Sanığın müdafi atamasından habersizliği ve kararın kendisine tebliğ edilmemesi nedeniyle kabul edilen temyiz incelemesinde, hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından verilen mahkûmiyet hükmü zamanaşımı nedeniyle bozulmuştur.
Özet: Bu karar, sanığa atanan müdafiden haberdar edilmemesi ve kararın sanığa tebliğ edilmemesi nedeniyle temyiz süresinin başlamadığına hükmederek, sanığın geç sunulan eski hale getirme ve temyiz istemini süresinde kabul etmiştir; esasa ilişkin incelemede ise sanığın iki farklı konutta hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından mahkumiyetine ilişkin hükmün, karar tarihi olan 16.05.2008den inceleme tarihine kadar geçen sürede 15 yıllık olağan zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle bozulmasına ve kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâliHÜKÜMLER : MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret16.05.2008 tarihli kararın, sanığın yokluğunda, sanık müdafiinin ise yüzüne karşı verildiği, ancak müdafii tarafından temyiz edilmediği anlaşılmış ise de, ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun, 18.03.2008 tarihli, 2008/9-7- 56... .05.2008 tarihli, ███████-101-113 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, kendisine müdafii atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, müdafie yapılan tefhim veya tebliğin kendisine bağlanan hukukî sonuçları doğurmayacağı; somut olayda, sanığın savunmasında tarafına avukat atanmasını talep ettiğine ilişkin bir beyanının bulunmamasının yanında 5271 sayılı Kanun'un 150/2 ve 150/3. maddelerinde sayılan zorunlu müdafi atamasını gerektirir bir durumun da bulunmadığı, yine sanığın atanan müdafiden haberinin bulunmadığı, kararın atanan müdafi tarafınca süresi içerisinde temyiz edilmediği gibi sanığa da tebliğ edilmediği, açıklanan nedenlerle karara karşı temyiz süresinin, kısa kararın sanık müdafiine tebliğinden itibaren başlamayacağı ve bu haliyle sanığın talebi üzerine gerekçeli kararın tarafına tebliğini takiben sunduğu 29.07.2025 tarihli eski hâle getirme ve temyiz isteminin yerinde ve süresinde olduğu kabul edilerek ve eski hale getirme isteği hakkındaki karar verme yetkisinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 42/1. maddesi uyarınca Yargıtayın ilgili dairesine ait olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanığın, yanında hakkındaki hüküm kesinleşen hükümlü ... ile birlikte, gece saatlerinde önce şikayetçi ...’ın ikamet ettiği daireye girerek bir kısım eşya çalması ve peşine şikâyetçi ...’nin ikamet ettiği daireye girerek buradan da bir kısım eşya çalması şeklindeki eyleminin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun iki kez 142/1-b, 143, 116/4, 119/1-c. maddelerinde düzenlenen hırsızlık ile konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarını oluşturduğu, bu suçlar için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66/1-d ve 66/4. maddelerine göre hesaplanan 15 yıllık olağan zamanaşımının, sanık hakkında mahkûmiyet kararının verildiği 16.05.2008 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yeniden görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.