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İcra Yoluyla Takipten Kaynaklanan Sıra Cetveline İtiraz)
DAVA TARİHİ : █████/2015
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İcra Yoluyla Takipten Kaynaklanan Sıra Cetveline İtiraz) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... İflas Müdürlüğü ... Esas sayılı iflas dosyası ... ... A.Ş.'ye ilişkin olup iflas kararı .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasından verildiğini, kayıt kabul talebinin iflas dairesince kabul görerek sıra cetvelinde yer alan ... ...'nun alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla iflas talep eden ... ... A.Ş.ile hileli iş birliği içinde olduğunu, davalının iflas masasına kaydettirdiği alacak 250.000USD ve 900.000USD bedelli protestosuz iki senede dayandığını, söz konusu alacakların .... İcra Dairesi 2009/... Esas sayılı icra takibine konu edildiğini, takibin borçlu itiraz etmeden kesinleştiğini, bu hususun muvazaanın varlığını gösterdiğini, alacak kaydı yaptıran ve müflis tarafından alacağın tamamı kabul edilen davalının sıra cetveli içeriği itibarı ile toplam 1.150.000-USD karşılığı 2.282.077,60-TL alacağının sıra cetveline kaydolduğunu, davalının takibinin protestosuz senede dayandığını, alacak iflas dairesince aynen kabul ile sıra cetveline aynen kaydolunduğunu, müflis ile davalı şirket hissedarları ile yönetim kurulu üyelerinin yakın ilişki içinde olduklarını, davalı alacağı olarak sıra cetveline kaydedilen toplam 2.282.077,60-TL'nin sıra cetvelinden terkinine, davalının 2.alacaklılar toplantısına katılmaması hakkında ihtiyati tedbir kararı alınmasına, yargılama ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddi gerektiğini, zira davacı tarafının alacaklı sıfatı bulunmadığını, davacı taraf ise 05.06.2015 tarihli Sıra Cetvelinin 18 nolu sırasında yer almakta olup iflas idaresi tarafından alacak kayıt talebi tümden reddedildiğini, Davacının İflas Masasına karşı “ Kayıt Kabul “ davası açmadan, alacağı sıra cetveline kaydedilmiş müvekkil hakkında İİK m 235,II c.2 ye dayanan "Sıra Cetvelinden Terkin" davası açamayacağını, yasa, davacı süresinde iflas masasına karşı “ Kayıt Kabul “ davası açmış olsaydı bile, iş bu “kayıt terkin” davasına bakan Mahkemeyi “kayıt kabul “davasının sonuçlanmasını bekletici mesele yapmakla yükümlü tuttuğunu, ....İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2013-... Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini, davacı tarafın muvaaza iddiasının, borçlandırıcı muamelenin tarihi dikkate alındığında, hukuk genel kurulu kararı gereği dinlenmesi mümkün olmadığını, davacı şirket, müflis şirketten alacaklı olmadığını, davacı tarafın iddiaları soyut ve mesnetsiz olup kötüniyet taşıdığını,
dosyadan görevsizlik kararı verilmesine, davacının aktif husumet yokluğundan davanın reddine, ....İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2013-... esas sayılı dosyası bekletici mesele yapılmasına, esastan hiçbir dayanağı olmayan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bekletici mesele: Mahkememizce bekletici mesele yapılan .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı kayıt kabul davasında her iki şirketin tek şirket gibi hareket ettikleri yönünde somut delil ibraz edilmediğinden davanın reddine karar verildiği, İst BAM 17. HD █████████ E █████████ K sayılı ilamı ile kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davacı İçdaş alacağının davalı müflis ... ...'nun iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verildiği, Yargıtay 6. HD ████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamı ile BAM kaldırma kararının onanmasına karar verildiği ve kararın 20.02.2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
İcra takip dosyasının incelenmesinde, ....İcra Dairesinin 2009/... esas sayılı takip dosyasında alacaklı ... ..., borçlular ... şirketi ve ... ... İnşaat A.Ş.aleyhine 1.745.932,63-TL'lik asıl alacak, 21.640,22-TL'lik işlemiş faiz, 5.157,41-TL'lik masraf olmak üzere toplam 1.745.932,63-TL'lik icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçlu şirketlere 25.11.2009 tarihinde tebliğ edildikleri, borca itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiği görülmüştür.
