Konya BAM, ticari ilişki kapsamında tesis edilen ipoteğin kaldırılması talepli davada verilen görevsizlik kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu istinaf başvurusunda, davacı tarafından yetkilisi olduğu şirketin davalı firmaya olan ticari borcuna karşılık kendi taşınmazına kurulan ipoteğin borcun ödendiği gerekçesiyle kaldırılması talep edilmiş, ancak ilk derece mahkemesi uyuşmazlığın ticari nitelikte olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir; davacı vekili ise, ipoteğin şirketler arası ticari ilişkiden doğduğunu ve davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini savunarak yerel mahkemenin görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmektedir.

T.C. KONYA BAM 1. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ... KARAR NO : ...T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KÂTİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI: ... Esas ... Karar DAVACI : .... VEKİLİ : Av...DAVALI : .... VEKİLİ : Av...DAVANIN KONUSU : İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki))DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026İSTİNAF KARAR TARİHİ : █████/2026 Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında █████/2026 tarihli kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine dosya dairemize tevzi edilmekle yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı .... tarafından davalı şirket lehine Konya İli Selçuklu İlçesi ..... Mahallesi ... parsel ... pafta'da bulunan kargir apartmanın ... Blok .... Kat No:.... numaralı bağımsız bölümü üzerinde 15.09.2017 tarih ve ...... yevmiye numaralı işlem ile ipotek tesis edildiğini, tesis edilen bu ipotegin davacının yetkilisi olduğu ......'nin 500.000,00 TL'lik borcuna ilişkin tesis edilmiş olup hali hazırda tescile esas olan sebep ortadan kalktığını, bu sebeple ipoteğin kaldırılması gerektiğini, bu nedenlerle Konya İli Selçuklu İlçesi ..... Mahallesi ... parsel ... pafta'da kayıtlı bulunan taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı, dava dilekçesinde müvekkillerinin yetkilisi olduğu ......'nın davalı şirkete olan 500.000,00-TL borcunun ödendiğini, ......'nin davalı şirkete herhangi bir borcunun kalmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona erdiğine bu nedenle tesis edilen ipotek tescil işleminin yolsuz kaldığına yönelik iddiasının maddi gerçeğe aykırı olduğunu, dava dışı ...... ile davalı müvekkili şirket arasında cari hesaba konu fatura alacaklarından doğan ticari satım ilişkisi mevcut olduğunu, dava dışı şirketin müvekkili şirkete olan borcuna karşılık olarak davacı ....'ye ait taşınmaz üzerine 500.000,00-TL bedelli ipotek tesis edildiğini, davacı tarafından dava dışı şirketin davalı müvekkili şirkete 500.000,00-TL ödediğini bu nedenle ipoteğin kaldırılması gerektiği talep edilmişse de dava dışı şirketi denkleştirici adalet ilkesi gereğince munzam zarar ilişkin açmış oldukları alacak davası hariç hali hazırda müvekkili şirkete faiz ve feriler hariç bakiye 83.487,45-TL borcu bulunması nedeniyle borç tamamen sona ermediğinden ipoteğin kaldırılması mümkün olmadığını, Türk Medeni Kanunu Madde 883 "Alacak sona erince ipotekli taşınmazın maliki, alacaklıdan ipoteği terkin ettirmesini isteyebilir." hükmüne amirdir. Taşınmaz malikinin ancak alacak sona erince ipoteğin terkin edilmesini isteme hakkına sahip olduğu, borcun tamamı ödenmeden yani alacak sona ermeden TMK.nın 883. maddesine göre davacının ipoteğin fekkini talep etme hakkı bulunmadığı Yasanın amir hükmü olduğunu, somut durumda alacağın devam ettiği dava dışı ......'nin halen müvekkili şirkete denkleştirici adalet ilkesi gereğince hesaplanacak munzam zarar, faiz ve fer'ileri hariç 83.487,45-TL bakiye borcunun bulunması nedeniyle ipoteğin kaldırılmasının istenemeyeceği her türlü izahtan vareste olduğunu, bu nedenlerle davacı tarafın haksız ve yersiz ikame ettiği davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARAR ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın 6100 sayılı HMK m. 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevli olmadığı anlaşıldığından dava şartı yokluğundan usulden reddine, davaya bakmakla görevli mahkemenin T.C. Konya nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, Görevsizlik Kararımız Kesinleştiğinde ve Mahkememizin görevsiz olduğu yönünde hüküm kurulması durumunda; 6100 Sayılı Kanunun 20/1. Maddesi gereğince iki haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talepte bulunulması halinde dosyanın görevli T.C. Konya nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi takdirde dava açılmamış sayılacağının ve bu konuda resen karar verileceğinin ihtarına karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin eldeki davanın ticari nitelikte olmadığı gerekçesiyle verdiği görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, uyuşmazlığa konu ipoteğin müvekkilinin şahsi bir borcu için değil, yetkilisi olduğu ......'nin davalı şirket