Yurtdışı şantiyede çalışan işçinin haksız fesih, ücret, fazla çalışma, tatil alacakları ve COVID-19 kaynaklı manevi tazminat taleplerinin Yargıtaydaki temyiz incelemesi.
Özet: Davacı işçinin yurt dışı şantiyede haksız feshedilen iş sözleşmesinden kaynaklanan kıdem, ihbar, ücret, fazla mesai ve tatil alacakları ile işveren kusuruyla Covid-19a yakalanma nedeniyle manevi tazminat taleplerinin ele alındığı uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesi bazı alacakları (kıdem, ihbar, bakiye ücret, fazla çalışma, hafta ve genel tatil ücreti) kabul edip diğerlerini (manevi tazminat) reddetmiş, belirlenen ücretin hatalı olduğunu ve bordro hilesi iddialarına rağmen fazla mesai ile tatil ücreti hesaplamalarında bordrolara itibar edilmesinin yanlış olduğunu iddia eden davacı, bölge adliye mahkemesinin onama kararını temyiz etmektedir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 54. İş MahkemesiSAYISI : ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının ...'teki şantiyesinde 23.06.2018 - 17.06.2020 tarihleri arasında oto elektrik ustası olarak çalıştığını, son ücretinin net 2.000,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin işverence haksız ve bildirimsiz şekilde sona erdirildiğini, işyerinde fazla çalışma yapıldığını, hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışmaya devam edildiğini, söz konusu ücret alacaklarının davalı tarafça ödenmediğini, irade fesadı altında imzalatılan bordrolar dâhil bir kısım belgelerin geçersiz olduğunu, ödenmeyen ücret ve yıllık ücretli izin alacağı bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin gerekli önlemler alınmadan zorla çalıştırılması sebebiyle Covid-19 hastalığına yakalandığını, Türkiye'ye döndükten sonra bu hastalık nedeniyle tedavi gördüğünü, bu durumun manevi açıdan büyük bir yıkıma neden olduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile manevi tazminat, yıllık ücretli izin, bakiye ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından usulden reddi gerektiğini, davacının tüm alacaklarının imzalı ücret bordrolarına tahakkuk ettirilmek suretiyle ödendiğini, yıllık izinlerinin eksiksiz kullandırıldığını, ücrete ve çalışma koşullarına ilişkin iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, pandemi döneminde işyerinde gerekli her türlü önlemlerin alındığını, zorla çalıştırmanın söz konusu olmadığını, davacının Covid-19 hastalığına işyerinde gerekli tedbirlerin alınmamasından dolayı yakalandığı iddiasının soyut nitelikte olduğunu; ayrıca davacı tarafça talep edilen faizlerin türü ile başlangıç anına itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 19.12.2024 tarihli kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, davalı tarafça süresinde yabancı hukuk uygulanmasına yönelik talepte bulunulmadığından somut uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanmak suretiyle, davacı işçinin 23.06.2018-09.06.2020 tarihleri arasında davalı Şirketin ... şantiyesinde boru montaj ustası olarak çalıştığı, taraflar arasındaki iş sözleşmesi ve emsal nitelikteki dosyalar dikkate alındığında davacının ücretinin aylık 345,00 KWD olarak kabulü gerektiği, iş sözleşmesinin işverence haklı neden olmaksızın feshedildiği, davacının ödenmeyen bakiye ücret alacağı ile fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu; diğer talep konusu alacaklara hak kazandığının ispatlanmadığı gerekçesiyle davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, bakiye ücret, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının kabulüne; diğer taleplerin reddine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Ücret miktarının hatalı tespit edildiğini, 2. Dosyada dinlenen tanıkların, dosya içine sunulan bordro ve belgelerin irade fesadı altında imzalatıldığını, bordro hilesi yapıldığını doğrulamasına rağmen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesabında söz konusu bordroların dikkate alınmasının hatalı olduğunu, aylık ücretin bir kısmının fazla çalışma ve hafta tatili gibi gösterilerek düzenlenen bordro ve puantajlara itibar edilmemesi gerektiğini, 3. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kaldırma kararında, tüm dönem yönünden ücret bordrolarında yurt dışı iş sözleşmesinde belirtilen ücret üzerinden ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi istenmiş ise de bu yönde herhangi bir araştırma yapılmadığını, 4. Davacının hafatnın 7 günü, ulusal bayram ve genel tatil günleri de dâhil günde 12 saat çalıştığının sabit olmasına rağmen bu husus göz ardı edilerek karar verilmesinin yerinde olmadığını, 5. Ödenmeyen ücret alacağının eksik hesaplandığını, 6. Yıllık ücretli izin ve manevi tazminat alacaklarının reddinin hatalı olduğunu,7. Davalı lehine hükmedilen vekâlet ücreti miktarının da hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uygulanması gereken hukuk, davacının aylık ücretinin miktarı, dava konusu tazminat ve alacakların ispatı ve hesabı ile davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretine ilişkindir.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 90/son hükmü şöyledir:"Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (5718 sayılı Kanun) "Kapsam" başlıklı 1. maddesi şu şekildedir:"(1) Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizi bu Kanunla düzenlenmiştir.(2) Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır." 30.03.2008 tarihinde Ankara'da imzalanan ve 21.01.2010 tarihli ve 5949 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile ... Devleti Hükümeti Arasında İşgücü Değişimi Hakkında Anlaşma'nın (Anlaşma) 8. maddesi ise şöyledir:"İşçiler ve işverenler arasındaki uyuşmazlıkların giderilmesinde ilgili hükümetin yetkili makamları kendi yasa, kural ve düzenlemelerine göre uyuşmazlığın dostane çözümü için çalışır.Dostane çözüm çabalarının başarılı olamaması halinde, uyuşmazlık, istihdam eden ülkenin yasaları uyarınca çözümlenmek üzere yetkili mahkemeye taşınır."Anayasa'nın 90/son hükmünde usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında Anayasa'ya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı ifade edilmiştir. 5718 sayılı Kanun'un 1/2 hükmünde ise yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk bakımından Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerinin saklı tutulduğu belirtilmiştir. Buna göre yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesine ilişkin uyuşmazlığın çözümü konusunda, 5718 sayılı Kanun karşısında uluslararası sözleşmenin uygulanma önceliği bulunmaktadır. Dolayısıyla belli bir ülke hukukunun uygulanmasını öngören uluslararası anlaşmanın varlığı durumunda 5718 sayılı Kanun'un 24. maddesi çerçevesinde hukuk seçimine değer verilmesi mümkün olmadığı gibi aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca iş sözleşmesine uygulanacak hukuka yönelik bir değerlendirme yapılması da mümkün değildir. Buna göre davalının esasa cevap dilekçesinde yabancı hukuk itirazı ileri sürüp sürmemesinin de sonuca etkisi bulunmamaktadır.Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut uyuşmazlıkta, Ülkemiz ile ... Devleti arasında yapılan anlaşma hükümlerinin gözetilmesi gerekir. Sözü edilen Anlaşma'nın 8. maddesi uyarınca işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın çalışılan ülke hukukuna göre çözümleneceğinin kararlaştırıldığı görülmekle uyuşmazlığa, çalışılan ülke olan ... hukuku uygulanmalıdır.Hâl böyle olunca, gerekirse uzman bir bilirkişiden denetime elverişli rapor alınmak suretiyle dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek ve davacı yararına oluşan miktar bakımından usuli kazanılmış hak korunarak bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeple;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.