Haksız fesih, işe iade kararına rağmen işe başlatmama ve SGK çıkış kodu 29 ile itibar zedelenmesi nedeniyle maddi-manevi tazminat talebinin reddine ilişkin temyiz.
Özet: Davacı, 2016 darbe girişimi sonrası haksız yere feshedilen iş sözleşmesi ve "Kod 29" ile çıkışı nedeniyle işe iade davasını kazanmasına rağmen işe başlatılmayarak maddi ve manevi zarara uğradığını iddia etmiştir. İlk derece ve bölge adliye mahkemeleri, işe iade sonrası yasal alacakların ödendiği ve fesih dışında ayrıca kişilik hakkı ihlali bulunmadığı gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat taleplerini reddetmiştir. Davacı vekili ise, Anayasa Mahkemesi kararlarını emsal göstererek, işverenin dayanaksız isnatlarının hukuka aykırı olduğunu ve kişilik haklarını ihlal ettiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 29. İş MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 10.06.2013-19.08.2016 tarihleri arasında davalı nezdinde destek ve inşaat ihtisas müdürü olarak çalıştığını, 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe girişimi sonrasında iş sözleşmesinin davalı tarafça hiçbir neden belirtilmeden feshedildiğini, işe iade talebi ile açtıkları davada Adana 7. İş Mahkemesince yapılan yargılamada davanın kabulüne karar verildiğini ve bu kararın istinaf incelemesi neticesinde kesinleştiğini, davacının kesinleşen işe iade kararına rağmen işe başlatılmadığını, davalı tarafça işten ayrılış kodu olarak Kod 29 (işveren tarafından ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranış nedeni ile iş akdinin feshi) bildirilmesi sebebiyle müvekkilinin kesinleşen işe iade kararına kadar iş bulamadığını, işsizlik ödeneğinden de yararlanamadığını; ayrıca davalı Şirketin müvekkilinin hak kazandığı kıdem ve ihbar tazminatını ödeme sorumluluğunun sözleşmeyi haksız nedenle feshettiği 26.08.2016 tarihinde başlamasına rağmen yargılamada geçen süre sonucunda müvekkile tazminatlarının ödenmemesinin müvekkilinin munzam zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, davalı Şirketin haksız fiili sonucu müvekkilinin birikimlerini harcadığını, kirada oturduğu evinden çıkarak anne ve babasının yanına taşındığını ve iki arabasını da satmak zorunda kaldığını, bu nedenle maddi zarara uğradığını; diğer yandan müvekkilinin iş hayatındaki itibarının zedelenmesi, ithamlar nedeniyle sosyal hayatından kopması, arkadaşları tarafından dışlanması, eşiyle sorunlar yaşaması ve sair nedenlerle yaşadığı manevi sıkıntının da tazmini gerektiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat taleplerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, işverenin iş sözleşmesini şüphe feshi gerekçesi ile feshettiğini, işverenin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının müvekkilince bildirilen işten çıkış kodu nedeniyle işe giremediği iddiasının farazi olduğunu, yine bu nedenle işsizlik ödeneğine hak kazanamadığı iddiası ile tazminat taleplerinin yasal temele dayanmadığını, davacı tarafın yargılamanın uzunluğu, munzam zarar ve enflasyon nedeniyle kayıplarının işbu dava yoluyla ileri sürülmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının işe iade kararında hükmedilen iş güvencesi tazminatı ve boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı ile kıdem ve ihbar tazminatının ödendiği, davacı tarafından haksız fesih nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zarar talep edilmiş ise de davacı tarafından davalı işverene haksız fesih dışında isnat edilen haksız bir eylem bulunmadığı, davalı işverinin faaliyet alanı da dikkate alınarak davacının maddi ve manevi tazminat talebinin şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça açılan işe iade istemli davanın yapılan incelemesinde davacının terör örgütlerine, yapılarına, oluşumlarına üye olma ya da bunlara mensubiyetin veya iltisakın bulunduğuna dair delil bulunmaması nedeniyle feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine karar verildiği, karar sonrası davacının işe başlatılmadığı, boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı ile ve iş güvencesi tazminatı ile feshe bağlı alacaklarının ödendiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, Anayasa Mahkemesinin 22.11.2023 tarihli ve ██████████ başvuru numaralı kararı da dikkate alındığında fesih dışında davacının manevi haklarının ihlal edildiğine ilişkin delil bulunmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararının yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Anayasa Mahkemesinin 03.06.2025 tarihli, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı dikkate alındığında somut delil olmaksızın işverence yapılan bu tür isnatların hukuka aykırılığını ve kişilik haklarını ihlal ettiğinin kabul edilmesi gerektiğini, 2. Eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucunda verilen kararın hatalı olduğunu, 3. Davalı şirketin, müvekkilin hakkı olan tazminat alacaklarını beş yılı aşkın yargılama süreci sonucu sadece ana paraya faiz işletilerek ödemesinin müvekkilin parasının satın alma gücünde önemli ölçüde düşme meydana getirerek munzam zarara uğramasına yol açtığını, 4. Dava dilekçesinde belirtildiği şekilde müvekkilinin maddi zarara uğradığı hususu ile tarafına yüklenen ithamlar nedeniyle yaşadığı acı ve elem nedeniyle manevi zararının olduğu hususunun tüm dosya kapsamı ile sabit olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığı hususuna ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.