Muris muvazaası iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, miras bırakanın mal kaçırma kastının kanıtlanamaması üzerine davanın reddedilmesi ve temyiz başvurusunun oy birliğiyle onanması.
Özet: Miras bırakanın diyabet hastasıyken ve ağır hastalık geçirmişken mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla taşınmazı oğullarına muvazaalı olarak temlik ettiği iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde denkleştirme ve tenkis davasında; davalılar, taşınmazın muris ve oğullarının ortak katkılarıyla edinildiğini, murisin tüm çocuklarına eşit davrandığını ve mal kaçırma amacı olmadığını ileri sürmüş, ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, murisin mal kaçırma kastıyla hareket ettiğinin ispat edilemediği, taşınmazın ortak katkılarla yapılıp erkek çocuklar arasında paylaştırılmasının amaçlandığı ve murisin tüm mirasçılarla ilişkilerinin iyi olduğu gerekçeleriyle davayı reddetmiş olup, bu ret kararı temyiz incelemesi sonucunda usul ve kanuna uygun bulunarak onanmıştır.
1. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde denkleştirme ve tenkis istemine ilişkindir.
Davacılar vekili; tarafların murisi ...'in 24 54... parsel sayılı taşınmazını 18.08.1999 tarihinde mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak oğulları davalılara temlik ettiğini, murisin diyabet hastası olduğunu ve satış tarihine yakın bir zamanda ağır bir hastalık geçirerek komaya girdiğini, murisin davalılara taşınmazı satmak gibi bir amacı bulunmadığını ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına payları oranında tapuya tescilini, olmadığı takdirde denkleştirme veya tenkisini talep etmiştir.
Davalılar vekili, murisin 1983 yılında oğulları ... ve ... için tornacı dükkanı açarak ortaklık kurduklarını, yıllarca birlikte çalıştıklarını, bu ortaklıktan elde edilen gelirlerle dava konusu olan 24 54... parsel ile 188 parsel sayılı taşınmazın alındığını, 188 parselin 1993 yılında ... ve davacıların babası ... adına tescil edildiğini, dava konusu 187 parselin ise inşaatı bitince davalılar adına tescil ettirildiğini, dava konusu taşınmazın hemen yanındaki diğer taşınmazın 1/2'sinin de davacıların murisi ... adına tescil edildiğini ve bu tescilin davalılara yapılan tescilden altı yedi sene önce yapıldığını, murisin tüm çocuklarına eşit davrandığını, eşit oranda mal paylaştırdığını, murisin 2006 yılında ölen oğlu ...'in çocukları olan davacıların tüm masraflarını karşıladığını, eğitim-öğretim giderlerini ödediğini ve hatta ortaklıktan alınan bir aracı davacıların annesi ... adına tescil ettirdiğini, Karatay'da daire satın alındığını, bedelinin davalılar tarafından karşılandığını, murisin akıl sağlığının yerinde olduğunu, denkleştirme ve tenkis yönünden zamanaşımı süresinin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazdaki ve komşu taşınmazdaki toplam 4 dairenin muris ve 4 erkek çocuğunun katkılarıyla yapıldığı ve murisin bu daireleri erkek çocukları arasında paylaştırmayı amaçladığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine murisin tüm mirasçılarla sosyal ve beşeri ilişkilerinin iyi olduğu, satış bedeli ile gerçek değer arasındaki farkın tek başına muvazaa olgusunu kanıtlamaya yeterli olmadığı, murisin mal kaçırması için herhangi bir sebebinin olmadığı, dinlenen davacı tanık beyanlarında temlikin mal kaçırma amacıyla yapıldığı yönünde bir açıklama yer almadığı, murisin diğer mirasçılardan mal kaçırma veya saklı payı ihlal kastıyla davaya konu taşınmazı davalıya temlik ettiğinin ispat yükü üzerine düşen davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Harç peşin alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 16.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!