T.C. Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davasında imza itirazı, ispat yükü ve bilirkişi incelemesi çerçevesinde borçsuzluğun tespiti.
Özet: Davacı, aleyhine kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibinin haksız olduğunu, ilgili borcun bulunmadığını ve senet üzerindeki imzaya itiraz ettiğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespiti amacıyla menfi tespit davası açmış; davalı tarafın cevap vermemesi üzerine mahkeme, uyuşmazlığın çekteki imzanın davacıya aidiyeti ve borcun mevcudiyeti hususlarında toplandığını belirterek, imza sahteliği iddiasında ispat yükünün davalıda olduğu ilkesini gözetmiş ve gerekli karşılaştırma belgeleri toplandıktan sonra çek üzerindeki imzanın grafolog bilirkişi marifetiyle incelenmesine karar vermiştir.

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2023KARAR TARİHİ : █████/2026KARARIN YAZILMA TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Davalı tarafça müvekkilleri hakkında kambiyo senedinden takip başlatıldığını, takibin haksız olduğunu, imzaya itiraz ettiklerini, davalıya borçları olmadığını belirterek dava konusu borçlu olmadıklarını tespitini talep etmiştir.Davalı tarafından cevap sunulmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava konusu uyuşmazlığın, icra takibine konulan çekteki imzanın davacıya ait olup olmadığı ile çeke dayalı icra takibi kapsamında davalıya borçlu olup olmadığı ile kötüniyet tazminatına hükmetme şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi: “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Somut uyuşmazlıkta davacı icra takibinin kesinleşmesinden sonra dava açmış olup kanun koyucu tarafından süre sınırlaması getirilmemesi nedeniyle davanın süresinde açıldığı belirlenmiştir. İspat yükü ise; bir vakıanın doğru ve gerçek olup olmadığı konusunda hakimi inandırma faaliyetidir. İspat, ispat anıdan önce vuku bulmuş ve tekrar etmeyen, vakıalara ilişkindir. İspat yükü aynı zamanda bir haktır. Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK █████/2006 tarih, ███████-259 E., ████████ K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti davalı alacaklıya aittir.Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz konusunda, 6100 sayılı HMK’nın 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise, HMK’nın 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Bu hükümden anlaşılacağı üzere, takibe dayanak senette imzanın keşideciye ait olmadığının- sahteliğinin- bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve ███████-2692 E., █████████ K. sayılı kararı) Taraflarca ileri sürülen tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, davacı tarafından bildirilen kurumlara müzekkere yazılarak mukayese edilecek ıslak imza asılları toplanılmış, tüm deliller toplandıktan sonra grafolog bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiştir. Davaya konu çekin incelenmesinde; ..... Bankası A.Ş. .... Şubesine ait Silivri, keşide taril 20.11.2021 olan ..... çek numaralı 65.000 TL. (AltmışbeşbinTL.) miktarlı çek olduğu, grafoloji bilirkişisinin █████/2026 tarihli bilirkişi raporunda "..... Bankası A.Ş. .....Şubesine ait keşide yeri Silivri, keşide taril 20.11.2021 olan ..... çek numaralı 65.000 TL. (AltmışbeşbinTL.) miktarlı çek” aslının ön yüzünde .....'a atfen atılı basit tersimli keşide imzası ile .....a ait basit tersimli mevcut mukayese imzaların karşılaştırmalarında aralarında; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından da farklılıklar saptandığından inceleme konusu keşide imzasının mevcut mukayese imzalarına kıyasla O....'ın ELİ ÜRÜNÜ OLMADIĞI kanaatimi bildirir rapordur." denilmek suretiyle davacı lehtar şirket yetkilisi tarafından imza atılmadığı eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Bu bilgiler ışığında somut olayda; davacının dava konusu çekin keşidecisi olduğu, davalı tarafından icra takibi başlatıldığı, yetki itirazı üzerine dosyanın Silivri İcra Müdürlüğünün ..... E sayılı takip üzerinden devam ettiği, dava konusu çekin keşidecisi olarak davacının imzası bulunduğu ancak bu imzanın inkarı nedeniyle açılan menfi tespit davası olduğu, toplanan deliller üzerine Mahkememiz ara kararı doğrultusunda imza incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından sunulan raporda çek üzerindeki düzenlemeye ilişkin imzanın davacının eli ürünü olmadığının bildirildiği, davalı tarafından işbu bilirkişi raporuna karşı ileri sürülen itirazların reddolunarak yargılamaya devam edildiği, çekteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti çeki elinde bulunduranın olup, takibe başlayan ve imzasının borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya ait olduğu (Yargıtay HGK'nın ███████-259 Esas, ████████ Karar sayılı kararı), bu kapsamda ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu ve davacının eli ürünü olduğunu kanıtlayamadığı, bu halde davacının imzası nedeniyle davaya konu çekin ve icra takibi nedeniyle borçlu olmadığı kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmekle birlikte davacı tarafından ileri sürülen kötü niyet tazminatı talebi yönünden yapılan incelemede; İcra ve İflas Kanunun 72. maddesinin 5.fıkrasına göre; “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. ”Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davacı, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olduğu, davalı ile davacı arasında farklı cirantaların bulunması nedeniyle yüz yüzeliğin ve doğrudanlığın sabit olmadığı dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmadığı anlaşılmakla işbu talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KABULÜ ile, Silivri İcra Müdürlüğünün ..... E sayılı takip dosyasında takibe konu edilen .... Bankası A.Ş. .... Şubesine ait Silivri, keşide taril 20.11.2021 olan ..... çek numaralı 65.000 TL. (AltmışbeşbinTL.) miktarlı çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,2-Davalının kötüniyeti tespit olunamadığından kötüniyet tazminat talebinin reddine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.440,15.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 1.110,04.-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 3.330,11.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 179,90.-TL başvurma harcı ve 1.110,04.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,5-Davacı tarafından dosyada yapılan toplam 1.354,50.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,6-Davalı tarafından dosyada yapılan bilirkişi ücretinin üzerinde bırakılmasına,7-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır.