Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, 3.000.000 USD bedelli kambiyo senedinin sahteliği ve şirket imza yetkisi tartışması hakkında menfi tespit ve alacak davası.
Özet: Davacı şirket, hakkında yürütülen icra takibine konu 3.000.000 USD bedelli senedin sahte olduğunu, üzerindeki imzanın şirket eski çalışanına ait olmadığını veya yetkisiz imzalandığını ve çift imza kuralına aykırı olduğunu iddia ederek menfi tespit talep ederken; davalı, senedi imzalayan eski çalışanın şirket yönetim kurulundan alınmış, borç senedi imzalamaya yetkili genel vekaletnameye sahip olduğunu ve şirketin mali sıkıntıları nedeniyle bu borcu aldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : █████/2018
BİRLEŞEN DAVA KARAR
TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan), Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE; Davacı vekili, "Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı takibe konu 3.000.000 USD bedelli senedin sahte olarak düzenlendiğini, şirketin eski çalışanları dava dışı ... ve davalının birlikte hareket ederek sahte senet tanzim ettiklerini, bu konuda Bakırköy ... İcra Hukuk mahkemesinde ... sayılı dosya üzerinden dava açtıklarını, ayrıca Bakırköy CBS ... E.sayılı şikayette bulunduklarını, şirket eski çalışanı olan davalı ...'un şirkete bu kadar büyük bedelle borç vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, senetteki imzanın şirket eski çalışanı .... 'na ait olmadığının bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, bir an için böyle olduğu kabul edilseydi dahi mürekkep ve imza yaşı raporuna göre analiz tarihi olan 3 Nisan 2018 den yaklaşık 18 - 24 ay önce düzenlediği belirlenen senet tanzim tarihinde bu kişinin yetkili olmadığını, müvekkilinin davalıya hiçbir borcu olmadığının, bağımsız denetim raporuyla da belli olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin çift yönetici imzası ile temsil edilebildiğini, tek imzanın şirketi bağlamayacağını" iddia ile HMK'nın 209/1 maddesi gereğince dava konusu senede dayalı Bakırköy ... icra Müdürlüğünün ... E.sayılı icra takibinin teminatsız olarak tedbiren durulmasını, şirketin çift imza ile temsil edilebilmesi ve senetteki imzanın sahte olması nedeniyle takibe konu 06.03.2013 tanzim, 03.06.2015 vade tarihli 3.000.000 USD bedelli senet ve bu senetle ilgili Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE; Davacının mahkemeyi yanıltmak amacıyla senedin imzalandığı dönemden sonraki tarihlere ait imza sirkülerini dosyaya koymadığını, imza sirkülerinin tamamı davanın konusunun dışında olduğu, Çünkü senedin imza tarihi 06.03.2013 olup, davacının beyan ettiği, sirkülerin tarihi 12 Nisan 2013 ve sonraki tarihleri kapsadığını, Ayrıca senedin üzerinde imzası bulunan ...'na borçlanma tarihten sonra Yönetim Kurulu üyeleri ... ve ... tarafından 19 Nisan 2013 tarihli Bakırköy .... Noterliği'nden .... yevmiye numaralı vekaletname örneğini de ibraz ettiklerini, sunmuş oldukları veckaletnamede Davacı-borçlu ... A.Ş. nin davacı vekili Av.... vekaleti veren yönetim kurulu üyelerinden birisi olmasına rağmen vekaletnameyi gizlemiş olduğunu, davacının ileri sürdüğü sebeplerin hiç birinin doğru olmadığını ve gerçeği yansıtmadığını, Şöyle ki: şirket her ne kadar çift imza ilc temsil ve ilzam edilmekteyse de ÇİFT İMZALI Şirket yöneticileri tarafından şirkeli münferide temsil ve ilzam için Bakırköy .... Noterliği'nin █████/2009 Tarihli ... Yevmiye sayılı vekaletnamesi ile, senedin üzerinde imzası olan ... 