Nüfus kaydı bulunmayan muris adına yolsuz tescil iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı, mirasçıların katılımı ve eksik araştırma gerekliliği nedeniyle bozma kararı.
Özet: Bu karar, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasında, miras bırakanın nüfus kaydının eksikliği sebebiyle taşınmaz kaydının hatalı yapıldığı iddiasıyla açılan davada, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin hak düşürücü süreyi hatalı uygulayarak davayı reddetmesini incelemektedir; Yargıtay, davanın kadastro sonrası bir mülkiyet ihtilafı olduğunu belirterek hak düşürücü süreye tabi olmadığını, davanın tereke adına yürütülmesi için tüm mirasçıların katılımının sağlanması veya tereke temsilcisi atanması gerektiğini, ayrıca kadastro tutanağındaki vergi kaydı, nüfus kayıtları, zabıta araştırması ve keşif dahil detaylı bir inceleme yapılması gerektiğini vurgulayarak yerel mahkeme kararını bozmuştur.

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Davacı ...; ...'ın torunu olduğunu, muris ...'un ...'taki hükümet konağının yanmasından önce öldüğü için nüfus kaydının bulunmadığını, ... ilçesi, ... köyü 1 38... ve 1 40... parsel sayılı taşınmazların murisin nüfus kaydı bulunmadığı için ... oğlu ... olarak tescil edildiğini ileri sürerek kayıt maliki ... oğlu ...'ın 1943 yılında ölen ... olarak düzeltilmesini talep etmiştir.Davalı ... yargılama sırasında; davacının dedesinin kendi dedesi olmadığını, yakın akrabalığı bulunmadığını, dava konusu taşınmazların babasından kendisine kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince; davalı Tapu Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğundan, davalı ... yönünden de 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen kararın istinafı üzerine davacı vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 1 40... parsel sayılı taşınmazın 1937 tarihli 586 sayılı vergi kaydına istinaden irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle ... lakaplı 1330 ... doğumlu ... oğlu ... adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki; İlk Derece Mahkemesince ve Bölge Adliye Mahkemesince, davacının talebinin kadastro öncesi nedene dayandığı belirtilmişse de eldeki davada istek, kadastro öncesi hukuksal nedene ilişkin olmayıp tapulama tespitinden sonra ortaya çıkan bir hukuki durumla ilgili mülkiyet ihtilafı olduğundan, hak düşürücü süreye tabi bulunmadığı açıktır.Hal böyle olunca, Mahkemece öncelikle davacının talebinin murisi ...'ın adının düzeltilmesi suretiyle muris adına tescil istemi olduğu böylece davanın tereke adına açıldığı ve murisin tüm mirasçılarının davada yer almadıkları gözetilerek dava dışı mirasçıların iştirak halinde mülkiyet kuralları gereği davaya katılımının ya da olurunun sağlanması, dava dışı mirasçıların açılan davayı takip etmesi ya da olurunun alınması için bildirimde bulunulması, bunun mümkün olmaması durumunda iştirak halinde mülkiyet kuralları gereği, TMK'nın 640. maddesi uyarınca atanacak tereke temsilcisi aracılığı ile yargılamanın sürdürülmesi gerekir.Akabinde dava konusu taşınmazın kadastro tutanağında bahsi geçen vergi kaydının temin edilmesi, Nüfus müdürlüğünden, dava konusu taşınmazlın tapu kaydında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı ve özellikle kadastro tutanağında bahsi geçen ... lakaplı ...'ın kim olduğunun araştırılması akabinde mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişilerinden taşınmazın kim tarafından, ne zamandan beri kullanıldığının, ... lakaplı ...'ın kim olduğunun varsa vergi kaydında adı geçen kişilerin sorulması gerekirken açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Davacı vekilinin açıklanan nedenden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.