Kadastro sonrası özel parselde kalan, kadimden beri kullanıldığı iddia edilen patika alanın tapu iptali, terkin veya geçit hakkı tesisi davası.
Özet: Davacı tarafından, kadastro sırasında hatalı olarak davalıya ait parsel içinde kaldığı iddia edilen ve kadimden beri köylülerin dereye ve karşı arazilere ulaşmak için kullandığı yolun tapu kaydının iptaliyle yol olarak terkini, bu talebin reddi halinde ise geçit hakkı tesisi talep edilmiş; davalı, hak düşürücü süre ve alternatif yolların varlığını savunurken, ilk derece mahkemesi yol olarak terkin talebini reddetmiş, mevcut güzergah üzerinden geçit hakkı tesisine karar vermiştir; ancak Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf üzerine, çekişmeli alanın keşif ve tanık beyanlarına göre yüksek eğimli, çalılar arasında ve ancak bir kişinin geçebileceği patika niteliğinde olup, kadim ve umumi bir yol olarak kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.
1. Hukuk Dairesi         ███████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Pazar(Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: ████████ E., ████████ K.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve yol olarak terkin, olmadığı takdirde geçit hakkı tesisi isteğine ilişkindir.
Kadastro sonucu; Rize ili, Ardeşen ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 3 84... parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, miras yoluyla gelen hak, taksim ve hibeye dayanılarak belgesizden davalı ... adına tespit edildiği, askı ilanlarının 30.01.2007-01.03.2007 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitinin kesinleşerek taşınmazın tapuya tescil edildiği, taşınmazın halen davalı tespit maliki adına tapuda kayıtlı olduğu, eldeki davanın ise 23.11.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekili; müvekkili davacının Rize ili, Ardeşen ilçesi, ... köyü 1 03... parsel sayılı taşınmazın, davalı ...'nin ise ... Mahallesi 3 84... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalı adına tapuda kayıtlı taşınmazın içerisinde kadimden beri zeminde var olan ve tüm köylülerin gerek dereye gerekse de derenin karşısında yer alan taşınmazlara ulaşmak için kullandıkları yol bulunduğunu, kadastro çalışmaları sırasında bu yolun tespit edilmeyerek davalı parsel içerisinde bırakıldığını, dava konusu yolun aktif olarak kullanılmakta iken davalı tarafından müvekkili aleyhine Pazar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyasıyla men'i müdahale davası açıldığını, anılan davanın keşfinde dinlenen tüm tanık ve mahalli bilirkişilerin dava konusu alanda kadimden beri var olan ve tüm köylülerin kullandığı bir yolun bulunduğunu beyan ettiklerini, söz konusu yolun kadastro sırasında hatalı olarak davalıya ait parsel içinde tespit edildiğini, yol iddiasıyla açılan davalarda hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını, bu nedenlerle çekişmeli kısmın tapu kaydının iptal edilerek yol olarak terkinini talep ettiklerini, bu talebin yerinde görülmemesi halinde ise müvekkiline ait taşınmazın genel yola çıkması için başkaca herhangi bir yolu bulunmadığı için davalı parsel içerisinde zeminde sınırları belli olan yol kesiminde ve genişletilmeye müsait alan içerisinde geçişe uygun bir geçit hakkı tesis edilmesi gerektiğini ileri sürerek 3 84... parsel sayılı taşınmazın sınırları içerisinde kalan ve zeminde fiilen mevcut olan yolun tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine, bu talebin kabul edilmemesi halinde ise halihazırda kullanılan yol güzergahı üzerinde geçit hakkı tesisine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; yol vasfıyla tescil harici bırakma talebinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereğince hak düşürücü süreye uğradığını, kaldı ki söz konusu yola ilişkin bir harita bulunmadığı gibi buna dair bir karar da mevcut olmadığını, geçit hakkı talebinin ise haksız ve yersiz olduğunu, müvekkiline ait parselin alanının çok küçük olduğunu, dolayısıyla da üzerinde geçit hakkı kurulması halinde müvekkilinin zaten az olan kullanım alanının daha da azalacağını, davacıya ait taşınmazın müvekkiline ait taşınmaz dışında da ana yola ulaşımını sağlayacak birçok alternatif geçit güzergahları bulunduğunu, kaldı ki diğer alternatiflerin daha kısa ve ekonomik olduğunu, hatta davacıya ait parselin ana yola