Murisin ölümünden sonra açığa imzalı kağıtların kötüye kullanılması iddiasıyla düzenlenen kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit ve istirdat davası istinaf kararı.
Özet: Davacılar, mirasbırakan eşlerinin ve babalarının vefatının ardından, davalı ablası/teyzesi tarafından mirasbırakana ait olduğu iddia edilen 700.000 TL bedelli bir bonoya dayanarak başlatılan icra takibine karşı menfi tespit ve istirdat davası açmış, bononun mirasbırakanın boş imzalı evraklarının kötüye kullanılarak ölümünden sonra hileli şekilde düzenlendiğini, davalının mali durumuyla orantısız olduğunu ve gerçek bir borç olmadığını ileri sürerek borçlu olmadıklarının tespiti ile icra takibi sonucunda ihtirazi kayıtla ödedikleri 804.936,25 TLnin faiziyle birlikte iadesini talep etmektedirler.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:09.06.2022
NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar
DAVA:Menfi Tespit-İstirdat (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekilince tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; muris...'in davacıların eşi ve babası, davalı ile dava dışı ...'in ise kardeşi olduğunu, murisin sağlığında inşaat işleri ile uğraştığını, davalı vekili ...'un ise daha önce muris ile davacı ...'in de vekilliğini yaptığını ve aynı zamanda murisin kuzeni olduğunu, mirisin ablası ... ... erken yaşta boşanarak tek yaşadığını, bu kişinin hayatı boyunca çalışmayarak babasından aldığı emekli maaşı ile geçindiğini, anılan kişinin maddi imkanı olmamakla birlikte İstanbul'da ev almak istediğini ve ...'da bulunan evini satarak İstanbul'da 130.000 TL fiyatlı daireyi 65.000 TL'ye satın alındığını, dairenin yarısının murise ait olmasına tapunun ... adına kaydedildiğini, dairenin tapusunun yarının 09.06.2017 tarihinde davacı ...'e verildiğini, ancak ... lehine intifa hakkı kurulduğunu, 14.12.2021 tarihinde davalının vekili tarafından davacı ...'e haber gönderilerek dairenin usulsüz şekilde mülkiyetine geçirdiği iddiasıyla, davacı hakkında dolandırılıcılıktan suç duyusunda bulunacağının bildirildiğini, ...'nin ayrıca satıma ilişkin vekaletin alındığı tarihte 65 yaşında olmasına rağmen usulsüz şekilde vekalet alındığını iddia ettiğini, davalının bu süreçte murisin düzenlendiği iddia edilen 700.000 TL bedelli bono nedeniyle takip başlattığını, bononun ödeme gününün murisin ölümünden bir ay sonra olduğunu, müvekkillerince bono bedelinin 228.01.2021 tarihinde ihtirazi kayıtla ödendiğini, murisin sağlında bir taşınmazından aldığı kirayı davalıya tahsis ederek davalıya yardımcı olduğunu, davacıların da aynı uygulamaya devam ettiğini, ancak davalının evin mülkiyetini istediğini, tarafların akrabası olan avukatın da evin davalıya verilmemesi halinde eski bir hesap nedeniyle davacıların zararlı çıkacağına ve elinde olan bonoyu takibe konacağına ilişkin beyanda bulunduğunu, bu tartışmalardan sonra daha önce gündeme gelmeyen bononun takibe konduğunu, müvekkilinin daha önce sözü edilen dairenin 1/2 payını vermemesi üzerine ... tarafından aynı şekilde hazırlanmış bonoya dayanılarak Gaziosmanpaşa 6. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, yetki itirazı üzerine dosyanın İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğüne gönderildiğini ve ... aldığını, bu takip nedeniyle İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açıldığını, murisin bir süre davalının vekili ... ofisini kullandığını ve murise ait evrakların ofiste kaldığını, murisin bazen sekreterine açığa imzalı boş kağıtları kullanmak için verdiğini, bu evrakların iş yeri nakli sonrasında davalının vekilinin eline geçmiş olabileceğini, bononun alışılmışın dışında A4 kağıda yazılması ve davalının ekonomik durumu ile orantısız olmasının da bunu doğruladığını, davalının daha önce bonodan söz etmediğini, murisin ölümü iki ablasının benzer şekilde düzenlenmiş bonoları takibe koymasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, murisin daha önce boşa atılmış imzalarının kötüye kullanılarak bono düzenlendiğini, takibe konu bononun vadesinin 10.08.2020 olmasına rağmen ödeme emrinin 20.01.