Bankanın genel kredi sözleşmesinden doğan alacağı için icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bir bankanın genel kredi sözleşmesinden doğan alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemli davada, ilk derece mahkemesi, bilirkişi incelemesiyle bankanın kredi kullandırımını ve alacak miktarını ispatladığını, davalıların ise borcun ödendiğini kanıtlayamadığını tespit ederek davanın kısmen kabulüne karar vermiş; davalılar ise finansal yeniden yapılandırma anlaşması, bankanın kötü niyetli erken feshi, kefalet sözleşmelerinde eş rızası eksikliği nedeniyle geçersizlik ve kefillerin sorumluluk sınırlarının aşılması gibi iddialarla bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2021
NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı gerçek kişiler ..., ..., ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın davalı ... A.Ş.’ne Genel Kredi Sözleşmesi ile kredi tahsis edildiğini ve kullandırdıklarını, diğer davalılar ..., ... ve ...'nın mütesilsil kefil sıfatıyla iş bu sözleşmeyi imzaladıklarını, davalı borçluların kredi koşullarına uymaması, borcun zamanında ödenmemesi ve temerrüde düşülmesi sebebiyle kredi hesaplarının kat edilerek Beyoğlu ....Noterliğinin █████/2020 tarih ...yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalılar hakkında İstanbul 1 ATM nin ████████ d.iş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı aldıklarını, İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalıların takibe ödeme emrine, borca faize ,faiz oranına, işlemiş faize ve tüm ferilerine itirazı üzerini, takibin durduğunu, davalılar tarafından yapılan itirazın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, takipte talep edilen faiz ve faiz oranının taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine, yasa, usul ve içtihatlara uygun olduğunu, davalıların işlemiş faize ve faiz oranına itirazlarının haksız olduğunu, müvekkili bankanın dava tarihi itibarı ile davalı ... AŞ ve ... açısından toplam 1.794.111,35 TL, davalı ... açısından 1.792.983,48 TL, davalı ... açısından toplam 1.767.885,69 TL alacağı olduğunu iddia ederek, davalıların İstanbul 13.İcra Müdürlüğünün ...sayılı takibe itirazlarının iptaline, davalı borçlular ... AŞ ve ... açısından 1.794.111,35 TL, davalı borçlu ... açısından 1.792.983,48 TL, davalı borçlu ... açısından 1.767.885,69 TL tutar üzerinden takip talebinde yazılı şartlarla takibin devamına, itiraz edilen alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere davalılardan icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... AŞ vekili savunmasında özetle; Davacı banka ile müvekkili şirket arasında █████/2019 tarihinde Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması imzalandığını bu anlaşma uyarınca kullanılan kredilerin ödemeleri için başlangıç tarihinin Şubat 2021 olarak belirlendiğini, ancak davacı bankanın kötü niyetli olarak söz konusu tarih gelmeden kat ihtarı gönderdiğini, davacı bankanın söz konusu ihtar ile alacağın muaccel hale geldiğini iddia ettiyse de... sebebiyle borcun muaccel olmadığını, şirket yetkililerine ilişkin olarak kefalet hukuku çerçevesinden davanında haksız olduğunu, kefalete ilişkin eş rızasının aranmadığını, kefalette eş rızasının geçerlilik şartı olduğunu, bulunmaması halinde kefaletin kendiliğinden geçersiz hale geleceğini, kefalet sözleşmesinin geçerli olduğunu varsaydığımız da dahi şirket yetkililerinin sorumluğunun ancak kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlara dair olacağını , davacının taleplerinin kefillerin sorumluluğuna ilişkin bu açık sınırları aştığını, davacının tüm borçlular açısında icra takibinde talep ettiği miktar ile iş bu dava dosyasındaki dava dilekçesinde belirttiği miktarların farklı olduğunu, miktarların tümünün ayrı ayrı takip talebinden daha düşük olduğunu, müvekkili