Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, COVID-19 pandemisi sürecinde Milli Eğitim Bakanlığının okul öncesi yüz yüze eğitim genel yazısının iptali talebiyle açılan davada verilen ret kararının temyiz incelemesini gerçekleştirdi.
Özet: Bir sendika, COVID-19 pandemisi sürecinde Millî Eğitim Bakanlığının okul öncesi eğitimde yüz yüze eğitime devam etme kararının iptali istemiyle dava açmış; Danıştay Sekizinci Dairesi, Bakanlığın bu kararı çocukların gelişimini desteklemek, telafisi mümkün olmayan zararları önlemek ve kesintisiz eğitim sağlamak amacıyla yetkisi dahilinde ve kamu yararı gözeterek, Bilim Kurulu tavsiyeleri doğrultusunda gerekli tedbirleri alarak tesis ettiğini belirterek davanın reddine karar vermiş; davacı sendika ise kararın, pandeminin yarattığı sağlık riskleri, bilimsel dayanak eksikliği ve çalışan anne babalar ile öğretmenler üzerindeki olumsuz etkileri gerekçesiyle bozulmasını talep etmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No : █████████Karar No : ████████ TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sendikası VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... BakanlığıVEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:████████ sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Millî Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü'nün "Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Yüz Yüze Eğitim" konulu █████/2020 tarih ve 16988740 sayılı Genel yazısının iptali istenilmiştir.Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:████████ sayılı kararıyla; Davalı idarenin usul yönünden itirazı kabul edilmeyerek işin esası incelenmiş,1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 301. maddesi, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nun 1, 2 ve 20. maddeleri, █████/2014 tarih ve 29072 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin Ek 2. maddesi hükümlerine yer verildikten sonra,Dünya Sağlık Örgütünün, COVID-19 salgınını 11 Mart 2020 tarihinde küresel salgın (pandemi) olarak tanımladığı ve ülkemizde ilk COVID-19 vakasının aynı tarihte görüldüğü, Millî Eğitim Bakanlığınca, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Bilim Kurulu'nun tavsiye tedbirleri doğrultusunda Bakanlığa bağlı tüm resmi/özel okullarda 16 Mart 2020- 19 Haziran 2020 tarihleri arasında yüz yüze eğitime ara verilerek uzaktan eğitim uygulamasına geçildiği, bu tarihten sonra eğitim öğretim döneminin başlamasını müteakip, gerek birinci dönemde gerekse ikinci dönemde Bilim Kurulu'nun tavsiye tedbirleri doğrultusunda belli aralıklarla uzaktan eğitim, belli aralıklar ile de yüz yüze eğitim uygulamalarına devam edildiği,Bununla birlikte davalı Millî Eğitim Bakanlığı tarafından eğitim ve öğretim hizmetinin eksiksiz, düzenli ve sistemli yürütülmesi için, mevzuatın öngördüğü şekilde, hizmetin gerekleri esas alınmak suretiyle, "COVİD-19 Salgın Hastalığı"ndan dolayı eğitim alanında olağanüstü bir dönemden geçilmesi nedeniyle, hastalığın bulaşma riskinin en aza indirilmesi ve gerek öğrencilerin gerekse öğretmenlerin sağlığının korunması amacıyla, kamu yararı gözetilerek gerekli tedbirlerin alındığının da görüldüğü,Eğitim bireylerin yetenek ve becerilerini geliştiren, onların bilgi ve beceri edinmesini ve sosyalleşmelerini sağlayan bir süreç olmakla birlikte aynı zamanda eğitimin, toplumsal kalkınma ve gelişmenin de önemli itici bir gücü olduğu, kalkınmanın sağlanması için gerekli insan gücünü yetiştirmek, geliştirmek ve kişileri üretici hâle getirmek hedef olarak alındığında, bu hedefe ulaşmak için kullanılacak en önemli aracın nitelikli ve kesintisiz bir eğitim olduğu,Erken çocukluk dönemi içerisinde okul öncesi eğitim kurumlarının en büyük görevinin, çocuğun gelişim aşamalarını desteklemek ve yaratıcılık potansiyelini fark edip en üst düzeye çıkartmak olduğu, okul öncesi eğitiminin amaç ve görevlerinin, millî eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak çocukların beden, zihin ve duygu gelişimini ön planda tutarak onların sosyalleşmesini sağlayarak ilkokula hazırlamak olduğu,Bu durumda mevzuat hükümleri uyarınca davalı Millî Eğitim Bakanlığının dava konusu işlemi yetkisi dahilinde ve bu yaşlardaki eğitimin kesintiye uğraması hâlinde ileride çocuklarda telafisi mümkün olmayan zararların