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, ...'in icra takibine konu ettiği bononun vade tarihinin de 10.09.2020 olmakla birlikte yetkisiz icra dairesinde takibe konu edilen ilk ödeme emrinin 05.03.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, her iki icra takibi bakımından alacaklı vekilinin ... olduğunu, ... tarafından Av. ... adına çıkarılan vekaletnamenin 22.12.2020 tarihli olduğunu ve bu tarihte aynı avukatın davacı ...'in vekilliğinden istifa ettiğinin davacıya tebliğinden 1 gün sonra olduğunu, davalı vekili ve...'in beraber hareket ettiğini, davalı ...'in maddi durumunun iyi olmadığını, bonodaki kayda göre davalının 700.000 TL'yi murise vermesinin imkansız olduğunu, bonolardaki meblağlara göre böyle bir durumun daha önce dile getirilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacıların bu bonoların varlığını icra takibi ile öğrendiğini, davacıların gerçekte davalıya herhangi bir borcunun olmadığının davalının mal varlığının incelenmesi ile anlaşılabileceğini ileri sürerek, davcıların davalıya borçlu olmadığının tespitine ve İstanbul 29. İcra Müdürülüğünün ... sayılı dosyasındaki icra takibi sonucu davalıya ödenen 804.936,25 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacıların hayal ürünü olarak ve delil içermeyen bir dilekçe ile talepte bulunduklarını, kambiyo senedine dayalı icra takibinin borçlusunın menfi tespit ve istirdat iddiasını kanıtlaması gerektiğini, davacıların murisi ile davalının kardeş olduklarını, davacıların sağlığında murisin ailesi ile görüşmemeleri nedeniyle bonodan haberlerinin olmamasının normal olduğunu, murisin davacılardan habersiz şekilde ablaları ile görüştüğünü, muris ile davalı arasında borç ilişkisinin bulunduğunu, davalıların maddi durumunun iyi olduğunu ve murisin sürekli ablalarından borç aldığını, ablalarının murise borç verdiklerini ve tapu devir ettiklerini, davacının baskısı ile murisin daha önce babasından davalılara miras bırakılan şirketin haklarını davalıların elinden aldığını, davacıların murisinin ablalarının döviz birikimleri ile mücevherlerini dahi aldığını, davacıların murisi ile ablalarının borç alacak işlerinin dayılarının arabuluculuğunda gerçekleştiğini, davacıların murisinin ayrı ayrı olarak davalı ... ...'e bono verdiğine tanık olan kişiler bulunduğunu, davacıların bonoların verildiğini duyduğunda ... ...'in evine gelerek müteveffanın borcu olmadığına dair zorla yazı yardırmaya çalıştırıldığını, davalı vekilinin, müteveffanın hissedar olduğu şirketlerde vekillik yapmadığını ve müteveffanın iş hayatını bilmediğini, açığa atılan imzanın kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığını, kaldı ki bunun da yazılı delillerle yapılması gerektiğini, davacıların hayali vakıalarla dava açtığını, müteveffanın davalı vekili ile çalışmadığını, müteveffanın şirketine tasfiye sokulduğunu ve şirketin kapatıldığını, davacının davalı vekiline boş kağıt bıraktığı yönündeki iddianın iftira olduğunu, müteveffanın şirkette münferit imza yetkisinin bulunmadığını, yazılı delilsiz öyleme dayalı taleplerde bulunulduğunu, davacı iddiasının aksine davalının maddi durumunun yerinde olduğunu, sunulan Yargıtay kararının dava ile ilgisiz olduğunu, davacının sunduğu WhatsApp yazışmalarının dahi borç ilişkisini doğruladığını, sunulan dekontların dava ile ilgisiz olduğunu, ...'in husumet ehliyetinin bulunmadığını ileri sürerek, davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Bu haliyle davacılar tarafından murisleri tarafından düzenlenen dava konusu 700.000,00-TL bedelli bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ve bonodan dolayı ödenen 804.936,25-TL'nin davalıdan istirdadına karar verilmesi yönelik eldeki dava açılmış ise de, davacıların dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadıklarına yönelik iddialarının temelini, davalı ile murisleri arasında ticari ilişki bulunmadığı, davalının bu miktarda borç verecek ekonomik gücünün bulunmadığı ve bononun murislerinin iradesine aykırı şekilde açığa imzanın kötüye kullanılması suretiyle doldurulduğu hususlarına dayandırdığı ve davacı tarafın dava konusu bonodaki murisin imzasına yönelik itiraz da bulunulmadığı anlaşılmakla, dava konusunun kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit ve istirdat davası olduğu, kambiyo senetleri sebepten soyut olmakla, senedi elinde bulunduran kişiden ayrıca alacağın sebebini ispat etmesinin beklenemeyeceği, bu yönüyle bonoyu düzenleyenin ekonomik gücünün bulunup bulunmadığının bononun sıhhatine bir etkisi olmadığı, ispat yükünün, senedin anlaşmaya aykırı olarak sonradan doldurulduğunu iddia eden davacı tarafta olduğu açık olup, davacı tarafça bu hususta yazılı delil sunulmadığı gibi davalı hakkında açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan yapılmış bir şikayet ve açılmış ceza soruşturma dosyası bulunduğuna dair bir delil ibraz edilmediği gibi bu yönde bir beyanda da bulunulmadığı açık olup, senedin imzalı olarak alacaklıya boş olarak da verilebileceği ve sonradan doldurulmasında hukuki bir engelin bulunmadığı, bu sebeple bunun ispatı için bilirkişi incelemesi gerekmediği, somut davaya konu bono incelendiğinde, unsurlarının tam olduğu, davacıların murisinin dava konusu bonoyla borç altına girdiği, davalının ise senette alacaklı olduğu, senedin ihdas kısmında ''nakden'' kaydının bulunduğu, davalının savunmasında borç karşılığında senedi aldığını beyan etmesi sebebiyle senedin veriliş sebebini talil etmediği, aksine ispat yükünün, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacıda olduğu, imzası açıkça inkar edilmeyen davaya konu senet yönünden, senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının, taraflar arasındaki borç ilişkisi senede bağlandığından ancak senetle ispatlanması gerektiği, tanıkla ispatın mümkün olmadığı, dava konusu bononun tedavüle çıkarılırken anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacıların bu yöndeki iddiasını yazılı delille ispatlayamadığı sabit olduğundan davacıların yemin deliline dayanması nedeniyle dosyadaki vekalet ve yetki belgesi uyarınca yemin teklif etmeye yetkili davacılar vekiline yemin deliline dayanıp dayanmayacağı hususunun sorulması üzerine davacılar vekili tarafından yemin deliline dayandıkları ve davalı asile yemin teklif ettikleri hususunda beyanda bulunulduğundan davalı asile hitaben çıkarılan "Dava konusu muris... tarafından █████/2018 tarihinde düzenlenmiş █████/2020 vade tarihli, 700.000 TL bedelli bonodan dolayı alacaklı olmadığına yemin etmek üzere hazır olması aksi halde mazeretsiz hazır olmadığı takdirde ya da gelip yemin etmediği veya yemini iade etmediği halde davacıların dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadıklarına karar verileceği şerhini içerir " yemin davetiyesi üzerine davalı vekilince davalı asilin yemini eda edeceğine yönelik beyanı akabinde davalı asilin Mahkememizin █████/2022 tarihli 2 numaralı celsesinde "Dava konusu olan muris... tarafından █████/2018 tarihinde düzenlenen █████/2020 vade tarihli, 700.000 TL bedelli bonodan dolayı alacaklıyım, ayrıca bu senet dışında da alacağım söz konusudur" şeklinde yemini usulüne uygun şekilde eda etmesi üzerine davacılar tarafından dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadıkları ve bonoya ilişkin ödenen bedelin istirdadına yönelik davada yukarıdaki açıklamalar kapsamında ispata elverişli delillerle ispatlanamaması..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın tespit edilerek, bononun düzenlendiği tarih itibariyle muris ile davalıların ekonomik durumuna göre bono verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ayrıca taralar arasında borç ilişkisi de bulunmadığı, bononun murisinin açığa attığı imzanın kötüye kullanılması suretiyle düzenlenmesi nedeniyle menfi tespit istendiğinin belirlendiğini, tahkikat aşamasına geçildikten sonra müvekkilinin yemin deliline dayanıp dayanmadığının sorulduğunu ve yemin deliline dayanılması üzerine davalının dava konusu bonodan dolayı alacaklı olmadığına dair yemin etmek üzere hazır olması amacıyla yemin davetiyesinin tebliğine karar verildiğini, yemin üzerine davanın reddine karar verildiğini,
