Mala zarar verme suçundan verilen beraat kararının istinaf sonucu bozulmasının ardından ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz edilebilirliğinin değerlendirildiği içtihat metni.
Özet: Bu hukuki süreç, sanıkların mala zarar verme suçundan ilk derece mahkemesince beraat ettirilmesinin, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yetersiz delil değerlendirmesi nedeniyle bozulup dosyanın geri gönderilmesi üzerine, ilk derece mahkemesince mahkûmiyet hükmü kurulmasıyla başlamış; sanıkların bu mahkûmiyet kararını istinaf etmesi sonucu Bölge Adliye Mahkemesinin başvuruyu esastan reddettiği, Yargıtayın ise Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararı sonrasında verilen mahkûmiyet hükmünün, Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğinde olduğundan temyiz yolu açık olduğunu tespit ederek mevcut temyiz talebini incelemeye aldığı bir uyuşmazlığı ele almaktadır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.SUÇ : Mala zarar vermeHÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : BozmaHer ne kadar ilk derece mahkemesince verilen 14.10.2021 tarihli kararda, katılana yönelik mala zarar verme suçundan sanıkların ayrı ayrı beraatine dair verilen kararın sanıklar aleyhine Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 28.03.2023 tarihli kararında özetle "...Dosya kapsamında yer alan polis memuru.....'ün beyanının içeriği, katılana ait kamyonetin olaydan sonra çekilen ve camında kırık olduğuna ilişkin fotoğraf ve kırılan bu camla ilgili olarak yaptırılan 10.01.2018 tarihli değer tespit tutanağı içeriği yeterince değerlendirilmeden, aracın hasar gördüğüne ilişkin olarak tutulan tespit tutanağı olmadığı, katılanın aracına sanıkların zarar verdiğine dair yapılan somut bir tespitin bulunmadığı şeklindeki dosya kapsamına uymayan gerekçe ile sanıkların mala zarar verme suçundan beraatlerine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu..." gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-e maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, anılan karara direnme yetkisi bulunmayan ve kanunen uyma zorunluluğu bulunan ilk derece mahkemesince mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün aslında Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş bir karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, esas olarak Bölge Adliye Mahkemesince eylemin nitelendirilerek suç vasfının belirlenmesi ve sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği, gerekçesiyle bozma kararı verilemeyeceği, bu tür kararların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilmesi gereken kararlardan olduğu, bu şekilde verilen kararların ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde bulunduğunun kabulü halinde esasen tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağının anlaşılması karşısında, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, mala zarar verme suçundan kurulan ve bölge adliye mahkemesince kurulacak olsaydı temyiz yolu açık olacak olan yeni mahkûmiyet hükmünün de temyizi kabil olduğu belirlenerek yapılan incelemede:Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında, mala zarar verme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 151/1, 168/2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İstinaf Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 19.02.2025 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Mevcut delillerin mahkûmiyete yeterli olmadığına, sanığın beraatına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. 2. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Müşteki ve tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, sanık savunmasına itibar edilmesi ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanıklar hakkında katılana yönelik mala zarar verme suçundan yapılan yargılama sonucunda, Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.10.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, sanıklar hakkında katılana yönelik mala zarar verme suçundan sanıkların 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, bu kararın Cumhuriyet savcısı tarafından sanıklar aleyhine istinaf edilmesi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 28.03.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında "...dosya kapsamına uymayan gerekçe ile sanıkların mala zarar verme suçundan beraatlerine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu..." şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e ve 289/1. maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince temyize konu mahkûmiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmakla; 25.12.2025 tarih ve 33118 sayılı resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 25. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, █████/2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, bölge adliye mahkemesi ceza dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulamanın kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği, bu konuda Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bir kararda ise "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(...[GK], B. No: ██████████, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: ............ Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:████████). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 28.03.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesinde, hukuka aykırılık bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,16.02.2026 tarihinde karar verildi.