Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında görevli mahkemenin belirlenmesi ve ticari dava niteliği üzerine gerekçeli kararı.
Özet: Bu gerekçeli kararda, davacı şirket tarafından davalı gerçek kişiye eser sözleşmesi kapsamında ödenen ve davalının sözleşme yükümlülüğünü yerine getirmemesi üzerine feshedilen sözleşmeden kaynaklanan 249.990 TLlik alacağın iadesi talebiyle açılan davada, davacının iddiaları, davalının savunma yapmaması, bilirkişi raporuyla ödemelerin tespiti ve mahkemenin ticari davalara bakma görevi ile ilgili kapsamlı hukuki değerlendirmeleri sunulmaktadır.

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
HAKİM :.....
KATİP :.....
DAVACI : .....
VEKİLİ : Av. .....
DAVALI : .....
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2025
YAZIM TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf ile Müvekkil Şirket arasında, ..... yapımına ve teslimine ilişkin Eser Sözleşmesi imzalandığı, Sözleşme gereğince davalı tarafın imalat ve teslimini üstlendiği ...’u; Sözleşmede belirlenen 200.000,00TL peşin ödemenin/bedelin (09.03.2024 tarihinde 5.000,00TL ve 11.03.2024 tarihinde 195.000,00TL bankadan havale/eft) ve ayrıca malzeme için davalının talebi üzerine ödenen malzeme bedeli karşılığı 49.990,00TL’lik Pos Harcaması olmak üzere toplam 249.990,00,00TL ödemenin yapılmasına, Sözleşmede belirlenen süre sonu olan 30.04.2024 tarihinin fazlasıyla aşılmış olmasına rağmen imal edip teslim etmediği tüm ısrarlı taleplerine rağmen teslim etmeyeceğinin de açıkça anlaşıldığı, eser sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından Noter İhtarnamesi ile feshedildiği, Karşı tarafa ödenen 250.000,00TL’nin ihtar ile verilen süre sonu olan 22.07.2024 tarihinden itibaren işlemiş ticari avans faizi ile birlikte iadesi talep edildiği, ancak olumlu bir cevap alınamadığı, Arabuluculuk Başvurusu yapıldığı ancak yine olumlu bir netice alınamadığını belirtmişlerdir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı cevap dilekçesi vermemiştir.
DELİLLER:
█████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı ile davalı arasında bungalow yapım sözleşmesi imzalandığı, Sözleşme kapsamında davacıdan 200.000,00 TL kapora alındığının sözleşmede yazdığı, Söz konusu 200.000,00 TL kaporanın, dava dışı ... tarafından yine dava dışı ... banka hesabına "..... ev için kapora bedeli" açıklaması ile 09.03.2024 tarihinde 5.000,00 TL ve "..... ev sözleşmesi" açıklaması ile 11.03.2024 tarihinde 195.000,00 TL olmak üzere Toplam 200.000,00 TL gönderildiği, Yine dava dışı ...'a ait kredi kartından, sözleşme konusu bungalowda kullanılmak üzere davalı tarafından alınan malzemelerle ilgili 49.990,00 TL ödeme yapıldığı tespit edilmiş olup, ... tarafından yapılan toplam 249.990,00 TL ödemenin, davacı firma adına yapıldığı değerlendirildiği takdirde, davacının davalıdan 249.990,00 TL alacaklı olduğu, bu minvalde hukuki nitelendirme ve değerlendirmeler Sayın Mahkemenizin takdirlerine ait olmak üzere nihai takdirin yüksek mahkemede olacağını belirtmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, eser sözleşmesi karşılığı yapıldığı iddia edilen 249.990,00-TL'nin sözleşme gereğinin ifa edilmemesi sebebiyle davalıdan tahsili istemine yönelik alacak davasıdır.
Tacir olduğu konusunda hiçbir delil sunulmayan davalı gerçek kişi ile tacir olduğu tartışmasız olan davacı şirket arasında eser sözleşmesi kurulduğu ihtilaf konusu değildir.
6102 sayılı TTK.'nun 5. maddesinde █████/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı yasanın 2. maddesi ile yapılan değişiklik sonrası Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki daha önce iş bölümü şeklinde mevcut olan ilişki görev ilişkisine dönüştürüldüğü için artık █████/2012 tarihinden sonra açılan davalarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olup - olmadığını kendiliğinden değerlendirmesi yasal zorunluluk haline dönüşmüştür.
Özel hukuk alanında yapılacak yargılamalar sırasında uyulması gereken genel görev kuralları 6100 sayılı HMK 'da yer almaktadır. Bu yasanın 1. maddesi ile “Mahkemelerin görevlerinin ancak yasa ile düzenlenebileceği ve bu düzenlemenin de kamu düzenine ilişkin sayılması gerektiği” öngörülmüştür. Bunun doğal sonucu olarak taraflar ileri sürmese de mahkemelerin yargılamanın her aşamasında görevli olup olmadıklarını kendiliklerinden değerlendirmesi gerekmektedir. Bu genel düzenlemenin yanında bir de ticari hayatla ilgili düzenlemeler içen 6102 sayılı TTK mevcuttur. Ticaret yasamızın 3. maddesinde ticari işin tanımı yapılmış, 4. maddesinde ticari davaların neler olduğu sınırlı olarak sayıldıktan sonra, 5. maddesinde ise aksi kararlaştırılmadığı sürece tüm ticari davalar ile ilgili olarak Ticaret Mahkemelerinin görevli oldukları belirtilmiştir.
