Danıştay, 193 sayılı GVK mükerrer 121. madde %5 kurumlar vergisi indirim hakkının, pandemi nedeniyle boş ÖTV beyannamesinin geç verilmesiyle kaybedilmesi durumunu değerlendiriyor.
Özet: Bir şirketin, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 121. maddesindeki %5 kurumlar vergisi indiriminden 2020 yılı için yararlanma talebi, Eylül 2020 dönemine ait özel tüketim vergisi beyannamesini yasal süresinden üç gün sonra, pandemi kaynaklı işgücü azalması, hafta sonu tatili ve beyannameye konu emtia ithalatı bulunmaması gibi gerekçelerle geç vermesi sebebiyle reddedilmiş; ilk derece ve bölge idare mahkemeleri, yasal süresinde beyanname verilmediği için indirimin uygulanamayacağına hükmetmiş, şirket ise bu kararların orantılılık ilkesine aykırı olduğunu ve mevcut koşullar altında indirimin sağlanması gerektiğini ileri sürerek temyiz başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : ████████Karar No : █████████TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... Endüstriyel Sızdırmazlık Sanayi ve Ticaret Limited ŞirketiVEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) :...Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirketin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 121. maddesinde düzenlenen %5 kurumlar vergisi indirimi uygulamasından faydalandırılması gerektiği ihtirazi kaydıyla verdiği 2020 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine söz konusu çekinceye itibar edilmeksizin tahakkuk eden kurumlar vergisinin fazlaya ilişkin kısmının kaldırılması ve iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergiye uyumlu mükellef indiriminden yararlanabilmek için indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş olması gerektiği, davacı tarafından 2020 yılı Eylül ayının ikinci 15 gününe ilişkin özel tüketim vergisi beyannamesinin, (I) sayılı listedeki mallar için ilk 15 gün için aynı ayın 25'i, ikinci 15 gün için ertesi ayın 10'una kadar özel tüketim vergisi beyannamesi verilmesi gerektiği halde █████/2020 tarihinde beyannamenin verildiği, öte yandan geriye dönük olarak özel tüketim vergisi mükellefiyet kaydının terkin ettirilmesi talebinin reddine ilişkin işleme karşı açılan davanın,... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği dolayısıyla yapılan tahakkukta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularının, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 2020 yılının Haziran ayının 2. döneminden itibaren açık olan özel tüketim vergisi mükellefiyetine konu olacak emtia ithalatı gerçekleştirilmediği, Haziran ayından Eylül ayına kadar boş beyanname verilmeye devam edilerek damga vergilerinin ödendiği, █████/2020 itibariyle mükellefiyet kapatılmak istenmiş ise de pandemi nedeniyle yaşanan sıkıntılar nedeniyle sehven bu işlemin gerçekleştirilemediği, Eylül ayının ikinci on beş günlük dilimi için sehven açık unutulan özel tüketim vergisi mükellefiyetine ilişkin █████/2020 tarihinde verilmesi gereken boş beyannamenin, mükellefiyeti doğuran bir emtia ithalatının olmaması ve araya hafta sonu girmesi, pandemi sebebiyle çalışamayan ve uzaktan çalışan personeller nedeniyle işyeri çalışma kapasitesinin ciddi şekilde azalması sebepleriyle █████/2020 tarihinde verildiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı şirketin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 121. maddesinde düzenlenen %5 kurumlar vergisi indirimi uygulamasından faydalandırılması gerektiği ihtirazi kaydıyla verdiği 2020 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine 2020 yılının Eylül ayının ikinci 15 gününe ilişkin (I) sayılı listedeki emtiaya yönelik özel tüketim vergisi beyannamesinin yasal süresinden sonra verildiğinden bahisle söz konusu istisnadan yararlandırılmaması suretiyle adına dava konusu tahakkukun yapıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 121. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde, ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle gelir vergisi mükellefi olanlar ile kurumlar vergisi mükelleflerinden (finans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri ile emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları hariç olmak üzere), bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartları taşıyanların yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin %5’i, ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirileceği, hesaplanan indirim tutarının, her hâl ve takdirde 1 milyon Türk lirasından fazla olamayacağı, indirilecek tutarın ödenmesi gereken vergiden fazla olması durumunda kalan tutarın, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerinden mahsup edilebileceği, bu süre içinde mahsup edilemeyen tutarlar red ve iade edilmeyeceği, gelir vergisi mükelleflerinin yararlanacağı indirim tutarı, ticari, zirai veya mesleki faaliyet nedeniyle beyan edilen kazançların toplam gelir vergisi matrahı içerisindeki oranı dikkate alınmak suretiyle hesaplanan gelir vergisi esas alınarak tespit edileceği,Söz konusu indirimden faydalanabilmek için;1. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş (Kanuni süresinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler bu şartın ihlali sayılmaz.) ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin kanuni süresinde ödenmiş olması (Her bir beyanname itibarıyla 10 Türk lirasına kadar yapılan eksik ödemeler bu şartın ihlali sayılmaz.),2. (1) numaralı bentte belirtilen süre içerisinde haklarında beyana tabi vergi türleri itibarıyla ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması (Yapılan tarhiyatların kesinleşmiş yargı kararlarıyla veya 213 sayılı Vergi Usul Kanununun uzlaşma ya da düzeltme hükümlerine göre tamamen ortadan kaldırılmış olması durumunda bu şart ihlal edilmiş sayılmaz.),3. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibarıyla vergi aslı (vergi cezaları dâhil) 1.000 Türk lirasının üzerinde vadesi geçmiş borcunun bulunmamasının şart olduğu hükmüne yer verilmiştir.Maddenin genel gerekçesinde ise yatırımın, üretimin, istihdamın artırılması için yapılan yasal düzenlemelere ilave olarak hazırlanan kanun teklifiyle, vergiye gönüllü uyumun artırılması amacıyla, uyumlu gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin yıllık beyanname ile beyan ettikleri gelir ve kurumlar vergisinin belli bir kısmına kadar indirim yapılması yönünde düzenlemeler yapıldığı belirtilmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde gerekli kaynağın elde edilmesi amacıyla vergi ve diğer kamu alacaklarının takip ve tahsili için hukuki düzenlemeler ve ayrıcalıklı yetkilerle kolaylık ve hızlılık sağlanmasının doğal olduğu kabul edilmekle birlikte bu konuda bireylerin hakları ve hukukun genel ilkelerinin de göz önünde bulundurulması hukuk devletinin bir gereğidir. Kamu hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli düzenlemeler yapılırken elde edilmek istenen kamu yararıyla bireysel haklar arasında bir dengenin kurulması gerekir. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni olması ve kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunması yeterli olmayıp ayrıca müdahalenin ölçülü olması da şarttır. Hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ölçülülük ilkesi uyarınca mülkiyet hakkının sınırlandırılması suretiyle elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin sağlanması zorunludur. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir. Vergisel yükümlülüklerini düzenli şekilde yerine getiren mükelleflerin kuralına yukarıda yer verilen düzenlemeler ile teşvik edilmesi ve ödüllendirilmesi suretiyle vergiye gönüllü uyumun dolayısıyla yatırımın, üretimin, istihdamın artırılması amaçlanmıştır. Davacı şirket tarafından 2020 yılının Eylül ayının ikinci 15 gününe ilişkin (I) sayılı listedeki emtiaya yönelik özel tüketim vergisi beyannamesinin, 3 günlük gecikmeyle, █████/2020 tarihinde verildiği, tahakkuk eden verginin çok cüz'i bir meblağ olduğu ve ödenerek vergisel yükümlülüklerin yerine getirildiği ayrıca özel tüketim vergisi mükellefiyet kaydının da █████/2020 itibarıyla terkin edildiği olayın oluş biçimi ve sözü edilen kanun hükmünün getiriliş amacı da dikkate alındığında, davacının vergiye uyumlu mükellef olmadığına yönelik saptama ölçülülük ilkesine aykırı olup yapılan tahakkuk hukuka uygun düşmediğinden yazılı gerekçeyle davanın reddine dair Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf isteminin reddine ilişkin Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.