Oysa mahkemece ön inceleme duruşmasında tahkikata geçileceğine dair ihtarat yapılmaksızın, ön inceleme aşamasının sona erdiği ifade edildiğini ve tahkikat aşamasına geçilerek yemin teklif edildiğini, yemin deliline dayanılmaması halinde dosyanın karar aşamasına geldiğinin bildirildiğini, davanın hiçbir delil toplanmaksızın karar aşamasına geldiğinin öğrenilmesi üzerine yemin deliline dayanıldığını, sonradan ise delillerin toplanıp değerlendirilmediği gerekçesiyle 30.03.2022 tarihinde yeminden rücu edildiğini, ancak mahkemece bu kez daha önce yemin deliline başvurulduğu gerekçesiyle rücu talebinin reddedildiğini, HMK'nnı 228. maddesi uyarınca yemin davetiyesi karşı tarafa ulaşmadan bundan rücu edilebileceğini, mahkemenin alacak borç ilişkisi konusunda inceleme yapılmadan karar aşamasına geldiğini, öncelikle bir borç ilişkisinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, yemin delilinin son başvurulacak delil olduğunu, tarafların akraba olması nedeniyle borç alacak hususunda HMK'nın 203/1-a maddesine göre tanık dinlenebileceğini, yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı sayılabilecek nitelikteki belgeler incelenmeden yemin delilinin hatırlatılmasının usulsüz olduğunu, davalının ekonomik durumu araştırılarak bu miktarda bononun verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, bononun düzenlendiği tarihte davacının bu miktarda borcu verecek mal varlığı bulunmadığını, bu durumun ispatlanması yükünün davalıda olduğunu, mahkemece deliller toplanıp incelenmeden karar verildiğini, mahkemece bononun incelenmemesi üzerine müvekkilinin ...'da çalışan uzman bilirkişiler ... ve ...'dan aldığı raporda, bononun sonradan yazıcıda doldurulduğunun belirlendiğini, Müvekkilince İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ Soruşturma sayılı dosyasında 30.09.2021 tarihinde açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan yaptığı suç duyurusu üzerine kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini ve bu karar yönelik itirazın reddedilerek kararın kesinleştiğini, 10.06.2022 tarihinde sunulan dilekçe ekinde ... tarafından düzenlenen uzman mütalaasının eklenerek kamu davası açılmasının istendiğini, buna rağmen müvekkillerinin hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının ihlal edilerek karar verildiğini, esasa etkili delillerin toplanmadan verilen kararın kaldırılması gerektiğini, mahkemenin 21.04.2022 tarihli ara kararı ile reddi hakim talebinin reddine karar verildiğini, ancak mahkeme heyetinin sunulan delilleri dikkate almadığını, borç ilişkisinin olup olmadığı, hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı konusunda yeterli inceleme yapılmadığını, son çare olarak başvurulacak olan yemin deliline mahkemece hızlıca ve re'sen başvurulduğunu, başka bir delile dayanılmadığı gerekçesiyle verilen kararın hukuki dinlenilme hakkının ihlaline neden olduğunu, mahkemece yeterli inceleme yapılmaksızın taraflı karar verildiğini, mahkemenin davayı aydınlatma yükümlülüğüne de aykırı davrandığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davalı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespiti ve takip dosyasına yapılan ödemenin istirdadı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstanbul 29. İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlu... mirasçıları ... ve ... aleyhine 14.02.2018 tanzim ve 10.08.2020 ödeme tarihli 700.000,00 TL bedelli bonoya dayanılarak 700.000,00 TL asıl alacak, 25.717,81 TL işlemiş faiz, 2.100,00 TL komisyon olmak üzere toplam 727.817,81 TL alacak için kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, borcun itirazi kayıtla ödenmesi üzerine icra dosyasının infaz