Uygulama kadastrosu hatasından kaynaklanan zeytinlik vasıflı taşınmazın tapu iptali ve tescil davasında, hak düşürücü süre itirazıyla ilgili istinaf kararının temyizen onanması.
Özet: Davacının, uygulama kadastrosu sonucu zeytinliğinin davalı adına yazıldığı ve kendisine boş arazi verildiği iddiasıyla açtığı tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, davanın temelinde yatan mülkiyet iddiasının 1979da kesinleşen tesis kadastrosuna dayandığını ve 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesindeki hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davayı reddetmiş; davacının uygulama kadastrosuna yönelik itirazına rağmen Yargıtay, yerel mahkemelerin davanın hukuki nitelendirilmesi ve hak düşürücü süreye ilişkin kararını usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ███████ E., ████████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 748 parsel sayılı 12.550 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 04... parsel numarasıyla ve 12.696,21 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 746 parsel sayılı 8.400 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 1 04... parsel numarasıyla ve 8.436,38 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.2. Davacı ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sonucunda kendisine ait, üzerinde zeytin ağaçları bulunan 748 parsel sayılı taşınmazın kaydırılarak zeytinliğin 746 parsel sayılı taşınmaz maliki adına kaydedildiğini ve kendisine boş arazinin verildiğini ileri sürerek, 12.550 metrekare yüzölçümündeki zeytinliğin adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yönünden reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dava konusu eski 746 parsel (yeni 1 04... parsel) sayılı taşınmazın tesis kadastro tutanağına göre tesis kadastrosunun 23.03.1979 tarihinde kesinleştiği tespit edilmekle; tesis kadastrosu tespitinden önceki mülkiyet hakkı iddiası ile açılan tapu iptali ve tescil davası olarak eldeki davada; dava konusu parsellerin tesis kadastrosunun kesinleştiği tarihten itibaren 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı" gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle, davalı ... hakkında açılan davanın hak düşürücü süre sebebiyle reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dairemiz kararında da belirtildiği gibi davacının uygulama kadastro tespitine itiraza yönelik iddia ve talepleri Kadastro Mahkemesince değerlendirilmiş olup, mülkiyete yönelik talep ile ilgili ise görevsizlik kararı verilmiş ve mülkiyet ile ilgili talep bakımından dosya Asliye Hukuk Mahkemesine intikal etmiştir. Hal böyle iken eldeki davanın mülkiyet talebine ilişkin olduğu ve davacı tarafından talep edilen dava konusu eski 746 parsel sayılı taşınmazın tesis kadastro tutanağına göre tesis kadastrosunun kesinleşme tarihinin 23.03.1979 olduğu tespit edilmiştir. Tutanağın kesinleştiği 23.03.1979 tarihi ile davanın açıldığı 02.04.2018 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde belirlenen hak düşürücü sürenin geçtiği kuşkusuzdur. Açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin davanın hak düşürücü süreden reddine dair kararının usul ve esas bakımdan hukuka uygun olduğunun anlaşıldığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın tesis kadastrosuna değil uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olduğunu ve hak düşürücü sürenin dolmadığını, davanın hukuki nitelendirmesinde hataya düşüldüğünü beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.