açısından takibe ve borca itiraz edilmesinin makul olduğunu, esasa ilişkin kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için itirazın iptal edileceği varsayılsa dahi müvekkilin icra inkar tazminatına mahkum edilmemesi gerektiğini, davacının ihtiyati haciz talep ettiği dosyaya itiraz ettiklerini bu itirazlarının henüz karara bağlanmadığını savunarak davacının itirazın iptali talebinin ve icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının icra takibine konu olan meblağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Genel kredi sözleşmesi, kredi kullandırıldığına dair sunulan belgeler, dosya içeriği ve şube kayıtlarında bulunan belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Yapılan inceleme ile kullandırılan kredi miktarı ve davacının alacaklı olduğu miktar tespit edilmiştir. Böylelikle davacı kullandırdığı krediyi ve miktarını ispatlamıştır. Bundan sonra kullanılan kredinin ödendiğinin ispat yükü davalı üzerindedir. Davalılar ödenmemiş kredi borcunu ödendiğine dair delil sözleşmesi ve HMK hükümleri uyarınca ödemeye dair herhangi bir yazılı (makbuz ve dekont örnekleri vb) delil sunmamıştır. Bu nedenle davalı asıl borçlu asıl borç miktarından, kefiller kefalet limiti kapsamında ödenmeyen ve hüküm altına alınan kredi borcundan sorumlu tutulmuştur.Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan davacı alacağı likit, bir başka anlatımla bilinebilir, hesaplanabilir niteliktedir.Davalıların icra takibine haksız yere itirazda bulunmaları ve alacağın likit olması nedeni ile toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının ( İİK md.67/2) davalılardan -tek olarak- tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak..." gerekçesiyle, davalıların İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasından vaki itirazlarının aşağıda belirtilen miktarlar üzerinden iptali ile takibin tahsilde tekerrür olmamak üzere; Davalılar .... A.Ş ve ... yönünden; 1.768.636,60 TL asıl alacak, 22.034,26 TL işlemiş temerrüt faizi, 1.101,71 TL BSMV, 755 TL İhtiyati haciz vekalet ücreti alacağı, 1.431,98 TL ihtarname masrafı, 151,80 TL başvuru harcı alacağı üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık % 19,50 ve değişen oranlarda avans faizi ve bu faizin % 5 BSMV'si ile birlikte devamına, Davalı ... yönünden; 1.772.498,75 TL asıl alacak,17.281,86 TL işlemiş temerrüt faizi, 864,09 TL BSMV, 755 TL İhtiyati haciz vekalet ücreti alacağı, 1.431,98 TL ihtarname masrafı, 151,80 TL başvuru harcı alacağı üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık % 19,50 ve değişen oranlarda avans faizi ve bu faizin % 5 BSMV'si ile birlikte devamına, Davalı ... yönünden; 1.765,545,19 TL asıl alacak, 755,00 TL İhtiyati haciz vekalet ücreti alacağı, 1.431,98 TL ihtarname masrafı, 151,80 TL başvuru harcı alacağı üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık % 19,50 ve değişen oranlarda avans faizi ve bu faizin % 5 BSMV'si ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin (1,72 TL) istemin reddine, toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalılardan tek olarak tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı gerçek kişiler ..., ..., ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavalı gerçek kişiler ..., ..., ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkillerinin haksız icra takibine itiraz ettiklerini, davacının alacağına dayanak olarak şirket ile gerçekleştirilen kredileri gösterdiğini, müvekkillerinin sorumluluğunun kefalet ilişkisine dayandığının iddia edildiğini, kötü niyetle hesabın kat edildiğini, 22.07.2019 tarihinde şirket ile ... imza edildiğini, davalı şirketin kredi ödemelerinin başlangıcının Şubat 2021 olarak belirlendiğini, kat ihtarı ile alacağın muaccel hale geldiğinin iddia edilmiş olmasına rağmen davacının ... ile imza