Dava, muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz (alacağın terkini) davasıdır. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, .... İcra Dairesi'nin 2009/... sayılı takip dosyası ile ilgili iflas dosyaları celbedilmiş, davalının ortağı olduğu ... İthalat İhracat Metal San. ve Tic. A.Ş. ile müflis ... ... A.Ş. ve müflis ... A.Ş.'ye ait ulaşılabilen ticari defter ve kayıtları, fesih protokolü, bono tevdi bordroları, Ba-Bs formları, irsaliyeler ve vergi dairesi yazıları üzerinde hukukçu ve mali müşavir üyelerden oluşan bilirkişi heyetinden kök rapor, ek rapor ve 2. ek rapor alınmıştır.
Davalının görev itirazı 31.03.2016 tarihinde reddedilmiştir. Davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığına ilişkin itiraz yönünden; davacının iflas masasına kaydettirdiği alacağın kayıt kabulüne ilişkin .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı dosyasında verilen ve istinaf incelemesinden geçerek 9.998.048,65 TL yönünden kayıt kabulüyle kesinleşen karar dikkate alındığında, davacının sıra cetveline kayıtlı alacaklı sıfatı doğmuş olup, terkin davası açma ehliyeti bulunduğundan bu itirazın reddine karar verilmiştir. Bekletici mesele yapılması talebine konu edilen, 89/1 haciz ihbarnamesine yönelik usulsüz tebligat şikâyetine ilişkin dava reddedilerek kesinleşmiş; haciz ihbarnamelerinin tebliğinde usulsüzlük bulunmadığı yargı kararıyla saptanmıştır. Bu nedenle bekletici mesele itirazının da reddine karar verilmiştir.
Muvazaaya dayalı sıra cetveline itiraz davalarında uyuşmazlık, borçlu ile davalı alacaklının anlaşmalı biçimde gerçek olmayan bir borç ilişkisi yaratarak diğer alacaklılardan mal kaçırıp kaçırmadıkları noktasında toplanır. Muvazaa iddiasında bulunan davacı, muvazaa olgusunu her türlü delille ispatlayabilir; ancak iddiasını somut ve inandırıcı delillerle ortaya koyma yükü kendisine düşer. Davalı alacaklı ise alacağının dayanağını oluşturan hukuki ilişkiyi ve bu ilişkinin gerçekliğini ticari defter ve belgeleriyle ortaya koymakla yükümlüdür. Ticari defterlerin sahibi lehine delil teşkil edebilmesi 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde düzenlenen koşullara bağlıdır.
Muvazaadan söz edilebilmesi için, kural olarak, muvazaalı olduğu ileri sürülen alacağın, kendisinden mal kaçırıldığı iddia edilen alacaktan sonra veya yakın tarihlerde doğmuş olması gerekir; daha önce doğan alacak, daha sonra doğan alacak için muvazaa oluşturmaz. Davalı vekili, müvekkilinin alacağının davacının alacağından önce doğduğunu, bu nedenle muvazaa iddiasının dinlenemeyeceğini savunmuştur.
Davalı vekili bu noktada Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.01.2015 tarihli, █████████ E. - 2015/9 K. sayılı kararına dayanmıştır. Anılan kararda, muvazaalı olduğu ileri sürülen alacağın doğum tarihi ile mal kaçırıldığı iddia edilen alacağın doğum tarihi karşılaştırılmış ve davalı alacağının davacı alacağından önce doğduğu saptanarak sonraki alacak bakımından muvazaa yaratılamayacağı sonucuna varılmıştır.
Ne var ki bu içtihadın aradığı önceliğin somut olayda davalı lehine gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Davacının alacağı, asıl borçlu ... A.Ş.'nin müflis ... ... A.Ş. nezdindeki alacağına yönelik olarak İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca gönderilen 11.06.2009 tarihli birinci haciz ihbarnamesi (89/1) ile masaya yönelmiştir. Buna karşılık davalının muvazaalı olduğu ileri sürülen alacağının dayanağı 02.07.2009 tanzim tarihli senetlerdir. Davacının alacağı (11.06.2009), davalının dayandığı senetlerin tanzim tarihinden (02.07.2009) önce doğmuştur; yani anılan kararın tersine, somut olayda önce doğan davacının alacağı, sonra doğan davalının alacağıdır. Bu itibarla davalının dayandığı içtihat davalı lehine sonuç doğurmamakta, aksine davacı bakımından önceki alacaklı konumunun bulunduğunu göstermektedir. Davalının tarihsel öncelik savunması yerinde görülmemiş, muvazaa iddiası dinlenebilir nitelikte kabul edilerek davanın esası incelenmiştir.
Toplanan deliller ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davalının alacağının dayanağını oluşturan ticari ilişki zinciri ve senet devrinin gerçekliğine yönelik aşağıdaki tespitlere ulaşılmıştır.
