Bir firmanın ticari itibarını zedeleyen sosyal medya yorumlarından doğan haksız rekabet nedeniyle manevi tazminat istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının münhasır lisanslı üreticisi ve distribütörü olduğu markasına yönelik, davalının sosyal medya üzerinden ticari itibarını zedeleyici ve haksız rekabete yol açtığını iddia ettiği asılsız paylaşımları nedeniyle açtığı manevi tazminat davasını ele almaktadır; davalı önceki bir davanın görevsizlik kararı ve açılmamış sayılması nedeniyle kesin hüküm oluşturduğunu ve talebin zamanaşımına uğradığını savunurken, ilk derece mahkemesi bu önceki sürecin mevcut dava için kesin hüküm teşkil etmediğine karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2022
NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız rekabetten kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... firmasının Türkiye'deki münhasır lisanslı üreticisi ve distribütörü olduğunu, bu kapsamda TPE nezdinde tescilli ... markalarını sahibi olduğunu, davalının Konya ilinde ... isimli bir kırtasiye dükkanı işlettiğini, müvekkilinin ürettiği bazı kırtasiye ürünlerinin büyük zincir marketlere yerleştirilecek olan otomatlar aracılığıyla satışını öngören kırtasiye otomatı adlı bir pilot proje başlattığını, davalının bu proje hakkında Facebook adlı sosyal paylaşım sitesi üzerinden █████/2016 tarihinde herkese açık olarak müvekkili şirketin ticari itibarını ve marka değerini zedeleyici, haksız rekabete yol açan ve karalayıcı iddialarda bulunduğunun tespit edildiğini, dava dışı ... isimli kullanıcının yaptığı paylaşıma yorum olarak davalı tarafından "Arkadaşlar üzülmeyin ...Çin mallarını kanserojen testlerden geçmeyenleri bize veremediğinden otomatlarda satıyormuş dersiniz. Ona bir de Türkiye distribütörü FETÖ terör örgütünden dersek kısa yoldan piyasadan çekilir sonuçta satıcı biziz" şeklinde asılsız ve gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, bu haksız eylem nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu, düzenlenen iddianame sonucunda Gebze 8. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ E ████████ K. Sayılı ilamı ile davalı aleyhine adli para cezasına hükmedildiğini, kararın itiraz edilmeksizin █████/2020 tarihinde kesinleştiğini, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin ceza dosyası ile sabit olduğunu belirterek; haksız rekabete konu paylaşımın yapıldığı tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte 10.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; davacı tarafından daha önce Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyası ile aynı olaya ilişkili olarak dava açıldığını, mahkemece davanın reddine karar verildiğini, kararın istinaf edilmesi üzerine istinaf mahkemesince görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle kararın kaldırıldığını, yasal süresi içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu nedenle kesin hüküm itirazında bulunduklarını, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, bahsedilen ... isimli işyerinin müvekkilinin babasına ait olduğunu, müvekkilinin anılan işyerinin çalışanı veya yetkilisi olmadığını, müvekkilince █████/2016 tarihinde Facebook sitesi üzerinden yapılan paylaşıma esprili bir şekilde yorumda bulunulduğunu, paylaşımın sadece 4 beğeni ve 2 adet smile işaretli yorum yapıldığını, daha sonra paylaşımın müvekkili tarafından silindiğini, paylaşımın davacının ticari itibarını zedeleyecek ve kişilik haklarına zarar verecek nitelikte olmadığını, her ne kadar ceza dosyasından müvekkili hakkında mahkumiyet kararı verilmiş ise de, mahkemece hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verildiğini, bu kararın hukuk mahkemesi açısından bağlayıcı olmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...talebin haksız rekabet nedeniyle doğan manevi zararın tazmini olduğu, davacı tarafça davalının sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamaların haksız rekabet yarattığı ve manevi zararları doğduğundan bahisle zararın tazminini talep ettiği, davalı tarafça davanın reddinin talep edildiği anlaşılmıştır.Davalı yanın kesin hüküm itirazı bakımından; dava konusu talebe ilişkin olarak davacı tarafından ilk önce Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. Sayılı dosyası ile dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Sakarya BAM 3. H.D. █████████ E. ████████ K. Sayılı ilamı ile görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğundan bahisle verilen kararın kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma ilamı sonrasında Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. ████████ K. Sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verildiği, süresi içinde gönderme talebinde bulunulmaması nedeniyle █████/2021 tarihinde verilen ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu hususların tarafların da kabulünde olduğu, verilen kararın Mahkememiz yönünden kesin hüküm teşkil etmediği anlaşılmakla, davalı yanın işbu itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı yanın zamanaşımı itirazı bakımından; davalı yanın eyleminin aynı zamanda suç teşkil eden bir eylem olduğu, bu nedenle uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, somut olay bakımından uygulanması gereken uzamış ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, davaya konu eylemin █████/2016 tarihinde gerçekleştirildiği, eldeki davanın ise █████/2021 tarihinde açıldığı, bu hali ile zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla, davalı yanın zamanaşımı itirazının da reddine karar vermek gerekmiştir.TTK 54/2 maddesi uyarınca "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." TTK 55/1 maddesinde başlıca haksız rekabet halleri sayılmış olup, TTK 55/1-a maddesinde "başkalarını veya onların mallarını, iş verenlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek" dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve uygulamalardan sayılmıştır. TTK 56/1-e maddesine göre de; haksız rekabet nedeniyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik faaliyetleri zarar gören veya böyle bir tehlike ile karşılaşabilecek olan kimseler TBK'nın 58. Maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebilir.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında olgu isnadı ile değer yargısı arasındaki farklara dikkat çekilmiştir. Olguların varlığı kanıtlanabilirken, değer yargılarının doğruluğu ispata açık değildir. Bir değer yargısının doğruluğunun kanıtlanması şartını yerine getirmek mümkün olmayıp, bu durum 10. Madde tarafından güvence altına alınan ifade özgürlüğü temel bir parçasını oluşturan düşünce özgürlüğünü bizzat ihlal etmektedir. Ancak mahkeme, bir beyanın değer yargısı teşkil ettiği hallerde dahi, bir müdahalenin orantılığının, söz konusu beyana dair yeterli bir olgusal dayanak bulunup bulunmadığına bağlı olabileceğini, zira destekletici nitelikte olgusal bir dayanağı bulunmayan bir değer yargısının dahi aşırı olabileceği haller bulunduğunu da hatırlatmaktadır. (...-Avursturya, 1 Temmuz 1997) AİHM kararlarında internet yayınlarının da basın özgürlüğü kapsamında olduğu kabul edilmektedir.Somut olay bakımından; davalı tarafından Facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde █████/2016 tarihinde "Arkadaşlar üzülmeyin ...Çin mallarını kanserojen testlerden geçmeyenleri bize veremediğinden otomatlarda satıyormuş dersiniz. Ona bir de Türkiye distribütörü FETÖ terör örgütünden dersek kısa yoldan piyasadan çekilir sonuçta satıcı biziz" şeklinde paylaşımda bulunulduğu, yapılan paylaşımın davalı tarafından da kabul edildiği, paylaşımda yer alan ifadelerin küçük düşürücü nitelikte ağır ve rencide edici olduğu, davalının TTK'nın haksız rekabet hükümleri çerçevesinde davacı şirketin faaliyetlerini incitici beyanlarla kötülediği, işbu beyanın eleştiri sınırlarında kaldığının kabul edilemeyeceği, AİHM kararlarında belirtildiği üzere davacı şirkete haksız olgu isnadı mahiyetinde olup kişisel değer yargısı olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedene basın özgürlüğü kapsamında kabulünün mümkün olmadığı, bu nedenlerle TBK md. 58 anlamında manevi tazminat koşullarının oluştuğu, haksız fiilin ağırlığı, tarafların sosyal ekonomik durumları, ceza dosyasında alınan beyanlar ve tespit olunan vakıalar ile AİHM'nin basın özgürlüğü yönünden uyguladığı caydırıcılık ilkesi de gözetilerek davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği yönünde oluşan tam ve bağımsız vicdani kanaat ile..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, aşan istemin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle Müvekkili şirketin ürettiği kırtasiye ürünlerinin büyük zincir marketlere yerleştirilecek olan otomatlar aracılığıyla satışını öngören "..." adlı bir pilot porje başlattığını, davalının başlatılan proje kapsamında facebook adlı sosyal paylaşım sitesi üzerinden 11.08.2016 tarihinde müvekkili şirketin ticari itibarını ve marka değerini zedeleyici haksız rekabete yol açan karalayıcı iddialarda bulunduğunu, buna göre kırtasiyeci ... isimli kullanıcının müvekkili şirketin otomat projesine ilişkin yapmış olduğu paylaşımın altına aynı gün yorum yapmak suretiyle "Arkadaşlar üzülmeyin ...Çin mallarını kanseröjen testlerde geçmeyenlerin bize veremediğinden otomatlarda satıyormuş dersiniz. Ona bir de Türkiye Distribitörü FETÖ terör örgütünden dersek kısa yoldan piyasadan çekilir sonuçta satıcı biziz" şeklinde doğru olmadığını bildiği halde kötü niyetli müvekkili şirketi karalayan, asılsız ve gerçeğe aykırı açıklamalarda bulunduğunu, davalının bu yorumlarının günün her saatinde herkes tarafından görülebileceğini, herkese açık olan bir hesabın paylaşımı altına yapmak suretiyle alenen müvekkili şirketi sosyal medya üzerinden asılsız ithamlarla karşı karşıya bıraktığını, davalının aynı zamanda suç teşkil eden eylemlerinden dolayı Gebze 8. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 05.10.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile eylemin sabit görüldüğünü ve karara itiraz edilmeyerek hükmün kesinleştiğini, davalının haksız rekabeti eylemlerinin ceza yargılaması sırasında sabit olduğunu, müvekkilinin TTK 55 vd maddeleri uyarınca davalıya karşı dava açtığını, mahkeme tarafından 2.000,00 TL manevi tazminata karar verdiğini, davanın kabulü ile 10.000,00 TL'lik tazminata hükmedilmesi gerektiğini, kısmen kabul kararının hakkaniyete aykırı olduğunu, TTK 56/1-e hükmü uyarınca manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, isnat edilen fiilin herhangi bir suçlama olmayıp özellikle ülkenin içinden geçtiği süreçte hasas bir konu olan terör ile bağlantılı bir iddia olduğunu, ayrıca müvekkili sektöre ilişkin en önemli konulardan biri olan kansörejen madde sağlık konularında haksız ve mesnetsiz suçlandığını iddia ederek hükmün kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının müvekkili hakkında Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında dava açtığını, davanın reddedildiğini, görevli mahkemenin asliye ticaret olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiğini, 13.07.2021 tarihinde kararın kesinleştiğini ve HMK 20.madde gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, kesin hüküm itirazları nedeniyle davanın reddi gerektiğini, TBK'nın 72. maddesi gereğince iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, ... isimli iş yerinin müvekkilinin babası adına kayıtlı ve onun işlettiği iş yeri olduğunu, müvekkilinin şirketin yetkilisi ve çalışanı olmadığını, müvekkilinin sadece kendi aralarında paylaşımda bulundukları Facebook linkinde 11.08.2016 tarihinde esprili bir paylaşımda bulunduğunu, bu paylaşıma sadece 4 beğeni ve esprili şekilde işaretli yorum yapıldığını ve müvekkili tarafından daha sonra paylaşımın silindiğini, esprili bir dille yapılan ve Facebook Grubu arasındaki sınırlı ve masumane bu paylaşımın davacı tarafça asılsız ve çirkin suçlama olarak nitelendirilmesi özellikle davacının marka imajına zarar verecek haksız rekabet yaratacak açıklamalar olarak rol biçilmesinin kabul edilemeyeceğini, bir grup kırtasiyecinin üye olduğu ve dışarıdan kişilere kapalı olan davalı müvekkilinin espri mahiyetindeki paylaşımından davacı tarafça çok fazla abartıldığının görüldüğünü, her ne kadar müvekkilinin Gebze 8. Asliye Ceza Mahkemesinde TTK'ya muhalefet suçundan mahkumiyet hükmü verilmiş ise de CMK'nın 231. maddesinin 5. fıkrasında kurulan hükmün sanık hakkında bir sonuç doğurmamasının ifade edildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile sanığın suçluluğunun sübuta ermediği için bu karar esas alınarak davaların sonuçlandırılmasının masumiyet karinesi açısından sorun teşkil edeceğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 56.maddesi gereğince haksız rekabet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalının sosyal paylaşım sitesi üzerinden davacı ile ilgili dava konusu paylaşımı yaptığı anlaşılmakta olup uyuşmazlık, mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı ile asliye ceza mahkemesinde verilen kararın hükmünün açıklanmasına dair düzenleme kapsamında hukuk mahkemesi hâkimini bağlayıp bağlamayacağı, kullanılan sözcüklerin haksız fiil teşkil edip etmediği, manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı ile zamanaşımı yönünden davanın reddinin gerekip gerekmediği ve sonuç olarak ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı tarafça facebook üzerinden 11.08.2016 tarihinde "Arkadaşlar üzülmeyin ...Çin mallarını kanserojen testlerden geçmeyenleri bize veremediğinden otomatlarda satıyormuş dersiniz. Ona bir de Türkiye distribütörü FETÖ terör örgütünden dersek kısa yoldan piyasadan çekilir sonuçta satıcı biziz." şeklinde paylaşım yaptığı, davacı şirket tarafından Konya Cumhuriyet Başsavcılığına 18.08.2016 tarihinde şikayette bulunulduğu, davalının ifadesinde kendisinin facebook üzerinden arkadaşlarının kurmuş olduğu ve kırtasiyecilerin bulunduğu bir grubun olduğunu, bu grupta farklı zamanda ithalatçı ve ihracatçı firmaların paylaşmış oldukları kampanyalarının kırtasiyecilerle ilgili haberleri grubu kuran arkadaşının yayınladığını, kendisininde bu haberleri takip ederek yorumlar yaptığını, ... Otomatı ile ilgili ... Otomatını yerleştirmeye başladı şeklinde görünce dikkatini çektiğini, yorumları okuduğunu, kendisininde evrakta yazılı yorumu yaptığını, herhangi bir suç isnat etmek gibi amacının kesinlikle olmadığını, şaka yorumu yaptığını, yoruma zaten bu şekilde söylersin satıcı biziz şeklinde yorum yaparak bitirdiğini, bundan sonra bu konu ile ilgili yorum yapmadığını, suç duyurusunda bulunmadığını, 15 veya 18 Eylül tarihinde Gebze Asliye Hukuk Mahkemesinden mahkeme celbi geldiğini bu konuda hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu öğrendiğini ve yaptığı yorumu hemen kaldırdığını, kendisinin kesinlikle ... firmasını suçlamak, faaliyetlerini ve ürünlerini kötülemek, şirketi yanlış yanıltıcı ve gereksiz yere incitici açıklamalarda bulunarak kötülemek gibi bir amacının olmadığını, ayrıca çalıştığı kırtasiye dükkanında bizzat ... ürünleri satıldığını , şaka mahiyetinde yapmış olduğu yorumun devam etmesi halinde yani firmanın FETÖ bağlantısı olduğu ile ilgili ya da Çin malları satışı ile ilgili kesin bir suçlaması olması durumunda zaten bunu mahkemeye taşıyacağını ifade ederek, uzlaşmayı kabul ettiğini belirttiği, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ Soruşturma sayılı dosyasında davalı hakkında söz konusu paylaşımdan dolayı hakaret suçu nedeniyle 18.04.2019 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, Gebze 8. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar ve 05.10.2020 tarihli kararı ile davalı hakkında 6102 sayılı TTK'ya muhalefet suçundan dolayı TTK'nın 62/1-a ve 5237sayılı TCK'nın 53/1-2 maddeleri uyarınca açılan kamu davası neticesinde davalının cezalandırıldığı, hükmün CMK'nın 231/5.maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 22.10.2020 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafça 05.11.2021 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ve 06.12.2021 tarihinde iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır.Davalı tarafa dava dilekçesi 13.12.2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı vekili 10.12.2021 tarihinde yasal süre içerisinde zamanaşımı definde bulunmuştur. TTK'nın 60. maddesinde, zamanaşımı başlığı ile; "56 ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, haksız rekabet fiili aynı zamanda 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları için de geçerli olur." düzenlemesi mevcuttur. Somut olayda, davalı hakkında ceza davası neticesinde davalının adli para cezası ile cezalandırılmasına dair hüküm tesis edilmiştir. Kamu davasında davalı 6102 sayılı TTK'nın 62/1-a bendi gereğince aynı maddenin son fıkrası kapsamında adli para cezası ile cezalandırılmıştır. 62/son fıkrada; iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılmaya yer verilmiştir. TCK'nın 66. maddesinde dava zamanaşımı düzenlenmiştir. TCK'nın 66/1-e bendinde ise; "Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, geçmesiyle düşer." düzenlemesi kapsamında somut dava değerlendirildiğinde; 11.08.2016 tarihli paylaşıma dair iş bu dava 06.12.2021 tarihinde açılmıştır. Her ne kadar dava tarihinden önce arabuluculuk başvurusu üzerine zamanaşımı süresi durmuşsa olsa dahi ceza zamanaşımı süresi dolmadan davanın açılmış olması nedeniyle, duran sürenin hesabında hukuki yarar görülmemiştir. Mahkeme tarafından davalının zamanaşımı defi ile ilgili savunması, 29.03.2022 tarihli ön inceleme duruşmasının 3 nolu ara kararı ile uzamış zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Açıklanan nedenlerle dava, zamanaşımı süresi içerisinde açılmış olduğundan davalının zamanaşımına yönelik istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Davalının bir diğer usule ilişkin istinaf nedeni ise davacı tarafça Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında açıla davanın 01.09.2016 tarihli karar ile reddedildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle kararın kaldırıldığı, ilk derece mahkemesinin 17.06.2021 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile verilen görevsizlik kararının 13.07.2021 tarihinde kesinleştiği, yasal süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi üzerine HMK'nın 20. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve bu davanın bu nedenle kesin hükümden dolayı reddi gerektiğine ilişkindir. HMK'nın 150/7. fıkrasında, hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır düzenlemesi mevcuttur. Davanın açılmamış sayılması kararı usule ilişkin bir nihai karardır. Davacı, davasını yeniden harç ödemek suretiyle tekrar açabilir. Yeniden harç ödenerek tekrar açılan dava eski açılmamış sayılan davanın devamı niteliğinde değildir. Bu nedenle davanın ayrı bir dava dilekçesi ile açılması gerekir. Davanın açılmamış sayılması üzerine görevsiz mahkemede dava açılması ile meydana gelen sonuçlar ortadan kalkar. Yani yeniden harç verilerek açılan davada eski davanın açılmasının sonuçları devam etmez. Bu nedenle davalı vekilinin kesin hükme ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. HMK'nın 303. maddesinde kesin hüküm düzenlenmiştir. HMK'nın 150. maddesinin düzenlemesi de dikkate alındığında kesin hükmün varlığından söz etmek mümkün görülmemiştir.Usule ilişkin istinaf nedenleri bu şekilde cevaplandırıldıktan sonra, esasa ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde:Davalı tarafça dava konusu paylaşımın yapılmadığı veya ifadelerin kullanılmadığına yönelik herhangi bir savunmada bulunulmamıştır. Aksine ifadeleri kabul ederek esprili bir paylaşımda bulunduğunu belirtmiştir. Davalının kabulünde olan paylaşımın ceza mahkumiyet kararı da dikkate alındığında, TTK'nın 55/1.a.1 bendinde düzenlenen haksız rekabeti oluşturduğu tartışmasızdır. Davalı tarafça her ne kadar ceza kararındaki hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı savunması ileri sürülmüş ise de olayın oluş şekli ve davanın kabulü de dikkate alındığında, savunması sonuca etkili görülmemiştir.Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının,Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır (Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2018, s. 350.). TTK haksız rekabet kuralları, ticari nitelik taşısın taşımasın tüm haksız rekabet hâllerini kapsayacak şekilde ve son derece ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması gibi hususlar aranmamaktadır. Bununla birlikte failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında rol oynamaktadır. Somut olayda davacı yalnızca manevi tazminat talebinde bulunmuştur. TTK’nin 55. maddesinde, dürüstlük kuralına aykırı davranışlar belirtildikten sonra, yasada haksız rekabet teşkil edecek başlıca haller düzenlenmiştir. TTK 55/1-a bendinde; dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle ifadesi sonrasında hukuka aykırı davranışlara yer verilmiştir. TTK 55/1-a-1.bendinde; "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek" TTK 55/1-a-2.bentte ise; "Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek" düzenlemeleri de mevcuttur. Somut olayda, davalının eylemi yasanın yer verilen hükümleri kapsamında haksız rekabet oluşturmuştur. Aynı yasanın 56. maddesinde hukuki sorumluluk ve çeşitli davalar başlığı ile haksız rekabet sonucunda açılacak davalara yer almaktadır. TTK'nın 56/1-e bendinde; "e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir." düzenlemesi mevcuttur. Yasanın atıf yapmış olduğu TBK'nın 58.maddesinde ise kişilik hakkının zedelenmesi başlığı ile "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir." düzenlemesi mevcuttur.Somut olayda davacı, ... 