Ticari şirkette hakim ortağın kötü niyetli sermaye artırımı, kâr dağıtımından kaçınma ve azınlık pay sahiplerini dışlama uygulamalarına karşı açılan ortaklıktan çıkma davası.
Özet: Davacı vekili, davalı hakim ortağın bir şirketler topluluğu içindeki hakimiyetini 2020 yılından beri kötüye kullanarak, hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı yönetim kurulu ve genel kurul kararları aldığını, bu kararlarla şirketleri zarara uğrattığını, müvekkili gibi azınlık ortakları dışladığını, karlılık olmasına rağmen ya hiç ya da cüzi kar payı dağıttığını, yönetim kurulu üyelerine orantısız huzur hakkı ödediğini ve özellikle iç kaynaklar yeterli olmasına rağmen azınlık ortaklara ek yük getirecek nakit sermaye artırımı kararı alarak pay sahiplerinin haklarını ihlal ettiğini iddia etmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)DAVA TARİHİ : █████/2024KARAR TARİHİ : █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ...., ...'nun amiral şirketi olduğunu, şirketler topluluğuna dahil ....'nin %73,4 hissesine sahip hakim ortağı olduğunu, davalı şirketin şirketler topluluğunun diğer bağlı şirketlerinin bazılarında da hakim ortak konumunda olduğunu, şirketlerin tamamının aynı ailenin yönetiminde olduğunu, müvekkili ...'ın ise hakim ortak ....'de %7,8, dava dışı bağlı ortak ....'de %5,2 oranında pay sahibi olduğunu, ...'nun amiral şirketi olan davalı hakim ortaklık ve bağlı ortaklıkların tamamında 2020 faaliyet yılından bu yana muhtelif yönetim kurulu üyelerinin ve ortaklarının oy ve pay çoğunluğunu kötüye kullanarak aldıkları yönetim kurulu kararları ile iç yönerge değişikliğine gidildiğini, mevzuata, hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararları alındığını, alınan bu kararlar ile davalı hakim ortak ve diğer bağlı ortaklıkların, muhtelif ortakların haksız ve kötü niyetli emelleri doğrultusunda zarara uğratıldığını, müvekkilinin ve diğer bazı ortakların ortaklıktan dışlanmaları, yıpratılmaları saiki ile yönetildiğini, yıllar boyunca alınan hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararları ile karlılığı süren hakim ortak ve bağlı ortaklıklarda ya hiç kar payı dağıtılmadığını ya da çok cüzi oranlarda dağıtıldığını, hakim ortaklıkla irtibat ve iltisakı açık olan şahısların yönetimindeki sözde bağımsız denetim şirketleri, şirketler grubunun bağımsız denetim faaliyetini yürütmek için seçildiğini, muhtelif yönetim kurulu üyelerine örtülü kar payı dağıtımı anlamına gelecek ölçüde orantısız huzur hakkı tayin edildiğini, davalı hakim ortak ve diğer bağlı ortaklıkların genel kurul toplantılarında alınan hukuka aykırı kararlara karşı 2020 yılından bu yana müvekkili tarafından davalar açılmakta ve ancak mahkeme kararı ile hakların kullanılması tesis edilmeye çalışılmakta olduğunu, huzurdaki davanın açılış tarihi itibari ile de çeşitli mahkemelerde onlarca derdest dava mevcut olduğunu, emsal teşkil eden Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. ... K. sayılı kararında bağlı ortaklık ....'nin 07.09.2023 tarihli genel kurulunda alınan kar dağıtımına ilişkin .... nolu ve yönetim kurulu üyelerine ödenecek huzur hakkına ilişkin .. nolu kararlarının iptaline, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı kararı ile davalı hakim ortak .... genel kurulunun 2022 yılı olağan genel kurul toplantısına çağrılmasına, kanun hükümlerine uygun olarak çağrı ve toplantı yapmak üzere davalı şirkete kayyum atanmasına karar verildiğini, ... tarih ve ... sayılı tÜrkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan ilan ile bağlı ortaklık ....'nin olağanüstü genel kurul toplantısının 19.01.2023 tarihinde yapılacağının ilan edildiğini, belirlenen gündem ve toplantı çağırısının ortaklara tebliğ edildiğini, akabinde belirlenen tarihte 2023 yılı olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını ve davacı müvekkili tarafından gerekçeli muhalefet şerhiyle olumsuz oyuna karşılık, davalı hakim ortak ....'nin %73,4 paya sahip olması ve hakimiyetini kötüye kullanması sonucu çoğunluk oylarıyla gündemin 4. numaralı maddesinde yer alan sermaye artırımına ilişkin karar alındığını, genel kurul toplantısında müvekkili temsilcisi sermaye artırımına ilişkin; ....'nin 2021 yılında kar elde ettiği ve dağıttığı, 2022 yılında