7. Ceza Dairesi, 1072 Sayılı Kanuna muhalefet suçunda yapılan aramanın hukuka uygunluğunu kabul ederken, Anayasa Mahkemesinin seri yargılama usulü iptal kararı nedeniyle istinaf hükmünü bozdu.
Özet: Yargıtay, 1072 sayılı kanuna muhalefet suçundan verilen mahkumiyet hükmünü, sanık müdafiinin ileri sürdüğü aramanın hukuka aykırılığı iddialarını reddederek, ancak Anayasa Mahkemesinin seri yargılama usulüne ilişkin iptal kararı nedeniyle dosyanın bu usul yönünden yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu bulunduğundan bozarak, hükmü ilk derece mahkemesine geri göndermiştir.
7. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
SUÇ : 1072 sayılı Kanun'a muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
Menderes 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.01.2020 tarihli ve ████████ E., 2020/2 K. sayılı kararı ile sanığın, 1072 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, neticeten hapisten çevrilen 6.000,00 TL ve doğrudan verilen 1.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. İstinaf
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 07.12.2021 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak, sanığın, zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle, 1072 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan neticeten 1 yıl 15 gün hapis ve 2.080,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, zincirleme suç kapsamında değerlendirilen kesinleşmiş 10 ay hapis ve 1.660,00 TL adlî para cezasının mahsubuna karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık müdafiin temyiz istemi, kolluk görevlileri tarafınan önceden tespit yapılmasına rağmen önleme araması kararına istinaden yapılan aramanın hukuka aykırı olduğuna, sanığın olayın meydana geldiği yerin işletmecisi olduğunu gösteren herhangi bir delil bulunmadığına, sanığın bu iş yerinde garson olarak çalıştığına, sanığın üzerine atılı suçu işlediğini gösterir her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmadığına ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Her ne kadar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinde arama işleminin hukuka aykırı olduğu düşüncesiyle kararın bozulması yönünde görüş bildirilmiş ise de açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan iş yerinde açıkta ve gözle görülür şekildeki tombala makinesi ve yine tombala oynatırken kullanılan diğer malzemelerin muhafaza altına alındığı, kolluk görevlilerinin bu işleminin gizlenmiş bir şeyi bulmaya çalışma ve araştırma anlamına gelen arama olarak değerlendirilemeyeceği, kolluk görevlilerince gerçekleştirilen işlemlere yönelik sanığın bir itirazının bulunmadığı, özel hayatın gizliliği (Anayasa madde 20) konut/iş yeri dokunulmazlığının ihlali (Anayasa madde 21) ve mülkiyet hakkının (Anayasa madde 35) özü ile bağdaşmayan ve keyfî muamelelere karşı öngörülen usuli teminatları etkisiz kılacak biçimde ve hukuken geçerli olmayan rızaya dayalı bir teslim olgusu da söz konusu olmadığından, suçun delili ve konusunu oluşturan, açıkta ve gözle görülür şekildeki eşyaların muhafaza altına alınmasına yönelik yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, bu nedenle ele geçirilen eşyaların hukuka uygun yöntem ile elde edildiği anlaşılmakla, tebliğnamedeki bu yönden bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı anlaşıldığından, sanık müdafiin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedeni dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 23. maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 250. maddesinde hüküm altına alınan seri yargılama usulüne ilişkin aynı Kanun'un Geçici 5/1-d maddesinde yer alan“…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin "seri muhakeme usulü" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. ve 5271 sayılı Kanun'un 250. maddeleri uyarınca dosyanın “seri yargılama usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 07.12.2021 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdîren Menderes 2. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.03.2026 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!