Yargıtay, kadastroda mera olarak belirlenen ve niteliği itibarıyla zilyetlikle iktisabı mümkün olmayan taşınmaz hakkında tapu tescil talebini reddeden istinaf ve ilk derece mahkeme kararlarını hukuka uygun bularak onadı.
Özet: Davacılar, kadastro sırasında mera vasfıyla sınırlandırılan geniş bir taşınmazın belirli bir kısmının mera olmadığını ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla adlarına tescil edilmesi gerektiğini iddia etmiş; ancak ilk derece mahkemesi ve istinaf, yapılan keşif, bilirkişi raporları ve hava fotoğrafları incelemeleri sonucunda, bahse konu alanın taşlık, kayalık, dik yamaçlı ve tarımsal faaliyete elverişsiz doğal mera bitki örtüsüne sahip olduğunu, dolayısıyla özel mülkiyete konu edilemeyeceğini ve zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını belirterek davayı reddetmiş, Yüksek Mahkeme de bu kararı hukuka uygun bularak onamıştır.

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Kars Kadastro MahkemesiSAYISI : ███████ E., ███████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro sırasında, .. ili .. ilçesi .. köyü çalışma alanında bulanan 1 02... parsel sayılı 1.567.613,16 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kamu orta malı niteliğinde mera vasfıyla sınırlandırılmıştır.2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; 1 02... parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün mera olmadığı iddiası ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazın bir bölümünün davacılar adına tapuya tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı .. vekili davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Her ne kadar tespit ve mahalli bilirkişiler dava konusu yerin .. kalan taşınmaz olduğundan bahsetmiş olsalar da alınan bilirkişi raporlarına göre 1957 - 19 84... tarihli hava fotoğraflarının incelenmesinde tarla veya çayır olarak kullanılmadığı tespit edilmiş, ziraat raporuna göre de keşif tarihinde fiili zeminde toprak işlemesinin yapılmadığı, yamaç üzerinde bulunduğu, taşlarla kaplı olduğu, dik yamaçta olduğu, sabit kayaların olduğu, üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyet yapılmadığı, ayırıcı sınır olmadığı, civar arazilerle bütünlük arz ettiği, üzerinde yetişen meraya has bitkiler olduğu ve meyil itibarı ile mera vasfında olduğu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı ve özel mülkiyete konu edilebilecek arazilerden olmadığı, yine Mahkeme gözleminde de dava konusu olarak gösterilen yerin fen bilirkişisince (Z) harfi ile işaretlendiği, taşınmaz zemininin tamamen taş ve kayalıklarla kaplı olduğu üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyet yapılmadığı, üzerinde ziraatçı bilirkişi beyanı ile yabani bitki örtüsünün bulunduğu, gösterilen sınırlar itibarıyla çevresinden herhangi bir şekilde ayrım göstermediği ve bütünlük arz ettiği, dik bir eğime sahip olduğu, yabancı bitkilerin yanında mera bitki örtüsüne sahip olduğu" gerekçesiyle davanın reddine, taşınmazın tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına ve mera özel siciline kaydına karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde usul ve kanuna aykırılık görülmemesi ve dosya kapsamına, teknik bilirkişi raporlarına, keşif tutanağına yansıyan Mahkeme gözlemine ve özellikle taşınmaz bölümünün mera parseli ile çevrili olması ve ayırıcı unsur bulunmaması, taşınmaz bölümünün mera vasfında olması nedeniyle zilyetlikle iktisap edilmesinin mümkün bulunmaması" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesince kesinleşmemiş Mahkeme kararı esas alınarak, yeterli inceleme yapılmadan, gerekçesiz ret kararı verildiğini, alınan bilirkişi raporlarının yetersiz ve çelişkili olduğunu, dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmazın mahalli bilirkişi beyanlarından da anlaşıldığı üzere uzun yıllardır tarım arazisi olarak kullanıldığını ve halen davacıların zilyetliğinde bulunduğunu beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; dava konusu taşınmazın bir bölümünün mera ve zilyetlikle iktisap edilebilen taşınmazlardan olup olmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacılardan ayrı ayrı alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.