Yüz yılı aşkın zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil davasında, kadastro hatası ve hak düşürücü süre tartışmaları sonrası, Yargıtay bozmasına uyularak davacı lehine verilen ilk derece kararının temyizen onanması.
Özet: Davacı tarafından yüz yılı aşkın süredir malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunan bir taşınmazın tapu kaydının iptali ve adına tescili istemiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi tarafından kadastro kanunundaki hak düşürücü süre gerekçesiyle verilen usulden ret kararı istinafça onansa da, Yargıtayın hukuki nitelendirme hatası tespit ederek bozma kararı vermesi üzerine yapılan yeniden yargılamada davacının talebi kabul edilmiş; bu son karar, davalıların temyizi sonucunda Yargıtay tarafından usul ve yasaya uygun bulunarak kesin olarak onanmıştır.

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili; davacı tarafından dava konusu 1 87... parsel sayılı taşınmaza öncesi ile beraber 100 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla zilyet olunduğunu, taşınmazın dedesinden babasına kaldığını, kardeşleri ile aralarında yaptıkları miras taksimi neticesinde taşınmazın maliki olduğunu, 8 yıl önce de taşınmaza ev ve müştemilat yaptırdığını, kadastro tespitiyle de adına tescil edildiğini, ancak doğum tarihinin 1960 yerine 1964 olarak yazıldığını, bu yanlışlığın düzeltilmesi için başvuruda bulunduğunda taşınmazın amcasının torunu ... oğlu ... adına tapuya kaydedildiğini öğrendiğini ileri sürerek doğum tarihinin düzeltilerek davacı adına tescilini, olmazsa yıllardır nizasız fasılasız zilyet olması nedeniyle tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiş, Mahkemece 15.10.2021 tarihli ara karar ile tapu kaydında düzeltim istemine ilişkin davanın ayrılmasına karar verilmiştir.Davalılar, cevap vermemiştir.İlk Derece Mahkemesince, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen kararın istinafı üzerine davacı vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizi üzerine Dairece; dava konusu taşınmazın değerinin belirlenmesi ve davanın kadastro öncesi hukuki nedene dayalı değil kadastro sonrası nedene dayalı olduğu nitelendirmesi ile değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar ... mirasçıları (..., ..., ..., ..., ...) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 7.734,55 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.