edildiği anlaşılmıştır. Takip dosyasındaki bononun şekil şartlarının eksiksiz olduğu görülmüştür.Davacı, muris... tarafından düzenlenen 700.000,00 TL bedelli bononun takibe konması nedeniyle davalıya ihtirazi kayıtla ödeme yapıldığını, muris ile davalı arasında ticari ilişki bulunmadığını, davalının murise bonodaki miktarda parayı verecek ekonomik gücü bulunmadığını, esasında davacılar ile murisin davalıya yardım ettiklerini, bononun açığa imzanın kötüye kullanılması suretiyle düzenlendiğini ve bu nedenle davacıların borçlu olmadığının tespitini istemişlerdir.Davalı ise davacının iddialarını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, muris ile davalı arasında borç ilişkisi olduğunu, davalıların bu parayı verecek maddi güçleri olduğunu, murisin sürekli şekilde davalıdan borç aldığını savunmuştur.TTK'nın kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri, poliçe esas alınarak düzenlenmiştir. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).Yargıtay HGK'nun 15.09.2020 tarihli ve ███████-269 E., ████████ K. sayılı emsal nitelikteki kararında belirtildiği üzere; kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı TBK'nın 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan defiler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.Temel borç ilişkisindeki bir edimin avansı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, avans olarak belirlenen edim yerine getirilmediği takdirde bedelsizlik söz konusudur. Bu itibarla kambiyo senedinin avans amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), avans talep etme şartlarının oluşmadığını ya da alacaklının senedin avans oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel defi olarak öne sürebilir. Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında, dava konusu senedin bedelsiz olduğu veya açığa atılan imzanın sonradan doldurulduğu iddiasının genel ispat kurallarına ilişkin olan TMK'nın 6. maddesi ile HMK'nın 190. maddesi gereğince, davacıya aittir. Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir.Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu, bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/ kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK’nın 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcı olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi hâlinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür. Bu durumda senedin borçlusu ve lehtarının kardeş olması nedeniyle, senedin bedelsizliği veya davacının maddi durumu ile boş senedin doldurulduğu iddiasının tanıkla ispat edilip edilmeyeceği hususu gündeme gelecektir. HMK'nın 203.maddesinde kardeşler arasındaki uyuşmazlıklar bakımından tanık dinlenebileceği belirtilmiş ise de HMK'nın 201.maddesinde senede karşı tanıkla ispat yasağı bulunduğundan somut olayda tanık dinlenmesi mümkün değildir. Davacıların bu davada dayandıkları boş senedin sonradan doldurulduğu iddiası, muris ile davalı arasında senet düzenlenmesini gerektirir bir ticari ilişki bulunmadığı iddiası, bononun açığa atılan imzanın sonradan kötüye kullanılarak kağıdın bono haline getirildiği iddiası tanıkla ispatlanamaz. Davalı bonoya dayanarak talepte bulunmuş olup, ayrıca temel ilişkinin varlığını ve borç verecek miktarda mal varlığı bulunduğunu kanıtlamakla yükümlü değildir.İlk derece mahkemesince davacılara yemin teklif edilmiş ise de HMK'nın 226/1-c.maddesi gereğince yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar hakkında yemin teklif edilemez. Boş senedin anlaşmaya aykırı doldurulması ceza hukuku açısından suç olduğundan bu hususta yemin teklif edilemez. Bu tür durumlarda varsa ceza soruşturmasında elde edilecek deliller ve yazılı deliller ile uyuşmazlığın çözülmesi gerekmektedir. İstinaf başvurusundaki bilgilere göre davacılar tarafından boş senedin anlaşmaya aykırı doldurulması nedeniyle davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve Cumhuriyet savcılığınca kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. Bu