ile arasındaki cari hesaba dayalı ticari satım ilişkisinden doğan 500.000,00 TL'lik borcuna istinaden tesis edildiğini, davalı tarafın da cevap dilekçesinde bu durumun şirketler arası ticari ilişkiden kaynaklandığını açıkça ikrar ettiğini, mahkemenin bu ilişkiyi "kullanım ödüncü" olarak nitelendirmesinin maddi gerçeklerle bağdaşmadığını ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanması nedeniyle TTK madde 4/1 uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğunu, sunulan Yargıtay içtihatlarının da temel ilişkinin ticari mahiyette olması durumunda davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini teyit ettiğini belirterek istinaf dilekçesindeki gerekçelerle eksik incelemeyle verilen görevsizlik kararının kaldırılmasını ve davanın esasına girilerek kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin verdiği görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı tarafın ipoteğin ticari ilişkiden kaynaklandığı ve bu nedenle ticaret mahkemesinin görevli olduğu yönündeki iddialarının hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, ipoteğin kaldırılması talebine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (H.M.K.'nın) 4.maddesinde "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. (2) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır. Bu fıkrada belirtilen parasal sınır, 6100 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre artırılır.", 5.maddesinde "(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (2) Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir. (3) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (4) Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması, görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya devam eder." denilmektedir. Ticarî davalar; mutlak ticarî davalar, nispi ticarî davalar ve yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Bir davanın ticarî dava sayılmasına bağlanan en önemli sonuç, o davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi ve buna bağlı olarak özel birtakım usul kurallarına tabi olmasıdır. Hangi iş ve uyuşmazlıkların ticarî dava sayıldığı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) ve bazı özel kanunlarda sınırlı olarak belirtilmiştir (Börü, Levent/ Koçyiğit, İlker; Ticari Dava, 2. Baskı, Ankara 2021, s. 27).Mutlak ticarî davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticarî işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticarî sayılan davalardır. Mutlak ticarî davalar, TTK’nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunlar yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticarî İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticarî davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticarî dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticarî işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticarî dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticarî dava sayılan davalardır.Nispi ticarî davalar, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticarî nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî iş sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Ticarî iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan bir işin diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir.Üçüncü grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticarî dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticarî davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da yeterli görülmüştür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2020/(13)3-254 Esas ███████ Karar sayılı kararı.)Açıklanan nedenlerle, 6102 sayılı T.T.K.'nın 4,5.vd.maddesine, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilememiş olmasına, istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplere, istinaf edenin sıfatına ve tüm dosya kapsamına göre, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış davacının istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı H.M.K.'nın 353/1-b.(1) maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM :1-)Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında █████/2026 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı tarafın istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-)İstinaf eden davacı tarafından istinaf karar harcı peşin yatırıldığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-)İstinaf eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-)İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-)6100 sayılı H.M.K'nın 333. maddesi uyarınca kullanılmayıp kalan gider avansının olması durumunda sarf edene iadesine,6-)Kararın taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı H.M.K.'nın 361/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Başkan... ¸e-imzalı Üye... ¸e-imzalı Üye... ¸e-imzalı Kâtip...¸e-imzalı GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2026 "Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır."