Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, kadastro parselinin mera niteliği ve asli müdahilin mülkiyet iddialarının reddi kararını onadı.
Özet: Kadastro sırasında malik hanesi açık bırakılan ve köy tüzel kişiliğince mera olduğu iddia edilen geniş bir taşınmazın mülkiyet uyuşmazlığında, tapu kaydı ve zilyetliğe dayanarak hak iddia eden asli müdahilin talepleri, önceki bir Yargıtay bozma kararına uyularak yapılan keşif, bilirkişi incelemesi ve delil değerlendirmesi sonucunda taşınmazın mera vasfında olduğu, müdahil iddialarının ise dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesince reddedilmişti; Yargıtay, bu kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, bozma ilamına titizlikle uyulduğunu ve temyiz itirazlarının yerinde olmadığını belirterek, asli müdahilin temyizini reddetmiş ve ilk derece mahkemesi kararını nihai olarak onamıştır.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., 2024/2 K. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar asli müdahil ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro çalışmaları sırasında, ... ili .. ilçesi Ilısu köyü çalışma alanında bulunan 1 27... parsel sayılı 148.993,91 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğu belirtilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. 2. Davacı ... Tüzel Kişiliği temsilcisi dava dilekçesinde; kamu orta malı niteliğinde mera vasfıyla köy sınırları içerisinde yer alan taşınmaza davalı ... ... ve diğerlerince el atıldığını ileri sürerek, müdahalenin men'ine karar verilmesini talep etmiştir.3. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; tapu kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle dava konusu taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.4. Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davaya konu olan parsel hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.II. CEVAPDavalı ... ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkillerinin zilyetliğinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 01.11.1990 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... Tüzel Kişiliği ve davalı ... Ali Paşa ve arkadaşları tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla "... ve ... asli müdahil olarak katılmışlar ve fakat dilekçeleri harçlandırılmadan davaya devam edilip bunların müdahalelerinin reddine karar verilmiştir. Öncelikle mümeyyizlerin asli müdahale dilekçeleri harçlandırılıp bunların da davaları incelenip ondan sonra bir karar verilmesi" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahalli bilirkişi ve taraf beyanları, tapu kayıtları ile bilirkişi raporlarına göre 1 27... parselin dört yönünün mera parselleriyle çevrili olduğu, müdahale dilekçelerinin asli müdahale niteliğinde bulunmadığı, dayanak tapu kayıtlarının mevki ve sınır itibarıyla dava konusu taşınmazı kapsamadığı ve bağlantısız olduğu anlaşılmakla taşınmazın mera niteliğinde olduğu gerekçesiyle davaların reddi ile taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriAsli müdahil ... temyiz dilekçesinde; keşfin mahallinde yapılmadığını, beyanlarının dava dışı 1 27... parsele ilişkin olduğunu, kendi parselinden feragat etmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın mera niteliğinde olup olmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil ...'ın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Asli müdahil ...'ın temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden asli müdahil ...'dan alınmasına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.