'na o tarihte yetkili olan yönetim kurulu üyeleri ... Ve .... tarafından genel vekalet verilmiş olunduğunu, vekalet suretinin ekte sunulduğunu, Vekalet incelendiğinde vekilin “Borç Ve Kefalet Senedi İmzalamaya” etkisinin olduğunun görüldüğünü Genel Ahzu Kabza yetkili bir vekaletname olduğunu, dolayısıyla senet üzerinde imzası bulunan ... şirket adına borçlanmaya yetkili olduğunu, senedin tanzim edildiği tarih olan 06.03.2013 tarihinde ... bir takım maddi sıkıntılar çektiği için davalı şirket, müvekkilinden nakden borç para aldığını, müvekkilinin böyle bir parayı verecek ekonomik duruma sahip olmadığına ilişkin söylemleri kabul etmediklerini, 06.03.2013 tarihli 8772 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde Yönetim Kurulu üyesi olarak senedi imzalayan kişiye verilen vekaletnamc dayanağında aynı yönetim kurulu üyeleri görevde olduğunu (Alaattin Şener- Mahmut Kemal Aydım), isimleri gerek 06.08.2012 tarihli 8172 sayılı Türkiye Ticaret Sicili gazetesinde Gerekse senedin imzalandığı tarihe ilişkin Ticaret Sicili Gazetesinde de aynı isimler geçtiğini, şirketi temsil ve ilzama yetkili icracı üyelerde değişmediğini, Yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı, yargılamanın yapılarak ve öne sürdükleri delillerin toplanarak açılan hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili ÖZETLE; Müvekkilinin serbest muhasebeci mali müşavir olduğunu, mevzuat gereği gerekli lisanslara sahip olan finans ve mail işler uzmanı olduğunu, 1998 ve 2006 yılları arasında dava borçlu şirket iştiraklerinden ... aletleri A.Ş. firmasında finans ve mali işler sorumlusu olarak çalıştığını, müvekkilinin finans ve yatırım alanındaki birikimlerini borsada değerlendirdiğini, davalı borçlu şirket ... İstanbulda işlem göre hisselerine yaptığını, hisse senedi bedelinin 17.634.120,23 TL olduğunu, müvekkilinin şirketin içerisinde bulunduğunu, 2013 yılında kurucu ....'in de vefatıyla grubun içerisine düştüğü ekonomik sıkıntılara da şahit olduğunu, müvekkilinin çalıştığı şirkete vefa uygusu, içerisinde bulunduğu manevi yapıya (ihlas camiası) destek olduğunu, müvekkilinin dava konusu miktarı vefa gönül borcu nedeniyle destek amaçlı olarak verdiğini, günkü kur üzerinden yapılan hesaplamauyarınca müvekkili huzurunda davalı borçlu şirketin bakırköy ... noterliği 12 haziren 2009 günü ve ... yevmiye numaralı geniş yetkili vekaletnamesi ile yetkilisi ali ... tarafından düzenlenen makbuz başlaklı kısa protokol tanzım edilerek teslim alındığını işbu protokolün dava konusunu oluşturduğunu beyan ederek, mahkememiz ... Esas sayılı dosyası ile Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas dosyası kapsamında davalı şirket menfi tespit davası atığı, 6100 sayılı HMK madde 166/4 kapsamında birleştirilmesine, müvekkilinin davalı borçlu şirkete █████/2013 tarihinde vermiş olduğu nakit borcun █████/2015 tarihinde ödeneceğine ilişkin düzenlenmiş olun Makbuz isimli belgeye dayalı alacağı 279.000,00 USD'lik kısmını tespiti ile tarafına ödenmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE; Öncelikle birleştirme kararı usul ve yasaya uygun olmadığından davaların tefrik edilerek birleşen davada; dava konusu gerçek kişi tarafından sınırlı vekaletnameye dayalı olarak yetkisiz ticari vekile ödünç verme iddiasının ticari bir iş olmaması sebebi davada asliye hukuk mahkemelerinin görevli olması sebebi ile davanın görev yönünden reddini, davacının dayandığı vekaletnamenin sınırlı yetkiye sahip olduğunun Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin █████/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı uyarınca belirlenmiş olması ve müvekkilin bu vekaletnameye dayalı olarak sorumlu kılınamayacağının açık olması sebebi ile yetkisiz temsilde ancak temsilciye dava açılabilecek olması ve müvekkile husumet yöneltilemeyeceğinden davanın husumetten reddine, mahkeme davaların ayrılması hakkında aksi kanaatte ise birleşen davanın derdestlik nedeni ile reddine, birleşen davada davacının alacak iddiasınin hiçbir şekilde kabul edildiği anlamına gelmemek üzere biran için kabul edilse dahi gerek 10 yıllık zamanaşımının dolması gerekse davacının şirket ortağı olarak borç verdiği iddiası karşısında BK md 147/4 uyarınca 5 yıllık zamanaşımının dolması sebebi ile davanın reddini, müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu olmaması ve dava konusu makbuzun ticari vekile verilen sınırlı vekaletname ile imzalanmış olması ve vekaletnamede vekile gerçek kişiler ile işlem yapma yetkisi verilmemesi ve bu hususun Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin █████/2021 tarih ve .... Esas , ... Karar sayılı kararı ile kesinleşmiş olması ve yine ticari vekilin ödünç para alabilmesi için BK md 551/2 uyarınca açık yetki gerekmesi bu yetkinin davacı tarafın dayandığı vekaletnamede olmaması sebebi ile müvekkil şirketin sorumlu olmayacağı açık olduğundan ve davacının alacağını ispat edecek hiçbir delil sunamamış olması nedenleri ile davanın esastan reddini, öncelikle usule ve esasa ilişkin cevap ve itirazlarımız nedeni ile davanın reddine aksi halde Davacı hakkında Bakırköy .... Ağır Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasından gerek yetkisiz şekilde düzenlenen ve icraya konu edilen senet ve gerekse dava konusu makbuz için sahtecilik ve dolandırıcılık suçu sebebi ile kamu davası devam ettiğinden iş bu ceza davasının bekletici mesele yapılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
2-Bakırköy .... Noterliğine müzekkere yazılarak dosya içerisinde bulunan 2009 ve 2011 tarihli ... 'a yetki veren vekaletnamenin onaylı bir sureti, Bakırköy ... Ağır ceza mah. ... esas sayılı dosyası, Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, Yargıtay .... Hukuk Dairesinin ... Esas ve .... Karar sayılı ilamı, İstanbul BAM ... Ceza Dairesi'nin ... esas ve .... karar sayılı ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl dava, dava konusu Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ve icra dosyasının dayanağı olan 06.03.2013 tanzim ve 03.06.2015 vade tarihli 3.000.000USD bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Birleşen dava ise, iş bu bononun temel ilişkisini teşkil eden ödünç para verme sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı taraf, davalı ile dava konusu bononun düzenlenmesini gerektirir bir para alışverişi, ticari ya da benzeri bir ilişki söz konusu olmadığını, bonodaki imzanın imza yetkilisi ....'na ait olmadığını, biran için bu kişiye ait olsa bile, imza yetkisi kaldırıldıktan sonra düzenlendiğini, sahtecilik ve hile yapmak suretiyle bononun düzenlenerek elde edildiğini, bu nedenlerle dava ve takip konusu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği; davalı olduğu birleşen dava bakımından ise davalıdan ödünç para alınmadığından bahisle birleşen davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı taraf ise, 1998 ve 2006 yılları arasında davacı borçlu şirket iştiraklerinden ... Aletleri A.Ş. firmasında finans ve mali işler sorumlusu olarak çalıştığını, davacı şirketin içine düştüğü ekonomik sıkıntıyı çözmek adına vefa duygusu ile dava konusu bonoda yer alan miktarı ödünç olarak verdiğini ve karşılığında bahse konu bononun yetkili olan dava dışı .... tarafından düzenlenerek kendisine verildiğini savunarak asıl davanın reddini talep ettiği; davacı olduğu birleşen davada ise ödünç verdiği miktarın tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır.
Bu kapsamda taraflar arasındaki asıl ve birleşene davaya konu uyuşmazlık, dava konusu imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığı, davacı şirketin iradesi fesada uğratılarak ve hileli olarak imzası alınmak suretiyle dava ve takip konusu bononun oluşturulup oluşturulmadığı, ceza mahkemesince verilen kararın hukuk hakimi olarak mahkememizi bağlayıp bağlamayacağı ve neticeten birleşen dosya davacısı ...'ın alacaklı olup olmadığı konusunda toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü adına mahkememizce tarafların dayandığı deliller celp edilmiş ve buna göre; Davaya dayanak Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası incelendiğinde; Davalı/Alacaklı ... tarafından 01.02.2018 tarihinde icra dosyası ile davacı/borçlu .... A.Ş. aleyhinde; 2.790.000,00 USD Asıl alacak (06.03.2015 vadeli Bono), 248.167,80 USD İşlemiş Faiz, toplam 3.038.167,80 USD tutarındaki toplam alacağın, takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek 44,50 USD faiz, icra giderleri, vekâlet ücreti ve ile tahsili için icra takibinde bulunmuştur.
Dosyaya celp edilen Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesinin ..... Esas numaralı dosyası uyarınca; davacı şirket tarafından takibe dayanak senetteki imzanın sahte olduğundan bahisle dava konusu takibin iptalinin talep edildiği, yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiği, davacı tarafın istinaf talebi neticesinde davalının istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verildiği ve temyiz yolu açık olmak üzere verilen bu kararın davacı tarafından temyize konu edildiği, Yargıtay ... HD'nin █████/2021tarih, ... esas, ... karar sayılı ilamı ile: "Bonodaki imzanın ... tarafından atıldığı █████/2020 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu ile sabit olduğu gibi mahkeme dosyasına sunulan █████/2018 tarihli dilekçesinden de anlaşılacağı üzere ...’nın da kabulündedir. Kaldı ki; alacaklının █████/2018 havale tarihli cevap dilekçesinde, takibe konu bonodaki imzanın borçlu şirket adına ....tarafından vekaleten atıldığı beyan edilmiştir. Bununla birlikte ibraz edilen Bakırköy .... Noterliği'nden tasdikli █████/2009 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletname incelendiğinde, borçlu şirketin yetkilileri ... ve ... tarafından .... ’nın ticari vekil olarak atandığı, verilen vekaletname bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bankalardan şirket adına kredi alınabilmesi ya da bankalar, özel finansman şirketleri, faktoring şirketleri, finansal kiralama şirketleri ile diğer iş ve işlemleri yürütmek üzere vekaletname verildiği, vekaletnamede verilen yetkinin münhasıran belirtilen kurum ve kuruluşlarla işlem yapılmak üzere sınırlandırıldığı, bu hususun vekaletnamede müteaddit kereler tekrarlandığı, belirtilen kurum ve kuruluşlar haricinde vekaletnamede verilen yetkiler arasında şirket nam ve hesabına gerçek kişilere kambiyo senetleri dolayısıyla bono düzenleme yetkisinin verilmediği görülmüştür. Bu nedenle anılan vekaletnameye dayalı olarak olarak tayin edilen vekil tarafından gerçek kişi lehine düzenlenen bonodan dolayı muteriz şirket sorumlu olmaz." denilerek kararın bozulduğu ve Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı üzerinden yeniden yapılan yargılama neticesinde bozma ilamına uyularak, davacının borca ve imzaya itirazının kabulü ile, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki takibin davacı yönünden İİK 170/3. fıkrasına göre durdurulmasına karar verildiği ve bu karının yargıtay temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dosyaya celp edilen ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas numaralı dosyası uyarınca; davacı şirket tarafından davalı-birleşen dosya davacısı ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan ve resmi belgede sahtecilik suçundan suç duyurusunda bulunulduğu, yapılan soruşturma ve kovuşturma neticesinde Bakırköy .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve .... Karar sayılı ilamı ile "Sanıklardan ....'nın, █████/2014 tarihine kadar ... Holding AŞ'nin yönetim kurulu üyesi olduğu, yönetim kurulu üyelerinden herhangi birisiyle birlikte çift imza atmak suretiyle şirketi temsil ve ilzama yetkili olmasına, bu hususu açıkça bilmesine rağmen, █████/2013 tarihinde katılan şirket aleyhine (borçlu ... Holding AŞ), tek başına olmak üzere, diğer sanık ...'ın (alacaklı) lehine 3.000.000,00 USD bedelli bono düzenlediği, bu bononun vadesinin █████/2015 tarihi olarak belirlendiği, bu bono ile █████/2018 tarihinde, sanık ... tarafından katılan şirket aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapıldığı, bu takibe karşı, icra hukuk mahkemesinde, borçlu şirket tarafından imzaya ve borca itiraz davası açıldığı, yapılan yargılamada borca itirazın kabulüne karar verildiği ve kesinleştiği, Bakırköy .... Noterliği'nin █████/2013 tarihli imza sirküleri ile ... Holding AŞ'nin █████/2013 tarihli Yönetim Kurulu kararına göre; yönetim kurulu başkanı ... haricindeki diğer yönetim kurulu üyelerinin şirketi temsil ve ilzam yönünden herhangi ikisinin imzasının bulunması gerektiği, Türk Borçlar Kanunu'nun 504/3. maddesinde, "Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz" hükmüne yer verildiği, Ticari vekilin kambiyo taahhüdü altına girmesinin de aynı Kanun'un 551. maddesinde özel yetkinin bulunması koşuluna bağlandığı, bonodaki imzanın ... tarafından atıldığı, katılan ... temsil edebilmesi adına ticari vekil sıfatının bulunduğu, ancak verilen vekaletnameye göre, belirtilen kurum ve kuruluşlar haricinde vekaletnamede verilen yetkiler arasında şirket nam ve hesabına gerçek kişilere kambiyo senetleri düzenleme yetkisinin verilmediği, bunu dışında tek başına şirketi temsil yetkisinin de bulunmadığı, her ne kadar bir kısım tanık beyanlarında, sanıklardan ...'