Trafik kazası sonucu yaralanan yolcunun sigorta şirketinden talep ettiği maddi tazminat davasında, ceza mahkemesi beraat kararının hukuk davasına bağlayıcılığı istinaf mahkemesince değerlendiriliyor.
Özet: Bu hukuki evrak, trafik kazasında yaralanan yolcunun maddi tazminat talebiyle açtığı davanın istinaf incelemesini konu almaktadır; ilk derece mahkemesi kısmen tazminata hükmetmiş, davacı ve davalı vekilleri kusur, maluliyet raporlarındaki çelişkiler ve sürücü belirlemesi konularında itirazlarda bulunmuştur, özellikle istinaf mahkemesi, ceza mahkemesinin delil yetersizliğinden veya şüpheden sanık yararlanır ilkesiyle verdiği beraat kararının hukuk mahkemesi için sürücü tespiti konusunda bağlayıcı olmadığını vurgulamıştır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: █████████
KARAR NO : ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: █████/2022
NUMARASI : ████████ Esas - ███████ Karar
DAVANIN KONUSU: Maddi tazminat
KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun █████/2018 tarihinde ...'nun idaresindeki ... plakalı motosiklette yolcu konumunda iken park halindeki ... plakalı araca çarpması sonucu meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, oluşan trafik kazası sonucunda oluşan cismani zararlar nedeniyle belirlenecek maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini, geçici iş göremezlik tazminatı olan 50 TL ile sürekli iş göremezlik tazminatı için 50 TL toplam 100 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini, adli yardım taleplerinin kabulünü talep etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde; geçici iş göremezliktalebini 32.657,96 TL; sürekli iş göremezlik talebini ise 97.537,12 TL olmak üzere maddi tazminat talebini toplam 130.195,08 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru sırasında sunulan evrakın eksik olduğunu, geçersiz bir başvuru yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile 32.657,96 TL geçici iş göremezlik tazminatının 21/2/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili: █████/2021 tarihli Adli Tıp Kurumu kusur raporu ile dava dışı sürücü ...'nun kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunu, müvekkilin yolcu konumunda bulunduğunu, dava konusu kazanın meydana gelmesinde atfı kabil kusurunun bulunmadığını, Adli Tıp Kurumu'nun █████/2021 tarihli Maluliyet Raporu ile 2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre müvekkilin %4 oranında maluliyetinin bulunduğu ve 18 aya kadar geçici iş göremezlik süresinin olduğunun tespit edildiğini, █████/2019 tarihli İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu Raporu ile müvekkilin maluliyet oranının %12, █████/2021 tarihli Adli Tıp Kurumu Maluliyet Raporunda 2008 tarihli Çalışma ve Kazanma Gücü Kaybı Yönetmelik hükümlerine göre %4 oranında malul olduğunun tespit edildiğini, 2013 tarihli yönetmelik hükümlerine göre ise tamamen iyileşmiş olduğunun tespit edilmiş olmasının raporlar arasında çelişki oluşturduğunu, müvekkilin muayenesi yapılmaksızın yalnızca hastane evrakları üzerinden inceleme yapılarak değerlendirme yapıldığını belirtmiştir.
Davalı ... Anonim Şirketi vekili ise: Dava konusu kaza meydana geldikten sonra polis tarafından düzenlenen resmi tutanağa göre kusur değerlendirilmesi yapılmadığını, tutanak uyarınca sürücünün davacı ... olduğunu, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılmadığını,
dava açılmasına müvekkili şirket sebebiyet vermediğinden, yargılama gideri ve faizden müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir.
Somut olayda, trafik kazası tespit tutanağında ZMS sigortası ile sigortalı motosikletin sürücüsünün eldeki davada davacı ... olduğu yazılmıştır. Trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek suçundan yapılan yargılamada İstanbul Anadolu 57. ACM ████████ E. ████████ K. sayılı kararında "sanık ...'nun üzerine atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmışsa da sanığın suçlamaları kabul etmediği, motoru arkadaşı ...'ın kullandığını beyan ettiği, sanık savunmalarının tanık ...'ın yeminli beyanları ile doğrulandığı, kaza anına ilişkin olayda tarafsız tanık beyanı, güvenlik kamera kaydı vb. delil bulunmadığından beraatine" karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. md. gereğince; hukuk hakimi, ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlı olmakla birlikte, beraat kararıyla bağlı değildir. Beraat kararının, atılı suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması nedenine dayandığı durumda, kesinleşen olgu hukuk mahkemesi için bağlayıcı olacak, ancak somut olayda olduğu üzere, delil yetersizliği nedeniyle ve "şüpheden sanık yararlanır" ilkesine dayanıldığı takdirde, kesinleşen olgudan söz edilemeyecek ve ceza mahkemesi kararı hukuk mahkemesi için bağlayıcı olmayacaktır.
