Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, KHK ile kapatılan üniversitenin idari para cezası borcunun mütevelli heyeti üyesinden tahsilatında devredilen varlıkların öncelikli takibi ilkesini değerlendirdi.
Özet: Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan bir üniversiteye ait idari para cezasının eski mütevelli heyeti üyesinden tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali davasında, ilk derece ve bölge idare mahkemeleri, davacının borcun doğuşu veya ödenmesi sırasında kanuni temsilci olmadığı gerekçesiyle işlemi iptal ederken; Danıştay beşinci dairesi, tüzel kişiliklerin kamu borçlarından yasal temsilcilerin sorumlu tutulabilmesi için, öncelikle kapatılan kurumun varlıklarını devralan Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğünden Kanun Hükmünde Kararname kapsamındaki öncelik sırasına göre tahsilat yolunun denenmesi ve ancak bu yolla tahsil edilemeyen alacaklar için yasal temsilcilere başvurulması gerektiğini belirterek, alt mahkeme kararlarını bozmuştur.
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         ████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : ████████
Karar No : ████████
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının mütevelli heyeti üyesi olduğu ve 667 sayılı KHK ile kapatılan Şifa Üniversitesine ait borçların temsilci sıfatıyla davacıdan tahsil edilmesi amacıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının ödeme emrine konu idari para cezasının adına kesildiği Şifa Üniversitesinde █████/2016 ile █████/2016 tarihleri arasında Mütevelli Heyeti üyeliği yaptığı; kamu alacağının, ... tarih ve ... sayılı rapor uyarınca verilen idari para cezasının █████/2016 tarihinde tebliği ile tahakkuk ettiği gibi kamu alacağına sebebiyet veren hukuka aykırılıkların da █████/2016 tarihli raporun öncesine dayandığı, diğer bir ifade ile, davacının kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci sıfatını taşımadığı; dolayısıyla, davacının kamu alacağının doğmasında, ödenmemesinde veya tahsil edilememesinde bir dahlinin veya sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmış olup, kurum adına kesilen idari para cezasının, kanuni temsilci olduğundan bahisle davacının mal varlığından tahsil edilmesi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin █████/2023 tarih ve E:████████, K:█████████ sayılı kararıyla;
6183 sayılı Kanun kapsamında tüzel kişilerin kamu borçları dolayısıyla yasal temsilcilerin kişisel olarak takip edilebilmesi için kamu alacağının usulüne uygun bir biçimde tarh, tahakkuk ve tebliğ safhalarından geçerek kesinleştirilmesi, vadesinin gelmiş olması, asıl borçlu tarafından vadesi içinde ödenmemiş olması, asıl borçlu hakkında tüm takip yollarının tüketilmesi ve amme alacağının asıl borçlusundan kısmen veya tamamen tahsil imkanının bulunmadığının somut biçimde ortaya konulması, asıl borçlu tüzel kişi yönünden 6183 sayılı Kanun ile belirlenen takip ve cebren tahsil yollarının tüketilmesi gerektiği;
Diğer yandan, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Devir işlemlerine ilişkin tedbirler" başlıklı 5. maddesinde, kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum ve kuruluşların borç ve yükümlülüklerinin tespit edilmesi ve bunların hiçbir şekilde devredilen varlıkların değerini geçmemek üzere uygun bir takvim dahilinde ve belli bir sıralamayla Vakıflar Genel Müdürlüğü veya Hazine tarafından ödenmesi yönünde düzenlemelere yer verildiği;
Aynı maddenin 5. bendinde ise; borçların ödenmesinde kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay gibi borçlar, çalışanların sigorta primleri, rehinli alacaklar, enerji, iletişim ve su kullanım borçları, çeşidine bakılmaksızın beşyüz Türk Lirasını geçmeyen borçlar ve diğerleri şeklindeki sıralamanın esas alınacağı kuralının yer aldığı; Kanun Hükmünde Kararnamelerle kapatılan kurum ve kuruluşların ödenecek borçları arasında yer alan ve örneklendirilerek vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay gibi bazılarına yer verilen borç ve yükümlülükleri arasında idari para cezalarının da yer aldığının kabulü gerektiği;