durumda ortada ceza soruşturması nedeniyle elde edilmiş bir delilden söz edilemeyeceğinden, TBK'nın 74.maddesi gereğince hukuk hakimini etkileyecek bir ceza soruşturmasının varlığından söz edilemeyecektir.Davacı tarafından, dosyadaki bononun incelenerek düzenlendiği belirtilen ve ... uzmanları tarafından düzenlenen 23.05.2022 tarihli raporun 7.sayfasında kağıdın yapısı, imzayı oluşturan lacivert mürekkepli kalem bakiyelerindeki siyah noktasal yazıcı dağılımlarının incelenmesinde, boşa atılan imzanın üzerine yazıcı çıktısı ile sonradan metin yazdırıldığı kanaati bildirilen raporun delil özelliği bulunmamaktadır. Zira yukarıda belirtildiği gibi davacı boş ve imzalı olarak verilen kağıdın davalı tarafından ele geçirildiği veya anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası ancak bir ceza soruşturmasındaki mahkumiyet veya yazılı delille ispatlanabilir. Bononun hata, aldatma veya korkutma sonucu elde edildiği iddia edilmediğinden, tanık dinlenmesi mümkün görülmemiştir. Diğer yandan davacılar vekili dosyada yazılı delil başlangıcı bulunduğu belirtilerek tanık dinlenmesi gerektiği ileri sürülmüştür. HMK'nın 199.maddesinde belge tanımlanmış olup, dosyada davacının iddiasını doğrular nitelikte bir belge bulunmamaktadır. Davanın HMK'nın 200. maddesi gereğince senetle ispatı gerektiği yukarıda gerekçeleriyle birlikte açıklanmıştır. HMK'nın 202.maddesi gereğince senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge şeklinde açıklanmıştır. Buna göre dosyanın davalısı tarafından gönderilmiş ve esasında davalının alacaklı olmadığı, senedin hükümsüz olduğuna ilişkin bir belge bulunmamaktadır. Dava dilekçesinin ek-1'inde sunulan Whatsapp yazışmalarında davalının buna ilişkin bir beyanı veya davalının elinden çıkan bir beyan bulunmadığı görülmektedir. Taraflar arasındaki akrabalık ilişkilerinin, borçlu ve alacaklının kuzeni olduğu belirtilen kişinin her iki tarafın vekilliğini bir süre üstlenmesinin yorumlanarak, sahte bir bono düzenlendiği sonucuna varılması mümkün değildir. Mahkemece bu nedenle dava dosyasındaki delillere göre inceleme yapılmıştır. Dosyadaki tüm delillerin sunulması ve toplanacak bir delil bulunmaması nedeniyle mahkemece HMK'nın 184 vd. maddeleri gereğince tahkikata geçilmiş ve sözlü yargılama için gün verilmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere mahkemenin tahkikata geçmesi ve dosyadaki delilleri değerlendirmesi yerindedir. Mahkemenin yapmış olduğu tahkikat işlemlerinde bir eksiklik bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde belirtilen ve murisin dava dışı ...'e borcu nedeniyle davacılar ile bu dosyadaki bono alacaklısı arasındaki davanın bu dava ile ilgisi bulunmamaktadır. Mahkemece usulüne uygun şekilde duruşma açılıp taraflara iddia ve savunma hakkı ile delil bildirme hakkı sağlanmıştır. Buna göre taraflara hukuki dinlenilme hakkı sağlandığı ve sunulan delillere göre gerekçe oluşturularak bu bağlamda da adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkından tarafların faydalandırıldığı görülmüştür. Hukuki dinlenilme hakkının kullandırılmasından söz edilmesi için davanın belirli bir süre devam etmesi veya davanın sonucuna usul hukuku gereğince etki etmeyecek delillerin de toplanmış olması gerekmez. Dosyanın konusuna göre ve usul hukuku hükümlerinin izin verdiği sınırlar içerisinde iddia ve savunma hakkının tanınması ile bu kapsamdaki delillerin toplanıp değerlendirilmesi yeterlidir.Davanın daha fazla aydınlatılmasını gerektirir bir yön bulunmadığından, mahkemece yapılan inceleme yeterlidir. Mahkemece HMK'daki usul hükümlerine göre inceleme yapılarak karar verildiği bu nedenle davacıların reddi hakim talebinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, reddi hakim talebinin HMK'nın 41/b ve c maddesi gereğince reddedilmesi yerinde olup, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 651,30 TL nispi istinaf karar harcının davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!