Somut olayda, aksi ispatlanana kadar geçerli kabul edilen trafik kaza tutanağında motosiklet sürücüsünün kaza sırasında davacı ... olduğu belirtilmiş, ceza mahkemesinde tanık olarak beyanı alınan tutanak düzenleyici polis memurlarının, sürücünün davacı ... olduğu şeklindeki ifadenin, somut bir tespite dayanmadığı, motosiklet kazalarında genel itibarıyla, araç sürücüsünün yaralandığı varsayımından hareketle, olayda yaralanan ...'nun sürücü olduğu ifadesinin tutanağa yazıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda trafik kazası tespit tutanağındaki araç sürücüsüne ilişkin tespitinin varsayımdan hareketle düzenlendiği kabul edilmiştir.
Dava dışı araç maliki ...'nun olaydan sonra poliste alınan ifadesinde motosikleti kullanan kişinin davacı ... olduğu şeklindeki beyanını, ...'nun yaralanmasıyla sonuçlanan olaydan dolayı sorumlu olacağı kaygısıyla verdiğine ilişkin daha sonra alınan ifadesi, ceza yargılamasında tanık olarak alınan ifadesinde aracı kendisinin kullandığı yönündeki beyanı, motosikletin kayden maliki olan tanığın, alkollü olduğunu bildiği kişinin, aracı kullanmasına izin verip kendisinin de araçta yolcu olarak bulunmasının olağan hayat tecrübeleriyle örtüşmemesi ve motosikleti olay sırasında kullanan kişinin davacı ... olduğuna ilişkin somut delil bulunmaması karşısında, davalı vekilinin bu yöndeki itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda motosiklet sürücü ...'nun %100 kusurlu olduğu bildirilmiştir. ATK raporunun eylemler ile sonuç arasında nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279. maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan raporun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yine, davacının tazminat talebiyle davalı şirkete başvurduğu anlaşılmakla, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde öngörülen dava koşulunun yerine getirildiği ve temerrüde düştüğü kabul edilmiş, davalı vekilinin başvuru ön koşuluna ilişkin itirazı kabul edilmemiştir.
Diğer yandan, zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK'nin 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Somut olayda; davacının yaralanmasının niteliği (baş bölgesinden yaralanmanın bulunmaması nedeniyle kask takıp takmadığının oluşan sonuca etkisinin olmaması) ve dosya içeriği (motosiklet sürücüsü ...'nun alkollü olduğuna dair tespit bulunmaması) itibarıyla davacının müterafik kusur olarak kabul edilebilecek davranışının bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece tazminattan TBK'nin 52. maddesi uyarınca indirim yapılmamasında dosya içeriği ile usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
Ancak;
Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda TBK'nin 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenecek indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Ayrıca Hakim tazminattan mutlaka indirme yapmak zorunda değilse de bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir.
Defi, özellikle davalı tarafın, kendisine karşı açılan davada borç veya yükümlülükten kurtulmak için ileri sürdüğü itiraz ve savunma aracıdır. Kural olarak, hatır taşımasına ilişkin savunma bir defi olduğundan hatır taşımasının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekmekte olup, mahkemece resen nazara alınamaz. Ancak, bir defi hakkının süresinde kullanılabilmesi için defi hakkı sahibinin kullanılabileceği bir defi hakkının mevcut olması gerekir.
Somut davada davalı süresinde sunduğu cevap dilekçesinde kaza tespit tutanağına göre sürücünün davacı ... olduğunu belirtmiş ve dosyadaki tüm deliller tebliğ edilmediğinden cevap dilekçesi hakkını saklı tuttuğu anlaşılmıştır. Ardından █████/2021 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesinin raporunda davacı ...'nun yolcu olduğunun tespiti üzerine █████/2021 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesi ile hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini belirtmiştir. Bu durumda, defi hakkının █████/2021 tarihli bilirkişi raporundan sonra mevcut olduğu; dosya içeriğinden davacının dava dışı motor sürücüsü tarafından evine bırakıldığı ifade edildiğinden mahkemece hatır taşıması indirimi yapılmaması doğru olmamıştır.
Ayrıca; davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının belirlenmesi bakımından (somut olayda) kaza tarihi itibarıyla yargısal uygulamalarda uygulanması kabul edilen Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğu gibi, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği de yürürlüktedir. Bu yönetmeliğin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde; 5510 sayılı Kanun'un 107. maddesi hükmüne dayanılarak hazırlandığı belirtilmiş; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin (1) nolu bendinde de yönetmeliğin, "5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalıların iş kazası ile meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hâllerinin meslekte kazanma gücünü ne oranda azaltacağına," ilişkin usul ve esasları kapsadığı belirtilmektedir.
Buna karşılık Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde bu Yönetmeliğin, █████/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ile 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 5. maddesine dayanılarak hazırlandığı, yine anılan yönetmeliğin 2. maddesinde Yönetmeliğin, özürlülere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen özürlü sağlık kurulu raporları ile özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve özürlülerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsadığı düzenlenmiştir. Buna göre -adli tıp öğretisinde de kabul edildiği üzere- Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, amaç ve kapsam olarak tazminat hukuku ilkeleri bağlamında hükümler içerip haksız fiile maruz kalan kişideki travmatik lezyonlar ile birlikte meslek veya iş türü, meslek grup numaraları, iş kolları ve kişilerin yaşlarına yönelik ayrı ayrı cetveller içermekte ve bu itibarla tıbbi kıyas/takdir metoduna elverişli olması nedeniyle bilirkişinin/adli tıp uzmanının yorumuna olanak vermektedir. Buna karşılık Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ise kişinin maruz kaldığı haksız fiil ve bunun sonucu olarak mesleğinde kazanma gücünü hangi oranda kaybettiğini belirlemekte yeterli olmayıp daha ziyade kişide bulunan sistematik hastalıkları ön plana çıkarmakta, malulen emeklilik, vergi indirimi, bakım ücreti, özel eğitim ve özel donanımlı araç kullanımına yönelik olup tazminat hesabında asıl önem arz eden yaş, sanat, meslek, meslek grubu gibi faktörlerin hesaplamada değerlendirilmemesinden dolayı tazminatın unsurlarını ve hak edilen tazminatın belirlenmesinde yeterli ve gerekli parametreleri içermediği için yeterli olmamaktadır.
Bu durumda mahkemece, davacının maluliyetinin derecesi Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirleme yapılan rapora göre %4 oranında kabul edilerek aktüerya uzmanın seçenekli tazminat hesabındaki 2. seçenekteki sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Davacı vekilinin bu husustaki istinaf itirazları yerindedir.
O halde, mahkemesince alınan █████/2021 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda, ATK 2.İhtisas Kurulu’nun davacının maluliyetinin derecesinin Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenen 2. nolu seçenekte; davacının 32.657,96 TL geçici iş göremezlik, 97.537,12TL sürekli iş göremezlik tazminatının belirlendiği ve davacının bu belirlenen tazminattan %20 hatır indirimi yapılarak bakiye 26.126,36 TL geçici iş görmezlik ve 78.029,69 TL sürekli iş görmezlik zararının olduğu anlaşılmıştır.
Yine, █████/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun ...'ye geçmesine karşın belgeye dayanmayan tedavi giderlerinden (geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi yol gideri vb.) zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam ettiğinden davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-Davacı vekilinin ve davalı ... Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile;
Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına,
Buna göre:
1.Davanın kısmen kabulü ile 26.126,37 TL geçici iş göremezlik ve 78.029,69 TL sürekli iş göremezlik tazminatının █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 7.114,90 TL harçtan, peşin alınan 444,34 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.670,56 TL harç ve 80,70 TL başvurma harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 1.320 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4.Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 45.000 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Talebin reddedilen kısmı TBK'nin 51. maddesine dayandığından (tazminattan takdiri indirim), reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6.Davacı tarafından sarf edilen 444,34 TL ilk gider, 280,32 TL tebligat ve müzekkere gideri, 800 TL bilirkişi ücreti ve 2.340 TL ATK ücreti olmak üzere toplam 3.864,66 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya verilmesine,
7.HMK'nin 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine,
B-İstinaf İncelemesi Bakımından;
1.Davacı ve davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harçlarının, istem halinde ilk derece mahkemesi tarafından yatıran tarafa iadesine,
2.İstinaf kanun yolu aşamasında davacı tarafından sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ile 114 TL posta gideri olmak üzere toplam 334,70 TL yargılama giderinin, davalıdan tahsil edilerek, davacıya verilmesine,
3.İstinaf kanun yolu aşamasında davacı tarafından sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ile 36 TL posta gideri olmak üzere toplam 256,70 TL yargılama giderinin, davalıdan tahsil edilerek, davacıya verilmesine,
4.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5.İstinaf için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!