İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi hakimlerinin, alacak davasında davacının usule aykırı katılma yoluyla istinaf dilekçesi nedeniyle reddi talebinin Yargıtay tarafından değerlendirilmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, alacak davasında verilen bir karara yönelik istinaf sürecinde davacının katılma yoluyla istinaf dilekçesinin usulüne uygun sunulmadığı ve tebliğ edilmediği iddialarına dayanılarak talep eden vekili tarafından yapılan hakim ve zabıt katibi reddi talebinin bölge adliye mahkemesince reddedilmesi kararının temyizine ilişkindir; talep eden, aleyhine sonuçlanan davanın temelini oluşturan bu istinaf sürecindeki usul hataları nedeniyle yargılamayı yapan daire başkanı ve üye hakimlerin tarafsızlığını sorgulamakta ve bu bağlamda yargılamanın iadesini de talep etmektedir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ Esas, KARAR : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. İş MahkemesiSAYISI : ███████ Esas, ████████ KararTaraflar arasındaki alacak davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, ek karar ile de manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne kesin olmak üzere karar verilmiş olup Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Talep eden vekili tarafından maddi hatanın düzeltilmesi dilekçesi verilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 26.05.2025 tarihli ek karar ile dosyanın incelenmesinde, davacı vekilinin süresinde süre tutum dilekçesi verdiği, sonrasında davalının istinaf dilekçesinin 04.08.2021 tarihinde taraflarına tebliğ edilmesi üzerine aynı tarihte yani 04.08.2021 tarihinde katılma yoluyla istinaf dilekçesi başlıklı dilekçesini sunarak başvuru harç ve masrafını da yatırarak süresinde katılma yoluyla istinaf başvurusu yaptığı gerekçesiyle talep eden vekilinin maddi hatanın düzeltilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince 22.05.2025 tarihli ek karar ile Dairece verilen kararın kesin olarak verildiği, kesin kararların temyizinin mümkün olmadığı gerekçesiyle talep eden vekilinin temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir. Ek kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 03.07.2025 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla Bölge Adliye Mahkemesince verilen 22.05.2025 tarihli ek kararın onanmasına karar verilmiştir.Talep eden vekili tarafından 28.07.2025 tarihli dilekçe ile yargılamanın iadesi istenilmiştir.Talep eden 19.09.2025 tarihli dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesinin Başkanı ve üyesi hakkında hakimin reddi talebinin kabulü ile zabıt katibinin görevden çekilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesince 25.09.2025 tarihli ara kararıyla talep eden vekilinin 01.09.2025 tarihli Başkan ve Raportör Üye Hakimin Reddi taleplerinin reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı talep eden vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. TalepTalep, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi Daire Heyet Başkanı Hakim ... ve Üye Hakim ... hakkında hakimin reddi talebinin kabulüne karar verilmesi istemine ilişkindir.II. Reddi Hakim SebepleriTalep edenin hakimin reddi talep dilekçesinde özetle; aleyhlerine İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini, 31.05.2021 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ve 18.06.2021 tarihli ek kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğini, taraflarınca işbu karara karşı 26.07.2021 tarihinde aleyhe hususlar yönünden istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, dosya davacısı tarafından ise 07.06.2021 tarihinde istinaf süre tutum dilekçesi sunulduğunu ancak 12.07.2021 tarihinde tebliğ edilen gerekçeli karara karşı süresi içerisinde gerekçeli istinaf dilekçesi sunulmadığını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesinin 27.03.2025 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının davacının istinaf gerekçelerine istinaden kaldırıldığını ve aleyhlerine kesin olarak hüküm kurulduğunu, karara karşı kararın düzeltilmesi talebinde bulunulduğunu ve mahkemece 26.05.2025 tarihinde ek karar ile davacının 04.08.2021 tarihinde katılma yoluyla istinaf dilekçesi başlıklı dilekçesini sunarak başvuru harç ve masrafını da yatırarak süresinde katılma yoluyla istinaf başvurusu yaptığı gerekçeleri ile taleplerinin reddine karar verilmesi üzerine istinaf mahkemesi kalemine gidildiğini, dosya kapsamında katılma