Bu durumda, yukarıda yer verilen mevzuatın incelenmesinden; kamu idareleri tarafından, para cezasının yükümlüsü olup kapatılan kurum ve kuruluşların varlıklarını devralan Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğüne başvurularak, öncelikle devrolunan varlıklardan alacağının takip edilmesi ve anılan KHK kuralları çerçevesinde öncelik sıralamasındaki yere göre devrolunan varlık kapsamındaki her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve haklarının değerini geçmemek üzere tahsil olanağının kullanılması, ancak bu yolla tahsil edilemeyen veya tahsili olanağı kalmayan kamu alacaklarının tahsili için sorumluluğu bulunan yasal temsilcilerin kişisel malvarlıklarından tahsili yolunun kullanılması gerektiği;
Bu nedenle, Mahkemece öncelikle; 667 sayılı KHK ile kapatılan Şifa Üniversitesi adına tahakkuk ettirilen ve ödenmeyen 563.033,00-TL tutarında idari para cezasının tahsili için 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinde düzenlendiği üzere, davalı idarenin devrolunan varlıklardan alacağını takip edip etmediği ve anılan KHK kuralları çerçevesinde öncelik sıralamasındaki yere göre devrolunan varlık kapsamındaki her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve haklarının değerini geçmemek üzere tahsil olanağını kullanıp kullanmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekirken, söz konusu tahsil yolunun tüketilip tüketilmediği değerlendirilmeksizin, "davacının kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci sıfatını taşımadığı" gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin iptali yönünde verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 2577 sayılı Kanun'un "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde, idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan dava olarak nitelenen iptal davaları bakımından; yargıç için idari işlemin anılan unsurlarından birindeki hukuksal sakatlığın işlemin iptali için yeterli olduğu; kabul edilegelen yargılama ilkeleri bakımından; yargıç için iptal gerekçeleri yönünden özellikle "yetki gaspından" kaynaklanan hukuka aykırılık durumlarında işlemin diğer unsurları bakımından yargılama yapmama yönünde bir içtihadi yaklaşım benimsenmiş olmakla birlikte; işlemin diğer unsurları bakımından bir öncelik, sonralık ilişkisi kurulmadığı; işlemin diğer unsurları yönünden sakatlık olduğu ve Mahkemenin bu unsurlardan bazıları yönünden iptal gerekçesi oluşturmadığı durumların; temyiz aşamasında "bozma" nedeni olamayacağı, "gerekçeli onama" nedeni oluşturacağının kabulü gerektiği;
Dairelerince; uyuşmazlığın davacının mütevelli heyet üyesi olduğu bir vakıf ünivesitesinin kamu borçlarının tahsili sürecinde 6183 sayılı Kanun'dan kaynaklanan "yasal temsilci" sorumluluğunun gereği kişisel malvarlığıyla sorumluluğa "konu" edilerek adına düzenlenen ödeme emrine yönelik olarak çıkarıldığı, idarenin alacağın tahsili için kapatılan üniversitenin varlıklarının devredildiği idarelere tahsilat için yönelmediği, salt üniversitenin kapatılması nedeniyle doğrudan davacıya yöneldiğinin dava dosyasındaki dilekçelerde açıkça belirtildiği, bu yönden taraflar arasında bir anlaşmazlık bulunmadığı, ilk derece Mahkemesinin resen yaptığı incelemede ödeme emrinin konusu kamu alacağının, davacının yasal temsilci sorumluluğuna "konu" edilemeyeceğinin belirlendiği, ödeme emrinin konusu alacak bakımından davacının 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi kapsamında sorumlu tutulamayacağı uyuşmazlığın bir daha yenilenmesini de engelleyecek bir gerekçeyle hüküm kurulduğu, Danıştayın bozma kararında bu gerekçenin hukuka aykırı olduğu yolunda bir değerlendirme yapılmadığı, idarece gösterilen yönteme aykırılık giderildiğinde yeniden davacı adına ödeme emri düzenlenmesi yolunu açık tutan bir gerekçeyle salt yönteme aykırı olarak "şekil" unsuru bakımından hukuka aykırılık nedeniyle iptal kararı verilmesi için bir araştırma yapılması da belirtilerek bozma kararı verildiği görüldüğünden; yukarıda anılan usul kuralları gereği ancak gerekçeli onama nedeni olabilecek gerekçeyle verilen bozma kararına uyulmayıp, kararlarında ısrar edilmesi gerektiği değerlendirilerek; dosyadaki belgeler ile başvuru dilekçesindeki iddiaların incelenmesinden, istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu ödeme emrinin usul ve hukuka uygun olduğu, salt sorumluluk dönemine dayanılarak yapılan değerlendirme neticesinde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, ısrar kararının hukuka ve usule uygun bulunduğu, davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!