ettiği yükümlülüklere aykırı davrandığını, borcun muaccel hale gelmediğini, kredi veren bankanın her halükarda daha avantajlı pozisyonda olduğu ...'lerin hemen hepsinin genel işlem koşulu içeren tip sözleşmeleri şeklinde hazırlandığını, müvekkilleri yönünden kefalet ilişkisine yönelik açılan davanın haksız olduğunu, TBK 586.maddesi uyarınca hukuki süreçlerin işletilmediğini, eş rızası mecburiyetinin istisnasına müvekkillerinin girmediğini, eş rızasının gerekli olduğunu, geçerlilik şartı olduğunu, tüm müvekkilleri yönünden kefaletin geçersiz olduğunu, davacı taleplerinin kefillerin sorumluluğuna ilişkin sınırları aştığının görüldüğünü, dava değerine ilişkin olarak miktarların farklı olduğunu, takip talebindeki miktara göre daha düşük olduğunu, borcun muaccel olmadığını, müvekkillerinin icra inkar tazminatı ile mahkum edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporundaki hesaplamaların esas alındığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek, adli yardım taleplerinin ve istinaf taleplerinin kabulü ile kararın kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davalı şirket ile davacı banka şubesi arasında genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, davalı gerçek kişilerin kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak yer aldıkları hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalı şirket ile davacı banka arasında genel kredi sözleşmesi ile ilgili olarak gerçekleştirilen Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmasına (FYYÇA) aykırı olarak kat ihtarının gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, alacağın muaccel hale gelip gelmediği, kredi sözleşmesinin TBK 20 vd maddeleri gereğince genel işlem koşullarına aykırı olup olmadığı, uygulanan faizin fahiş olup olmadığı, davalı gerçek kişi kefiller yönünden kefalet sözleşmesinin TBK'nın 584.maddesi kapsamında eş rızası yönünden geçerli olup olmadığı, TBK 583.maddesi kapsamında şekil şartlarının mevcut olup olmadığı, davacının kat ihtarında gösterdiği ve dava açtığı dava değerleri arasında farkın bulunup bulunmadığı, kat ihtarnamesinin usule uygun olup olmadığı, İİK 67.maddesi gereğince icra inkar tazminatına dair verilen karar ile hükmün usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, davalı şirket ile davacı bankanın ... Şubesi arasında 22.12.2016 tarihinde genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, kredi limitinin 20.000.000,00 tL olduğu, davalıların sözleşmede müteselsil kefil olarak yer aldıkları, kefalet limitlerinin 23.000.000,00 TL olarak belirtildiği, davalılar tarafından imzalanan kefalet sözleşmesinde davalı gerçek kişilerin sorumlu oldukları miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefillikle ilgili ifadeleri kendi el yazıları ile yazdıkları, kredi sözleşmesinde eş rızası ile herhangi bir belgenin olmadığı, davalı şirkete ait sicil kayıtlarından, davalı ...'ın şirketin yönetim kurulu başkanı, davalı ...'nin yönetim kurulu başkan yardımcısı, davalı ...'ın yönetim kurulu üyesi olduğu, davacı bankanında yer aldığı dava dışı bankalarla birlikte davalı şirket arasında 22.07.2019 tarihinde sözleşme imzalandığı, sözleşmede, finansal sektöre olan borçların yeniden yapılandırılması hakkında yönetmeliğin BDKK tarafından 15.08.2018 tarihli resmi gazetede yayınlandığı, Türkiye Bankalar Birliği nezdinde yürütülen çalışmalar sonucunda hazırlanan Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması (FYYÇA) BDDK tarafından uygun görüldüğü ve 19.09.2018 tarihinde yürürlüğe girdiği, tadil protokollerinin 05.02.2019 tarihinde onaylandığı, davacı kredi borçlusuna iletildiği, alacaklılar ile kredi borçlusu ve müteselsil kefiller arasında sözleşmede yazılı koşullarda yeniden yapılandırma konusunda karşılıklı mutabakata varılarak sözleşmenin akdedildiğine yer verildiği, borç tablosunun gösterildiği, güncel borç tablosunun 16.07.2019 tarihi itibariyle yer verildiği, uygulanacak faizin 5.1.maddede; %25 faiz oranı ve yasal eklentiler olduğuna yer verildiği, yapılandırma şartlarının 6.1.maddede düzenlendiği, söz konusu düzenlemede ,kredi borçlusunun ... kefaleti karşılığında kullandırılan krediler hariç olmak üzere diğer kredilerin geri ödeme planı oluşturularak yapılandırılacağı, yapılandırılan kredinin yapılandırma tarihinden itibaren iki yılı ana para ödemesi dönemli olmak üzere toplam 8 yıl vadeli olarak yapılandıracağı hususlarına yer verildiği, geri ödeme dönemlerinin belirtildiği, sözleşmenin 12.maddesinde; temerrüt ve muacceliyete yer verildiği, 12/a bendinde; sözleşmede düzenlenen herhangi bir taahhüt veya yükümlülüğün kısmen veya tamamen yerine getirilmemesi veya kredi borçlusu tarafından iş bu sözleşme süreci içinde sunulan ve sözleşmenin yapılanmasına esas teşkil eden belgelerin sözleşmenin imzalanmasından sonra tam ve doğru olmadığının tespit edilmesi, teminat mektupları dışında kalan gayri nakdi kredilerin nakdi krediye dönmesi, kredi borçlusunun faaliyetlerini üçüncü kişi ve firmalar üzerinden yürüttüğünün ve/veya muvazaalı işlem yaptığının belirlenmesi, borçlu ve kefillerin iflası ve konkordatoya başvurmaları vb durumlarda sözleşme tahtında yükümlülüklerin tamamının kendiliğinden muaccel olacağı, mütemerrit sayılacakları bu durumda sözleşmenin devam ettirilmesinin beklenemeyeceği hususlarına yer verildiği, davacı banka tarafından 29.09.2020 tarihinde Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen ihtarnamenin davalılara gönderildiği, söz konusu ihtarnamede hesabın 28.09.2020 tarihinde kat edildiği belirtilerek toplam miktarın ödenmesinin talep edildiği, kredi türü ve ferileri ile asıl alacak ve toplam miktarın ayrı ayrı gösterildiği, 1.765.546,91 TL'nin ödenmesinin talep edildiği, ödemenin gerçekleştirilmemesi üzerine davacı banka tarafından davalılar hakkında 26.10.2020 tarihinde İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyasında 1.794.217,80 TL asıl alacak, 25.015,48 TL faiz alacağı, 1.250,75 TL BSMV, 1.431,98 TL ihtarname masrafı, 151,8 TL ihtiyati haciz başvuru harcı, 755,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 1.822.822,81 TL alacağın %19,50 oranında işleyecek temerrüt faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiği, davalıların icra takibine karşı itirazları üzerine davacı tarafça İİK 67.maddesi gereğince arabuluculuk başvurusu sonrasında bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davayı açtığı, dava dilekçesinde; davalı kefillerden ... açısından 1.792.983,48 TL, davalı ... yönünden 1.767.885,69 TL yönünden sorumluluklarının açıklandığı ve itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesinin talep edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delilerini dosyaya ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 07.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı banka ile davalı şirket arasında 22.12.2016 tarihinde 20.000.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesinin imzalanarak davacı banka tarafından davalı asıl borçluya kredilerin kullandırıldığı, davalı kefillerin sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarından tüm borçlardan kefalet limiti 23.000.000,00 TL kapsamında sorumlu oldukları, sözleşmenin kefalet başlıklı 9.maddesindeki düzenlemenin mevcut olduğu, kefillerin kefalet limiti ve kendi temerrütlerinden sorumlu olacakları, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK 583.maddesi kapsamında yasaya uygun olarak kefilin sorumlu olduğu azami miktarın ,kefalet tarihinin ve kefil olması durumunda bu sıfatla veya anlama gelen ibarenin yazılı olduğunun görüldüğü, ayrıca el yazıları ile imzalanan sözleşme şartlarında mutabık kaldıklarını