yoluyla istinaf dilekçesi görülmediği ve taraflarına herhangi bir kararın tebliğ edilmediği hakkında bilgi verildiğini, bu hususun araştırılmasının istendiğini ve kalemde bulunan dosyayla ilgilenen katip tarafından dosyanın içeriğine girilmiş ve araştırma neticesinde katılma yoluyla istinaf dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmediğinin açıkça tespit edildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 347 nci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca istinaf başvuru dilekçelerinin ve katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçelerinin taraflara tebliğ edilmesinin zorunlu olduğunu ancak davacı tarafından verilen katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmediğini, UYAP sorgulaması yapıldığı takdirde dosya içeriğinde katılma yoluyla istinaf başlıklı dilekçenin olmadığının ve taraflarına tebliğ edilmediğinin açıkça görüleceğini, katılma yoluyla istinaf dilekçesinin tebliğ edilmemesinin hak kaybı yaşanmasına neden olduğunu, bu hususta kararın düzeltilerek katılma yoluyla istinaf dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesi gerektiği defaatle talep edilmesine rağmen hak kaybı yaşanmasına göz yumulduğu kanaatinde olduklarını, somut olayda ise İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken katılma yoluyla istinaf dilekçesinin tebliği yapılmadığından, önce ihmaller silsilesi ile hak kayıpları yaşanmaya başladığı, ardından bu durumun ortaya çıkmasına rağmen kararın tebliği için herhangi bir işlem yapılmadığını, yargılamanın gereği gibi teşekkül etmemesi neticesinde yargılamanın iadesi talebinde bulunulmuş ve aleyhlerine devam edilen 6100 sayılı Kanun'un 381 inci maddesi kapsamında icranın durdurulması için 28.07.2025 tarihinde tedbir talebinde bulunulduğunu ancak ivedi iş olmasına rağmen öncelikli karar verilmediğini, daha sonra da reddine karar verildiğini ödeme yapmak zorunda kaldıklarından maddi ve manevi olarak zarar gördüklerini, mahkeme tarafından yapılan tüm bu işlemlerin usul hükümlerine ve 6100 sayılı Kanun'a açıkça aykırılık teşkil ettiğini, Bölge Adliye Mahkemesince, bilgileri dahilinde olmasına rağmen kararın tebliği için kasten işlem yapmayan mahkemenin adeta davacı taraf vekili gibi hareket ettiğini, davacı adına usule uygun bir istinaf dilekçesi varmış gibi karar verdiğini, bu kapsamda tüm bu işlemlerin hukuka uyar hiçbir yanı bulunmamakla birlikte asla kabul etmediklerini, yapılan iş ve işlemlerin kanuna aykırılığının yanı sıra mahkemenin tarafsızlığına olan inançlarını etkilediğini ve zayıflatmakta olduğunu, mahkeme tarafından taleplerinin hiç bir şekilde dinlenmemekte ve dikkate alınmamakta olduğunu ancak davacı lehine adeta taraf gibi hareket edilmekte olduğunu, mahkeme heyeti, kalem müdürü ve katip hakkında ise Adalet Komisyonuna, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının ███████████ sayılı dosyası, Hakimler Savcılar Kurulu ████████, █████████, ████████ Disiplin No ile gerekli şikayetlerde de bulunulduğunu ve husumet oluştuğunu, 6100 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin 1 inci maddesinin "Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde taraflardan birinin hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir" hükmüne haiz olduğunu, mahkemenin tarafsızlığına inançlarının kalmadığını bu sebeplerle öncelikle Daire Heyet Başkanı Hakim ... ve Üye Hakim ... dosyadan 6100 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesi uyarınca çekilmesini, aksi bir durumda aynı madde uyarınca başkan ve dosya raportörlüğünü yapan üye hakimin reddi talebinde bulunduklarını ve ayrıca dosya katibinin de 6100 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi kapsamında görevden çekilmesini aksi halde reddi talebinde bulunduklarını belirterek gereğinin yapılmasını talep etmiştir.III. Reddi Hakim Mütalaa Evrakı Somut olayda; başkan ve raportör hakimin reddi talep edilmişse de red sebepleri incelendiğinde reddi haklı kılan bir durumun bulunmadığını belirterek reddi hakim talebinin reddi gerektiği mütalaa olunmuştur.IV. Ret Talebini İnceleyen Merci Kararı6100 sayılı Kanun'un 36 ncı maddede hakimin reddi sebepleri düzenlenmiş olup, somut olay bakımından davalı tarafça hakimin reddi sebebi olarak ileri sürdüğü sebepler yargılama faaliyeti kapsamında olup hakimin reddine dayanak yapılamayacağı, ileri sürülen hususların hakimin reddi sebebi olmadığı gibi reddi hakim talebi bakımından red sebebinin yeterli delil ile ispat edilmediği yine hakimin yargı yetkisi kapsamındaki kararları kanunda gösterilen yasa yollarına tabi olup, tarafsızlığı ihlal edici başka bir eylemi ispat edilmeyen hakimin sırf davalı tarafından belirtilen nedenlerle reddinin mümkün olmadığı, tüm dosya kapsamından anlaşılmakla; davalı tarafın Başkan ve Raportör Hakimin reddine dair talebinin 6100 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesinde belirtilen kapsamda kalmadığı gerekçesiyle talep eden vekilinin 01.09.2025 tarihli Başkan ve Raportör Üye Hakimin Reddi taleplerinin reddine, 6100 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin altıncı fıkrası gereğince talepte bulunan hakkında takdiren ve teşdiden 3.000,00 TL disiplin para cezasına hükmedilmesine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde talep eden vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriTalep eden vekili temyiz dilekçesinde özetle; reddi hakim talep dilekçesinde ileri sürdüğü reddi hakim sebeplerini tekrar ederek, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesi Komisyon Başkanlığı'nca hakim görevlendirmesi yapıldığı anlaşılmakta olup, oysa ki yasa hükmü uyarınca görevli olduğu dairenin karara bağlanması gerektiğini, bu nedenle usule uygun şekilde karar verilmediğini bu hali ile de kararın hatalı olduğunu, yargılama aşamasında taleplerinin ve itirazlarının gerekçesiz ve dayanaksız reddedilmesi dinlenmemesi, karşı taraf gibi hareket edilmesi, göz göre göre ihmale devam edilmesi, ve taraflarına tebliğ edilmesi gereken davacı taraf dilekçesinin tebliğ edilememesi nedenleri ile doğan tarafsızlık şüphesi ile reddi hakim (Başkan ve Raportör üye hakimin reddi talebinde bulunulduğunu ,bu sayılı nedenlerin yargılama aşaması ve süreci ile ilgili olduğunu ayrıca bunların reddi hakim sebeplerinin oluştuğunu gösterdiğini, dolayısıyla mahkemenin reddi hakim talebi bakımından red sebebinin yeterli delil ile ispat edilmediği gerekçesinin hatalı olduğunu, reddi hakimin talepleri kabul edilmeyecekse dahi para cezası verilmemesi gerektiğini, reddi hakim talebi yönünden karar bozulmayacaksa da para cezası yönünden bozulması gerektiğini, reddi hakim talebinde bulunan aleyhine para cezasına hükmedilecekse kötüniyetli yapılmış olduğuna dair somut delil, olgu ve bilgi olması gerektiğini belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî NitelendirmeUyuşmazlık, hakimin reddi istemine ilişkindir.2. İlgili Hukuk1. Farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresinde kalan İlk Derece Mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarının giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 6100 sayılı Kanunu’nun 21... nci maddeleri ile 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un (5235 sayılı Kanun) 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemelerdir.2. 6100 sayılı Kanun’un “Ret Sebepleri” başlıklı 36 ncı maddesi şöyledir:"(1) Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir.Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir:a) Davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması.b) Davada, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması.c) Davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıylahareket etmiş olması; uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapmış bulunması.ç) Davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması.d) Dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması."3. 6100 sayılı Kanun’un “Ret talebini incelemeye yetkili merci” başlıklı 40 nci maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:"Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi talebi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece karara bağlanır. Hukuk dairelerinin toplanmasını engelleyecek şekildeki toplu ret talepleri dinlenmez."4. 6100 sayılı Kanun’un “Ret Talebinin İncelenmesi” başlıklı 42 nci maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:"Ret sebebi sabit olmasa bile, merci bunu muhtemel görürse, ret talebini kabul edebilir."3. Değerlendirme Dosya kapsamında yapılan incelemede, 6100 sayılı Kanun'un anılan maddeleri dikkate alındığında Başkan ve üye hakim hakkında hakimin reddi sebepleri bulunmadığı gerekçesiyle talep eden vekilinin reddi hakim talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Talep eden vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, Talep edenden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.