Sigorta şirketinin kasko ödemesi sonrası halefiyetle finansal kiralama sözleşmeli aracın sebep olduğu trafik kazası hasar tazminatının tahsili için açtığı itirazın iptali davası.
Özet: Bir sigorta şirketi, karıştığı kazada sigortalısına ödediği 84.805,30 TL tutarındaki hasar bedelini rücuen tahsil etmek amacıyla başlattığı icra takibine, karşı taraf finansal kiralama şirketinin yaptığı itirazın iptalini talep ederken; davacı, kazaya karışan diğer aracın sürücüsünün kusurlu olduğunu ve sigortalısının haklarına halefiyet ilkesi gereği tazminat talep ettiğini belirtmektedir. Davalı finansal kiralama şirketi ise, finansal kiralama sözleşmeleri kapsamında aracın tüm hukuki ve cezai sorumluluğunun kiracıya ait olduğunu, kendisinin yalnızca finansman sağlayan konumunda bulunduğunu ve bu nedenle davanın kendi yönünden reddedilmesi gerektiğini savunmaktadır.

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : █████████
KARAR NO : ████████
DAVA : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; 09-09-2022 / 09-09-2023 tarihlerinde geçerli olan ---. Nezdinde ---- poliçe numarası ile Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ---- plaka sayılı aracın ---- sevk ve idaresinde bulunduğu sırada ------ maliki/işleteni olduğu ve --- tarafından kiralanmış olan ---- plakalı aracın sürücüsünün kazaya sebebiyet vermek suretiyle kusurlu davrandığını, ----. davaya konu kaza sebebiyle sigortalı araçta meydana gelen hasar kapsamında sigortalısına hasar tazminat ödemesinde bulunduğunu, bu kazanın oluşumunda---- plaka sayılı aracın sürücüsünün, müvekkili şirket nezdinde sigortalı bulunan aracın kaza yapmasına sebebiyet vermek suretiyle kusurlu davrandığını, 24.01.2024 tarihli mezkur kazada ---- plakalı aracın çarpması sonucu sigortalı aracın hasar gördüğünü, bu kapsamda sigortalı araçta meydana gelen zararların Kasko Sigorta Poliçesi çerçevesinde teminat dahilinde olup, sigortalı aracın 84.805,30 TL 'lik hasarı, müvekkil -----. tarafından karşılandığını, somut uyuşmazlıkta görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, her ne kadar davacı da davalı da tacir ise de davalı müvekkili şirket konu dosyayı halef sıfatıyla üstlenerek bedeli talep ettiğinden görevli mahkemenin Asliye hukuk mahkemeleri olması gerektiğini, zira sigortalının tacir olmadığını, motorlu araç kazalarından doğan hukuki sorumluluk için kesin yetki kuralı bulunmadığını, dolayısıyla davanın açılacağı yetkili mahkeme bakımından seçimlik hak bulunduğunu, yasal takip ---- İcra Dairelerinde açıldığını, 24.01.2023 tarihinde, müvekkili sigorta şirketi ---- kaza sebebiyle hasar gördüğünü, müvekkili sigorta şirketi sigortalısına yaptığı hasar ödemesi ile sigortalısının haklarına halef olduğunu, somut olayda Müvekkil şirket ile sigortalı arasında hukuken geçerli bir sigorta sözleşmesi mevcut olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin dava konusu kaza kapsamında sigortalısına 84.805,30 TL hasar ödemesinde bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; davacı müvekkil ile davalılar arasında bulunan borç ilişkisinin varlığı dava dilekçemiz ekinde sunmuş olduğumuz deliller ile sübut etmiş olup, fazlaya ilişkin hak ve alacaklarımız saklı kalmak kaydı ile, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine yapmış olduğu itirazının mevcut borç ilişkisi sebebi ile iptali ile ödeme tarihinden itibaren faiziyle takibin devamına karar verilmesine, borçlunun mal kaçırma ve adres değiştirme ihtimali bulunduğundan borçlu---- aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesine, başlatılan icra takibine kötü niyetli olarak itiraz ettikleri açık olan borçlular -----aleyhine % 20 den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ----- Şirketi vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın taleplerinin açıkça yasa ve usule aykırı olup, kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili ile diğer davalı ---- arasında ----- yevmiye numaralı ve 17.11.2021 tarihli Düzenleme Şeklinde Finansal Kiralama Sözleşmesi ile ----- yevmiye numaralı ve 23.11.2021 tarihli Finansal Kiralama Sözleşmesinin Tadiline Dair Protokol ve 18.8.2022 tarihli Finansal Kiralama Sözleşmesinin Tadiline Dair 3 Numaralı Protokol, 21.12.2022 tarihli Finansal Kiralama Sözleşmesi, 08.05.2023 tarihli Finansal Kiralama Sözleşmesi, 29.05.2023 tarihli Finansal Kiralama Sözleşmesi (“Sözleşmeler”); buna göre; her ne kadar araç maliki Banka olsa dahi, Banka yalnızca finansman sağlayan sıfatına haiz olup, Sözleşmeler’de açıkça düzenlendiği üzere araç ile ilgili üçüncü kişilere, mallara, eşyalara, çevreye ve doğaya verilecek her tür, cins, nitelik ve derecedeki hasar ve zarar ile birlikte ancak bunlarla kısıtlı olmamak üzere hukuki ve cezai bütün sorumluluk tamamen ---- ait olduğunu, öte yandan; davacı ve müvekkili şirket arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi mevcut olmadığını, davacının aracına çarptığını iddia ettiği araç yönünden de ----- firması ile müvekkil şirket arasında akdedilen sözleşme gereğince tüm sorumluluğun ---- olduğunun düzenlendiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin, davacının talep ettiği alacaklardan kaynaklanan sorumluluğunun bulunmadığını, uzun süreli kira ilişkisi ile işleten sıfatının kiracıya geçtiğini ispat eden, malikin sorumluluğunun doğmayacağına ve araç malikinin hakimiyetinin kalktığı durumlarda meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluğuna gidilemeyeceğine dair kararlar kapsamında davanın müvekkili yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, özellikle vurgulamak isteriz ki; müvekkil aleyhine başlatılan icra takibine, takip tutarına, faiz ve faiz türüne, takibin tüm ferilerine itirazlarını tekrarla; davacının icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle usule ilişkin itirazları gereğince müvekkili şirket yönünden usulden, aksi halde esastan reddine, davacı aleyhine alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, davanın---- Şirketi’ne ihbarına karar verilmesini talep etmiştir .
