Tapu iptali ve tescil davasında, tereke temsilcisi atanması için verilen kesin sürenin müeyyidesi belirtilmediğinden, aktif husumet yokluğu kararı usulden bozulmuştur.
Özet: Yüksek Mahkeme, tapu iptali ve tescil talepli davada, ilk derece mahkemesinin aktif husumet yokluğu gerekçesiyle usulden verdiği ret kararını onayan bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur; zira ilk derece mahkemesi, terekeye temsilci atanması için davacıya kesin süre verirken bu sürenin kaçırılması halinde doğacak hukuki sonuçları ara kararında açıkça belirtmediği için, bu süreye hukuki sonuç bağlanmasının ve davanın usulden reddedilmesinin hatalı olduğuna hükmetmiştir.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 6. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı ... vekili; davalı ... tarafından Aksaray Tapu Müdürlüğü'ne karşı açılan tapu kaydında düzeltim davası sonucunda 52 03... ve 7 parsel sayılı taşınmazlarda ... oğlu ölü ... olarak geçen kişinin baba adının ... olarak düzeltilmesine karar verilip bu kararın kesinleştiğini ancak ... oğlu ölü ... olarak bahsi geçen kişinin kendi murisleri ... olduğunu, bu karara ilişkin yargılamanın iadesi talebinde bulunduklarını, Dairenin kararından tapu kaydında düzeltim davalarının kesin hüküm teşkil etmeyeceğinin belirtildiğini ileri sürerek Mahkeme kararının iptali ile 52 03... ve 7 parsel sayılı taşınmazlarda kayıt maliki ...'ın baba adının ... olarak düzeltilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili; davacının sadece Aksaray 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında tereke temsilcisi atandığını, eldeki davayı açma yetkisi bulunmadığını, Aksaray 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 15.05.2007 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla ... oğlu ölü ... olarak geçen kişinin baba adının ... olarak düzeltilmesine karar verilip bu kararın kesinleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesince, davacının terekeye ait taşınmazın tapu kaydının düzeltilmesi talebiyle dava açtığı, tapu kaydının düzeltilmesinde tüm mirasçıların menfeatinin bulunduğu, ön inceleme duruşmasında davacıya TMK 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması için duruşma gününe kadar süre verildiği, davacı vekilinin davacı ... adına davaya devam ettiği beyanında bulunduğu gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.Öncelikle belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Taraflar, davada avukat marifetiyle de temsil ediliyorsa da, aynı düzenleme ve ilkeler avukat için dahi geçerlidir. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği hakim tarafından hemen yerine getirilmelidir. Eldeki davada, İlk Derece Mahkemesince 17.06.2025 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı tarafa, "TMK 640. maddesi gereğince terekeye temsilci atanması için gerekli işlemleri yapmak üzere gelecek celseye kadar süre verilmesine, aksi takdirde davacının kendi adına açtığı davaya devam edilmesine," yönünde karar verildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince davacı tarafa kesin süre verilmişse de, kesin süre tayin edilen hallerde bu süre içerisinde yerine getirilmesi gereken hususun yerine getirilmemesi halinde müeyyidesinin ne olacağının da ara kararında açıkça belirtilmesi gerekmekte olup yasal koşulları taşımayan süreye hukuki sonuç bağlanması doğru değildir.Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen işlemler yapılmaksızın ve ilkeler gözardı edilerek sonuca gidilmiş olmasının doğru olduğu kabul edilemez. Davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.