Ticaret Mahkemelerinin görev alanını ticari davalar oluşturuyor ise, ticari davaların hangileri olduğunu 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesine bakarak belirlemek zorunluluğu vardır. Bu madde de ise ticari dava;
1)Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri,
2-)Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın,
a)Ticaret Kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları,
b)Türk Medeni Kanunu'nun rehin karşılığı ödünç verme ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 maddelerinde,
c)6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun;
-Mal varlığının veya işletmenin devir alınması ile işletmelerin birleştirilmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203 maddelerinde,
-Rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447. maddelerinde,
-Yayın sözleşmesine ilişkin 515 ve 519. maddelerinde,
-Komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ve 545. maddelerinde,
-Ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547. ve 554. maddelerinde,
-Havale hakkındaki 555. ve 560. maddelerinde,
-Saklama sözleşmesini düzenleyen 561. ila 580. maddelerinde,
d)Fikri Mülkiyet Hukukuna dair mevzuatta,
e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen konulardan doğan hukuk davalarının TİCARİ DAVA ve ticari nitelikli çekişmesiz yargı işi sayılır, ancak hiçbir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale ve vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır şeklinde düzenlenmiştir.
Ticaret yasanın 5. maddesi ile “aksine hüküm olmayan hallerde, dava olunan şeyin değerine bakılmaksızın ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemelerinin bakması düzenlemesi getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereği TTK'nın 4. maddesinde düzenlenen ve ticari dava kapsamında sayılan uyuşmazlıkların ticaret mahkemelerinin görev alanını oluşturduğunu kabul etmek gerekir. Bu genel kuralın yanında uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemenin yer aldığı metinde bu konu ile ilgili uyuşmazlığın açıkça ticaret mahkemelerinde çözüleceği öngörülmüş ise (örneğin İİK'nun 171/4) ya da yasa ile bu yasa kapsamındaki işlerin ticari dava sayılacağı öngörülmüş ise (1163 sayılı yasanın 99. maddesi vb. gibi) bu yasadan kaynaklanan davaların da ticaret mahkemelerinin görev alanında olduklarını kabul etmek gerekecektir.
Somut olaya gelince; Davanın Ticaret Mahkemelerinin görev alanındaki ticari dava olarak kabul edilebilmeleri için yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği gibi tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen bir konudan kaynaklanması veya uyuşmazlığın her iki tarafının tacir ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir.
Davacı şirket ile davalı gerçek kişi arasındaki sözleşme TTK'da düzenlenmeyip, Borçlar Yasasında düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olması nedeni ile uyuşmazlığın Ticaret Kanununda düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın ticari dava olabilmesi için TTK nun 4/1 maddesi uyarınca davanın her iki tarafının da tacir olması ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir.
Davacı şirketin tacir olduğu tartışmasız olup, sözleşmenin karşı tarafı olan davalı gerçek kişinin ise tacir olduğu tartışmalıdır.
Tacir olduğu kabul edilen davacı şirket ile sözleşme imzalayan davalının tacir olması halinde uyuşmazlığın ticari dava olduğunu kabul etmek gerekecektir. Kimlerin tacir kimlerin esnaf ve kimlerin tüketici olduklarının yasal düzenlemeler dikkate alınarak belirlenmesi gerekmektedir. Davalı gerçek kişinin tacir olup olmadığının belirlenmesi için ..... █████/2024 tarihli cevabında davalının █████/2019 tarihinde iş başlamakla basit usul ticari kazanç yönünde vergilendirildiği, █████/2020 tarihinde ise mükellefiyetini terk ettiği belirtilmiştir. Bu durumda davalının tacir sayılabilmesi için VUK nun 177 maddesinde belirtilen ve her yıl Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenen alış satış ve iş hasılat tutarlarının bu miktar üzerinde olması gerekir. Davalının gerek sözleşme gerek dava tarihinde vergi mükellefi olmadığı, gerçek kişi tacir kaydı da bulunmadığı tespit edilmekle tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bu hali ile uyuşmazlığın bir tarafını oluşturan davalı tacir olmadığı için TTK nun 4/1 maddesi koşulları oluşmadığı, bu nedenle ticaret mahkemelerinin görevli olmadıkları kabul edilip, mahkememizin görevsizliğine ilişkin kararı verilmesi gerektiği kabul edilip, aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
HMK m.114/1-c, 115/2 uyarınca göreve ilişkin dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine,
..... Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduklarının tespitine,
Karar kesinleştiğinde ve süresinde başvuru olduğunda dava dosyasının görevli ..... öbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Süresi içerisinde görevli mahkemeye dava dosyasının gönderilmesi için başvuru yapılmaz ise dosyanın re'sen ele alınıp Mahkememiz tarafından açılmamış sayılması kararı verilmesine,
Yargılama harç ve giderleri hakkında görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,
Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dosyanın görevli mahkemede davaya devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK 331/2 maddesi gereğince bir karar verilmesine,
Dair, davacı vekili Av. ..... 'nun yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ..... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip .....
¸e-imzalıdır.
Hakim .....
¸e-imzalıdır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!