Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, KHK kapsamında FETÖ iltisakı iddiasıyla meslekten çıkarılan davacının, ceza yargılamasındaki beraatine rağmen iptal isteminin reddedilmesi kararının temyizini inceliyor.
Özet: Dava, 667 sayılı KHK uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibat gerekçesiyle meslekten çıkarılan davacının, bu kararların iptali ile parasal haklarının iadesi talebiyle açılmış; davacının silahlı terör örgütüne üyelikten ceza mahkemelerince iki kez beraat etmesi ve son beraat kararının kesinleşmesine rağmen, Danıştay Beşinci Dairesi tanık beyanları ve operasyonel hat irtibatı gibi delilleri bir bütün olarak değerlendirerek FETÖ ile iltisak ve irtibatının sabit olduğuna, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine ve meslekten çıkarılma kararının hukuka uygun ve orantılı olduğuna hükmederek davanın reddine karar vermiştir.
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : █████████
Karar No : ████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma, resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçları işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilerek resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçları yönünden verilen beraat kararının kesinleştiği, söz konusu kararın silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden verilen beraat hükmüne ilişkin kısmının temyizi üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; " ...sanık Sadi Dönmez yönünden mahrem imamlarca kullanılan operasyonel hatlarla görüşmelerinin tespitini içeren rapor ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçesinde bildirilen K.I., B.G., B.K. ve T.Ç.'nin beyanlarının ... ve tüm sanıklar yönünden varsa örgütlü suçlar bilgi havuzunda yapılacak araştırma neticesinde temin edilecek ifadeleri ile birlikte duruşmada CMK 217/1. maddesi uyarınca okunarak tartışılması ... suretiyle sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması ..." gerekçesiyle bozulduğu, bozma kararı üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve temyize konu Daire kararının verildiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının temyiz edilmemek suretiyle kesinleştiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanı ve operasyonel hat ile irtibat yönünden Güneydoğu- Akdeniz Bölgeleri Avukatlar Mahrem İmamı olarak faaliyet yürüttüğü değerlendirilen Sabit(K) A.Y. isimli şahsın operasyonel hat olarak kullandığı GSM hattı ile irtibatının bulunması hususunun birlikte değerlendirilmesinden FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, FETÖ terör örgütüyle bağlantısına dair somut herhangi bir bilgiye yer verilmeyen ve örgütsel amaçlarla örgüt üyeleriyle birlikte hareket ettiğini ortaya koyacak nitelikte olmadığı anlaşılan tanık beyanının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceğini, Danıştay Beşinci Dairesince aynı tanık ifadesinde sözü geçen kişilerden biri yönünden söz konusu ifadenin davacı aleyhine değerlendirilemeyeği yönünde karar verildiği, Güneydoğu- Akdeniz Bölgeleri Avukatlar Mahrem İmamı olarak faaliyet yürüttüğü değerlendirilen ... isimli şahsın operasyonel hat olarak kullandığı belirtilen GSM hattından arama bulunmasının terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak kabul edilemeyeceğini, görüşmenin içeriğine dair herhangi bir tespit ve somut bir bulgunun ortaya konulmadığı, Danıştay Beşinci Dairesinin aksi yönde kararlarının bulunduğu, ceza yargılamasında beraat ettiği ve gerek iddianame gerekse de karar içeriğinde FETÖ irtibat ve iltisakını gösterir bir delil olmadığı, ceza yargılamasında değerlendirilen ve suç unsuru olmadığı tespit edilen delillere dayanılarak hüküm kurulmasının AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uygun olmadığı, meslekten çıkarılmasına dair dava konusu işlem tesis edildiği tarihte, aleyhindeki tanık beyanı ve HTS kayıtlarının işlemin sebep unsuru olarak gösterilmemiş olduğu ve anılan delillerin esas alınmasının usule ve yasaya aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Daire kararında da belirtildiği üzere, davacının ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve beraat kararının temyiz edilmemek suretiyle kesinleştiği anlaşılmıştır.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, █████/2019 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, █████/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava; davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlıkta, davacının terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin hususlar, dava konusu işlemin sebep unsurunu teşkil etmekte olup, işlemin hukuka uygunluğu bakımından anılan hususların davalı idarece somut ve açık biçimde ortaya konulması gerekmektedir.
Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden;
Dosya kapsamında yer alan tanık beyanı yönünden, yargı mensubu olan tanık T.Ç.nin ifadesinde, davacının 2014 yılında yapılan HS(Y)K seçim döneminde tanığın FETÖ'cü olduğunu düşündüğü kişilerle birlikte hareket ettiği yönünde beyanda bulunulduğu, ayrıca 15 Temmuz 2016 gecesi davacının da bulunduğu WhatsApp grubunda Ş. dışında diğer kişilerin söylemlerinin darbeyi üstü örtülü şekilde destekler mahiyette olduğunun ifade edildiği görülmüş olmakla birlikte, tanığın beyanının davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan somut bir bilgi içermediği,
Davacının operasyonel hat ile irtibatı yönünden, davacının kullanıcısı olduğu ... numaralı GSM hattının, FETÖ/PDY avukat mahrem yapılanmasında örgüt sorumlularınca oluşturulan hücresel haberleşme ağında Güneydoğu- Akdeniz Bölgeleri Avukatlar Mahrem İmamı olarak faaliyet yürüttüğü değerlendirilen ... (TCKN:...) isimli şahsın operasyonel hat olarak kullandığı ... numaralı hat ile Eylül 2010 - Kasım 2011 ayları arasında irtibatının olduğunun tespit edildiği, bu tespite ilişkin olarak davacı tarafından anılan dönemde avukat olarak görev yaptığının, bu kişiyi tanımadığının, avukat olarak görev yaptığı dönemde herkes tarafından aranmış olabileceğinin, iletişim kurduğu belirtilen tarihlerin 10 yıl öncesine ait olduğu için böyle bir kişi olup olmadığının ve iletişim kurup kurmadığını hatırlamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun, söz konusu numara ile iletişiminin ne şekilde gerçekleştiğinin belli olmadığının beyan edildiği, diğer yandan dosya kapsamında anılan görüşmelerin sayısı, tarihleri ve sıklığı konusunda bilgi olmadığı anlaşılmıştır.
Netice itibarıyla, belirtilen hususların başkaca bir delille desteklenmediği görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının FETÖ ile iltisak veya irtibatı olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığından, dava konusu işlemlerin iptali ile davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idarece davacıya ödenmesi gerekmekte olup, aksi değerlendirme ile davanın reddi yolunda verilen temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!