Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, prim usulü çalışan işçinin fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları nedeniyle yaptığı haklı feshine dayanarak kıdem tazminatı talebini işverenin yazılı delil sunamaması üzerine tanık beyanlarıyla kabul etti.
Özet: Davacı işçinin, ödenmeyen fazla çalışma ve ulusal bayram ile genel tatil ücretleri nedeniyle iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini ileri sürerek talep ettiği kıdem tazminatı, fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına ilişkin davada, ilk derece mahkemesi, teftiş raporu ve tanık beyanlarını esas alarak davacının feshinin haklı olduğuna ve alacaklara hak kazandığına hükmetmiş; davalı işverenin temyizi üzerine bölge adliye mahkemesi, işverenin imzalı puantaj veya yazılı delil sunmaması karşısında tanık beyanlarının fazla çalışma ve tatil çalışmasını ispatladığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararını onamıştır.
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesi
SAYISI : █████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 20.06.2009 - 11.10.2019 tarihleri arasında davalı işyerinde telefonla ilaç satış görevlisi olarak prim usulüyle aylık ortalama 3.700,00 TL ücretle çalıştığını, ayrıca servis hizmeti ile öğle yemeği uygulaması bulunduğunu, müvekkilinin hafta içi 09.00-19.00, cumartesi günleri 09.00-13.00 saatleri arasında çalıştığını, 15 günde bir hafta içi 19.00-23.00 saatleri arası nöbet tuttuğunu, yaklaşık iki ayda bir cumartesi günü 13.00-22.00 saatleri arası, pazar günü ise 09.00-19.00 saatleri arasında nöbet tuttuğunu, millî ve dinî bayramlarda nöbet uygulaması bulunduğunu, 09.00-19.00 saatleri arasında çalışma yapılmasına rağmen dinî ve millî bayram çalışmaları karşılığı ilave ücret ödenmediğini, müvekkilinin fazla çalışma alacağı bulunduğunun ... Kurumu tarafından tespit edildiğini, bu hususta yasal işlem başlatabileceğine yönelik müvekkiline bilgilendirme yazısının gönderildiğini, müvekkilinin fazla çalışma ve tatil ücretlerinin ödenmemesi haklı nedenine dayalı olarak ... Noterliğinin 11.10.2019 tarihli ... yevmiye No.lu ihtarnamesini keşide ederek iş sözleşmesini feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının son brüt ücretinin 2.558,40 TL olduğunu, Yargıtayın süreklilik kazanmış uygulamasına göre, ücret bordrolarının ihtirazı kayıtsız imzalanması yahut ücret bordrolarının imzalı olmamakla birlikte, karşılığının banka kanalı ile ödenmesi hâlinde davacının bordro ile tahakkuk ettirilenden daha fazla çalıştığını ispat etmek istemesi hâlinde bunu ancak yazılı delille yapabileceğini, prim usulü ile çalışan her ay satış primi alan ve kendi çalışma saatlerini kendisi belirleyebilen davacının fazla çalışma ücretine hak kazanamayacağını, davacının telefonla satış görevlisi olarak çalıştığını, aylık belirli bir ücret ödenmesi dışında pazarlama ile işverene sağladığı yarar ölçüsünde ayrıca prim hakkı elde ettiğini, primlerin işverenin takdirinde olmayıp belirli bir kotanın aşılması esasına göre ödenmesi ile primin bir ücret unsuru haline getirildiğini, bordrolarda yapılan iş karşılığı "firma kota primi", "prim", "ilaç dışı satış primi", "prim 2" ve "satış primi" başlıkları altında davacıya prim ödendiğini, müvekkili Şirketin çalışma sistemine uygun olarak davacının günde 1 saat yemek ve en az 2 kez 15 er dakikadan toplam 1,5 saat ara dinlenme kullandığını, müvekkili Şirketin çalışma koşulları gereği olağan koşullarda genel tatil olarak adlandırılan dinî ve resmî bayramlar ile ulusal bayramlarda çalışma yapılmasının mümkün olmadığını, çalışma yapıldığı takdirde karşılığının eksiksiz ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamındaki 31.10.2014 tarihli teftiş raporuna ve tanık beyanlarına fazla çalışma yapıldığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıldığı ancak ücretlerinin ödenmediği, bu nedenle davacının yaptığı feshin haklı olduğu ve davacının kıdem tazminatına hak kazanacağı, davacının haftalık 5,5 saat fazla çalışma yaptığı, dinî bayramların bir günü ve diğer genel tatillerde çalıştığı gerekçesiyle ek bilirkişi raporu doğrultusundaki hesaplamaya itibarla ve taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hizmet süresi yönünden davacının ücretsiz izinli olduğu günler dışlanmak suretiyle hazırlanan ek rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu, davacının ödenmemiş işçilik alacakları olduğu anlaşılmakla kıdem tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğu, davalı tarafından davacının çalışma saatlerine yönelik imzalı puantaj veya yazılı deliller sunulmaması nedeniyle fazla çalışma alacağının tanıkla ispatı yerinde olup tanık beyanları ile fazla çalışmanın ispat edildiği, fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil alacağı bakımından davacının ücretsiz izinli olduğu günler ile izinli olunan günlerin dışlandığı, ulusal bayram ve genel tatil alacağı bakımından da aynı ilkeler geçerli olduğundan tanıkla ispat yerinde olup ulusal bayram ve genel tatil alacağı bakımından imzasız bordrolarda tahakkuk olan ayların o gün çalışmasına dair ayrı bir tahakkuk içermemesi ve normal iş günü çalışması olarak tahakkuk etmesi nedeniyle mahsup edilmemesinin yerinde olduğu, ödemeye dair ispat yükü üzerinde olan davalı tarafından fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ödendiği ispat edilmediğinden taleple bağlı olarak hükmedilen alacak kalemlerinin yerinde olduğu, davalı vekilince ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunulmamasına rağmen İlk Derece Mahkemesince gerekçeli karardaki bu tespitin hatalı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen fazla çalışma ve ulusal bayram ile genel tatil alacakları bakımından %30 oranında indirim uygulandığında hesaplanan alacak kalemlerinin İlk Derece Mahkemesince hükmolunan alacak kalemlerinden yüksek olduğu anlaşıldığından, davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmaması, istinaf edenin sıfatı ve işbu alacaklar hakkında taleple bağlı hüküm kurulmuş olduğu gözetildiğinde ilgili eksikliğin davalı lehine sonuca etkisi olmayacağı anlaşılmakla kararda bu hususun belirtilmesi ile yetinildiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının doğum izni sonrası ücretsiz izinli olduğu dönemde istifa ederek iş sözleşmesini feshettiğini,
2. Ücretsiz izinde olduğu sürelerin dışlanmadığını,
3. Prim usulü ile çalıştığından fazla çalışma ücreti talep etmesinin mümkün olmadığını,
4. Ulusal bayram ve genel tatillerde nöbet usulü ile çalışıldığını, karşılığının ödendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshedip feshetmediği, buna göre kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ile hüküm altına alınan alacakların ispat ve hesaplanmasına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!