Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, kamu kurumu maaş promosyonu iadesi talepli itirazın iptali davasında banka ile eski çalışan arasındaki uyuşmazlık ve ispat yükü incelemesi.
Özet: Bir banka, kamu kurumu maaş ödeme protokolü gereği davalıya ödenen promosyonun, davalının kurumdan ayrılması üzerine ek protokoldeki kıst iade şartına dayanarak talep ettiği icra takibine yapılan itirazın iptalini isterken; davalı ise protokollerden habersiz olduğunu, ilk protokolde iade şartının olmadığını, icra takibinin usulsüz olduğunu ve kurumdan ayrılırken herhangi bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmektedir, yargılamanın devam ettiği ve ispat yükünün davacı bankada olduğu belirtilmiştir.

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
...
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2025
KARAR Y.TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davanın yapılan açık yargılaması sonucunda aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
I-İDDİALAR
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile ... Başkanlığı arasında 14.07.2021 tarihinde, 01.11.2021 tarihinden itibaren 36 ay boyunca geçerli olacak şekilde Kamu Kurumları Kurum Maaş Ödemesi protokolü imzalandığını, protokol kapsamında davalı tarafa ödeme yapıldığını, müvekkili banka ile kurum arasında imzalanan ek protokolün 4.d. Maddesine göre; " Promosyon ödemesi yapıldıktan sonra herhangi bir nedenle kurumdan ayrılan personelden kıst usulü promosyon iadesi alınacağı" kararlaştırıldığını, davalının maaş ödemelerinin protokolün imzalandığı şube aracılığıyla ödenmediğinin tespiti ile ... şubesi üzerinden maaş aldığı süre çıkarılıp, kalan tutar olan 15.131,47 TL 'nin iadesinin istendiğini, bedelin ödenmesi üzerine davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haklı nedenlere dayanmadığını belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-SAVUNMALAR
Davalı Batuhan Bakacak cevap dilekçesinde özetle; davaya konu olayın temeli olan protokol ve ek protokol imzalandığı tarihte ... personeli olmadığı ve söz konusu protokollerin imzalandığı veya ilerleyen süreçte ilgili protokolün tebliğ edilmemesi nedeniyle ilgili maddeden haber olmadığını, söz konusu protokollerin ilgili maddeleri incelendiğinde, ilk imzalanan protokolde kurumdan ayrılış durumunda herhangi bir iade talep edilmeyeceğinin belirtildiğini, sözleşmede yararlanıcı niteliğiyle yer aldığından doğrudan icra takibi başlatılarak iadenin talep edilmesinin usulen yanlış olduğunu, ... bünyesinde kamu görevlisi olarak göreve başladığı süreçte birincil muhatabın ...Değil, ... olması nedeniyle protokolün tarafı olan idareye başvurulmadan doğrudan icra takibi başlatılmasının usulü uygun olmadığını, kurumdan ayrılışı yaptığı süreçte fazla aldığı maaş veya yan hakların geri iadesi yapılarak herhangi bir borcunun olmadığı teyit edilerek ayrılış yaptığını, davacı banka tarafından idareye başvurulmadan doğrudan icra takibi yoluna gidilmesinin usulen yanlış olduğunu savunmuş davanın reddine, %20 'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
1.Tarafların arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığına dair arabuluculuk son tutanağı.
2. ... sayılı takip dosyasının uyap evrakları.
3. .... ... şubesi müzekkere cevabı ve ekleri.
IV- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE
Dava, itirazın iptali, icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı yan, davalı yanın personeli olduğu ... Başkanlığı arasında imzalanan promosyon ödemelerine ilişkin protokol gereğince davalı tarafın işten ayrılması nedeniyle protokole aykırı davranması nedeniyle bakiye süreye karşılık gelen paranın iadesine yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptalini istemiştir.
Davacı yanın dava konusu etmiş olduğu hususa ilişkin olarak ispat yükü, davacı taraf üzerine düşmektedir. Bu anlamda ileri sürülen vakıaların ispatına yönelik olarak delillerini ortaya koymaları gerekmektedir.
Bu bakımdan öncelikle ispat yükü ve delil avansına yönelik açıklama yapmakta yarar görülmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ( TMK ) 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.
6100 sayılı HMK’nin “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesi ise, “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Görüldüğü gibi HMK'nin 190. maddesinin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddi hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hâllerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir.
Maddenin ikinci fıkradasın ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanuni karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir.
Uyuşmazlığın çözümünde ispat yükü kapsamında, ispat yüküne ilişkin masrafların neler olduğuna ilişkin yasal düzenleme ve ilkelerin de ortaya konulması gerekmektedir.
HMK'nin “delil ikamesi için avans” başlıklı 324. maddesi “(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.
(2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.
(3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” şeklindedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yargılama sistemine kazandırdığı müesseselerden ikisi, yargılama aşamasında yapılmasına ihtiyaç duyulacak işlemlere ilişkin harcamalar için öngörülen gider avansı ve delillerin toplanabilmesi için gereken delil avansıdır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun üçüncü kısmının "davanın açılması" başlıklı birinci bölümünde, dava dilekçesi içeriğine ilişkin düzenlemenin hemen ardında yer alan "harç ve gider avansının ödemesi" başlıklı 120. maddenin bir numaralı fıkrasında davacının, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu belirtilmiştir. Gider avansı kural olarak üç ana kalemden oluşur. Bunlar davanın başında, dilekçe ve eklerinin tebliği için gereken tebligat giderleri, yapılacak zorunlu yazışmalar için gerekli giderler ve yapılacak zorunlu harcamalar için alınacak ücretlerdir (Atalay, O.: Pekcanıtez Medeni Usul Hukuku, C.III, 15.b., İstanbul 2017, s. 2400). Adalet Bakanlığınca her yıl "Gider Avansı Tarifesi" hazırlanarak yayımlanmaktadır. Yasal düzenlemede de belirtildiği gibi gider avansının sorumlusu davacıdır.
Gider avansından farklı olarak delil avansı ise delillerin ibrazı, ilgili yerlerden getirtilmesi, tanıkların (ve gerekirse bilirkişilerin ya da uzmanların) dinlenmesi için gerekli olan masrafların karşılanması için yatırılan paradır (Atalay, Pekcanıtez Usul, s. 2400). Delil avansı, o delille iddiasını ispatlayacak tarafça yatırılmalıdır. Ancak ilgilisinin bu gerekliliği yerine getirmemesi hâlinde, diğer taraf da delil avansını yatırabilir.
Gider avansı ile delil avansı arasındaki en önemli fark, gider avansının dava şartı olmasına rağmen delil avansının dava şartları arasında sayılmamış olmasıdır (HMK m.114/1-g). Bu bakımdan gider avansının yatırılmaması ya da yargılama süreci içinde tamamlanmaması hâlinde davanın, dava şartı yokluğundan reddi gerekirken (HMK m.115), delil avansının yatırılmaması hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçilmiş kabul edilerek (HMK m.324/2), yargılamaya devam edilir ve o delille ispatlanacağı düşünülen vakıa ispatlanamamış sayılır. Böyle bir durumda hâkim, mevcut delil durumuna göre karar verir.
HMK’nin “Bilirkişi Gider ve Ücreti" başlıklı 283. maddesinde “(1) Bilirkişiye, sarf etmiş olduğu emek ve mesaiyle orantılı bir ücret ile inceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderleri ödenir. Bu konuda, Adalet Bakanlığınca çıkarılacak ve her yıl güncellenecek olan tarife esas alınır." hükmü öngörülmüştür.
HMK’nin 323/1-e maddesinde de, tanık ve bilirkişiye ödenen ücret ve diğer giderlerin de yargılama giderleri içerisinde yer aldığı düzenlenmiştir.
HMK'nin 30/1. maddesi gereğince, hâkim yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesi ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla da yükümlüdür. Mahkemece bilirkişi ücreti tayin ve takdir edilirken açıklanan maddelerde belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda, davacı yanın talepleri belirtilmiş olup davacı yanın ileri sürmüş olduğu vakıaların değerlendirilmesi kapsamında ispat yükü kendi üzerlerine düşmekte olduğundan sözkonusu vakıların çözümünün hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektirdiği nazara alınarak davacının delil olarak dayanmış olduğu bilirkişi incelemesi yapılması yönünde mahkememizce değerlendirme yapılmıştır.
Mahkememiz tarafından yapılan yargılamada 03.03.2025 tarihli celsede; 1-) İhtilaf konusu hususlarda tespit yapmak amacıyla HMK. nın 273. maddesi gereğince bankacı bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmasına, bilirkişiye banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme ve belge alma yetkisi verilmesine,2-)Dosyanın bilirkişiye günsüz olarak tevdiine, 3-)Bilirkişiye harcayacağı emek ve mesaiye karşılıkı 4.000,00 TL ücret takdirine, bakiye delil avansını yatırması için davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığı takdirde bilirkişi incelemesinden vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut hali ile karar verileceği hususunun davacı vekiline ihtarına(ihtar edildi), 4-)Bilirkişi bakiye ücreti yatırıldığında bilirkişiye inceleme gün ve saatinde duruşma salonunda hazır olması için meşruhatlı davetiye çıkarılmasına, masrafın gider avansından karşılanmasına, 5-)Rapor ibraz edildiğinde birer suretinin duruşma günü beklenmeksizin HMK 280.maddesi gereğince taraflara tebliğine, masrafın gider avansından karşılanmasına, 6-)HMK. nın 281. maddesi gereğince raporun taraflara tebliğinden itibaren bilirkişi raporunu inceleyip, rapora karşı beyanda bulunmak üzere taraflara raporun tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde beyanda bulunulmadığı takdirde rapora karşı beyanda bulunmaktan vazgeçmiş sayılacağının taraflara ihtarına, (ihtar edildi)
” hususlarında, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi bakımından bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi incelemesi için gerekli delil avansı bakımından ise uyuşmazlığın çözümünde bilgisine başvurulması gereken bankacı bilirkiş için 4.000,00 delil avansının 2 haftalık kesin süre içerisinde yatırılması için davacı vekiline ara kararında sonuçları da açıklanmak suretiyle usulüne uygun şekilde ihtarat yapılmıştır.
Davacı yanın ileri sürdüğü vakıaların belirlenmesi bakımından ve yine muhtemel davacı yanın zararının tespiti bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekli olup davacı taraf, iddiasını ispat etmek için gerekli delil avansına ilişkin masrafları yapmak zorundadırlar.
Ancak bu ihtara rağmen davacı yan, yasal süresi içerisinde bilirkişi inceleme gideri olan delil avansını yatırmamıştır.
Delil avansı ve bunun yatırılmasına ilişkin usul ve esaslar HMK m. 324 hükmünde ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Yapılan düzenleme uyarınca, taraflardan her biri ikametini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı verilen kesin süre içerisinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde, talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.
█████/2025 tarihli celsede davacı yanın delil avansını süresi içeresinde yatırmaması üzerine bu defa davalı yana gerekli delil avansını yatırmak isteyip istedikleri sorulmuş, davalı yan bilirkişi ücreti gider avansını yatırmayacağı yönünde beyanda bulunmuştur.
Davacının ileri sürdüğü vakıaların ancak teknik bilirkişi incelemesi (Bankacılık hususunda) ile tespit edilebilir olduğu anlaşılmaktadır. Davadaki uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi raporu alınmasında zorunluluk bulunduğu, uyuşmazlığın Hakimlik mesleğinin gerektirdiği bilgi ve tecrübe ile çözülmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, kanıtlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
V-HÜKÜM
1.Davanın reddine,
Karar ve İlam Harcı
2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80‬-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Yargılama Giderleri ve Gider Avansı
3. Yargılama sırasında yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Taraflarca depo edilen varsa gider avansı ile delil avansından bakiye tutarların karar kesinleştiğinde HMK m. 333 ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 207 hükümleri uyarınca ilgilisine iadesine,
5. Arabuluculuk Kanunu 18a/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 2.080,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair davacı vekilinin ve davalının yüzüne karşı, yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ,,,da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ,,,,yasa yolu açık olmak üzere █████/2025 tarihinde verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.. █████/2025
,,,,

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!