'in Türkiye'de münhasır lisanslı üreticisi ve distribütörüdür. Davalının haksız rekabet teşkil eden paylaşımını Facebook adlı sosyal bir platformda gerçekleştirmiştir. Sosyal platformda davacı tarafça kırtasiye otomatı ile ilgili plot paylaşımı sonrasında davalı dava konusu paylaşımını gerçekleştirmiştir. Söz konusu paylaşımında, davacının markası ile ilgili Çin malları, kanserojen ve davalının ise FETÖ terör örgütünden olduğu şeklinde ifadelere yer vermiştir. Facebook, kişilerin diğer kişilerle iletişim kurmasını ve bilgi alışverişi yapmasını amaçlayan bir sosyal paylaşım platformudur. Diğer sosyal platformlarda olduğu üzere oldukça fazla sayıda kullanıcısı bulunmaktadır. Her ne kadar davalı kullandığı ifadeleri espri olarak kullandığını belirtmişse de bunun kabulü mümkün olmayacaktır. Davalının haksız rekabet teşkil eden paylaşımı, davacının mesleki itibarının aşırı zedenlenmesine yol açabilecek nitelikte olduğu gibi ülke gündeminde hassas bir konu olan terör örgütü ile irtibatlandırılarak kriminal bir görünüm yaratılmaya çalışılmıştır. Davacı kırtasiye malzemesi üretimi ve ticareti yapmaktadır. Kırtasiye ürünleri kullanıcılarının çoğunlukla öğrenciler olduğu düşünüldüğünde, kanserojen iddiası oldukça ağır bir ifade olmuştur.Bu durumda davacının talep etmiş olduğu 10.000,00 TL manevi tazminatın makul sevide olduğu, davalı tarafça da manevi tazminat miktarının fahiş olduğuna dair açık bir savunmada bulunulmadığı dikkate alınarak davanın kabulü uygun olacaktır. Şöyle ki manevi tazminatın miktarı tayin edilirken, tarafların sıfatı, işgal ettikleri konum, diğer sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınır. Manevi tazminat bir zenginleşme aracı olmamakla birlikte hâkimin özel hâlleri göz önünde bulundurarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutarın adalete uygun olması gerekir. Manevi tazminat manevi zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusununda fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilen miktarın mevcut hâlde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Bu nedenlerle, somut olayda mahkemece manevi tazminat talebinin tümüyle kabulüne karar verilmesi gerekir iken kısmen kabul kararı yerinde görülmemiştir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-Davanın kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli 683,10 TL harçtan, dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 170,78 TL'nin mahsubu ile bakiye 512,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça peşin olarak karşılanan 170,78 TL peşin harç ile birlikte 23,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 193,78 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ne göre belirlenen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Arabuluculuk sürecine ilişkin olarak henüz sarf kararı düzenlenmemiş olmakla birlikte, Hazine tarafından karşılanacak olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin arabulucuya ödenmesi hâlinde, 6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesi uyarınca, bu tutarın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
7-Artan gider ve delil avanslarının yatıran taraflara iadesine,
8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:
a-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; ilk derece kararı kaldırılıp yeniden hüküm verildiğinden, taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıranlara iadesine,
b-Davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ve 43,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 263,70 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 12.02.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!