Muris muvazaası nedeniyle toruna yapılan tapu devrinin mirasçılardan mal kaçırma kastıyla bedelsiz ve muvazaalı olduğunun Yargıtayca onanması.
Özet: Mirasbırakan babaannenin bir torununa yaptığı taşınmaz devrinin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olduğu iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesi davanın reddine karar vermişse de, bölge adliye mahkemesi satış bedeli ile gerçek değer arasındaki açık orantısızlık, bedelin mirasbırakana ödenmediği, mal satma ihtiyacının olmadığı ve davalının paylaştırma kastı savunmasının mirasçılar arası dengeyi sağlamadığı gibi tespitlerle devrin muvazaalı ve bedelsiz olduğuna hükmederek davayı kabul etmiş; Yüksek Mahkeme ise, bölge adliye mahkemesinin bu kararını usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 43. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Dava; muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Davacı; mirasbırakan babaannesi ...'nun, maliki olduğu 138 parsel sayılı taşınmazdaki 5, 6, 7, 8 ve 9 numaralı bağımsız bölümleri davalı torunu ...'e satış suretiyle devrettiğini, işlemin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiştir. Davalı; mirasbırakanın mal kaçırma amacıyla değil, paylaştırma kastı ile hareket ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince; mirasbırakanın mal kaçırma amacıyla değil, paylaştırma kastı ile hareket ettiği, sağlığında hak dengesini gözetecek şekilde çocuklarına mal paylaştırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince; yapılan araştırma ve uygulama sonucu çekişme konusu taşınmazların resmi akitte gösterilen değeri ile o tarihteki gerçek değerleri arasında açık nispetsizlik bulunduğu, satın almadan kaynaklanan bedelin murise ödendiği ispatlanamadığı gibi terekesinde de çıkmadığı, murisin ekonomik sıkıntısı ve mal satma ihtiyacının olmadığı, aynı zamanda SSK'dan emekli olup sosyal güvencesinin de bulunduğu, dava konusu taşınmazlarını temlik etmesinin makul ve zorunlu bir sebebinin bulunduğunun tespit edilemediği, ölümünden sonra da terekesinde başka taşınmaz kaldığına dair bir delil bulunamadığı, öte yandan mirasbırakanın sağlığında hak dengesini gözeten paylaştırma savunmasının ancak mirasçılar arasında söz konusu olabileceği ve davalının da mirasçı olmadığı dikkate alındığında bu savunmaya değer verilemeyeceği, dava konusu taşınmazların mirasbırakan tarafından davalıya temlikinin bedelsiz, muvazaalı ve mirasçıdan mal kaçırma amaçlı olduğu, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.02.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde, temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un/HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 37.276,85 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.