ilk 9 aylık periyotta yaklaşık 160.000.000-TL kar verisi bulunduğu, yeniden değerlenme sonucu oluşan iç kaynaklara ait 152.749,972-TL sermaye artışı oranına itiraz edilmemekle birlikte iç kaynaklar dışında ortakların nakdi katkısını gerektirecek ilave bir sermaye artışına ihtiyaç bulunmadığı, böyle bir ihtiyaç varsa sermaye artış önerisinin enflasyon değerlemesi ve VUK geçici 32. madde ile getirilen değerleme imkanlarından yararlanılarak iç kaynaklarla yükseltilmesi mümkün ve yeterli iken ortaklara ek külfet getirecek nakit sermaye artışı cihetine gidilmesinin şirketin mali yapısını güçlendirmek yerine azınlık pay sahiplerine diğer grup şirketlerden ödenen ve ödenecek kar paylarının dolaylı olarak azaltılmasına ve şirket sermayesine yeniden katılmasına sebep olacağı ve iyi niyetli olmadığı, öte yandan TTK m.376 gereğince sermaye kaybı ve borca batıklık durumu nedeniyle sermayenin artırılabilmesi için işletmenin faaliyetlerinden zarar edilmesi zarureti bulunduğu, şirket kar etmeye devam ettiğine göre zarardan söz edilemeyeceği, o halde iç kaynaklar dışında ortaklara ek külfet getirecek nakit sermaye artışı cihetine gidilmesinin koşullarının oluşmadığı, kararın TMK m.2 ve m.3 gereği dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu belirterek gerekçeli muhalefet şerhini sunduğunu, yapılan oylama sonucunda davacının muhalefet şerhine rağmen davalı şirketin %73,4 paya sahip olması ve hakimiyetini kötüye kullanması sonucunda sermaye artışına ilişkin esas sözleşmenin 6. maddesinin tadiline ilişkin kararın oy çokluğuyla kabul edildiğini, TTK m.202/2 delaletiyle müvekkili ...'ın bağlı ortak ....'deki payının Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. ... K. sayılı kararı ile iptal edilen genel kurul kararı da göz önüne alınarak genel kurul kararı öncesi duruma göre yani %5,2 oranı kabul edilerek mahkememizce tespit edilecek gerçek değerle veya genel kabul gören bir yönteme göre belirlenecek bir değerle davalı hakim ortak .... tarafından satın alınmasını ve bu şekilde dava dışı bağlı ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini, paylarının tespit edilecek değerden satın alınmasını ve bu şekilde müvekkili ...'ın dava dışı bağlı ortaklık ....'den çıkarılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından şirketin bölünmesini sağlamak maksadıyla son yıllarda birçok dava açıldığını, müvekkili şirketin ... şirketleri içerisinde yer aldığını, Grup şirketlerinin ortaklık yapısının ana omurgasını ... soy ismine sahip kurucu üç kardeşin oluşturduğunu, daha sonradan bu kardeşlerin çocuklarının da çeşitli hisse oranlarıyla ortaklığa dâhil olduğunu, bu kurucu üç kardeş arasında %40 + %40 + %20 hisse oranlarının dağılımı ana omurgayı oluşturduğunu, kurucu üç kardeşten ... ...’ın vefatından sonra onun yerine mirasçıları ... ..., ..., ... ... ve ... ... ... %40 hisse ile ortaklıkta yerlerini aldığını, sağ olan şirket ortağı iki kardeş ... ... ile eşi ve çocukları %40, ... ... ile eşi ve çocukları da grup şirketlerinde kalan %20 hisseyi temsil ettiğini, %40 hisseye sahip merhum ... ... mirasçıları aktif olarak şirketlerin yönetim ve idaresinde yer alıyor olmalarına rağmen, şirketi istedikleri şekilde böldürebilmek için, şirketi çalıştırmamak ve yönetilemez hale getirmek için hareket etmeye başladığını, bu amaçla son iki yıldır Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinde çok sayıda genel kurul kararlarının iptali ile yönetim kurulu kararlarının geçersizliğinin tespiti davaları açtığını, bu davalardan karara çıkanların hemen hepsinin aleyhlerine sonuçlandığını, TTK 202'de düzenlenmiş olan hakimiyetin hukuka aykırı olarak kullanılması nedeniyle sorumluluk davası için şirketin bağlı ortaklığı zarara uğratmış olduğunun ispatlanmış olması ve bu zararın faaliyet yılı içerisinde denkleştirilmemiş olması gerektiğini, ancak bu halde bağlı ortaklığın pay sahibi tarafından tazminat veya payın satın alınması yoluyla ortaklıktan çıkarılması talebinin gündeme geldiğini, somut olayda ise davacı tarafından somut deliller ortaya konulmadan ortaklık ile davacı arasında görülmekte olan ve halen derdest olan sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptali davası ve esasen davacı tarafından daha önce yine dava konusu edilmiş