ın, takibe konu parayı nakit olarak katılan şirkete getirdiği ve bunun üzerine diğer sanık ... tarafından bono düzenlendiği belirtilmekte ise de, tarafların tacir olduğu, bu paranın şirket kayıtlarında görünmediği, her iki sanığın da basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğu, senet düzenleme yetkisi bulunmadığı halde suça konu senedin düzenlendiği, sanıkların borç olarak verilen para nedeniyle bononun düzenlendiği ve takibin yapıldığına dair savunmalarına itibar edilmediği, sanık ....'nın görev bitiş tarihinden (█████/2014) önce düzenlediği belirtilen senedin vadesinin (█████/2015), bu sanığın şirketteki görevi sona erdikten sonraki tarih olarak belirlenmiş olması, keza icra takibinin (█████/2018) vade tarihinden 3 yıl kadar sonraki bir tarihte yapılmış olması, sanık savunmalarında belirtilen borcun şirket kayıtlarında yer almıyor olması birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların alacak-borç ilişkisine dayalı olduğu izlenimi vermek üzere içeriğinin sahte olduğunu bildikleri senedi düzenledikleri, bu senedin icraya konulmasını sağlayarak kamu kurumu olan icra dairesinin araç olarak kullanıldığı, senedi sahte olarak düzenleyerek hileli hareketlerle katılan ... borç altına soktukları, böylece sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işledikleri, tanıklardan ... 'nın beyanında; sanık ... ile katılan şirket arasında para transferi olduğunu, ancak birkaç gün geçtikten sonra bu sanığın, kendi parasının peşine düştüğünü belirttiği, tanık beyanında aradaki borca ilişkin meblağın bildirilmediği, ayrıca paranın tahsili için sanık ...'ın hemen harekete geçtiğinin anlaşıldığı, tarafları tacir olan ve 3.000.000,00 Dolar gibi bir alacak - borç ilişkisinde tarafların resmi belge düzenlememesi ve şirket kayıtlarına bu ilişkinin işlenmemiş olmasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanık ...'ın elden verdiği belirtilen borcun, alacaklı tarafından hemen peşine düşülmesinin, suça konu senet haricinde düşük meblağlı bir alacak borç ilişkisini gösterdiği, içeriği sahte olarak düzenlenen bononun, TCK'nın 210/1 maddesine göre resmi belge hükmünde olduğunda bir tereddüt bulunmadığı, her ne kadar görevsizlik kararında belirtildiği üzere taraflar tacir ise de, suça konu senedin sahte olarak düzenlenip icraya konulması eyleminin ticari faaliyet sırasında gerçekleşmediği anlaşıldığından TCK'nın 158/1-h maddesinin uygulanmadığı, icra dosyasının incelenmesinden, sanıkların başlatmış oldukları kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte, takibe karşı borca itirazın kabul edildiği ve katılan şirketin malvarlığına haciz konulmadığı anlaşıldığından nitelikli dolandırıcılık suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı" kabul ve gerekçesine dayanılarak, her iki sanığın mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine karşı, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafileri tarafından yapılan istinaf talebi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile "Her ne kadar bir kısım tanık beyanlarında, sanıklardan ...'ın, takibe konu parayı nakit olarak katılan şirkete getirdiği belirtilmekte ise de tarafların tacir olduğu, bu paranın şirket kayıtlarında görünmediği, her iki sanığın da basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğu, sanık ...ı 'nın █████/2014 tarihine kadar .... Holding AŞ'nin yönetim kurulu üyesi üyesi olarak görev yapması, şirketin finans bölümünün başında olması, sanık ...'