bildirmeleri suretiyle TBK'nın 20-27 maddelerine göre içeriğinin karşılıklı olarak müzakere edildiği, TBK 584 maddesinde eşin rızasının düzenlendiği, davalı kefillerin sözleşmenin akdedildiği tarihlerde İTO kayıtlarından şirket ortağı olduklarının görüldüğü, sözleşmenin 5.4.maddesinde; temerrüt faizi ve ödememe halinde 12.maddenin uygulanacağına dair düzenleme olduğu, 12.madde kapsamında temerrüte düşülmesi durumunda temerrüt faizinin akdi faiz oranına azami %100 oranında ilave yapılmak suretiyle tespit edileceği hükmünün yer aldığı, davacı banka tarafından BCH kredisine fiilen uygulanan yıllık %21 akdi faiz oranının %100 fazlasının %42 olarak hesaplandığı, davacı banka ise takip talebinde %19,50 akdi faiz talebinde bulunduğundan talebin yerinde olduğu, davacı bankanın kat ihtarnamesinin keşide edildiği, davalı şirkete 01.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği, temerrütün 03.10.2020 tarihi itibariyle gerçekleştiği, davalı kefil ...'ye ihtarnamenin 06.10.2020'de tebliğ edildiği, davalı ...'a gönderilen tebligatın iade edildiği, kat ihtarı itibari ile davacı alacağını toplam ana para tutarının 1.416.830,42 TL işlemiş faiz ve feriler toplamının 28.09.2020 tarihli kat ihtar tarihinde 1.765.545,19 TL olarak belirlendiği, FYYÇA 5.maddesinde; akdi faiz oranının %25 olmasına karşı davacı bankanın düşük akdi faiz uyguladığı, sonuç olarak davacı bankanın her bir davalıdan talep edebileceği alacak miktarı ayrı ayrı belirlendikten sonra talep edebilecek miktarın 1.765.545,19 TL asıl alacak, 755,00 TL ihtiyati haciz ve ücret, ihtarname masrafı olarak 1.431,98 TL ihtiyati haciz harcı 151,80 TL olmak üzere toplam alacağın 1.767.883,97 TL olduğu belirtilmiştir.Davalılar vekili bilirkişi raporuna itiraz ederek, yeniden rapor alınmasını talep etmiştirlerdir. Mahkemece, bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Hükümde, davalı asıl kredi borçlusu ile kefillerin sorumlulukları ayrı ayrı gösterilmiştir. Ayrıca alacağın %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.Taraflar arasında imzalanan 22.12.2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ile ilgili olarak davacı banka ve dava dışı bankalar arasında 22.07.2019 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması FYYÇA imzalanmıştır. Sözleşmenin 12.maddesinde; temerrüt ve muacceliyet düzenlemesine ayrıntılı şekilde yer verilmiştir. Davalıların FYYÇA yükümlülüklerini ihlali neticesinde davacı süreci sonlandırmıştır. Davacı banka tarafından davalı borçluların sözleşme yükümlülükleri ihlali nedeniyle süreç sonladırarak kat ihtarnamesi gönderilmiştir. Davalıların temerrütü sonucunda kredi alacağı davacı banka yönünden muaccel hale gelmiştir. Bu nedenle davalıların anlaşmanın aksine kat ihtarnamesinde bulunulduğu iddiası yerinde görülmemiştir.Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler hakkında da geçerli olmakla birlikte genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2. Maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz. Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır. TBK'nın 20. maddesi uyarınca, genel işlem koşulu içeren sözleşme yapılması mümkündür. Genel işlem koşulu içeren sözleşmenin geçersiz olması için TBK'nın 25. maddesi uyarınca, karşı tarafa dürüstlük kurallarına aykırı olarak zarar verici veya karşı tarafın durumunu ağırlaştırıcı nitelikte olması halinde söz konusudur. Yani sözleşmenin salt genel işlem koşulu şeklinde düzenlenmesi sözleşmeyi geçersiz kılmaz; geçersizlikten söz edebilmek için genel işlem koşullarının dürüstlük kuralına aykırı haksız şart niteliğinde olması veya TBK'nın 21/2. maddesi uyarınca sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı hüküm niteliğinde olması gerekir.Somut olayda, davalı şirketin kullandığı GKS'deki hüküm ve koşulların tüm bankacılık işlemlerinde yaygın olarak kullanıldığı gözetildiğinde şirket adına kredi sözleşmesi imzalayan davalının sözleşme şartlarını basiretli bir tacir gibi davranarak incelemiş olması gerekir. Bu nedenle davalının genel işlem koşullarına ayrılık iddiası yerinde görülmemiştir. TBK'nın 583/1.maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Somut davada, yukarıda yer verildiği üzere kredi sözleşmesinde kefalet ile ilgili yasal düzenlemeye uygun şekilde sözleşme gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle davalıların sözleşmenin geçersiz olduğuna dair aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. TBK'nın 584/1. Maddesinde ise eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Bu rızanın ise sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Anılan bu maddeye █████/2013 tarihli ve 6455 sayılı kanunun 77. maddesi ile eklenen üçüncü fıkraya göre ise, ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, █████/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızasının aranmayacağı hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, İTO sicil kayıt örneklerinden, davalıların davalı kredi müşterisi şirketin, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı ve yönetim kurulu üyesi olduğu anlaşılmış olmakla yasal düzenleme kapsamında eş rızası aranmayacaktır. Aksine iddialar yerinde görülmemiştir.Kefaletin türleri ise TBK’nın 585 vd. maddelerinde düzenlenmiş ve uyuşmazlık konusu müteselsil kefaletle ilgili olarak TBK’nın 586/1. maddesi, "Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir." hükmünü içermektedir. Somut olayda müteselsillik söz konusudur. İhtarname ve yapılandırmalar sonuçsuz kalmıştır. Bu nedenle de kefiller hakkında asıl borçlu ile birlikte takip başlatılmasında ve dava açılmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde yer verildiği üzere, kredi sözleşmesinde ve Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması (FYYÇA)'da faiz oranları taraflarca kabul edilmiştir. Sözleşmede yer alan faiz oranlarına göre davacı banka tarafından daha düşük miktarda faiz talep etmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalıların faiz oranının fahiş olduğuna yönelik iddiaları yerinde görülmemiştir.Davacının her bir borçlu yönünden dava değerini açıklamış olması ihtarnamede ve takipteki talebinin farklı olduğu anlamına gelmeyecektir. Davacı banka tarafından kat ihtarname talebinde asıl alacak olarak 1.764.546,91 TL gösterilmiş ise de 29.09.2020 tarihinde takip tarihi olan 26.10.2020 tarihi arasında geçen sürede dikkate alındığında farklılıktan söz etmek yerinde olmayacaktır. Mahkemece, HMK'nın 326 vd. maddeleri dikkate alınarak yargılama giderlerine karar verilmiştir.Davalılar vekilinin aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. İİK'nın 67. madde kapsamında kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminatına karar verilmiştir. Uyuşmazlık konusu alacağın dayanağı Genel Kredi Sözleşmesidir. Alacak miktarı taraflarca bilinir niteliktedir. Mahkeme tarafından bilinen ve likit alacak üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminatına karar verilmiş olmasında da bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istianf incelemesi sonucunda, davalı gerçek kişiler vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı gerçek kişiler vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalılar tarafından adli yardım talepli istinaf başvurusunda bulunduğundan ve başlangıçta istinaf harçları alınmadığından 2.002,00 TL istinaf kanun yolu başvuru ile -davalı ...'nin sorumluluğu 99.010,30 TL, davalı ...'ın sorumluluğu 99.010,30 TL ile sınırlı olma kaydıyla- 122.555,75 TL nispi istinaf karar harcının davalı gerçek kişilerden müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalılarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!