ve aleyhine sonuçlanmış olan bağımsız denetim şirketi seçimine ve iç yönerge değişikliğine ilişkin genel kurul kararları gösterildiğini, ... ve ... şirketinin ... şirketinden olan alacağından sermayeye eklenen kısımlar, tüm ortaklara payları oranında eşit dağıtılması da davacı lehine oluşan bir durum olduğunu, dolayısıyla davacının burada herhangi bir hak kaybı yaşadığı iddiasına itibar edilebilmesinin de mümkün olmadığını, zira ... dısında kalan gerçek kişi ortakların hiçbirisinin sermaye artırımına katılmadığını, bu durumda sermaye artırımına sadece müvekkili şirketin ortaklarından ve grup şirketlerinden olan ... ve .... ile ... ... katılacağını, ... ve ailesinin bu şirketlerde %40 oranında pay sahibi olduklarından sonuçta herhangi bir kaybının söz konusu olmayacağını, davacı tarafından sunulan İstanbul BAM, .... HD., E. ... K. ... T.... İstanbul BAM kararında henüz geçerlilik kazanmamış genel kurul kararının TTK 202. Maddesi kapsamında dava konu edilemeyeceğine karar verildiğini ve esasen müvekkili lehine bir emsal oluşturduğunu, bu nedenlerle öncelikle, huzurdaki davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddini, usulden ret talebinin yerinde görülmemesi halinde Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, neticeten huzurdaki haksız ve kötü niyetli davanın tüm talepler yönünden esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; TTK'nın 202/2 maddesi uyarınca, hakimiyetin hukuka aykırı kullanılması nedeniyle davacının payının satın alınması ve davacının dava dışı bağlı ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalı şirketin hakim ortağı olduğu dava dışı ....'nin █████/2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında davacının muhalefeti ile oyçokluğu ile alınan sermaye artırım kararının davalı hakim ortağın hakimiyetini kötüye kullanması niteliğinde olup olmadığı, davacının TTK'nın 202/2 maddesi uyarınca dava dışı bağlı ortaklıktaki paylarının gerçek değerinin tespiti ile payların tespit edilecek değerden satın alınmasını ve davacının bağlı ortaklıktan çıkarılmasını talep etmesi için gerekli koşulların oluşup oluşmadığı hususlarının tespitine ilişkindir. TTK'nın 202/2. maddesi "Hâkimiyetin uygulanması ile gerçekleştirilen ve bağlı şirket bakımından açıkça anlaşılabilir haklı bir sebebi bulunmayan, birleşme, bölünme, tür değiştirme, fesih, menkul kıymet çıkarılması ve önemli esas sözleşme değişikliği gibi işlemlerde, genel kurul kararına red oyu verip tutanağa geçirten veya yönetim kurulunun bu ve benzeri konulardaki kararlarına yazılı olarak itiraz eden pay sahipleri; hâkim teşebbüsten, zararlarının tazminini veya paylarının varsa en az borsa değeriyle, böyle bir değer bulunmuyorsa veya borsa değeri hakkaniyete uygun düşmüyorsa, gerçek değerle veya genel kabul gören bir yönteme göre belirlenecek bir değerle satın alınmasını mahkemeden isteyebilirler. Değer belirlenirken mahkeme kararına en yakın tarihteki veriler esas alınır. Tazminat veya payların satın alınmasını istem davası, genel kurul kararının verildiği veya yönetim kurulu kararının ilan edildiği tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar." hükmünü, TTK'nın 202/3. maddesi "İkinci fıkrada öngörülen dava açılınca, davacıların muhtemel zararlarını veya payların satın alma değerini karşılayan tutardaki paranın teminat olarak, mahkemece belirlenecek bir bankaya mahkeme adına yatırılmasına karar verilir. Teminat yatırılmadığı sürece genel kurul veya yönetim kurulu kararına ilişkin hiçbir işlem yapılamaz. Bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında öngörülen davaların kötüniyetle açılması hâlinde davalı, uğradığı zararın müteselsilen tazmin edilmesini ve mahkemeye teminat yatırılmasını davacılardan isteyebilir." hükmünü haizdir.Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun ..... Tarih ve ... E. - .... K. Sayılı ilamında da belirttiği üzere; davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Bundan başka, davacının dava açmakta hukukî bir yararının bulunması gerekir; yani, dava hakkı hukukî yarar ile sınırlıdır. Buna hukukî korunma (himaye) ihtiyacı da denir. Yani davacının mahkemeden hukukî korunma istemesinde, korunmaya değer bir yararı olmalıdır, aksi hâlde devletin mahkemelerini (davası ile) gereksiz yere uğraştıramaz.Hukukî yarar dava açıldığı anda var olmalıdır; ilerideki (müstakbel) bir yarar yeterli değildir. Bu nedenle, muaccel olmayan (müeccel) alacak için dava açılamaz; açılırsa, dava hukukî yarar yokluğundan (usulden) reddedilir. Fakat bu, alacağın muaccel hâle gelmesinden sonra yeniden dava edilmesine engel değildir. Aynı şekilde, açıldığı sırada belli olmayan, şüpheli veya ileride doğacağı beklenen bir yarar da hukukî yarar sayılmaz (.....; ....., .....).Davanın açıldığı sırada var olmayan “hukukî yararın” dava sırasında tamamlanması, mahkemenin “hukukî yarar” eksikliğinin tamamlanmasını beklemesi söz konusu olamaz. Çünkü, hukukî yarar dava şartı eksikliği ilgili tarafa belli bir süre verilerek taraf eylemi ile tamamlanabilecek bir dava şartı değildir. (.........).Hukukî yararın bulunması dava şartı, sadece dava açılırken değil, nihai karar verilinceye kadar mevcudiyetim devam ettirmelidir. (....).Davacının, davalı şirkette %7,8, dava dışı bağlı ortak ....'de %5,2 oranında pay sahibi olduğu, davalı şirketin bağlı ortağı ....'nin %73,4 hissesine sahip hakim ortağı olduğu, davacının bağlı ortaklık ....'nin 19.01.2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararın iptali istemiyle açtığı davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ve ... Karar sayılı kararında, 30.09.2022 tarihi itibariyle işletme sermayesinin yeterli olduğu, sermaye kaybının olmadığı, öte yandan Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 462. maddesinde belirtilen iç kaynaklardan oluşan unsurların sermayeye eklenmeden, sermayeye dönüştürülmeden sermaye taahhüt edilmesi yoluyla artırıma gidilemeyeceği, artırılması öngörülen miktarın sermayeye eklenecek iç kaynaklardan az olması nedeniyle nakdi sermaye taahhüdüne gidilmesinin yasal mevzuata uygun olmadığı, ... tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edilen gündemde 31.12.2022 tarihli tespitlerin yer almasının mümkün olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 19.01.2023 tarihindeki genel kurulunda alınan 4 nolu sermaye artırımı kararının iptaline karar verildiği, kararın istinaf edildiği ve Samsun BAM .... HD'nin ..... Esas, .... Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ..... HD'nin ..... Esas, .. Karar sayılı ilamı ile kararın onanmasına karar verildiği ve netice itibari ile kararın █████/2026 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesinde; davacı tarafın, davalı şirketin %73,4 oranında pay sahipliği ile hakim ortağı olduğu dava dışı bağlı ortaklık ....'nin █████/2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında davacının gerekçeli muhalefet şerhi bulunmasına rağmen davalı hakim ortağın hakimiyetini kötüye kullanması sonucunda oyçokluğu ile alınan ve dava dışı ....'de %5,2 oranında pay sahibi davacının dava dışı bağlı ortaklıktaki gerçek değerinin tespiti ile payların tespit edilecek değerden satın alınmasına ve davacının dava dışı bağlı ortaklıktan çıkarılması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafın davasına dayanak gösterilen █████/2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan ve davacı tarafın muhalefet şerhi bulunan 4 nolu sermaye artırım kararının iptali istemi ile açılan davanın kabulüne karar verildiği ve işbu davaya dayanak gösterilen sermaye artırım kararının iptaline ilişkin Mahkeme kararının kesinleştiği, bu halde TTK'nın 202/2 maddesi uyarınca işbu davanın açılmasında hukuki menfaatin bulunmadığı, 6100 sayılı HMK'nun 114/1-h maddesi gereğince davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunmasının dava şartı olduğu, aynı kanunun 115.maddesi gereğince mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı ve taraflarında her zaman ileri sürebileceği anlaşılmakla davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın 6100 sayılı HMK m. 114/1-h ve 115/2 gereği hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 427,60-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 3-Davalı tarafın kendisini vekille temsil ettiği görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,5-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafa iadesine,6-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip .... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza