Fazla çalışma ücreti alacağı davasında, iş sözleşmesindeki fazla mesaiye dair madde, prim usulü çalışma ve bilirkişi hesaplamalarına yönelik davalı temyiz itirazları.
Özet: Bu hukuki metin, davacı işçinin fazla çalışma ücreti talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesinin, iş sözleşmesindeki fazla çalışmanın ücrete dahil olduğu hükmünü yıllık 270 saatle sınırlı kabul edip belirli indirim ve mahsuplar uygulayarak davayı kısmen kabul etmesine rağmen, davalı işverenin kararları temyiz ederek, prim usulüyle çalışan ve çalışma saatlerini kendi belirleyen satış temsilcisi için fazla çalışma alacağının reddi gerektiğini, bilirkişi raporundaki prim mahsubu eksikliğinin sebepsiz zenginleşme yarattığını, pandemi döneminin hesaplamalara dahil edilmemesi gerektiğini ve giydirilmiş brüt ücretin fahiş belirlendiğini iddia ettiği bir temyiz sürecini özetlemektedir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye 1. Asliye Hukuk (İş) MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 04.05.2007-21.07.2022 tarihleri arasında davalı işyerinde satış temsilcisi/süpervisor olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işverence feshedildiğini, müvekkilinin davalı işveren nezdinde 15... ay 17 gün çalıştığını ve son brüt ücretinin 17.394,00 TL olduğunu, ilaveten yemek ücreti ve prim ücreti verildiğini, ödemelerin tamamının banka yoluyla yapıldığını, prim ücretinin müvekkilinin aylık satışını yaptığı ürünlerin miktar ve türüne bağlı olarak değişken oranlar üzerinden hesaplandığını, alınan prim miktarlarının bordroda göründüğünü, müvekkilinin 09.00-00.00 saatleri arası haftanın 6 günü aralıksız çalıştığını iddia ederek fazla çalışma ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını ve usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının aylık ücretine fazla çalışma ücretleri ile ulusal bayram ve genel tatillerine ilişkin ücretlerin dâhil olduğunu, bunun iş sözleşmesinin 4. maddesinde yazılı olduğu, davacının kendi çalışma saatlerini kendisinin belirlediğini, davacının prim usulü ile çalıştığını ve gerçekleştirdiği satış oranında ücretine ek olarak aylara göre farklılık gösteren prim ücreti ödendiğini, sahada satış yapan ve kendisine prim ödenen davacının fazla çalışma alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında imzalanmış olan 01.04.2014 tarihli iş sözleşmesinin 4. maddesinde ücrete fazla çalışmaların dâhil olduğu şeklinde düzenleme bulunduğu, davacının parafının bulunduğu, sözleşmenin geçerlilik şartını haiz olduğu, yıllık 270 saat fazla çalışmanın ücrete dâhil edilebileceği, neticeten haftalık 5,2 saat fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğunun kabulü ile fazla çalışmanın tespit edildiği, ücretsiz izinli süreler ile imzalı bordro dönemlerinin hesaplama dışında tutulup imzasız dönemlere ilişkin tutarların mahsubu ile zamanaşımı def'i de dikkate alınarak 1/3 indirim ve mahsup neticesinde davacının fazla çalışma alacağının hüküm altına alındığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tanığı T.E. tarafından da davacının fazla çalışma yaptığı ve bir çalışma düzeni içerisinde çalıştığının doğrulandığı, tanıkların çalışma dönemlerinin tespiti için sigortalı hizmet döküm cetveli kayıtlarının dosya arasına alındığı, temel ücretin bordrolardaki ücret olarak belirlendiği, yıllık ücretli izin ve genel tatillere denk gelen haftalar ve tam kapanma nedeniyle pandemi döneminin dışlandığı, imzasız bordrolardaki tahakkukların mahsup edildiği, sabit ücretin %150 prim miktarının %50 zam kısmına göre yıllık 270 saat fazla çalışmanın ücretin içerisinde olduğu kabul edilerek haftalık 5,2 saat mahsup edilmek suretiyle yapılan hesaplamada hata bulunmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Ücret + satışa bağlı prim usulüyle çalışan, müşteri yönetmeni ünvanı bulunan, çalışma saatlerini kendisi belirleyen davacının fazla çalışma alacak talebinin reddi gerektiğini,2. Bilirkişinin primleri mahsup etmeden yapmış olduğu hesaplamanın hükme esas alınmasının davacı lehine sebepsiz zenginleşmeye yol açtığını,3. Kök raporun neden hükme esas alınmadığı yahut ek raporun neden hükme esas alındığının bildirilmediğini,4. Davacının talepleri ve davacı tanıklarının da beyanları aşılarak hüküm kurulduğunu,5. Pandemi döneminde satışların kısıtlandığı ve bazı bayilerin kapatıldığı göz önüne alındığında, bu dönemlerin bilirkişi raporunda dışlanması gerektiğini,6. Giydirilmiş brüt ücretin fahiş belirlendiğini, ücret bordrolarının detaylı incelenmediğini, hangi tarihlerde ne kadar fazla çalışma yapıldığının ayrıntılı değerlendirilmediğini, yalnızca mahsup işleminin gerçekleştirildiğini, 7. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık davacının fazla çalışma ücreti alacağının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.