Davalının ortağı olduğu ... İthalat İhracat Metal San. ve Tic. A.Ş.'nin 2008 ve 2009 yıllarına ait ticari defterlerinin süresinde tasdik ettirildiği, usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı; bu defterlerin HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca sahibi lehine delil teşkil ettiği belirlenmiştir. Kök raporda 2008 yılı envanter defterinin incelemeye sunulmaması nedeniyle bu yıla ilişkin defterlerin delil teşkil etmediği yönünde bildirilen görüş, 2. ek incelemede envanter defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış olduğunun görülmesi üzerine güncellenmiş olup, görüş değişikliği yeni bir maddi tespite dayandığından gerekçesiz bir değişiklik niteliğinde değildir.
Davalının ortağı olduğu şirketin müflis ... A.Ş.'ye 2008 ve 2009 yıllarında toplam 11.891.060,97 TL tutarında mal/hizmet sattığı, düzenlenen faturaların kur farkı faturaları dışında sevk irsaliyelerinin mevcut olduğu ve taşıma işlemlerinin alıcı tarafça yerine getirildiği; faturaların seri numaralarının düzenleme tarihleriyle uyumlu olduğu ve defterlere sonradan eklenmiş bir kayıt bulunmadığı; bu satışların ilgili dönem katma değer vergisi beyannamelerine yansıtıldığı tespit edilmiştir. ... şirketinin satışlarına karşılık 2.723.350,00 TL nakit havale ve 25.181.720,60 TL tutarında çek/senet tahsilatı yaptığı, tahsil edilen kıymetlerden 16.014.009,63 TL tutarındakini iade ettiği belirlenmiştir.
Davalı ... ...'nun anılan şirketin %11,50 oranında ortağı olduğu, ortaklar cari hesabının süreklilik arz ettiği, davalının 2009 yılı içinde şirketten 2.292.306,53 TL alacaklı bulunduğu, bu tutarın 1.684.356,71 TL'sinin uyuşmazlık konusu 250.000 USD ve 900.000 USD bedelli iki senetle ödendiği tespit edilmiştir. Davalının bu alacağına karşılık aldığı senetleri 16.11.2009 tarihinde icra takibine koyduğu; bu tarihin, ...'nin (2013) ve ...'nun (2015) iflas tarihlerinden yıllar önce olduğu görülmüştür.
Vergi dairesi kayıtları yönünden; ... şirketi hakkında 2008 ve 2009 hesap dönemlerinde vergi inceleme raporu, vergi tekniği raporu veya vergi suçu raporu bulunmadığı, kısmen veya tamamen sahte belge düzenlendiğine ilişkin herhangi bir inceleme ve tespitin mevcut olmadığı resmî yazılarla saptanmıştır.
Davanın esasına etkili olan davacı iddiaları ayrı ayrı değerlendirilmiştir.
Davacının, 2008 yılına ait 45 adet ve KDV hariç 8.383.824,00 TL tutarındaki faturanın Ba-Bs bildiriminde yer almamasının (toplam ilişkinin yaklaşık %85'i) muvazaa göstergesi olduğu yönündeki iddiası yerinde görülmemiştir. Zira 2008 yılı, Ba-Bs bildirim sisteminin yıllıktan aylığa geçtiği ve bildirim sürelerinin idari sirkülerlerle defaten uzatıldığı bir geçiş dönemidir. Bildirim eksikliği, mevzuat gereği ancak özel usulsüzlük cezasına konu olabilecek bir husus olup, tek başına mal/hizmet tesliminin bulunmadığı veya sahte fatura düzenlendiği anlamını taşımaz. Nitekim vergi dairesi nezdinde sahte fatura tespitinin bulunmaması da bu sonucu doğrulamaktadır.
Davacının, ticari ilişkinin tamamen tek taraflı kayıtlara dayalı olarak doğrulandığı, müflis ...'nun karşı defterlerinin mevcut olmaması nedeniyle çift taraflı doğrulamanın yapılamadığı yönündeki iddiası bakımından; karşı tarafın defterlerinin iflas dosyasında bulunmaması bir maddi gerçek olmakla birlikte, bu durum tek başına alacağın muvazaalı olduğunu ortaya koymaz. İspat yükü muvazaa iddiasında bulunan davacıda olup, davacı karşı defterlerin yokluğundan hareketle muvazaayı somut delillerle temellendirememiştir. Buna karşılık alacağın gerçekliği; usulüne uygun tutulan satıcı defterleri, katma değer vergisi beyanları, sevk irsaliyeleri, kayıtların kronolojik düzeni ve vergi dairesi yazılarından oluşan birden çok bağımsız delil kanalıyla desteklenmektedir.
