Kadastro kesinleşmesinden on yıl sonra açılan, hak düşürücü süre nedeniyle reddedilen tapu iptali ve tescil davasına ilişkin istinaf ve temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, 1990da kesinleşen tesis kadastrosunda hata iddiasıyla tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuş, ancak ilk derece mahkemesi ve istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesi, davanın aslında mülkiyet uyuşmazlığına ilişkin olduğunu ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun öngördüğü 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle zaman aşımına uğradığını tespit etmiştir; zira yenileme kadastrosu gibi teknik düzenlemeler mülkiyete yönelik itirazlar için yeni bir hak düşürücü süre başlatmaz.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sonucunda, .. ili .. ilçesi .. köyü çalışma alanında bulunan 1888 parsel sayılı 13.350,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla davalı adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin eski 1889 parsel yeni 4 18... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının da dava konusu taşınmazın maliki olduğunu, müvekkillerinin taşınmazını sabit sınırlarla kullandıklarını, tesis kadastrosunda hata yapıldığını, uygulama kadastrosu ile düzeltilebilecekken düzeltilmediğini belirterek, uygulama kadastrosu ile oluşan tespitin iptalini kadimden beri mevcut olan kullanım durumuna göre düzeltilmesini ve tapuya tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkeme yönünden itirazlarının olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, esas yönden de davanın reddedilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Denizli Kadastro Mahkemesi tarafından Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin ████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamında; ''... dava konusu (A) ve (C) bölümleri yönünden yapılan değerlendirme sonucunda ise uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin olarak, sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek; uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarını yeniden üreterek tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılmasını sağlamak ve bu surette 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun öngördüğü tapu sicilini sağlıklı ve güvenilir hale getirmek olup, uygulama kadastrosu sırasında mülkiyete ilişkin tartışmalar gündeme getirilemeyeceğinden ve kadastro komisyonlarınca bu konularda inceleme, değerlendirme ve tespit yapılamayacağından, dava, askı ilân süresi içinde açılmış olmakla birlikte talep, uygulama kadastrosunun amaç ve kapsamına uygun değilse, kadastro mahkemesi görevsiz olduğu ...'' yönünde yapılan tespite istinaden mülkiyet uyuşmazlığına konu olan (A) ve (C) kısımları yönünden görevsizlik kararı verildiği, somut olayda dosyada mevcut kadastro tutanakları ve alınan tüm raporların incelenmesinde; davaya konu edilen 4 18... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro çalışmalarının 1988 yılında tamamlandığı, 13.02.1990 tarihinde ise kesinleştiği, 07.09.2018 tarihinde ise yenileme kadastrosunun yapıldığının anlaşıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3. maddesi gereği eldeki davanın on yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 12.02.2019 tarihinde açıldığı" gerekçesiyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın, davacılar vekilince sunulan istinaf dilekçesinde ileri sürüldüğünün aksine 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi uyarınca açılmış bir dava olmadığı, dava dilekçesindeki anlatım ve dosya kapsamına göre, kadastro öncesi sebeplere dayanılarak açılan tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olduğu, İlk Derece Mahkemesince bu doğrultuda yapılan dava nitelemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davanın, dava konusu (A) ve (C) harfli taşınmaz bölümlerinin içerisinde bulunduğu ve davalı adına tapuda kayıtlı bununan 4 18... parselin tesis kadastrosu tespitinin kesinleştiği tarih olan 13.02.1990 tarihinden başlayan 10 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra olmak üzere 12.02.2019 tarihinde açıldığı; taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması taşınmazın mülkiyetine yönelik olmayıp yalnızca sınır ve yüzölçümde yapılan hataların düzeltilmesine yönelik bir çalışma olması nedeniyle davaya konu tesis kadastrosu çalışmasına itiraz yönünden yeni bir süre başlatmasının mümkün olmadığı, İlk Derece Mahkemesince de davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmiş olunmasının yerinde olduğu, ancak istinafa konu kararın gerekçesinde "... Somut olayımızda dosyada mevcut kadastro tutanakları ve alınan tüm raporların incelenmesinde; davaya konu edilen 4 18... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro çalışmalarının 1988 yılında tamamlandığı, 13.02.1990 tarihinde ise kesinleştiği, 07.09.2018 tarihinde ise yenileme kadastrosunun yapıldığı anlaşılmıştır ..." şeklinde yapılan hatalı değerlendirme sonucunda dava konusu parselin davalıya ait 4 18... parsel sayılı taşınmaz değil, davacıların paydaşı oldukları ve dolayısıyla davacılar adına paylı olarak tapuda kayıtlı bulunan ve bu nedenle dava konusu olmayan 4 18... parsel sayılı taşınmazın dava konusu taşınmaz olarak belirtilerek, dava konusu olmayan bu parsel hakkında hak düşürücü süre nedeniyle ret hükmü kurulmuş olunmasının doğru olmadığı, birden fazla davacı olduğu halde hükmün 2, 3 ve 4 numaralı bentlerinde "davacı" ifadesi kullanılmasının da isabetsiz olduğu, yargılama giderlerine yönelik hükmün infazı sırasında tereddüte neden olabilecek nitelikte olduğu" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesinin son fıkrasına konu işbu davalarda aynı Kanun'un 12/3. maddesi uygulanamaz dediği halde İlk Derece Mahkemesince açık hata yapıldığını, davanın niteliğinin tespit edilmediğini ve İlk Derece Mahkemesince uygulanacak madde konusunda kanuna karşı açık hata yapıldığını, davanın tapu iptali ve tescil davası olmayıp 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi gereğince açılmış bir dava olduğunu, İlk Derece Mahkemesince deliller toplanmadan ve keşif yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kadastro öncesi nedene dayalı dava konusu taşınmazda iddia edilen yerin davacılara ait olup olmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!