Davalı ----- Şirketi vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin-----Şirketi'ne Uzun Süreli Araç Kiralama Sözleşmesi ile kiraya verdiğini ve işleten sıfatını yitirdiğini, huzurda görülen davada davanın muhatabının müvekkili şirket olmadığını, zira müvekkili şirketin kazaya konu aracın maliki olup ancak işleteni olmadığını, müvekkili şirketin, ---- Şirketi'nden kiraladığı söz konusu aracı ----- Şirketi'ne kiraya verdiğini, KTK 3. ve 85. maddeleri uyarınca işleten kiracı olduğundan, müvekkili şirket açısından işbu davanın husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini,----Şirketi'nin aracın işleteni olması sebebiyle davanın muhatabı söz konusu bu kiracı şirket olduğunu, işleten kiracı olduğundan, müvekkili ---- açısından davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkili şirketten araç kiralayan kiracının işleten sıfatını haiz olduğu ve müvekkili şirketin hiçbir şekilde sorumlu tutulamayacağı, tazminat taleplerine muhatap olamayacağının açık olduğunu, husumet yöneltilecek olan müvekkil şirket değil, müvekkil şirketten araç kiralayan kiracı şirket olduğunu, davacının istemlerinin tümüyle dayanaksız, ispatsız ve fahiş nitelikte olduğunu, kazaya karışan dava konusu araç müvekkil şirket ---- tarafından----- uzun süreli olarak kiraya verildiği için hem yasa hem de Yargıtay kararları gereğince araç işletenin------olması nedeniyle araçta meydana gelebilecek her türlü kaza ve bundan kaynaklanacak maddi ve manevi zararlar ve her türlü cezalardan kiracı----- sorumlu olduğunu, müvekkili şirket araç kiralama sektöründe önde gelen firmalardan olup, başarısını hukuka ve mevzuata uygun bir şekilde yürütmesine borçlu olduğunu, davacının ihtiyati haciz talebinin reddi gerektiğini belirterek ------ plakalı araca ilişkin 24.01.2024 tarihli emniyet kabis kayıtlarının celbine, müvekkili şirket bakımından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davanın, --- adresinde mukim-----ihbarına, tüm beyanları doğrultusunda davacının haksız davasının ve taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir. HMK.'nun 115/1.maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK.nun 114/c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 26.06.2012 tarihli 6335 sayılı Yasanın 2.maddesiyle değiştirilen TTK.5.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, ticaret mahkemesi ile diğer mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.Ticari davalar TTK.4.maddesinde sayılmıştır. Buna göre her iki tarafın tacir olması halinde davanın konusuna bakılmaksızın dava nispi ticari dava olarak mahkememizin görevi alanında olacaktır. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava söz konusu olup mahkememizin görev alanı içinde kalacaktır.Dosyanın incelenmesinde; dava davacı sigorta şirketinin kasko poliçesi kapsamında sigortalısına ödediği bedelin davalılara rücu için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi davayı sigortalısına yaptığı ödeme doğrultusunda halefiyet gereği açmış olup, bu durumda, sigortalısı hangi mahkemede dava açabilecek idiyse sigorta şirketi de o mahkemede dava açabilecektir. Dava haksız filden kaynaklanmakta olup, mutlak ticari davalardan değildir. Davacı sigortalısı gerçek kişi olup, araç ticari değildir. Davalının tacir olması tek başına davayı nisbi ticari dava yapmayacağından davaya bakma görevi genel görevli mahkemeler olan asliye hukuk mahkemelerine aittir. Bu nedenle mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ---- NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere ---- Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2.maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair karar, tarafların yokluğunda, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak incelenen dosya üzerinden karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!