Davacının, müflis ...'nin defterlerinde mal/hizmet kaydı bulunmaksızın 35.000.000 USD tutarında senet verilmiş olmasının muhasebe anomalisi oluşturduğu yönündeki iddiası yönünden; ...'ye ait 2009 yılı defterlerinin kapanış tasdikinin bulunmaması ve envanter defterinin boş olması nedeniyle HMK 222/2 uyarınca delil teşkil etmediği saptanmıştır. Senedin dayanağı, dosyada mevcut 01.07.2009 tarihli fesih protokolüyle sonlandırılan taşeronluk ilişkisinden doğan ve önceki dönemde ifa edilmiş işlere ilişkin alacaktır; bu alacağın dönem içi mal/hizmet kaydı yerine fesih protokolüyle senede bağlanmış olması, başlı başına muvazaa karinesi oluşturmaz. Kaldı ki bu husus ... ile ... arasındaki ilişkiye dair olup, davanın konusunu oluşturan davalının alacağının gerçekliğini doğrudan çürütür nitelikte değildir.
Davacının, protestosuz senet kabulünün ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve muvazaayı gösterdiği iddiası yönünden; protesto çekilmemesi yalnızca kambiyo senetlerine mahsus takip yolunu ve müracaat borçlularına rücu imkânını sınırlandıran bir husustur, temel alacağı ortadan kaldırmaz. Davacının bu husustaki itirazı salt hukuki boyutla sınırlı olmayıp, davalının kendi ortağı olduğu şirketten doğan alacağını, doğrudan ticari ilişkisi bulunmayan müflis bir şirketin protestosuz senetleriyle, hem kendi şirketine hem de müracaat borçlularına başvuru imkânını yitirerek tahsil etmeyi tercih etmesinin ticari mantığa aykırı olduğu yönündeki ticari mantık boyutunu da kapsamaktadır. Bir ödeme yönteminin ticari hayatta alışılmış olanı dışında seçilmiş olması tek başına o işlemin muvazaalı olduğunu göstermez; bu yöntem tercihinin muvazaa amacına hizmet ettiğinin somut delillerle ortaya konulması gerekir. Somut olayda davalının alacağına karşılık bu senetleri kabul etmiş olması, başkaca delillerle desteklenen bir muvazaa kurgusuna bağlanamadığından, protestosuz senet kabulü tek başına muvazaayı ispatlayan bir vakıa olarak değerlendirilememiştir.
Davacının, tüm tarafların koordineli biçimde sahte alacaklı yarattığı ve senet devrinin geçmişe dönük düzenlendiği yönündeki iddiası soyut düzeyde kalmıştır. Senet devir zincirinin geçmişe dönük oluşturulduğu iddiası, faturaların seri numaralarının ve defter kayıtlarının kronolojik tutarlılığı ile sonradan ekleme bulunmadığı tespiti karşısında doğrulanamamış; ... şirketinin gerçek bir vergi yükü altına girmiş olması ve takibin iflas tarihlerinden yıllar önce başlatılmış olması da öngörüye dayalı muvazaa kurgusu iddiasını desteklememiştir.
Davacının ileri sürdüğü münferit olgular bütün olarak değerlendirildiğinde de sonucu değiştirmemektedir. Müflis ... tarafından düzenlenen 35.000.000 USD tutarındaki senet kitlesinden yalnızca çok küçük bir kısmının (1.150.000 USD) davalıya intikal etmiş olması, vergi dairesi yazılarının davalının ortağı olduğu şirket hakkında sahte belge düzenlendiğine dair herhangi bir tespit içermemesi ve Ba-Bs bildirimlerindeki eksikliğe rağmen yapılmış olan bildirimlerin dahi davalının dayandığı alacak miktarını karşılamaya yeterli olması karşısında; bu olguların davalı aleyhine değerlendirilebilmesi, ancak tarafların önceden anlaşarak müflisin gerçek alacaklılarından mal kaçırmaya yönelik koordineli ve öngörüye dayalı bir muvazaa kurgusu içinde hareket ettiklerinin ispatlanması hâlinde mümkündür. Bu nitelikte bir kurgunun varlığı ise somut ve inandırıcı delillerle ortaya konulamamış, ispat yükünü taşıyan davacı bu eşiği aşamamıştır. Eşik aşılamadığından, anılan olgular tek tek veya birlikte alacağın muvazaalı olduğu sonucuna ulaşmaya elverişli görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; sıra cetvelinden terkin koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak davanın esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken maktu 732,00-TL harcın, peşin alınan 27,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 704,30-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 5.843,74-TL yargılama giderinin, davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!