696 KHK ile kamuya geçen sürekli işçinin alt işveren dönemindeki ücret farkı ve diğer mali haklar taleplerinin toplu iş sözleşmesi hükümleri uyarınca değerlendirilmesi.
Özet: 696 sayılı KHK ile sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacının, kadroya geçiş sonrası ücret, ilave tediye ve ikramiye farkı alacakları talebiyle açtığı davada, davacının önceki bireysel sözleşmedeki ücret yapısının korunup korunmayacağı veya Yüksek Hakem Kurulu tarafından belirlenen toplu iş sözleşmesi hükümlerinin mi uygulanacağı hususundaki uyuşmazlıkta; karmaşık bir yargılama sürecinin ve temyizde bozma kararının ardından Bölge Adliye Mahkemesi, bilirkişi raporu doğrultusunda davacının alacak taleplerini kısmen kabul ederek aleyhe hüküm kurmuş, davalı Bakanlık ise toplu iş sözleşmesinin esas alınması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı olarak sürekli işçi kadrosunda istihdam edildiğini, kadroya geçişinin 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile sağlandığını, hâlen davalı Bakanlığın kadrolu işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini, davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek fark ücret, ilave tediye ve ikramiye farkı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının sürekli işçi kadrosuna geçtikten sonra bu statünün öngördüğü haklardan yararlandığını, kadroya geçişi yapılan işçilerin ücret, mali ve sosyal haklarının Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve 31.10.2020 tarihine kadar uygulanacak olan toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini, davacının ücretinin düşürülmediğini, ücretlerinin eksiksiz ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI1. İlk Derece Mahkemesinin 23.01.2024 tarihli kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda arabuluculuk son tutanak tarihinden sonraki dönemlere ait alacaklara ilişkin hüküm kurulamayacağı öngörülerek hazırlanan bilirkişi ek raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 2. Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesinin 21.02.2024 tarihli ek kararı ile; kararın miktar itibarıyla kesin olduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF 1. İlk Derece Mahkemesinin 21.02.2024 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 29.01.2025 tarihli kararı ile; istinaf incelemesine esas miktarın karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı kapsamında kaldığı gerekçesiyle davalı vekilinin 21.02.2024 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.2. Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 24.03.2025 tarihli ek karar ile; temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 24.03.2025 tarihli ek kararının süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece; İlk Derece Mahkemesi kararının davacının ücret farkı hesaplamalarına esas ücretine ilişkin tespit ve ileriye etki eden belirleme içermesi karşısında verilen kararın kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesi kararı kesin nitelikte olmadığından Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin istinaf başvurusunun reddine dair ek kararı kaldırılarak başvurunun esastan incelenmesi gerekirken kararın miktar itibarıyla kesin olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin 21.02.2024 tarihli ek kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunun kabulü ile ek kararın ortadan kaldırılmasına karar verilerek, bilirkişi raporu doğrultusunda alacakların hüküm altına alındığı, davalı Kurumun harçtan muaf olmasına karşın harç alınmasının hatalı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacı gibi sürekli işçi kadrosuna geçen işçilerin ücret ile diğer mali ve sosyal haklarının Yüksek Hakem Kurulu tarafından yürürlüğe konulan toplu iş sözleşmesinin uygulanması ile oluşan ücret ve diğer mali ve sosyal haklardan fazla olamayacağını,2. Davacıya ait ücret bordrolarının incelenmesinden davacının toplu iş sözleşmesinde belirlenen ücret zammından ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklı diğer ücret eklerinden yararlandığının anlaşılacağını, bir yandan toplu iş sözleşmesi ile ücretinde artış olan davacının diğer yandan bireysel iş sözleşmesindeki günlük brüt ücretinin esas alınmasını isteme hakkının mümkün olmadığını ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye alacaklarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.