12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ticari nakliye hizmeti sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talepli davanın özeti.
Özet: Davacı, nakliye hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına ve alacak miktarının %20sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ederken; davalı ise davacının hizmetleri sözleşmeye uygun ifa etmeyerek kendilerine zarar verdiğini, alacağa mahsuben ödeme yapıldığını ve davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini ve davacı aleyhine tazminat talep etmektedir.

T.C. ...12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: ████████ Esas - ████████

T.C.
ANKARA
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ... ile davalı şirket arasında uzun süredir devam eden bir nakliye ve taşımacılık hizmeti ilişkisi bulunduğunu, bu ilişki kapsamında müvekkilinin davalı şirketin yüklenicisi olduğu projelerde kazı, hafriyat ve nakliye işleri üstlendiğini, verilen hizmetler karşılığında █████/2024 tarihli ve █████/2025 tarihli faturaların düzenlendiğini, fatura bedellerinin uzun süre ödenmemesi üzerine davalı aleyhine ... .... .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun ise kötü niyetli ve haksız olarak takibe itiraz ettiğini, oysa davalının faturalara tebliğ edildikleri tarihte TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde herhangi bir itirazda bulunmadığını, borçlu şirket yetkilileri ile yapılan görüşmelerde borcun varlığının ikrar edildiğini, davalı şirketin "...Taahhüt İnşaat Gıda Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi" olan unvanının "... .... .... Ltd. Şti." olarak değiştiğini ve bu durumun borç ilişkisini etkilemediğini, dava şartı olan arabuluculuk sürecinin █████/2025 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek, davalının icra takibine yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına, alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, ayrıca davalının mal varlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkil şirketin deprem bölgelerindeki enkaz kaldırma işleri için davacının araçlarını kullandığını, ancak davacının işleri sözleşmeye uygun sürede bitirmediği ve geciktirdiği için müvekkil şirketin zarara uğradığını, bu durumun davacıya bildirilmesine rağmen davacının kayıtsız kaldığını, müvekkil şirketin süreç içinde davacıya takip konusu faturalara ilişkin ödemeler yaptığını, fakat bu ödemeler mahsup edilmeden icra takibi başlatıldığını, bu durumun davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini ve alacağın likit olmadığını, bu hususların müvekkil şirketin ticari defterleri ile Ba-Bs formlarının incelenmesiyle ortaya çıkacağını savunarak, davanın reddine ve davacının haksız takip nedeniyle kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini istemiştir.
DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, ... .... .... Esas sayılı takip dosyası, █████/2024 ve █████/2025 tarihli faturalar, tarafların ticari defter ve kayıtları, Ba-Bs formları, █████/2026 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, nakliye hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında nakliye hizmeti ilişkisi bulunduğu, bu ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya █████/2024 ve █████/2025 tarihli faturaların düzenlendiği, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine ... .... .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ve davalının takibe itiraz ettiği, davacı vekilinin verilen hizmete rağmen fatura bedellerinin ödenmediğini, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatı talebiyle bu davayı açtığı, davalı vekilinin ise davacının hizmeti zamanında ve gereği gibi ifa etmediğini, bu nedenle zarara uğradıklarını, ayrıca fatura bedellerine mahsuben ödemeler yapıldığını ancak bu ödemelerin düşülmediğini savunarak davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
İİK'nın ilamsız icra takibinin düzenlendiği 62/1. maddesinde "İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.", 66/1. maddesinde "Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur..." ve 67. maddesinde "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemeleri yer almaktadır.
İcra dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklının 115.018,07 TL asıl alacak ve 2.948,72 TL işlemiş faizinin tahsili amacı ile .. .... .... Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine ilamsız icra takibine başladığı, örnek 7 ödeme emrinin borçluya █████/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin İİK'nın 62/1. maddesinde düzenlenen yedi günlük süresi içerisinde █████/2025 tarihli dilekçe ile icra dairesine başvurarak, borca, faize ve fer'ilerine itiraz ettiği, İİK'nın 66/1. maddesi gereğince itiraz üzerine icra takibinin durduğu, davacı alacaklının İİK'nın 67/1. maddesinde gösterilen bir senelik süre içerisinde █████/2025 tarihinde davalı borçlunun itirazının iptali için bu davayı açtığı görülmektedir.
TTK'nın 21/2. maddesi "Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır" hükmünü amirdir. Fatura tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz ise de, faturayı alan kişinin ticari defterlerine kaydetmesi, faturanın dayandığı temel borç ilişkisinin ve faturada yazılı mal veya hizmetin teslim alındığının kabulü anlamına gelir. Bu durumda ispat yükü, mal veya hizmeti almadığını veya bedelini ödediğini iddia eden ve faturayı defterlerine kaydeden alıcıya geçer.
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi Arzu Şeftalici tarafından düzenlenen █████/2026 tarihli raporda, tarafların ticari defter ve belgeleri ile vergi dairesi kayıtlarının incelendiği, davacının dava konusu █████/2024 tarihli 96.656,77 TL ve █████/2025 tarihli 58.289,95 TL bedelli faturaları usulüne uygun olarak düzenleyip kendi kayıtlarına aldığının görüldüğü, davalı şirketin de her iki faturayı kendi ticari defterlerine borç olarak kaydettiğinin tespit edildiği, davalının 2024 ve 2025 yılı sonlarında davacıya olan borç hesabını banka ödemesi açıklamasıyla kapattığına dair muhasebe kayıtları bulunmakla birlikte, bu ödemelere ilişkin herhangi bir banka dekontu veya ekstre sunamadığı, bu nedenle ödeme kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı ve sadece hesap kapatmaya yönelik yapıldığının anlaşıldığı, bu doğrultuda davacının, takip talebinde belirttiği ve kısmi tahsilatları düştükten sonra kalan 115.018,07 TL asıl alacak bakımından haklı olduğunun tespit edildiği, ancak takipte talep edilen 2.948,72 TL işlemiş faiz miktarının, TTK'nın 1530. maddesine göre yapılan hesaplamayla uyumlu olmadığı ve takip tarihinden önce davalının temerrüde düşürülmediği bildirilmiştir.
Davacı vekili █████/2026 tarihli bilirkişi raporuna karşı verdiği beyan dilekçesinde, raporun alacaklarının varlığını doğruladığını, davalının ödeme savunmasının çürütüldüğünü, raporda tespit edilen 115.018,07 TL asıl alacağın takip dosyası ile uyumlu olduğunu, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğunu belirterek raporun mahkemece esas alınmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde,... ... .... Esas sayılı takip dosyası, █████/2024 ve █████/2025 tarihli faturalar, tarafların ticari defter ve kayıtları, Ba-Bs formları, mahkememizce dosyaya uygun ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan █████/2026 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Taraflar arasında nakliye hizmetinden kaynaklanan ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında davacı tarafından düzenlenen dava konusu faturaların davalı tarafça ticari defterlerine kaydedildiği, TTK'nın 21/2. maddesi ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca faturanın ticari defterlere kaydedilmesinin, faturanın dayandığı temel borç ilişkisinin ve hizmetin alındığının kabulü niteliğinde olduğu, bu durumda ispat yükünün, hizmetin bedelini ödediğini iddia eden davalıya geçtiği, davalının ödeme savunmasını destekler nitelikte herhangi bir banka dekontu, makbuz veya başkaca bir delil sunamadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da davalının defterlerindeki ödeme kayıtlarının gerçeği yansıtmadığının ve sadece hesap kapatma amaçlı olduğunun tespit edildiği, bu suretle davacının takip konusu yaptığı 115.018,07 TL asıl alacağının varlığının sabit olduğu, davalı borçlunun icra takibine itirazının bu miktar yönünden haksız olduğu, alacağın davalının kendi ticari defterlerinde kayıtlı olması nedeniyle likit ve belirlenebilir nitelikte olduğu, bu nedenle davacının İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatı talep etme hakkının doğduğu, bilirkişi raporunda takipte talep edilen işlemiş faiz alacağının yerinde olmadığının tespit edildiği, ayrıca icra dosyasına sunulan borca itiraz dilekçesinde ileri sürülen zamanaşımı def'inin, TTK'nın 856. maddesi uyarınca, █████/2024 ve █████/2025 fatura tarihlerinden itibaren bir yıllık süre içince █████/2025 tarihinde icra takibine başlandığı ve █████/2025 tarihinde dava açıldığı anlaşıldığından yerinde olmadığı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulü ile, davalı borçlunun ... .... .... esas sayılı icra takibine yaptığı █████/2025 tarihli İTİRAZININ 115.018,07 TL'lik asıl alacak bölümü üzerinden İPTALİ ile takibin 115.018,07 TL asıl alacak yönünden DEVAMINA, takipten sonra asıl alacağa 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, takip tarihine kadar işlemiş faize itirazın iptali isteminin reddine,
2-İİK'nun 67/2. maddesi uyarınca davalı borçlunun itirazının haksız olduğu anlaşıldığından, alacağın borçlu tarafından bilinebilir ve hesaplanabilir olduğu da gözetilerek iki tarafın durumuna ve davanın tahammülüne göre, itirazının iptaline karar verilen takibe konu asıl alacak miktarı olan 115.018,07 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 23.003,61 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Kabul edilen 115.018,07 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 7.856,88 TL karar ve ilam harcından 1.424,75 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 6.432,13 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 1.424,75 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 2.127,65 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının karşıladığı 115,00 TL yazışma gideri, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.115,00 TL yargılama giderinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 5.962,15 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 152,85 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 114,98 TL'sinin davacıdan, 4.485,02 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 115.018,07 TL üzerinden takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 2.948,72 TL üzerinden takdir edilen 2.948,72 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile ...Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
... .... ....
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!