geçebileceği bir yolunun zaten bulunduğunu, bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak parsel bütünlüğü bozulmadan alternatif yollar belirlenmesi gerektiğini, geçit hakkı kurulurken aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasının önemli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iddianın ispatlanamadığı gerekçesi ile asli nitelikteki talep olan tescil harici bırakma davasının reddine, harita bilirkişi raporunda yer alan krokide geçit tesisi halinde dava konusu (A) harfli yolun en az zarar görecek, en kısa ve uygun yol olduğu görülmekle mevcut güzergah esas alınarak geçit hakkı talebinin kabulüne karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar davacı tarafça çekişmeli taşınmaz bölümünün insanların dereye inmek ve derenin karşı tarafındaki arazilerine ulaşabilmek için kullanıldıkları kadim bir yol olduğu ileri sürülmüş ve keşifte alınan beyanlarda da bu kısımda bir insanın geçebileceği genişlikte patika bir alan olduğu belirtilmiş ise de davaya konu edilen arazinin konum itibariyle yol ile dere arasında kalan, insanların dereye inip çıkmak için kullandıkları, yüksek eğimli, çalıların arasında bulunan ve bir insanın ancak geçebileceği genişlikte patika bir alan olduğu, bu nitelikteki bir yerin kadim ve umumi bir yol olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davalı parselin gerek yüz ölçümü gerekse de tespit sınırları dikkate alındığında parseli ikiye bölecek ve tamamen kullanılamaz hale getirecek şekilde ortasından umumi yol geçirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde yöre insanının birbirlerinin arazilerinden komşuluk hukuku çerçevesinde bu şekilde gelip geçtiklerinin kabulü gerektiği, bu durumun ise komşuluk hukuku çerçevesinde gelip geçilen kısmın genel yol halini almasına neden olmayacağı, kaldı ki dosya kapsamında incelenen hava fotoğrafları ve ortofoto görüntülerinde de davaya konu edilen kısmın yol olarak görünmediği anlaşılmakla, davacı tarafın öncelikli talebinin reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, bu nedenlerle, davacı tarafın istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/1-b.(1) maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği, davalı tarafın istinaf başvurusunun ise davacının terditli talebi olan ve Mahkemece kabul kararı verilen geçit hakkına yönelik olduğu, ne var ki hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda, fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen davaya konu kısmın değerinin 1.246,73 TL ve geri kalan kısımda meydana gelen değer kaybının 754,17 TL olmak üzere toplam geçit bedelinin 2.100,90 TL olduğunun belirtildiği, belirlenen geçit bedelinin de Mahkeme veznesine depo edildiği, davanın, malvarlığı davalarından olan geçit hakkı tesisine yönelik olup bilirkişi kurulu tarafından tespit edilen ve mahkemece de hükmedilen 2.100,90 TL geçit bedeli HMK'nın 341/2.maddesinde yazılı bulunan ve karar tarihi itibariyle (2023 yılı) geçerli olan 17.830,00 TL kesinlik sınırının altında kaldığı, hâl böyle oluca, davalı vekilinin geçit hakkına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 341/2, 346/2 ve 352/1-b maddeleri gereğince miktar itibariyle kesinlik nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği gerekçeleri ile davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/1-b.(1) maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 341/2, 346/2 ve 352/1-b maddeleri gereğince miktar itibariyle kesinlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacının temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
HMK'nın Ek madde 1/2 hükmünde "2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosya içeriğine göre; davalının temyizine konu geçit hakkına ilişkin olarak bilirkişi kurulu raporunda, (A) harfi ile gösterilen davaya konu kısmın değerinin 1.246,73 TL ve geri kalan kısımda meydana gelen değer kaybının 754,17 TL olmak üzere toplam geçit bedelinin 2.100,90 TL olduğunun belirtildiği, bu değerin ise dava tarihi 2022 yılı itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla;
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin değerden REDDİNE, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine,
Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 304,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!