ın muhasebe eğitimi almış olması, çeşitli firmalarda üst düzey mali görevlerde yer aldığına dair beyanı nazara alındığında böylesi yüksek meblağ paranın kayıtlara işlenmemesi, düzenlenen bononun şirket defter kayıtlarında görünmemesinin ispat ve sorumluluk yönünden risk oluşturacağı, ötesinde kendilerini zor durumda bırakabileceğini öngörmemiş olmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu görülmüş,sanıkların borç olarak verilen para nedeniyle bononun düzenlendiği ve takibin yapıldığına dair savunmalarına itibar edilmeyerek,sanık ...'nın düzenleme yetkisi bulunmadığı halde suça konu senedi düzenlendiği, sanık ....'nın görev bitiş tarihinden (█████/2014) önce düzenlediği belirtilen senedin vadesinin (█████/2015), bu sanığın şirketteki görevi sona erdikten sonraki tarih olarak belirlenmiş olması, keza icra takibinin (█████/2018) vade tarihinden 3 yıl kadar sonraki bir tarihte yapılmış olması, borcun şirket defter ve kayıtlarında yer almıyor olması, sanık ...'nın şirketten ayrılmadan önce 2012 ve 2013 yıllarında dosya kapsamındaki vekaletnameye istinaden sadece 1 gerçek kişiye (şirketin büyük ortağı lehine) senet verdiği ve ödendiği, ilgili dönemde verilen diğer tüm kambiyo senetlerinin tamamının tüzel kişiler adına tanzim edildiği,genel olarak çek ile ödeme yoluna başvurulması dikkate alındığında ve 3.000.000 USD bedelli ,█████/2013 düzenleme tarihli, █████/2015 vadeli,senedin uzunca bir süre sonra █████/2018 tarihinde icraya konulması birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların ....'nın şirketten ayrılmasından sonra gerçekliği olmayan senedi düzenledikleri, bu senedin icraya konulmasını sağlayarak kamu kurumu olan icra dairesinin araç olarak kullandıkları, senedi sahte olarak düzenleyerek hileli hareketlerle katılan ... borç altına soktukları, böylece sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işledikleri anlaşılmış, taraflar tacir ise de, suça konu senedin sahte olarak düzenlenip icraya konulması eyleminin ticari faaliyet sırasında gerçekleşmediğinden TCK'nın 158/1-h maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı, icra dosyasının incelenmesinden, Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... esas ve .... karar sayılı ilamındaki ''İcra takiplerinde haciz işlemi uygulanmakla birlikte herhangi bir tahsilat yapılıp yapılmadığının araştırılmadığının anlaşılması karşısında, tatbik olunan haciz işlemi neticesinde sanığın haksız menfaat temin edip etmediği belirlenerek, sonucuna göre teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının gerekçeli kararda tartışılıp hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur'' şeklindeki ve Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin .... esas ve ... karar sayılı ilamındaki ''Kocaeli ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının tamanının onaylı örneğinin getirtilerek incelenmesi ve katılan aleyhine haciz işleminin olup olmadığı, varsa hacze bağlı olarak satış işleminin gerçekleşip gerçekleşmediği ve sanıkların haksız menfaat temin edip etmediği hususlarının araştırılması, sonucuna göre sanıklar hakkında dolandırıcılık suçu yönünden teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının gerekçeli kararda tartışılması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur'' şeklindeki gerekçeleri nazara alınarak dairemizce yapılan araştırma neticesinde, Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... nolu dosyasından sanık ... adına ödemeler yapıldığının dosyaya sunulan UYAP-.... bank işlem dekontlarından anlaşılması nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçunun tamamlanmış olduğu kabul ve gerekçesine dayanılarak, her iki sanığın mahkumiyetlerine, sanıkların geçmişleri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, hükmolunan cezalarının sanıkların geleceği üzerindeki olası etkileri lehlerine takdiri indirim sebebi kabul edilerek, cezalarından TCK'nın 62. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına, şartları oluştuğu görülmekle takdiren sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan tayin olunan hükümlerin açıklanmasının ayrı ayrı geri bırakılmasına" dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu bonodaki imzanın davacı şirket yetkilisi ....'nın eli ürünü olup olmadığına ilişkin yapılan incelemede; dava konusu bonoya ilişkin olarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... soruşturma numaralı dosyasından aldırılan, adli belge grafoloji ve sahtecilik uzmanı Dr. .... tarafından █████/2018 tarihinde hazırlanan raporda; yapılan incelemede aynı imzaların borçlu şirketi vekaletle temsil eden ... eli ürünü olmadığının tespit edilmiştir. Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas numaralı dosyası üzerinden mahkemece aldırılan █████/2018 tarihli adli bilimler grafoloji uzmanı .... tarafından hazırlanan raporda; █████/2013 keşide █████/2015 vade tarihli 3.000.000 USD bedelli bonodaki davacı/şirkete ait imzanın borçlu şirketi vekaletle temsil eden ...'nın eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. Aynı dosya üzerinden itiraz üzerine Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nca düzenlenen █████/2020 tarihli raporda; itiraza konu olan imzanın borçlunun eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. Borçlu şirketin talebi doğrultusunda senetteki imzanın mürekkep yaşının tespitinin talep edilmesi üzerine dosyanın Emniyet Genel Müdürlüğü Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğüne gönderildiği ve 19.02.2019 tarihli rapor ile; ülkemizde mürekkep yaşının tayini ve tespitine ilişkin yeterli bir organizasyon ve altyapının mevcut olmadığı bildirilmiştir.
Mahkememizce İcra Hukuk Mahkemesince ve Ceza Mahkemesince alınan yukarıda belirtilen bilirkişi raporlarının çelişkilerin giderilerek mahkemesince alınmış olması, çeşitli teknik cihazlar kullanılarak yöntemine uygun incelemenin yapılması, takibe konu senetteki ve karşılaştırmaya esas belgelerdeki imzaların çeşitli yönlerden karşılaştırılmış olması, mukayesenin fotoğraflarla desteklenmesi, mukayese evrakların toplanarak yeteri kadar imza örneği ile incelemenin gerçekleştirilmiş olması, raporu düzenleyen bilirkişilerin uzmanlık alanının konu ile ilgili olması, bu haliyle denetime elverişli, hükme esas alınacak nitelikte ve yeterli olduğu gözetilerek yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmamış ve dava konusu bonodaki imzanın davacı şirketin yetkilisi olan ....'nın eli ürünü olduğu kabul edilmiştir.
Mahkememizce bononun düzenlenmesini gerektirir taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı ve dava konusu bononun davacı şirket kayıtlarında olup olmadığına ilişkin olarak Mali Müşavir bilirkişi eliyle davacı şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve hazırlanan kök ve ek rapor uyarınca; davacı şirketin 2013-2014 ve 2015 yılı defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığı, davalı tarafından 06.03.2013 tarihinde davacı şirkete 5.,000.000.-TL nakit ödeme yapıldığına ilişkin davacı şirket yetkilisi olarak .... tarafından 06.03.2013 tarihli Makbuz'un düzenlenmiş olduğu, dava dışı ....'nın, davalı ...'a 06.03.2013 düzenleme tarihli ve 06.03.2015 vadeli 3.000.000.-USD bedeli senedi düzenleyerek teslim ettiği, davacı şirket merkezinde defter ve belgeler üzerinde yapılan incelemede, 5.000.000.-TL. tutarındaki nakit ödemenin ve 06.03.2013 düzenleme tarih ve 06.03.2015 vadeli 3.000.000.-USD tutarlı senedin şirket defterlerinde yer almadığı/kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir.
İş bu deliller ışığında somut olayda davacı taraf, davalı ... ve dava dışı .... 'nın fikir ve eylem birliği içerisinde resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık eylemini gerçekleştirerek dava konusu bononun oluşturulduğunu iddia etmiştir. Tüm hukuki işlemlerde olduğu gibi kambiyo ilişkisinin hukuken geçerli olarak doğduğunu kabul etmek için tarafların karşılıklı iradeleri ile meydana gelmiş olması şarttır. Senedin düzenlenmesinde iradenin oluşumu ve beyanı aşamasında, iradenin özgür bir biçimde oluşmadığı veya gerçek iradeye uygun şekilde açıklanmadığı iddiasında sözleşme yapan taraf TBK 'nın 39. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmiş ise bu iddiasını her türlü delil ile ispatlayabilir.
İrade bozukluğu halleri Türk Borçlar Kanunu'nun 30 ila 39. maddeleri arasında “Yanılma”, “Aldatma” ve “Korkutma” başlıkları altında düzenlenmiştir. Aldatma (hile) ; genel olarak, bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı korumak yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 tarih ve ... E., ... K.; 08.07.2020 tarih ve .... E., ... K. sayılı kararlarında, hilenin; gerçek durumu bilmesi halinde bir kimsenin kabul etmeyecek olduğu bir şeyi kabul etmesine diğer bir kimse tarafından yol açılması olduğu vurgulanmıştır. Başka bir deyişle, yalan söyleyende karşı tarafı aldatmak ve onun gerçeği bilmesi halinde yapmayacak olduğu bir sözleşmeyi yapmağa sevk etmek niyeti bulunmalıdır. (Yargıtay hukuk Genel KuruluE. 2017/1-1216K. ███████, T. 11.2.2021)
Somut olayda davacı taraf, hile ile dava konusu bononun düzenlendiğini iddia etmiş ve bu hususun ceza mahkemesi kararı ile hüküm altına alındığını, ceza mahkemesinin kararının da mahkememizi bağlayacağı savunmasında bulunmuştur. Dolayısıyla öncelikle ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, eş söyleyişle ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayacağı konusu üzerinde durulmasında yarar vardır. Dava konusu bononun tanzim tarihi itibariyle, ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, Türk Borçlar Kanunu’nun 74.maddesinde düzenlenmiş olup; hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını, aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. TBK’nun “ Ceza Hukuku İle İlişkisinde ” başlıklı 74.maddesinde: “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.
” hükmü yer almaktadır.
Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.1.975 gün ve E:1971/T-406, K:1975/1; HGK'nun 23.1.1985 gün ve E:███████-372, K:███████; HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:███████-50, K:████████ sayılı ilamları).
Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi, yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hakimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hakimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O halde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hakimini bağlamasına, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53.maddesi bir engel oluşturmaz (HGK'nun 16.09.1981 gün E:1979/1-131, K:████████ sayılı ilamı; Mustafa Çenberci, Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965, s.22 vd.; HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:███████-50, K:████████ sayılı ilamı).
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (HGK'nun 11.10.1989 gün ve E:███████-373, K:472; HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:███████-50, K:████████ sayılı ilamları).
Tüm bu açıklamalar ve yukarıda belirtilen delillerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile ile dava konusu bononun, davalının ve dava dışı şirket yetkilisi olan ...'nın hileli eylemleri neticesinde davacının iradesi fesada uğratılarak alındığının hüküm altına alındığı, TBK 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesinin maddi olaya ilişkin bu tespitinin mahkememizi bağlayıcı nitelikte olduğu, dolayısıyla dava ve takip konusu bononun TBK 30-39 maddeleri uyarınca geçersiz olduğu kabul edilmiş ve davalı-birleşen dosya davacısı ...'ın bonodan kaynaklı bir alacağının bulunmadığı takdir ve sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle asıl dava bakımından davacının davasının kabulü ile dava konusu olan Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasından ve icra dosyasına konu 06.03.2013 tanzim ve 03.06.2015 vade tarihli 3.000.000 USD bedelli, keşidecisi davacı olan bonodan dolayı davacının davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine ve Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının iptaline karar vermek gerekmiştir. Bu tespitler ışığında, ispatlanamayan birleşen davanın da reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Asıl Dava Bakımından;
1-Davanın KABULÜ İLE,
Dava konusu Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı icra dosyasından ve icra dosyasına konu 06.03.2013 tanzim ve 03.06.2015 vade tarihli 3.000.000 USD bedelli, keşidecisi davacı olan bonodan dolayı davacının davalı tarafa BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının İPTALİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 821.769,30TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 205.442,33TL peşin mahsubu ile eksik kalan 616.326,97-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 35,90-TL başvurma harcı ile 205.442,33-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 1.086.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
Birleşen Dosya Bakımından;
1-Davanın REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL red karar harcının, mahkememiz veznesine yatırılan 90.527,83TL peşin harcından mahsubu ile bakiye 89.795,83TL harcın karar kesinleşince ve talebi halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 697.110,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
5-Davalı ... tarafından yapılan 1.634,00TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, davacı ...'ın yaptığı masrafların üzerinde bırakılmasına,
6-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2026
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!