Bölge adliye mahkemesinin bankamatik kartı ve şifre kullanılarak işlenen hırsızlık suçunda verdiği mahkûmiyet kararının, yetersiz delil ve şüpheden sanık yararlanır ilkesiyle temyizen bozulması talebi.
Özet: Bu hukuki evrak, hırsızlık suçundan verilen istinaf ret kararına karşı sanık müdafiilerinin temyiz başvurularını ele almaktadır; müdafiiler, sanıkların bankamatik kartı ve şifresi kullanılarak yapılan para çekme işlemlerinin sanığın suçu işlediğine kesin delil oluşturmadığını, kartın kaybolduğu, çalındığı veya şifrenin kart üzerinde yazılı olduğu iddialarını, kamera kayıt eksikliklerini, mağdurun zararının karşılandığını ve başka talebi olmadığını, yeterli ve inandırıcı kanıt bulunmadığını, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat edilmesi gerektiğini savunurken, bölge adliye mahkemesinin sanıkların hesabına havale edilen paraların bankamatik kartı ve şifreleriyle çekildiğini ve eylemlerin nitelikli hırsızlık kapsamında olduğunu tespit ettiği önceki kararına yönelik itirazları içermektedir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onamaİlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin; sanığa ait bankamatik kartı ve şifresi kullanılmak suretiyle para çekilmesi ve şifrenin kişiye özel bilgi olması durumunun sanığın üzerine atılı suçu işlediği anlamına gelmeyeceğine, zira bankadan gelen yazıda da belirtildiği üzere şikâyetçinin de kişiye özel bilgileri kullanılmak suretiyle kendisinin bilgisi dışında işlem yapıldığına, sanığın hesabına gönderilen havale işlemi sonrası bankamatik kartı kullanılmak suretiyle gerçekleştirilen işlemlere ait kamera kayıtlarına ulaşılamadığına, sanığın savunmasında bankamatik kartını kaybettiğini beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmediğine, mahkûmiyete yeter, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğine, suçu kabul anlamına gelmemekle birlikte sanığın şikâyetçiye zararını karşılama teklifinde bulunduğuna, zararı banka tarafından karşılanan şikâyetçinin de bu hususta herhangi bir talebi olmadığına, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararının bozulmasına, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin; sanığın hesabına gönderilen havale işlemi sonrası sanığın bankamatik kartını kullanarak işlemleri gerçekleştirdiğine dair herhangi bir somut delil mevcut olmadığına, sanığın alınan savunmasında üzerine atılı suçu işlemediğini beyan ettiğine, mahkûmiyete yeter, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğine, yalnızca sanığın özel bilgi niteliğindeki kart şifresi ile işlem yapılmasına dayanılarak hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın bozulmasına, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin; ''sanığın cüzdanını çalıştığı mağazada unuttuğuna, mağazadaki mesai arkadaşının sanığın iki kartını çaldığına, kart şifresinin kart üzerinde yazdığına, sanığın farklı banklardan çeşitli kartlar kullanması nedeniyle iki kartını kaybettiğini uzun süre sonra fark ettiğine, sanığın çalınan kartıyla başka işlemler de yapıldığına, bu olayla ilgili yapılan yargılamada beraatine karar verildiğine ve kararın kesinleştiğine, dosya kapsamında sanığın savunmasının aksini ispatlayan delil bulunmadığına, sanığın mahkûmiyetine yeter kesin ve inandırıcı delil olmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın bozularak sanığın beraatine karar verilmesine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul Anadolu 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2020 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı dosyasında verilen beraat hükmüne yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 18.05.2021 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile “Müştekinin hesabından sanıkların hesabına havale edilen paraların sanıklara ait bankamatik kartı ve şifresi kullanılmak suretiyle çekildiği, sanıkların eylemlerinin sabit olduğu, ayrıca söz konusu havale işlemlerinin █████/2017 - █████/2017 günü saat 23. 51... .33 saatleri arasında yapıldığı, sanıkların eylemlerinin TCK'nun 142/2-e, 143/1 maddeleri kapsamında kaldığı, TCK'nun 143/1.maddesi uyarınca sanıklara CMK'nun 226.maddesi gereğince ek savunma hakkı da tanınarak sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekirken bu husus gözetilmeksizin hüküm kurulduğundan'' bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, ████████ Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve ██████████ sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 18.05.2021 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul Anadolu 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.12.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.