İstinaf kapsamı dışı hırsızlık hükmünün kesinleşmesiyle verilen kararların hükümsüzlüğü ve konut dokunulmazlığında gece vakti işlenme çelişkisinin temyiz incelemesi.
Özet: Sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinden, savcılığın yalnızca konut dokunulmazlığını ihlal suçuna yönelik istinaf talebi üzerine, hırsızlık suçundan verilen hükmün kesinleştiğine karar verilmiş; bu nedenle bölge adliye mahkemesinin istinaf kapsamına girmeyen hırsızlık suçuna ilişkin bozma kararının hukuki değerden yoksun olduğu belirtilerek, kanun yolu mercilerinin inceleme yetkisinin yalnızca başvuruya konu edilen hususlarla sınırlı olduğu ilkesi vurgulanmıştır.
2. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
I. Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde
Sanık hakkında Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli kararıyla konut dokunulmazlığının ihlâli ve hırsızlık suçlarından mahkûmiyet hükümleri verildiği, O yer Cumhuriyet savcısının yalnızca konut dokunulmazlığının ihlâli suçu yönünden sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 116/4. maddesinin uygulanması gerektiğinden bahisle istinaf talebine konu yapıldığı, sanık veya katılan tarafından istinaf talebinde bulunulmadığı, bu hâliyle O yer Cumhuriyet savcısının aleyhe istinaf talebinin de sadece konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik olduğu, istinaf talebi kapsamına göre sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hüküm hakkında kanun yolu başvurusunda bulunulmadan kesinleşmiş sayılması gerektiği gözetilmeden bölge adliye mahkemesince hırsızlık suçundan kurulan hükmünde bozma kararı kapsamına alınmış olması karşısında; istinaf talebine konu olmayan bir hükmün kanun yolu merciince inceleme konusu yapılamayacağına ilişkin ilke dikkate alındığında hırsızlık suçundan kurulan hükmün yukarda belirtildiği gibi kesinleşmiş sayılacağı dikkate alındığında, hırsızlık suçu yönünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin 06.06.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı bozma kararı, bozma kararı üzerine verilen Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı, bu kararın istinaf edilmesi üzerine verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 08.11.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararının hukuki değerden yoksun olduklarının BELİRLENMESİNE,
II. Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin; "eksik inceleme ve araştırmayla varsayıma dayalı olarak karar verildiğine, delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne, müvekkili hakkında verilen cezanın yerinde olmadığına ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanığın beraat etmesi gerektiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik O yer Cumhuriyet savcısının istinaf talebi üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin 06.06.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile "Suç yeri olan Zeytinburnu ilçesinde olay tarihi itibariyle güneş doğuş saatinin saat 05.25 olduğu, bir saat öncesi olan saat 04.25'e kadar gece sayılacağı, olayla ilgili güvenlik görüntü kamera saatinin incelenmesinde, güvenlik kamerası suç saatinin saat 04.27 olarak görüldüğü, kamera saatinin güncelliği ile suç saatinin tam olarak tespiti yapılmadan suçun gece işlendiğinin kabulü ile, hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmünün TCK'nun 143. maddesi uyarınca 1/2 oranında artırılıp, olayın gece olduğu kabul edildiği halde konut dokunulmazlığını bozma suçuna TCK'nun 116/4. maddesinin uygulamayarak çelişkiye düşülmesi ve bu konuda Cumhuriyet Savcısının aleyhe istinafının olduğu nazara alınarak yukarıda izah olunduğu şekilde eylemin gece olup olmadığı tespitle sanığın hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçları yönünden hukuki durumunun değerlendirmesi gerektiği" gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, ████████ Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve ██████████ sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin 06.06.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile bozma üzerine Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ sayılı kararının hukuki değerden yoksun olduğu belirlenerek buna göre yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye değişik gerekçeyle uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!