oluşabileceğini değerlendirerek çocukları üst eğitimlere hazırlayıp nitelikli bir okul öncesi eğitim almaları amacı ile Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu tavsiye kararları gözetilerek tesis ettiği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, COVID-19 Pandemisi dolayısıyla yaşamın her alanının etkilenmesi ve salgınla mücadele adına alınan tedbirler kapsamında yüz yüze eğitimlere ara verilerek uzaktan eğitime geçilmesinden hemen sonra Bakanlık makamınca basına yapılan açıklamada çalışan anne/babalar nedeniyle okul öncesinin yüz yüze eğitime açılabileceği ifade edilerek dava konusu genelgenin yayımlanmasının eğitimciler nezdinde tepkilere yol açtığı, okul öncesi sınıf ve kurumlarda yapılacak 3 saatlik eğitimin çalışan anne babalara bir yararı olmayacağı, diğer sınıf gruplarında da çalışan anne baba sorunu olduğu; salgının yayılmamasına yönelik alınan tedbirlerin esnetilmesinde bilim kurulunun tavsiye kararının olmadığı ve çocukların sokağa çıkma yasağının devam ettiği, uygulama ile yüzbinlerce öğrenci ve on binlerce öğretmenin sağlığının tehlikeye gireceği ve salgınla mücadelenin sekteye uğrayacağı, ulaşım sorunu yaşayan ve köy okullarında görev yapan öğretmenlerin de kapsama alınmasıyla sorunun daha da büyüyeceği, okul öncesi öğrencilere yüz yüze eğitim verilmesine yönelik genelgenin amacı yerine getirmekten uzak olduğu, öğrenci ve eğitim çalışanlarının riske atılmasıyla Millî Eğitim Temel Kanunu'nun 13. ve 14. maddelerinde belirlenen bilimsellik ve planlılık ilkelerine aykırı davranıldığı; alınacak tedbirlerin genele yönelik ve herkese eşit şekilde koruma sağlaması gerektiği, aksi takdirde eşitlik ilkesinin ihlal edileceği; genelgede düzenlenen eğitim saatleri ve devam zorunluluğu olmaması nedeniyle düzenlemenin nitelikli ve kesintisiz bir eğitim amacını gerçekleştirmeye elverişli olmadığı; kamu yararı, hizmetin gerekleri ve idarenin personeli ve öğrencileri koruma yükümlülüğü dikkate alındığında dava konusu işlem ile yüz yüze eğitim yapılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, pandemi döneminde okul öncesi eğitim kademesinde yüz yüze eğitim faaliyetlerinin sürdürülmesinin çocuğun üstün yararına yönelik yapılan irdelemenin bir yansıması olarak yapılan bir uygulama olduğu; bireyin gelişiminin büyük kısmının tamamlandığı okul öncesi dönemde çocukların nitelikli eğitime erişememesi halinde ortaya çıkacak gelişimsel gecikmeler veya geriliklerin yaşamın ilerleyen yıllarında telafi edilemeyecek boyutta olduğu, özellikle dezavantajlı çocuklar için bu durumun daha da önemli olduğu, okul öncesi eğitimin çocuğun kendi akranlarıyla, nitelikli bir ortamda, program doğrultusunda, öğretmen rehberliğinde sunulmasının kritik öneme sahip olması ve bu eğitim kademesine devam eden çocuklar için uzaktan eğitimin uygun bir eğitim yöntemi olmaması nedenleriyle pandemi sürecinde yüz yüze eğitim yapıldığı; duygu düzenleme becerileri yeterince gelişmemiş 3-6 yaş arasındaki çocukların mikrosistemlerinde maruz kaldıkları pandemi ile ilgili olumsuz algılar doğrultusunda oluşturdukları şemalara yönelik kendilerini, duygularını düzenleme kapasitelerini etkin bir biçimde kullanabilmeleri için okul ortamına ve öğretmen desteğine ihtiyaç duyacaklarının düşünüldüğü, çocukların ve öğretmenlerin sağlığını riske atmayacak şekilde kurallar çerçevesinde eğitim süresini kısaltarak uygulamanın sürdürüldüğü; Türkiye'nin de taraf ülkeler arasında yer aldığı Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesinin temel ilkeleri arasında "Çocuğun Üstün Yararı" ilkesine yer verildiği ve bu ilkenin diğer tüm maddelerin uygulanması için bir ön koşul olduğunun vurgulandığı, çocuğun üstün yararının, çocuğun bütünsel gelişiminin sağlanabilmesi, iyi olma hâlinin desteklenebilmesi için her koşulda faydasının gözetilmesi olduğu, çocuğun üstün yararının diğer kamu yararlarından daha öncelikli bir niteliğe sahip olduğu savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME :Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU :Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin reddine,2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu █████/2023 tarih ve E:█████████, K:████████ sayılı kararının ONANMASINA,3. Kesin olarak, █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.