Miras kaynaklı tapu iptali ve tescil davasında, Yargıtay bozmasına uyularak verilen ek kararda davacıların feragat beyanının yanlış yorumlanması ve hükmün yeniden tesis edilmesi gerekliliği.
Özet: Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, Yargıtayın zilyetliğin taksim karinesi oluşturmadığı yönündeki bozma kararına uyularak, taşınmazların miras payları oranında tesciline, bazıları için feragat nedeniyle reddine, devredilenler için bedele hükmedilmiştir; ancak temyiz incelemesi sırasında belirli davacıların davadan feragat ettiğini bildiren dilekçeye rağmen, mahkemenin ek kararında bu feragat beyanını hatalı yorumlayarak sadece tek bir parsel yönünden ret kararı vermesi doğru bulunmamış, anılan davacılar yönünden feragat nedeniyle karar verilerek hükmün yeniden tesis edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

EK KARAR TARİHİ : 19.02.2025
SAYISI : ████████ E., ███████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sonucu, Kocaeli ili, Kandıra ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 1 03... ve 21, 1 05... , 1 11... , 1 39... , 26, 33, 71, 73, 1 59... , 45, 51, 59, 61, 127, 130, 135 parsel sayılı taşınmazlar intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacılar ve asli müdahil; miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescili isteğiyle dava açmışlar, bilahare asli müdahil ve davacılar vekili 1 23... , 1 59... , 1 29... , 1 54... , 1 25... , 1 40... ve 1 10... parsel sayılı (asıl ve birleştirilen davada dava konusu) taşınmazlar yönünden davadan feragat edildiğini bildirmiş, bozma kararından sonra ise davalı ... tarafından dava dışı kişilere devredilen 1 39... ve 1 05... parsel parsel sayılı taşınmazlara ilişkin seçimlik haklarını eski malike karşı tazminat olarak kullanmak istediklerini belirtmiştir.
Davalı ...; bir kısım taşınmazların davacı taraf ile müşterek kök murisleri ...’den geldiğini ancak mirasçılardan bazılarının taşınmazlardaki miras paylarını kendisine devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; temyize konu taşınmazların tarafların kök murisi ...’den geldiği, kök murisin ölümünden sonra taşınmazların tarafların müşterek murisi olan ... oğlu ... tarafından, onun da ölümünden sonra davalı tarafından kullanıldığı, söz konusu kullanım süresinin bir insan ömrünü aşar nitelikte olduğu ve murisin terekesinin taksim edilmediğinin de davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesi davanın reddine karar verilmiş, kararın asli müdahil ve davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; uzun süre kullanımın taksime karine oluşturduğundan söz edilebilmesi için zilyedin taksim olgusuna dayanması zorunlu olduğu gibi, taksimi kanıtlama yükümlülüğünün de bu olguyu iddia eden tarafa ait olduğu, somut olayda ise davalı tarafça, temyize konu taşınmazların kök murisin ölümünden sonra taksim edildiği iddia edilmediğinden bahsedilerek kök muris ...’den oğlu ...’ye gelen miras payının, davacıların miras payları oranında iptali ile adlarına tesciline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, (asıl dava yönünden) 1 29... , 1 23... , 1 25... , 1 59... , 1 40... parsel sayılı ve (birleştirilen dava yönünden) 1 54... ile 1 10... parsel sayılı taşınmazlar yönünden feragat nedeniyle davanın reddine; bozma kararında belirtilen gerekçe benimsenmek suretiyle 1 39... ve 1 05... parsel yönünden bedele, dava konusu diğer taşınmazlar yönünden asli müdahil ve davacıların payları oranında iptal-tescile karar verilmiş, verilen karar davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra davacılar vekilinin 19.09.2022 tarihli dilekçe ile davacılardan ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davadan feragat ettiklerini bildirmesi üzerine Dairece; temyiz incelemesi aşamasında ortaya çıkan feragat hususunda ek karar verilmek üzere dosya Mahkemesine gönderilmiş, bunun üzerine Mahkemece 19.02.2025 tarihli Ek Kararla; dava konusu 1 11... parsel sayılı taşınmaz yönünden davadan feragat edildiği gerekçesiyle anılan 1 11... parsel sayılı taşınmaz yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, dava konusu diğer taşınmazlar yönünden önceki hüküm aynı şekilde tesis edilmek suretiyle karar verilmiştir.
Somut olayda; davacılar vekili tarafından verilen 19.09.2022 tarihli dilekçe ile davacılardan ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davadan feragat edildiği bildirilmesine rağmen, Mahkemece sadece dava konusu 1 11... parsel sayılı taşınmaz yönünden davadan feragat edildiğinden bahisle, söz konusu feragat beyanı yanlış yorumlanmak suretiyle yazılı şekilde 1 11... parsel sayılı taşınmaz yönünden feragat nedeniyle davanın reddine dair 19.02.2025 tarihli ek kararın doğru olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.
Hâl böyle olunca, davacılardan ..., ..., ..., ... ve ...'ın davadan feragat ettiği gözetilerek anılan davacılar yönünden feragat nedeniyle karar verilmesi ve anılan husus da dikkate alınarak hükmün yeniden tesis edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Tarafların açıklanan nedenle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, Mahkemenin 19.02.2025 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA, Mahkemenin 20.01.2021 tarihli kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın Kandıra 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!